9. Hukuk Dairesi 2025/9086 E. , 2026/55 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/1619 E., 2025/1340 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/875 E., 2021/22 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
9. Hukuk Dairesi 2025/9086 E. , 2026/55 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/1619 E., 2025/1340 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/875 E., 2021/22 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinden sonra açılan işe iade davası ile işe iadesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının talebine rağmen davalı ... (Belediye) tarafından işe başlatılmadığını, iş sözleşmesinin 12.07.2017 tarihi itibarıyla feshedildiğini, bu süreçte 01.03.2016-28.02.2018 tarihleri arasında geçerli olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan sosyal haklar da gözetilerek dava konusu alacakların ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fark kıdem ve ihbar tazminatları, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve yıllık ücretli alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle 12.02.2016 tarihinde feshedildiğini, davacının müvekkili Belediyeden herhangi bir alacağının bulunmadığını, tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda kesinleşen işe iade kararı sonrası davacının 09.06.2017 tarihli ihtarnameyle işe başlatılmayı talep ettiği, söz konusu ihtarnamenin davalı Belediyeye 12.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından davacının işe davet edildiğine dair delil sunulmadığı, davacının işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve daha önce yapılan feshin geçersiz olduğuna dair kesin nitelikte mahkeme kararı olduğundan fark kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının çalıştığı dönemde işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, çalışma süresi 12.02.2016 tarihinden itibaren 4 ay süreyle 12.06.2016 tarihine kadar uzadığından 01.03.2016 tarihli toplu iş sözleşmesi hükümlerinde yer alan ücret, ücret artışları ile ayrıca 4 aylık döneme denk gelen sosyal ve ek yardımlardan davacının yararlanması gerektiği gerekçesiyle bu doğrultuda hesaplama yapılan ve ödenen miktarların mahsup edildiği, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının kabul edilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının tüm hak edişlerinin mevzuat ve toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda eksiksiz ödendiğini, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, bakiye kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, 2. Davacının işten çıkarıldıktan sonra ve işe iade talebinde bulunduğu sırada başka işyerinde sigortalı çalışması bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, 3. Hesaplamaların eksik inceleme ile yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, 4. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 5. Faiz türünün hatalı olduğunu, istinaf incelemesinde hatalı değerlendirme ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zamanaşımı, davacının kıdem, ihbar ve işe başlatmama tazminatları ile yıllık ücretli izin ve boşta geçen süre ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile bu tazminat ve alacakların hesaplanmasına ve hükmedilen faiz türüne ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 21/4 hükmünde işçinin işe başlatılması hâlinde varsa peşin ödenen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye yapılması gereken ödemelerden mahsup edileceği belirtildikten sonra devamında "İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre işçiye geçersiz sayılan fesih bildirimi ile bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse ihbar tazminatının ödenmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla, ihbar öneli usulüne uygun şekilde verilmiş veya önele ait ücret peşin ve eksiksiz ödenmiş ise ihbar tazminatının ödenmesi gerekmeyecektir. Davacı taraf dava dilekçesinde belirlenecek son ücrete göre ödenmesi gereken fark ihbar tazminatının ödenmesini talep etmiştir. Geçersiz sayılan fesih tarihindeki koşullara göre ise davacıya net 30.024,92 TL ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı ihtilaf dışıdır. Dolayısıyla davacıya 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresine ait ücretin fesih sırasında peşin olarak ödendiği anlaşıldığından, dava konusu ihbar tazminatı talebinin reddine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır. 3. Boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının hesaplanması da taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işverence sağlanan yol ücreti hesap unsuru olarak kabul edilmek suretiyle boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı hesaplanmıştır. Ancak işçinin fiilen çalışmadığı 4 aylık dönemde işe gidip gelmesi söz konusu olmayacağından, işçinin pozitif anlamda bir gelir kaybı olmadığı gibi tasarruf edemediği yahut malvarlığından eksilen bir miktar da bulunmamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse aynı durum yemek yardımı için söz konusu değildir. İşverence işyerinde işçilere yemek verilmesi hâlinde, işçinin 4 aylık boşta geçirdiği süre içinde bu yemek yardımından yararlanması mümkün olamayacaktır. Bu durumda işçi, 4 aylık zaman dilimindeki yemek ihtiyacını kendi maddi imkânları ile sağlamak, yemek yardımının eksilmesi ile oluşan boşluğu kendisi ikame etmek zorundadır. Oysa işçi fiilen işe gitmediği takdirde, herhangi bir gelir kaybı olmadığı gibi yararlanamadığı yol yardımını ikame edecek bir harcama yapmak zorunda da değildir. Şu hâlde işverence sağlanan yol ücretinin, boşta geçen süre ücretine ilave edilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.