TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili 28/11/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin kuruluşundan bu yana resmi ve yasal ortağı olduğunu, davalı şirketin çok ortaklı bir yapıya sahip olu…
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili 28/11/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin kuruluşundan bu yana resmi ve yasal ortağı olduğunu, davalı şirketin çok ortaklı bir yapıya sahip olup piyasada reel olarak faaliyet gösterdiğini, şirketin yapı ve faaliyetleri ve davacının işi nedeniyle fiilen yönetiminde bulunamadığını ve uzaktan takip ettiğini, şirketi fiilen yönetenler ile davacının yakinen bir tanışmasının olmadığını, şu anda davacı ile davalı şirket yönetimi arasında uzun süredir fiili bir irtibatsızlık olduğunu, davacının şirket merkezine gidemediğini, şirket faaliyetlerinden haberdar olmadığını ve katkı sunamadığını, bu sebeple davacının şirket ortaklığından kaynaklı alması gereken kar payının kendisine verilmediğini, eldeki davayı da bu amaçla açtıklarını, şirketin kuruluşundan beri ne kadar kar elde ettiğini muhasebe kayıtlarına ulaşmalarının engellenmesi nedeniyle bilinemediğini, davacının kar payını almak için noter aracılığıyla ihtarname gönderdiğini ancak kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabulucu başvurusundan da bir sonuç alamadıklarını, davalı şirketin piyasada reel olarak iş yapan ve aktif malvarlığı bulunan, tanınan ve saygın bir konumu bulunduğunu, uzun bir süreden bu yana karlı biçimde çalıştığının söylendiğini, buna karşın müvekkilinin ortak olduğu süreç içerisinde söz konusu şirketten hiçbir şekilde kar payı ödemesi almadığını, bilindiği üzere TTK’nun 608. ve 610.maddeleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca şirketten kar payının istenebilmesi için öncelikle ortaklar kuruluna ve diğer ortaklara müracaat etmesi gerektiğini, bu sebeple yaptıkları noter ihtaratına olumlu bir cevap verilmemekle birlikte davacıya kar payı ödenmediğini ve bu amaçla ortaklar kurulunun toplanmadığını, davalı şirketin kuruluşundan beri kar payı dağıtmadığını, bu konuda ortaklar arasında uyuşmazlık çıktığını ve davalı şirketin direngen hale geldiğini, davacı ortağın kar payının tespit ve tahsilini mahkemeden isteme hakkı olduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının dava konusu şirketten alması gereken birikmiş kar payı alacağına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00-TL kar payı alacağının muaccel hale geldiği tarihten itibaren başlayacak en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23/10/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin tüm haklarının, ıslah, ek dava, bedel arttırma haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00TL olarak açmış oldukları davada alacak taleplerini 2.480.000,00TL'ye yükselttiklerini bu bedel üzerinden talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 29/12/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının açmış olduğu dava ile ilgili hukuksuz iddia ettiği gerçek dışı alacakların 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, taleplerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, davacının davasında bahsettiği hisse senetlerinin gerçekliği net ve kesin olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin vekili olarak tarafların beyanına göre davalı müvekkili şirkette davacıya ait herhangi bir hissesi, hisse senedi bulunmadığını, söz konusu hisse senetlerinin gerçekliği ve var ise ortaklığının durumu alanında uzman bilirkişi kurulunca davalı müvekkili şirket kayıtlarında yapılacak inceleme ve SPK kayıtlarına göre ortaya çıkacağını, davacının dava dilekçesindeki ilgili iddialarına ve sunduğu belgelere, belgelerdeki imza, mühür vs açıkça, kesin ve net biçimde itiraz ettiklerini, anonim şirketlerine böyle bir alacak davası açılabilmesi için öncelikle kar payı dağıtımı ile ilgili ana sözleşmede böyle bir hükmün bulunması gerektiğini, böyle bir hüküm bulunmadığında ise kar payı dağıtımı ile ilgili genel kurulda bu yönde bir karar alınması gerektiğini, genel kurulda bu şekilde bir karar alınmadığını, öncelikle ilgili genel kurul kararının iptali talep edilmesi gerektiğini ve ardından böyle bir dava açılması gerektiğini, ardından böyle bir davanın açılması gerektiğini, ancak müvekkili şirketin yetkilisinin tarafın beyanına göre ana sözleşmede kar payı dağıtımı ile ilgili bir hükmün bulunmadığını, genel kurul kararında bu yönde bir karar alınmadığını, müvekkili şirketin kar payı dağıtacak kar elde etmediğini ve genel kurulda kar payı ile ilgili bir karar almadığını, bu nedenlerle öncelikle davanın zamanaşımı yönüyle reddini, mahkememiz aksi kanaatte ise usulden reddini, bununda mümkün olmaması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememiz 09/11/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; "...davalı şirket genel kurullarında şirket karının dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadığından davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş olup Konya BAM . Hukuk Dairesinin 24/09/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; "...öncelikle işbu davanın dinlenebilmesi için davacının davalı şirkette hissedar olması ve hissedarlığının dava boyunca devam etmesi gerekmektedir. Davalı tarafça, davacının davalı şirkette herhangi bir hissesi, hisse senedinin bulunmadığı, hisse senetlerinin gerçekliği ve var ise ortaklığı durumunun bilirkişi kurulunca davalı şirket kayıtlarında yapılacak inceleme ve SPK kayıtlarına göre ortaya konulacağı savunulduğuna göre, re'sen nazara alınması gereken işbu hususta mahkemece öncelikle inceleme yapılması gerektiği, her ne kadar alınan bilirkişi raporunda davacının davalı şirket pay defterinde kayıtlı olduğu belirtilmiş ise de, davalı şirketin halka açık A.Ş. olduğunun da beyan edilmiş olması karşısında, davalı şirket pay defterindeki kayıtlar ile SPK kayıtları incelenmek sureti ile öncelikle davacının davalı şirkette hissedar olup olmadığı ve hissedar ise, hisse adedi belirlenerek işin esasının incelenmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA..." şeklinde karar verilmiştir. İstinaf kaldırma kararı gereğince dosya 21/11/2024 tarihinde mahkememiz yukarıda yazılı esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASINDA MAHKEMEMİZCE: Sermaye Piyasası Kurumundan davalı şirkete ait kayıtlar celp edilmiş, muhasebe uzmanı bilirkişiden raporlar alınmıştır. Muhasebe uzmanı 23/06/2025 tarihli ek raporunda özetle; "...1.Sermaye Piyasası Kurulu'nun 20.06.2025 tarihli Müzekkere Cevabında ,Kurulumuz nezdinde, hakkında işlem yapılan gerçek veya tüzel kişilere ilişkin olarak tutulan bir sicil kaydı ve Kurulumuz denetiminde bulunan kuruluşların ortaklık yapılarına ilişkin kayıt bulunmamakla birlikte, Kurul Karar Organının 28.12.2015 tarih ve 36/1657 sayılı kararıyla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (Kanun) kapsamından çıkarılan Şirket'in Kanun kapsamında olduğu yıllar içerisinde yapmış olduğu sermaye artırımlarına ilişkin tabloya aşağıda yer verilmiştir” bilgisi verilmiştir. 2.Müzekkere Cevabı ekinde gönderilen belgelerde, Davalı şirketin Sermaye artırımları; -1984 Yılında 40.000.000,00 TL'den 160.000.000,00 TL'ye -1997 Yılında 160.000.000,00 TL'den 5.000.000.000,00 TL'ye -2006 Yılında 5.000,00 YTL'den 250.000,00 YTL'ye çıkarılmıştır. 3.Müzekkere Cevabı ekinde gönderilen belgelerde, Davacı ... nolu ortak olduğu, 620 adet hisse sahibi olduğu, Sermaye miktarının 2.480.000,00 TL olduğu bilgisi verilmiştir. 4.Davalı şirketin 12 Aralık 2006 tarihli olağanüstü genel kurul tutanağının 5. Gündem Maddesinde “Yönetim kurulundan ... ve ... , 1 adet Hisse değerinin 4.000,00 TL olduğunu” beyan etmişlerdir. Davacı ... 620X4.000,00=2.480.000,00 TL sermaye miktarının olduğu..." şeklinde karar verilmiştir. DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE: Dava, şirket kar payı alacağının tahsili davasıdır. İstinaf Mahkemesinin yukarıda yer verilen kaldırma kararı üzerine dosyaya gelen müzekkere cevapları ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen denetime elverişli rapor içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacının davalı şirketin hissedarı olduğu ve böylelikle aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 408/2-d fıkrası uyarınca kar ve kazanç paylarının belirlenmesi ve dağıtılmasına ilişkin karar alma yetkisi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunmaktadır. Nitekim TTK'nun 507/1 fıkrası uyarınca pay sahibinin kara katılma hakkının doğması için genel kurulda kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre kar dağıtımı kararı almış olması zorunlu tutulmuştur. TTK'nın 411.maddesinde, sermayenin en az onda birine sahip pay sahiplerinin yönetim kurulundan yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebileceği, çağrı ve gündeme madde konulması isteminin noter aracılığıyla yapılacağı, yönetim kurulunun çağrıyı kabul etmesi halinde genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemelerden yola çıkıldığında; genel kurulca karar verilmeden herhangi bir organ ya da kişinin kar payını dava yoluyla isteyemeyeceği, aksi halin kabulü durumunda Mahkemelerin genel kurulun yerine geçerek şirketi ve ortakları bağlayacak şekilde kar dağıtımına karar vereceği ve bu durumun şirket ortakları arasındaki menfaat dengesini bozarak adil olmayan sonuçlara sebep olacağı neticesine varılmıştır. Davalı şirketin kuruluşundan itibaren incelenen genel kurullarında kar payı dağıtıma ilişkin bir karar alınmadığı anlaşılmaktadır. Zira, bazı genel kurullarda şirket karının sermaye ilavesine ve sermaye arttırımına kullanılacağının, bazı yıllara ilişkin genel kurullarda ise şirket karının dağıtılmayarak önceki yıllardaki şirket zararının kapatılmasına kullanılacağının, iş bu davanın açılmasından önceki son genel kurul olan 2018-2019-2020-2021 yıllarına ilişkin 08/06/2022 tarihli genel kurulda ise şirket karının dağıtılmamasınının karara bağlandığı görülmektedir. Davalı taraf vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kar payı muaccel hale gelmez. Gerek mülga 818 Sayılı BK'nın 128, gerekse 6098 Sayılı BK'nın 148. Maddesinde, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağı düzenlendiğinden, somut dosyada da kar payı alacağı muaccel hale gelmediğinden davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Bu itibarla şirket karının dağıtılması yönünde alınan genel kurul kararına rağmen karın dağıtılmadığı veya genel kurul kararı olmasa bile bu yönde bir fiili uygulamanın bulunduğu olguları ispat edilemediğinden davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Dava açılırken peşin alınan 170,78TL ve yargılama sırasında alınan 42.353,00TL ıslah harcı toplamı olan 42.523,778TL harçtan alınması gereken 615,40TL harcın mahsubu ile fazla alınan 41.908,38TL bakiye karar harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan 11,50TL vekalet suret harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-AAÜT'ye göre 364.400,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Karar tebliği için gereken masraflar dahil hükmün kesinleşmesine kadar yapılan tüm masraflardan sonra taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 8-İş bu davanın basit usule tabi olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nun 321/2. maddesi gereğince gerekçeli kararın herhangi bir talep aranmaksızın, re'sen dava taraflarına tebliğine, (Yargıtay HGK. ... E., ... K.,Ankara BAM . H.D. ... E. ... K., Konya BAM .HD. ... E, Adana BAM . HD ... E, İstanbul BAM . HD. ... E , Ankara BAM .HD ... E ... K) Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/12/2025 Başkan Üye Üye Katip