9. Hukuk Dairesi 2019/2714 E. , 2019/18491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davacı ve davalı avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve
**9. Hukuk Dairesi 2019/2714 E. , 2019/18491 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davacı ve davalı avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A)Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının 18/04/2004-06/09/2016tarihleri arasında üretim operatörü olarak davalı işverenin ... bulunan iş yerinde çalıştığını, müvekkilinin 06/09/2016 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden işten çıkarıldığını, davalı iş verenin fesih bildirimi düzenlediğini, bir örneğinin kendisine tebliğ edilmediğini, davalı işverenin fesih nedeninin "çalışmak isteyenleri engellemek, huzursuzluk çıkarmak, çalışanlara hakaret etmek, tehditkar hareket etmek, üretim formlarını doldurmamak" olarak açıklandığını, bu gerekçelerin tümden gerçek dışı olduğunu, fesih nedenin müvekkilinin iş yeri sendika temsilcilerinin görevden alınması ve ardından işten çıkarılması ile başlayan süreçte tümden haksız olan iş yerinin yanında yer almaması, tersine işten çıkarılan arkadaşlarını sahiplenmesi olduğunu, 2015 yılı sonlarına doğru davalı işverenin de tabi olduğu. ... - Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası arasında imzalanacak ... için hazırlıklar başladığını, iş yeri temsilcilerinin son derece doğal bir sendikal çalışma şeklinde Toplu İş Sözleşmesi taslağı hazırlayıp sendikanın örgütlü olduğu diğer işyerlerine de bu taslağı gönderdiğini, fabrika temsilcileri ile görüşmeler yapıldığını, bu durumdan haberdar olan davalı işverenin, " bu sene toplu iş sözleşmelerini sizinle yapmayacağız, siz burada olmayacaksınız" diyerek temsilcileri işten atmakla tehdit ettiğini, akabinde bu temsilcileri sendikaya şikayet ettiğini, davalı işverenin daha sonra işyeri baş temsilcisini, ardından 2. temsilciyi işten attığını, bu işçilerin hem işe iade davası açtığını hem de iş yerinin karşısında bulunan bir başka iş yerine ait arsada beklemeye başladığını, basına açıklamalar yaptığını, fabrikada bulunan tüm işçilerin de işe giriş ve çıkışlarda temsilcilere alkışlarla destek verdiğini ve son derece demokratik tarzda gelişen bu eylemler sırasında ne üretimde bir aksama ne de bir iş bırakma yavaşlatma yaşandığını, işverenin önce iş yerinin kapısına köpek bağladığını, işçilerin ana giriş kapısı yerine mevzuata uygun olmayan bir yoldan işe girip çıkmalarını istediğini, hatta bu köpeğin işçilerin birini ısırdığını, ardından 10 ' a yakın coplu-kasklı güvenlik görevlisi aldığını, iş yerinde çalışan tüm işçiler işe giriş ve çıkışlarda alkışlı etkinliğe katıldığı halde sadece müvekkilin ve 5 işçinin işten çıkarıldığını, feshin sendikal sebepler dışında bir nedeninin olmadığını beyanla davacının işe iadesini, fesihten itibaren boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık brüt ücretin davacıya ödenmesini, işe iade kararına uyulmadığı takdirde 12 aylık brüt ücret tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iş akdinin 06/09/2016 tarihine kadar sürdürdüğünü, iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğini, müvekkili iş yerinde sendika temsilcisi olarak görev yapan Kürşat Yalçın, ..., ... adlı işçilerin işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalamaya yetkili sendika tarafından görevden alındığını, bu görevden almanın davacı ile sendika arasındaki bir sorun olduğunu, diğer tüm çalışanlar gibi bu üç sendika eski temsilcilerinin normal çalışanlar gibi kendilerine düşen işleri yapmak ve çalışmak zorunda olduklarını, bu üç işçinin bu tarihten sonra iş yerinde huzursuzluk çıkartmaya başladığını, bu olayların 2 ay kadar sürdüğünü, işyerindeki çalışma barışı ve huzurunu bozduğu için Kürşat Yalçın' ın iş akdinin 08/03/2016 ve ...' in 22/03/2016 tarihinde iş kanunun işverene verdiği hak ile tazminatlı olarak fesih edilmek zorunda kalındığını, davacının iş akdinin feshinin bu olaylarla hiçbir ilgisinin olmadığını ve akdin fesih sebebinin farklı olduğu halde davacının bunu iş yerindeki eylemlere bağladığını, davacının iş akdinin feshinin nedeni olarak davranışlarının, yapabilecek olduğu işleri zamanında ve hatırlatma yapılmadan yapması gerekirken bilerek yapmaması, diğer arkadaşlarına kötü örnek olması, üretimi olumsuz yönde etkilemesi, üretim raporlarını doldurmaması ve mesai arkadaşlarına hakaret etmesi olduğunu, feshin sendikal nedenle yapıldığına ilişkin iddianın gerçek dışı olduğunu, iş yerinde örgütlü sendika bulunduğunu, ... görüşmelerinin devam ettiğini ve davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, ; " ..davacı tarafın feshin sendikal nedene dayandığı iddiasını ispatlayamadığı, davacının iş akdinin davalı işveren tarafından soyut gerekçelerle haksız,geçersiz, yasaya ve usule aykırı olarak feshedildiği..” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D)İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. E)İstinaf Sebepleri: Davacı tarafın istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler özetle; yerel mahkemece, sendikal tazminatın ispatlanamama gerekçesiyle reddedilmesinin dosya kapsamındaki delil durumuna ve emsal Yargıtay kararlarına aykırı olduğu, olayların gelişim süreci, davacı dahil işten çıkartılan işçilerin eylemlerde aktif olarak yer alması, dosya kapsamında dinlenen davalı ve davacı tanık beyanları, işverenin kaplama fesih gerekçesini ispatlayamaması birlikte değerlendirildiğinde; feshin tek sebebinin işyerindeki eylemler olduğu, Yerel Mahkemece karar verilirken, 6356 Sayılı yasanın 25. Maddesinde düzenlenen "fesih dışında işverenin sendika ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur." hükmünün de dikkate alınmadığı, somut olayda sendikal neden net olarak kanıtlandığından, müvekkilin işe iadesine, boşta geçen sürelere ait en çok 4 aya kadar olan ücret ve işçilik haklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fesih sendikal nedene dayandığından, 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 25.maddesinin 5.bendi uyarınca, iş bu dava sonunda müvekkilin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın müvekkilinin en az 12 aylık brüt ücreti tutarında sendikal tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi, şeklindedir. Davalı tarafın istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğu,feshin sendikal nedenle yapıldığına ilişkin iddianın gerçek dışı olduğu, işyerinde örgütlü sendika bulunmakta olup, tüm çalışanların bu sendika üyesi oldukları, örgütlü sendika ile ... yapıldığı ve ... imzalandığı, ayrıca müvekkili şirket yetkililerinin işveren sendikasına da üye oldukları, dolayısı ile işyerinden sendikal faaliyet sebebi ile davacının çıkarıldığına ilişkin beyanın doğru olmadığı, müvekkilinin kuruluşundan bu tarafa örgütlü sendikal faaliyetlere hep izin verdiği, davacının eylemleri sebebiyle disiplin kuruluna sevk edildiği ve işyeri disiplin kurulunun kararı ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiği, davacının akdin feshine neden olan işyeri içerisindeki eylemlerinin manevi bir baskı yaratarak çalışma hürriyetine engel olmaktan başka bir şey olmadığı, mahkeme gerekçesinin kabul edilemez olduğu, müvekkili şirketin tüm eylemlere ve haklı nedenle fesih hakkı doğmasına rağmen bunu kullanmadığı ve beklediği, ancak davacının davranışlarında değişiklik olmayınca iş akdinin kendisi için çekilmez hale geldiğini ve iş akdini feshettiğini, Yerel Mahkemece dinlenen tanıkların bütün bu olayları belirtmesine rağmen beyanlarının yetersiz görülmesinin kabul edilemez olduğu, davacının işyerinde sendika temsilcisi olarak hiç görev yapmadığı, bu durumun da sendikal nedenlerle fesih iddiasının asılsız olduğunu gösterdiği, dava dilekçesinin HMK 119.maddesi (f) ve (g) maddesine aykırı olarak düzenlenmiş olması sebebi ile MHK119/2 maddesi uyarınca dava dilekçesindeki eksikliğin giderilmesi için süre verilmesi, bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, ancak Mahkemece öncelikle usuli itirazları incelenmeden ve davacının bu usuli eksikliklerini gidermesi için süre tanınmadan hüküm kurulduğu, şeklindedir. F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin 2018/2263 esas sayılı dosyasının davacısı olan Kürşat Yalçın'ın görevden alınmasına dayanak belgelerin istenmesine ilişkin olarak sendikaya yazılan yazı cevabının, sendika işyeri baş temsilcisi olan Kürşat Yalçın'ın işveren sendikası ile yürütülen yeni dönem toplu iş sözleşmesi görüşmelerine ilişkin gerçek dışı ve sendika yöneticilerini suçlayıcı paylaşım ve davranışları nedeniyle görevden alındıklarına ilişkin soyut açıklamadan ibaret olduğu, davacı tanıklarının beyanlarında, işçi temsilcilerinin bu görevden alınması ve sonrasında işten çıkarılması nedeniyle eylem yaptıklarını, bu süreçte işçi temsilcisi atanmadığını, daha sonra sendikanın ve işverenin belirlediği üç temsilcinin atandığını, sendika ili görüşmek istediklerinde, sendika başkanını bulamadıklarını, yaptıkları eylemi sendikaya haber vermelerine rağmen ilgilenmediklerini, işyerinde üretimin daha fazla arttırılması dışında bir baskı olmadığını, işverenin işyerindeki panoya işçi temsilcileri için "bunlar jiletçi bunların psikolojik sorunları var bunların arkasından gitmeyin" şeklinde yazı astığını, eylemler sırasında üretimde bir aksama olmadığını, işverenin de eylemleri engellemeye çalışmadığını sadece sigara içme alanı ve fabrika girişine köpek bağladıklarını, davacının sürekli istirahat aldığı için işten çıkarıldığını, gerçek sebebin bu olmadığını, eyleme katılan yaklaşık 30 işçinin işten çıkarıldığını bildirdikleri; davalı tanığının da benzer beyanla işçi temsilcilerinin görevlerine son verilmesi ve işten çıkarılmaları nedeniyle işçi eylemlerinden söz ettiği ve eylemler sonrası yaklaşık 40 işçinin işten çıkarıldığını, davacının da eylem yapanlar arasında olduğunu, belinde rahatsızlık olduğu için sık sık istirahat aldığını beyan ettikleri , davacının istirahat raporlarının incelendiğinde ağırlıklı olarak bel ve eklem bozukluğu ile ilgili olduğu, esasen, dosyamız ve Dairemizin 2017/3275, 2017/2854 ve 2017/2263 esas sayılı istinaf incelemesine konu dosya kapsamları ve davalı şirketin 14 işçi hakkında iş ve çalışma hürriyetini ihlal, yasadışı grev, gürültü yapma ve çevreyi rahatsız etme, işgal ve çevreyi kirletme suçlamalarıyla yaptığı şikayete ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/6837 sayılı soruşturma dosyası kapsamı birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, sendika baş temsilcisi olan davacı ve diğer sendika temsilcilerinin bu görevlerinden alınmasından dolayı işçiler arasında huzursuzluk meydana geldiği, işverenin bu konuda etkin olduğunu düşünen işçiler tarafından çeşitli protesto eylemleri yapıldığı ve davalının da kabulünde olan bu eylemlerin yaklaşık iki ay sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu süreçte, toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam etmekte olup görevden alınan sendika temsilcilerinin yerine yaklaşık dört ay boyunca atama yapılmadığı ve toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin önemli bir kısmının işçi temsilcisi bulunmadan gerçekleştiği , sendika temsilcilerinin bu görevlerinden alınması ve giderek her üçünün de işten çıkartılması, buna yönelik davacının da aralarında olduğu bir kısım işçinin dayanışma ve protesto faaliyetlerinde bulunması, bu eylemlerin söz konusu işçi temsilcilerinin kendilerini daha etkin ve daha iyi temsil ettiği saikiyle gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, davacının ve diğer işçilerin üyesi bulunduğu sendikaya ve dolaylı olarak işverene karşı davranışlarının, toplu iş sözleşmesi düzenine yönelik geniş anlamda sendikal hak arayışı ve sendikal faaliyet olarak değerlendirilmesi zorunlu olup bu durum fesih işleminin sendikal fesih ile ilişkilendirilmesini gerektiği, yazılı fesih bildiriminde gösterilen fesih sebeplerinin gerek cevap dilekçesinde ve gerekse istinaf başvurusunda meydana gelen işçi eylemleri ile ilişkilendirilmiş olması, davacının toplu eylemler sona ermesine ve yapılan ihtarlara rağmen davranışlarını sürdürdüğü yönünde iddiada bulunulması, süreçte eylemlere katılan yaklaşık 30 işçinin işten çıkarıldığına yönelik tanık beyanları, Dairemizin 2017/2854 esas sayılı dosyasında işverenlikten temin edilen liste ile Ocak-Ekim/2016 tarihleri arasında 42 işçinin çeşitli sebeplerle işveren tarafından işten çıkarıldığı hususları dikkate alındığında, davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. G)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur. H) Gerekçe: İşverence yapılan feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, sendika üyeliklerini sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri gibi şartlara bağlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Yine, işçiler arasında çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından ayrım yapılamayacağı da yasada öngörülmüştür. Sendikal faaliyetlere katılma da güvence altına alınmıştır. Sözü edilen hükümlerden “fesih dışında” olanlara aykırılık halinde işçinin bir yıllık ücretinden az olmamak üzere tazminata tabi olduğu Yasada açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2014 tarihli oturumunda verilen 2013/1 E sayılı kararında, maddede yer alan “…fesih dışında…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, yürürlüğün durdurulması isteminin koşulları oluşmadığından talebinin reddine karar verilmiştir. Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine dair dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. İşçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür. Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden davacının iş sözleşmesi davalı işverenlikçe düzenlenen ve davacının tebliğden imtina ettiğine dair şerh içeren 06/09/2016 tarihli yazılı fesih bildirimde "Davranış, yapılabilecek olduğunuz işleri zamanında ve hatırlatma yapılmadan yapmanız gerekirken bilerek yapmamanız, diğer arkadaşlarınıza kötü örnek olmanız üretimi olumsuz yönde etkilemeniz, üretim raporlarını doldurmamanız, amirlerin verdiği iş ile ilgili kararlara itiraz ederek karşı çıkmanız, mesai arkadaşlarınızla uyumsuz olmanız sebebiyle iş akdinizin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25.maddesine istinaden 06/09/2016 tarihinde feshedilmiştir." denilerek feshedilmiştir. İşyerinde örgütlü bulunan ... Sendikası tarafından 19/01/2016 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na yetki tespiti başvurusunda bulunulduğu ve 22/02/2016 tarihinde verilen yetki belgesi uyarınca işveren sendikası ile ... Sendikası arasında toplu iş sözleşmesi prosedürünün devam ettiği, nihayetinde taraflar arasında 01/04/2016-31/03/2019 yürürlük tarihli Toplu İş Sözleşmesinin 10/06/2016 tarihinde imzalandığı tespit edilmiştir. Bu süreçte, davacının da üyesi olduğu ... Sendikası'nda sendika baş temsilcisi Kürşat Yalçın, sendika temsilcileri ... ve ...'ün Sendika Genel Yönetim Kurulu'nun 14/01/2016 tarihli kararı ile görevden alındıkları, boşalan sendika baş temsilciliği ve sendika temsilciliği görevlerine yeni atamanın 05/05/2016 tarih 1016 sayılı yazı ile işverenliğe bildirildiği anlaşılmaktadır. Dosyada ki bilgi ve belgelere göre, davacı 05.04.2013 tarihinde sendikaya üye olmuş, ancak üyeliğin hemen sonrasında iş akdi feshedilmemiş, iş akdi 06.09.2016 tarihinde feshedilmiştir. Davalı işyerinde davacı ve diğer sendika üyesi bir kısım işçinin sendika temsilcilerinin Sendika Genel Merkezince görevden alınmaları sebebiyle dava dışı sendika ile sorunlar yaşadıkları, davalı işverenliğinin bu yaşanan sorunlar ile ilgili olarak işçilerin üyesi oldukları sendika içi çekişmelere sendika yanında yer alarak olaylara etki ettiği yönünde delil bulunmadığı, ispat yükü kendisinde olan davacı işçinin iş akdinin sendikaya üye olması veya sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedildiğini mevcut delil durumuna göre ispat edemediği, ayrıca Dairemizde temyiz incelemesi yapılarak kesinleşen 2018/8659 Esas ve 2019/426 Karar sayılı ilam ve 2018/3934 esas ve 2018/21343 karar nolu ilamlarda da feshin sendikal nedenle yapıldığı iddiası ispatlanamadığından sendikal tazminat taleplerinin reddine dair verilen kararların dairemizce onandığı anlaşılmakla bölge adliye mahkemesinin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, 4-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine 5-Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca belirlenen 2.275,00 TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Alınması gereken 44,40 TL. karar-ilam harcından, 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile 15,20 TL. bakiye karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Davacının yaptığı toplam 466 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine, 9-Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Kesin olarak 21/10/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.