T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1589 KARAR NO : 2026/96 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1033 KARAR NO : 2024/170 DAVA TARİHİ : 28/12/2022 KARAR TARİHİ : 27/03/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 İzmir 7. Asliye Ticare…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1589 KARAR NO : 2026/96 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1033 KARAR NO : 2024/170 DAVA TARİHİ : 28/12/2022 KARAR TARİHİ : 27/03/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2024 Tarih ve 2022/1033 Esas 2024/170 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait 19 adet tesisatı için 05.01.2021, 10 adet tesisatı için 22.03.2021 tarihlerinde yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşmaların imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak elektrik tedarik etmiş olmasına rağmen, davalının elektrik tüketim faturalarının hiçbirini vadesi içinde ödemediğini, davalının 32947915 nolu tesisatının 2021 yılı nisan, temmuz, ağustos, eylül tüketim dönemine ilişkin ödenmemiş elektrik tüketim borçları ile ilgili olarak İzmir 28. İcra Müdürülüğünün 2021/12951, 33029650 nolu tesisatının 2021 yılı temmuz, ağustos, eylül tüketim dönemine ilişkin ödenmemiş elektrik tüketim borçları ile ilgili olarak İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2021/12952, 33003467 nolu tesisatının 2021 yılı temmuz , ağustos, eylül tüketim dönemine ilişkin ödenmemiş elektrik tüketim borçları ile ilgili olarak İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2021/12953 sayılı dosyalarında icra takipleri yapıldığını, davalının yalnız 2021/12953 sayılı icra dosyasına konu borcunu 23.09.2022 tarihinde ödediğini, 14 adet farklı tesisatın 2021 yılı temmuz, ağustos, eylül tüketim dönemine ilişkin ödenmemiş elektrik tüketim borçları ile ilgili olarak İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2021/12954 sayılı icra dosyası üzerinden takip yapıldığını ve davalının borcunu 23.12.2022 tarihinde ödediğini, 8 adet farklı tesisatının 2021 yılı ekim, kasım aralık ayında tahakkuk ettirilmiş ve ödenmemiş elektrik tüketim borçları ile ilgili olarak İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2022/7515 sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe konu borcun 23/09/2022 tarihinde ödendiğini, ikili anlaşmanın 10/3 maddesi uyarınca borcun ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, sözleşmenin 10/11 maddesinde cezai bedele ilişkin hükümlerin düzenlendiğini, bu madde uyarınca 15 adet ve 1.899.623,38 TL tutarlı cezai bedel faturalarının tahakkuk ettirildiğini, basiretli tacir ilkesi gereği davalının tahakkuk ettirilen bedelden sorumlu bulunduğunu, davalının faturaları ödememesi üzerine 29.12.2021 tarihinde davalı hakkında Merkezi Takip Sisteminin 2021/1600632 nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığını, taraflarca sözleşmeyle belirlenen orana uygun olarak sözleşmenin 7/3 maddesi kapsamında belirlenen yıllık % 31,2 oranda faiz işletildiğini, davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, alacağın likit olup, itirazın haksız, kötüniyetli ve zaman kazanmaya yönelik olması nedeniyle icra inkar tazminatı talep ettiklerini bildirmiş, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT : Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.01.2021 ve 22.03.2021 tarihli iki adet sözleşme imzalandığını, davacı şirketin sözleşmeleri feshettiğini ve fahiş miktarda cayma bedeli olarak faturalar düzenlediğini, icra takibine dayanak faturaların haksız şekilde düzenlenmiş olup, faturadan kaynaklı olarak herhangi bir borcu bulunmadığını, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'nün 19.10.2022 tarihinde yayınladığı abonelik sözleşmeleri hakkında bilgilendirme yazısında cayma bedelinin ne olduğunun ve hangi şartlarda alınacağının açıkça bildirildiğini, bu yazıya göre taahhütlü abonelik sözleşmelerini süresinden önce fesheden tüketicilerden cayma bedelinin alınacağı ya da talep edileceğinin belirtildiğini, ancak müvekkili tarafından herhangi bir fesih işlemi yapılmadığı gibi davacının, sözleşme süresi tamamlanmadan sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkilinin kullanmadığı bir enerjiye ilişkin olarak davaya konu cayma bedelini talep ettiğini, tahakkukun haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığını, davacının şubat 2021 döneminde 19 adet tüketim noktasına ilişkin olarak enerji tedariğine başladığını, bu tüketim noktalarından birinin davalıya ait en yüksek tüketimli olan ve 33029650 tesisat numaralı fabrika olduğunu, fesih sebebi olarak tüketim noktalarına ilişkin ödemelerin belirli dönemlerde geç yapıldığının gösterildiğini, ancak portföyden çıkarmak için tüketimlerin en yüksek olduğu yaz aylarının geçmesinin beklendiğini, hangi sebeple ilk ödeme gecikmesinde bu işlemlerin yapılmadığının açıklanmadığını, bunun sebebinin daha yüksek tutarlı cayma bedeli faturasının tahakkuk ettirilmesi olduğunun açık olduğunu, özellikle tüketimin en yüksek olduğu temmuz ve ağustos aylarının beklendiğini ve fahiş tutarda cayma bedeli faturası tahakkuk ettirilerek davalının mağduriyetine yol açıldığını, sözleşmenin başından itibaren iyi niyetli bir şekilde borçlarını ifa etmeye çalıştığını, temmuz 2021 dönemi itibariyle başlayan yüksek döviz kuru artışının özellikle müvekkilinin çalışma sahası olan tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan iş kollarına çok büyük zararlar verdiğini, sadece temmuz 2021 döneminde haziran 2021 dönemine göre enerji maliyetleri için en önemli gösterge olan ulusal ptf aritmetik ortalamasında %29 oranında bir artış meydana geldiğini, covid-19 sebebiyle uygulanan tedbirler kapsamında oluşan zorluklar ve mevcut artış neticesinde gecikmeli de olsa faturaları ödemeye çalıştığını davacı tarafından tek taraflı birçok sayıda aynı sözleşmenin tüketicilere sunulmak üzere hazırlandığını ve ağır şekildeki sözleşme şartları ile tüketicilerin mağdur edilmeye çalışıldığını, 05.01.2021 tarihli sözleşmede girişi yapılan tüketim noktalarının abone gruplarının birbirlerinden farklı olup, 5 tanesinin ticarethane, 12 tanesinin tarımsal sulama ve 2 tanesinin sanayi abone grubunda olmasına rağmen davalı tarafından sanayi abone grubu olarak işaretlendiğini, 22.03.2021 tarihinde imzalanan sözleşmede de benzer hatalar olduğunu, sözleşmede yazılan tüketim noktalarının birbirlerinden farklı abone gruplarında olmasına rağmen hepsinin tarımsal sulama olarak işaretlendiğini, davanın reddi istemlerinin kabul edilmemesi halinde cayma bedeli olarak tahakkuk ettirilen bedelin fahiş miktarda olduğunun kabulü ile hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılmasını talep ettiklerini bildirmiş, davanın reddine, davacı tarafın alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ve davalının, davaya konu İzmir Merkezi Takip Sistemi'nin 2021/1600632 sayılı dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin; 1.894.909,98 TL asıl alacak ile 100.425,03 TL işlemiş faizden oluşan toplam 1.995.335,01 TL alacak ile işleyecek faiz yönünden ödeme emrinde talep edilen nitelikte işleyecek faiz üzerinden devamına, davanın kısmen reddi ile, davacı tarafın, 4.713,40 TL asıl alacak ile 249,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.963,19 TL alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen 1.995.335,01 TL alacağın %20'si oranındaki 399.067,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, dair karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; -taraflarınca herhangi bir fesih işlemi yapılmadığı gibi davacı firma sözleşme süresi tamamlanmadan sözleşmeyi feshettiğini ve davalı firmanın kullanmadığı bir enerjiye ilişkin olarak bir tüketimin faturası ‘’cayma bedeli’’ adı altında çıkarıldığını, - firmanın hem covid-19 sebebiyle uygulanan tedbirler kapsamında oluşan zorluklar hem de mevcut artış neticesinde gecikmeli de -kaldı ki gecikme faizi oranı çok yüksektir- olsa ödemeye çalıştığını ancak davacı şirket böyle bir dönemde müşterisinin yüksek tüketimli faturasını bekleyip sonrasında portföyden atarak, hiçbir şekilde kabul edilebilir olmayan ‘’cayma bedeli’’ adı altında fatura tahakkuk ettirerek açıkça kötü niyetini ortaya koyduğunu, -davalı firmanın 19 adet tüketim noktasından sadece 2 tanesi sanayi abone grubunda olmasına rağmen hepsi sanayi abone grubundaymış gibi işlem yapıldığını, -aynı şekilde 22.03.2021 tarihinde imzalanan sözleşmede de benzer hatalar olduğunu sözleşmede yazdıkları tüketim noktaları birbirlerinden farklı abone gruplarında olmasına rağmen hepsi tarımsal sulama olarak işaretlendiğini, - sözleşmelerin incelendiğinde tüketici gruplarının farklı olduğunu, - davacı tarafça hazırlanmış satış sözleşmesine bakıldığında söz konusu davacı tarafından tek taraflı fesih halinde dahi tüketicinin cezai şart ödeyeceğine ilişkin madde hükmü TBK. 20. ve 25. maddeleri de nazara alındığında sözleşme özgürlüğünde bulunması gerekli güç dengesinin bir taraf aleyhine bozulduğu, sözleşme özgürlüğüne müdahale ile sözleşme adaletinin sağlanması gerekliliğini ortaya koyduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen, varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma başlıklı sözleşmeler uyarınca, sözleşmede kararlaştırılan sürede tahakkuk ettirilen elektrik tüketim bedellerinin süresinde ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi fesheden davacının, ikili anlaşmanın 10.11 maddesi uyarınca tahakkuk ettirdiği 15 adet ve 1.899.623,38 TL tutarlı faturaların, davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle yaptığı icra takibinde, davalı tarafın borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir. Toplanan tüm delil ve belge örnekleriyle; taraflar arasında 05.01.2021 ve 22.03.2021 tarihli yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma başlıklı sözleşmelerin düzenlendiği, sözleşmeler uyarınca davacı tarafın, davalıya elektrik tedarik etmeyi, davalının da bunun karşılığında bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, tedarik edilecek elektrik bedeli, tahakkuk ettirilecek faturalar ve ödeme süreleri gibi ayrıntıların sözleşmelerde düzenlendiği, davacı tarafça tahakkuk ettirilen tüketim faturalarının belirlenen sürelerde ödenmemesi nedeniyle davacının, davalı hakkında İzmir 28. İcra Müdürülüğünün 2021/12951, 2021/12952 ve 2021/12953 sayılı dosyalarında icra takibi yaptığı, ikili anlaşmaların 10.3 maddesi uyarınca borcun ödenmemesi sebebine dayanarak davacı tarafın sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 10.11 maddesine dayanarak davacı tarafça davaya konu 15 adet ve 1.899.623,38 TL tutarlı cezai bedel faturalarının tahakkuk ettirildiği, davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine davaya konu Merkezi Takip Sisteminin 2021/1600632 nolu dosyası ile icra takibinin yapıldığı, davalının borca ve ferilerine itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulduğu görülmüştür. Uyuşmazlık; davacı tarafın sözleşmeyi tek taraflı ve haklı sebebe bağlı olarak feshetmesi nedeniyle feshin, kanun ve sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, sözleşme hükümleri uyarınca dava konusu cezai şarta ilişkin faturaları düzenlemeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı, fatura içeriklerinin sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, davanın itirazın iptali nitelikli olması nedeniyle davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazında kısmen veya tamamen bir haklılık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. . Bilirkişiler yerel mahkemeye sundukları 29.01.2024 tarihli raporda; davacı tarafa ait defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, bu nedenle lehine delil olabileceğini, davacı tarafça tahakkuk ettirilen 10.08.2021, 12.08.2021, 13.09.2021, 12.10.2021 son ödeme tarihli faturaların ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça fatura bedellerinin tahsili amacıyla icra takiplerinin yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.3 maddesinde müşterinin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememesi halinde davacının, davalıya bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 10.11 maddesinde ise davalının sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi, sözleşmeye aykırı davranması veya sözleşmenin madde kapsamında belirtilen sebeplerle feshedilmesi hallerinde sözleşme süresi boyunca tahakkuk etmiş en yüksek fatura bedelinin iki katı tutarındaki bedeli cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiğini, bu hüküm uyarınca davacı tarafından, davalıdan sözleşme süresi içinde düzenlenen en yüksek tüketimli faturaların iki katı tutarında olmak üzere 1.899.623,38 TL cayma bedeli talep edildiğini, 05.01.2021 tarihli ikili anlaşmada toplam 100.000 kWh'i geçen ticarethane tüketici tarifesinden abone grubu bulunmadığı için (33005278-32119796 tesisat nolu) ticarethane abonelerine serbest tüketici niteliği taşımalarına rağmen cayma bedeli tahakkuk ettirilemeyeceği görüşünün benimsenmesi halinde, davacı tarafından davalıdan sözleşme süresi içinde düzenlenen en yüksek tüketimli faturaların iki katı oranında olmak üzere 1.894.909,98 TL cayma bedeli talep edilebileceğini, davacının cezai şart faturasına dayanak aldığı faturaların düzenlenme tarihlerinin birinin mart ayı, birinin haziran bir diğerinin ağustos ayı olup, şubat ayında 59.061,71 TL, mart Ayında 76.827,96 TL, nisan ayında 59.508,86 TL, mayıs ayında 51.023,06 TL, haziran ayında 33.612,21 TL, temmuz ayında 353.780,65 TL, ağustos ayında 1.129,271,06 TL ve eylül ayında 1.898.592,59 TL lık faturaların düzenlenmiş olduğunu ve 18.10.2021 tarihinde davaya konu “cayma bedeli” açıklamalı 15 adette toplam 1.899.623,38 TL lık faturanın düzenlendiğini, davacı tarafından düzenlenen 46 adet tüketim faturasından sadece 7 tanesinin gününde ödendiğini, 39 tanesinin 2 ila 98 gün aralığında gecikmeli olarak ödendiğini, mart 2019 tarihinden itibaren etkili olan salgının tüm dünyada ve ülkemizde tedarik sorunları ve belirsizlik kaynaklı olarak ekonomide durgunluk yaşanmasına rağmen davaya konu faturaların ait olduğu 2021 yılı ocak ile eylül ayı aralığında kalan dönemde döviz kurlarındaki artışın yurt içi üretici fiyat endeksi artışının gerisinde kaldığını, döviz kurlarındaki artışın tek başına belirleyici olmadığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu ocak ile eylül 2021 aralığında döviz kurlarında öngörülmeyen, hayatın olağan akışına uygun olmayan bir artışın yaşanmadığını, ülkemizde yürürlükte olan elektrik piyasası mevzuatının gerçek yada tüzel kişilerin sözleşme tüketim noktaları ve tarifeleri farklı olsa da kendilerine ait serbest tüketici niteliğinde bulunan aboneliklerin talep birleştirme yoluyla ikili anlaşma yapılarak elektrik tedariki sağlamasına müsaade ettiğini, enerji mevzuatı ikili anlaşmaları düşük ve yüksek tüketimli müşterilere yönelik anlaşma şeklinde iki kategoride değerlendirildiğini, sınır değerin 100.000 kwh olup, bu değerin üstünün yüksek tüketimli, altının düşük tüketimli olarak tanımlandığını, dava konusu sözleşmelerin 100.000 kWh'i geçen sözleşmeler olduğu için yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma olarak taraflarca 19 abonenin talep birleştirmesini sağlayan 05.01.2021 tarihli ve 10 abonenin talep birleşmesini sağlayan 22.03.2022 tarihli olarak taraflarca imzalandığını, elektrik tüketim faturalarının ilgili son kaynak tedarik tüketim tarifelerine göre düzenlenmesi ve birbirinden farklı birim bedelleri taşımaları nedeniyle ikili anlaşmada hepsinin tarımsal sulama ya da sanayi olarak işaretlenmesinin nedeninin anlaşılamadığını ve uyuşmazlığa etkisinin bulunmadığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin (EPTHY) tanımlar ve kısaltmalarla ilgili 4.maddesi y bendinin; tüketimi düşük serbest tüketiciyi, yıllık enerji tüketimi 100.000 kwh'tan düşük olan serbest tüketiciyi tanımladığını, dava konusu ikili anlaşmaların EPTHY'ye göre 100.000 kWh üstü yüksek tüketimli müşterilere yönelik anlaşma olarak taraflarca imzalandığı için 9 ila 20. maddeler arası hükümlerin ikili anlaşma bölümünün kapsamına girmediğini, EPTHY'nin 6. maddesinin 7. bendinde aynı gerçek veya tüzel kişinin aynı tüketici grubunda bulunan kullanım yerlerinin yıllık toplam elektrik enerjisi tüketim miktarının sözleşmenin kurulduğu tarihte 100.000 kwh ve üzerinde olması ve her birinin yıllık tüketiminin serbest tüketici limitini geçiyor olması halinde üçüncü bölüm hükümlerinin uygulanmayacağının belirtildiğini, dava konusu 05.01.2021 tarihli ikili anlaşmada belirtilen 12 aboneden 2 tanesinin ticarethane, 2 tanesinin sanayi, 8 tanesinin tarımsal sulama tüketici tarife grubunda bulunduğunu, bunlardan sanayi tüketici tarifesi ile tarımsal sulama tüketici tarifesinde yıllık 100.000 kwh'ı aşan tüketime haiz olduklarının dava dosyasındaki faturalardan görüldüğünü, aynı ikili anlaşmada bulunan diğer 7 tarımsal sulama ve sanayi tarifesinden serbest tüketici limitinde abone bulunduğunu, dava konusu cayma bedelinde 22.03.2022 tarihli yüksek tüketimli müşterilere yönelik anlaşmaya ilişkin 3 tane tarımsal sulama tüketici tarife grubunda abonenin serbest tüketici limitinde olduklarının faturalardan anlaşıldığını, 05.01.2021 tarihli ikili anlaşmada toplam 100.000 kwh'ı geçen ticarethane tüketici tarifesinden abone grubu bulunmadığı için 33005278-32119796 tesisat nolu ticarethane abonelerine serbest tüketici niteliği taşımalarına rağmen cayma bedeli tahakkuk ettirilemeyeceğini, diğer 13 abonenin yüksek tüketimli müşterilere yönelik anlaşmaya tabi ve EPTHY'nin 6. maddesi 7. bendine uygun oldukları için cayma bedeli tahakkuku yapılabileceğini, icra takip tarihi itibarıyla davacı tarafın sözleşme hükümleri uyarınca 1.894.909,98 TL cezai şart alacağı talep edebileceğini, davaya konu ikili anlaşmanın 7.3 maddesinde, faturaların süresi içerisinde ödenmemesi halinde, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunu'nun 51. maddesinde belirlenen aylık orana 1 puan ilave edilmesiyle bulunacak orana gecikme faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını, buna göre davacı tarafın takip tarihi itibarıyla 100.425,03 TL işlemiş faiz talep edebilmesi yanında yıllık %31,20 oranında işleyecek faiz talep edilebileceğini bildirmişlerdir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 05.01.2021 ve 22.03.2021 tarihli yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma başlıklı sözleşmelerin düzenlendiği, sözleşmeler kapsamında davacı tarafça, davalı şirkete elektrik tedarik edilerek bilirkişi raporunda ayrıntıları ile gösterilen faturaların düzenlendiği, sözleşmelerde faturaların ödeme süresinin kararlaştırılmasına rağmen 46 adet tüketim faturasından sadece 7 tanesinin gününde ödendiği, 39 tanesinin 2 ila 98 gün aralığında gecikmeli olarak ödendiği, sözleşmelerin 10.3 maddesinde davalının herhangi bir faturayı son ödeme tarihine kadar ödememesi halinde davacının, davalıya bildirim yapmaksızın sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, çok sayıda faturanın son ödeme tarihine kadar ödenmemesi sebebine dayanarak davacının, sözleşmeyi feshetmesinin sözleşme hükümlerine uygun ve haklı olduğu, davacı tarafça ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takiplerinin yapıldığı, davacının sözleşmenin 10.11 maddesine dayalı olarak davaya konu 15 adet cezai şart nitelikli faturaları tahakkuk ettirdiği, sözleşmenin 10.11 maddesinde, davalının sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi, sözleşmeye aykırı davranması veya sözleşmenin madde kapsamında belirtilen sebeplerle feshedilmesi hallerinde sözleşme süresi boyunca tahakkuk etmiş en yüksek fatura bedelinin iki katı tutarındaki bedeli cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiği, buna göre davalı tarafın çok sayıda tüketim faturasını süresinde ödememesi nedeniyle davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshetmesine sebebiyet vermesi karşısında davacı tarafça, davalıdan cezai şart talep edilebilmesi konusundaki sözleşme koşullarının oluştuğu, davalı tarafça cevap dilekçelerinde, ancak tüketici sıfatı olanların talep edebilecekleri nitelikte davaya konu sözleşmelerin TBK'nun 25.maddesinde düzenlenen sınırlayıcı kurallara aykırı olarak yapıldığı ile davacıya tek taraflı fesih hakkı tanınması ve cayma bedeli talep etmesi hakkının verilmesi gibi sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğuna ilişkin dile getirilen iddiaların davalının bir ticaret şirketi olup, taraflar arasındaki sözleşmelerin yüksek elektrik tüketimine ilişkin olarak yapıldığı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin tüketici sıfatının bulunmadığı, buna bağlı olarak TBK ile ilgili yasalarda ön görülen genel işlem koşullarının taraflar yönünden uygulama alanının olmadığı, bu durumun doğal bir sonucu olarak davalı tarafça ileri sürülen iddiaların dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin Anayasal haklara ve kamu düzenine aykırı hükümler taşımaması karşısında davalı tarafı bağlayıcı olduğu, davalı tarafça tüm dünyada yaşanan Covid 19 salgını ve bu salgın nedeniyle oluşan ekonomik koşullar nedeniyle ödemelerin geciktiğinin haklı sebebe dayanması nedeniyle davacı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin ve cezai şart bedeli tahakkuk ettirmesinin haksız olduğu iddia edilmiş ise de, Covid 19 salgınının 2019 yılı Mart ayından itibaren bütün dünyada etkili olup, tüm ekonomik sektörlerin salgının sonuçlarından kısmen ya da tamamen olumsuz olarak etkilendikleri, bu etkilenmenin yalnız davalı şirket yönünden değil, davacı şirket yönünden de geçerli olduğu, salgına ve oluşan ekonomik koşullara rağmen davacı tarafın sözleşme yükümlerine uyarak davalı tarafa elektrik tedarik ettiği, buna karşın davalı şirketin salgın ve salgın nedeniyle oluşan ekonomik koşulların davacı tarafça tedarik edilen elektrik bedelinin sözleşmede kararlaştırılan sürede ödenmemesini gerektiren somut ve haklı nedenlerin bildirilmemesi yanında dayanılan soyut nedenin haklı görülmesinin mümkün bulunmadığı gibi iddiaya konu hiçbir delil ve belgenin dosyaya sunulmaması karşısında bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere salgının bir ekonomik durgunluk yaratmasına rağmen davaya konu faturaların ait olduğu 2021 yılı Ocak ile Eylül ayı aralığında kalan dönemde döviz kurlarındaki artışın yurt içi üretici fiyat endeksi artışının gerisinde kaldığı, bu dönemde döviz kurlarında öngörülmeyen, hayatın olağan akışına uygun olmayan bir artış yaşanmadığı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın aksine iddialarının haklılık taşımaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı, davalı tarafça cevap dilekçelerinde 05.01.2021 tarihli sözleşmede, 19 adet tüketim noktasından 2 adedinin sanayi grubunda olmasına rağmen tamamının, sanayi grubunda gibi kabul edilerek davacı tarafça işlem yapıldığı ve 22.03.2021 tarihli sözleşmede farklı abone grupları olmasına rağmen hepsinin tarımsal sulama olarak işaretlenmesi nedeniyle tahakkuk ettirilen cezai şartın, sözleşmeye aykırı ve haksız olarak tahakkuk ettirildiği iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporunda ayrıntıları ile açıklandığı üzere sözleşme tüketim noktaları ve tarifeleri farklı olsa dahi kendilerine ait serbest tüketici niteliğinde bulunan aboneliklerin talep birleştirme yoluyla ikili anlaşma yapılarak elektrik tedariği sağlamasının mevcut yasal düzenlemelere uygun olduğu, anlaşmalardaki katogorinin düşük ve yüksek tüketim bazında olup, sınır değeri 100.000 kwh olarak belirlendiği, davaya konu her iki sözleşmenin yüksek tüketimli ikili anlaşma olarak düzenlendiği, sözleşmelerin her iki tarafça imza edilmesi karşısında sözleşmelerde yer alan abonelerin sanayi tesisi veya tarımsal sulama olarak işaretlenmesinin bir önem taşımadığı gibi uyuşmazlığın doğumundan sonra bu eksikliğin ileri sürülmesinin TMK'nun 2.maddesinde düzenlenen hak ve borçların kullanmasında dürüstlük kurallarına uygun davranılması ilkesine aykırı olduğu, bunun yanında raporda da belirlendiği üzere sözleşmeye katılan abonelerin bir bölümünün yüksek enerji tüketimine tabi bir bölümünün ise yüksek enerji tüketiminde bulunmamasına rağmen tüm abonelerin dava konusu anlaşmaların kapsamında kalmaları nedeniyle sözleşme hükümlerinin tamamı için geçerli olup, sözleşmelerin tüm aboneler adına davalı şirket tarafından imzalanması karşısında abone bazında bir ayrıma gidilerek hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın bu konudaki iddiasının haklılık taşımadığı gibi uyuşmazlığa etkili bulunmadığı, davalı tarafça cevap dilekçelerinde; TMK'nun 2.maddesine aykırı olarak davacının, fesih sebebine rağmen cayma bedelini fahiş miktarda tutabilmek için enerji tüketiminin en yüksek olduğu yaz aylarını bekleyip, sonrasında sözleşmeyi haksız şekilde feshederek cayma bedeli faturası tahakkuk ettirmesinin kötü niyetli olması nedeniyle davanın reddinin gerektiği, aksi halde tahakkuk ettirilen bedelin fahiş miktarda olduğunun kabulü ile hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması talep edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede, fesih koşullarının oluşması halinde hangi zaman dilimi ve tarihte sözleşmenin feshedileceği ile cezai şart tahakkukuna ilişkin sınırlayıcı bir hüküm kararlaştırılmamış olması karşısında davacının iddialarını kanıtlar nitelikte hiçbir delil ve belgeyi dosyaya sunmadığı gibi bir ticaret şirketi olduğu göz önünde tutulduğunda, bu konudaki sözleşme hükümlerinin de davalı şirketi bağlayıcı olduğu dikkate alınarak, davalı tarafın iddiasının haklılık taşımaması yanında kanıtlanmadığı ve cezai şart bedelinin sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde en yüksek tüketimli iki faturanın baz alınarak yapılmasının sözleşme hükümlerine aykırılık taşımadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ve davalının, davaya konu icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.894.909,98 TL asıl alacak ile 100.425,03 TL işlemiş faizden oluşan toplam 1.995.335,01 TL alacak ile işleyecek faizin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya uygun olarak talep edilmesi nedeniyle ödeme emrinde talep edilen nitelikte işleyecek faiz üzerinden devamına, davacı tarafın, 4.713,40 TL asıl alacak ile 249,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.963,19 TL alacağa yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olması ve davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davalı tarafın alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, reddedilen alacak bölümü yönünden davalı tarafça, davacının kötü niyetle takip yaptığı iddiasının kanıtlanamadığı gibi davacı tarafın kötü niyetli olarak talepte bulunduğu konusunda dosyada bir delil toplanmadığı dikkate alınarak, davalının, kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı tarafça bildirilen tüm istinaf taleplerinin hmk 353-1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2024 Tarih ve 2022/1033 Esas 2024/170 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 136.301,33 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan toplam 34.075,34 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 102.225,99 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.