İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Gerek müvekkili ...'nin gerekse de müvekkili şirketin kişilik değerlerinin hukuk tarafından korunmaya muhtaç olması sebebiyle, davalı tarafından müvekkilleri hakkında maddi ve görünürdeki gerçeğe açıkça aykırı şekilde provokatif ve saldırgan bir dille yapı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/614 KARAR NO: 2026/884 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2024 NUMARASI:2023/711 Esas - 2024/1132 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Gerek müvekkili ...'nin gerekse de müvekkili şirketin kişilik değerlerinin hukuk tarafından korunmaya muhtaç olması sebebiyle, davalı tarafından müvekkilleri hakkında maddi ve görünürdeki gerçeğe açıkça aykırı şekilde provokatif ve saldırgan bir dille yapılan haberlerin, müvekkillerinin kişilik haklarını haksız bir şekilde zedelemesi sebebiyle müvekkillerinin manevi tazminat isteme hakkı bulunduğunu, dava konusu köşe yazılarında müvekkilerine yöneltilmiş ağır ve gerçek dışı ithamlar, davalıların müvekkilere karşı tazminat sorumluluğunu doğurduğunu ileri sürerek 50.000 Türk Lirası manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; "... Gazetesi'nde yayınlanan yazılar sebebiyle 4.000,00 TL manevi tazminatın 09/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, Davalılardan ...'nun ... kanalındaki davacılara yönelik kişilik haklarına saldırı niteliğindeki sözleri sebebiyle 4.000,00 TL manevi tazminatın 17/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsili ile davacılara verilmesine," karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu yayınların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, tazminat koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Somut olaya gelince; Dava konusu yayın; “...'in gündeme getirdiği kısa adı... olan "... Şirketi” ve kurucu başkanı emekli...,... Davası'nın ...'nda çok çarpıcı bir şekilde suçlanıyor. ...'"ın yanı sıra "...” (...) tarafından üretilen şablon dilekçe ile ... Davası'na ... başvuru yaptırılıyor. Bunlar, "Müşteki ve Katılan” olarak davaya müdahil oluyorlar. ...-... sanıkları Yargıtay çatı savunmalarında... ve ... ile emekli ... hakkında özetle şunları söylüyorlar: "Davada, gerçek dışı, haksız ve düzmece iddialarla sanıklara suç ve olgu isnat ettiği belgesi ile tespit edilen, adaletin gecikmesine, tutukluk süresinin uzamasına sebep olan ve gerekçeli kararda yer alan müşteki katılanlar hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulacaktır. Sözde belgede; ” ... 55. Hükümetin iş başına geçmesi ile irticai olay ve faaliyetlere bu kesimin miting, gösteri ve — ... — olayları — ilave Arapça kökenli "...” kelimesi; 1980'li yıllardan itibaren “...” ve “...” olarak önce ABD ve İngiltere'de kullanılmaya başlandı. Türkiye'de de "...” tanımı yerine eş anlamlı "..." kelimesi, kullanılmaya başlanmıştır. Mahkemeye sunulan ve 1998 tarihli belgelerde "...” tanımı vardır ki... Karargahında ve bir arz belgesinde, bu seviyede kullanılma olanağı yoktur. ... "...” yerine "...” tanımının, ... tarafından halen aynı alışkanlıkla kullanıldığı anlaşılmaktadır. ...'in ve...'ın internet sitelerinde yayınlanan "...” isimli makalesinde "...” tanımını kullandığı, üstelik bu tanıma Cenevre Sözleşmesi ve Harp Hukukuna aykırı olarak meşruiyet kazandırarak "...” olarak tanımlanır. ...'nin verdiği eğitim "Terörle Mücadele” değil, bizzat ... yani ... eğitimidir. Uluslararası Harp Hukuku açısından koruma altında olmayan ve suç teşkil eden ...Teknikleri olarak sivil halkın kullanıldığı Sabotaj, Baskın, Sokak Hareketleri vs. Bulunmaktadır. Hukuka aykırı eğitim ...'nin kurucusu olduğu ... "...” YANİ ... EĞİTİMİ hukukumuz ile uluslararası hukuk açısından yasaklı eylemlerdir. "...” eğitimi uluslararası harp hukukunun ilkeleri olan; - Ayırım Gözetme Kuralı, Oranlılık ilkesi, İhtiyatlılık ilkesi, Savaşçıların Gereksiz Acı Çekmesinin Yasaklanması (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal silahlar, kör edici lazer, anti personel kara mayınları vs.) Uluslararası İnsancıl Hukukun — yasakladığı en bilinen eylemlerin başında hile/kurallara sadakatsizlik/kahpelik ve casusluk kurallarına uymayan, bu kuralları gözetmeyen, ihlal eden ve kuralsız bir eylem türü olduğundan Uluslararası Hukuka, Cenevre Sözleşmesine ve ek protokollerine ve esasen milli mevzuatımıza da aykırıdır.Bu tür eylemler ve sorumluları, hangi koşulda yapılırsa yapılsın, herhangi bir uluslararası korumadan ya da savaş esiri (...) statüsünden yararlanamaz. BU ŞABLON SÖZDE İFADELER, FETÖ ÜYESİ SAVCI ... İŞ BİRLİĞİ İLE KOTARILMIŞ OLDUĞU AÇIK OLAN, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN AKLI İLE ALAY EDEN BİR KUMPAS BELGESİDİR. ... Değerli okurlarım, ...'ın "...” olarak da atadığı ... bu suçlamalar ile karşı karşıyadır. ... Davası'nın savcı ve hâkimleri; mahkeme savunmalarında ve hatta ... "Türkiye'de ... eğitimi verildi; iddiaları karşısından neden sessiz kaldılar? - ...'IN "...” EĞİTİMİ VEREREK YETİŞTİRDİĞİ MİLİTANLAR NE ZAMAN HANGİ SİYASİ GELİŞME ÜZERİNE NEREDE NASIL GÖREVLER ALACAKLAR? Bu militanlara silah ve teçhizat veriliyor mu? ...MİLİTANLARI TÜRKİYE'DE, SURİYE'DE, LİBYA'DA YA DA HERHANGİ BİR YABANCI ÜLKEDE FAALİYET GÖSTERİYORLAR MI? Bakalım muhalefet... konusunda neler yapacak...” şeklinde olduğu görülmüştür.Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda,Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların mevzuata uygun ticari faaliyet gösteren tacir oldukları, Yayında yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı bu durumlarda, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, davacılara yönelik suç isnadında bulunulduğu, basın özgürlüğü kapsamını aştığı ve doğrudan davacıların kişilik haklarına saldırının amaçlandığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/711 Esas 2024/1132 Karar sayılı 25/11/2024 günlü kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.300,00 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 1.568,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2026