Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin ... bulunan şantiyesinde 01.06.2015 - 30.11.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinde belirtilen 4.000,00 USD ücrete ek olarak "fazla çalışma" adı altında banka ile 650,00 USD ödendiğini, iş sözleşmesi gereğince davacıya 650,00 USD ev kirası yardımı yapıldığını, davacının haftanın 6 günü 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, her gün 21.00’e kadar son altı ayda ise saat 22.00'ye kadar fazla çalışma…
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, hüküm altına alınan hafta tatili alacağı ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında bozma ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka uygun karar verilip verilmediği uyuşmazlık konusudur. Usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke Dairemizin 29.06.2022 tarihli ve 2022/7746 Esas, 2022/8494 Karar sayılı kararında; "Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) "usuli kazanılmış hak" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)." şeklinde açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince bozma öncesi verilen kararda davacının hak ettiği hafta tatili ücreti alacağının, %30 indirim ile net 6.066,66 USD olduğu kabul edilerek hüküm altına alındığı görülmektedir. Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece yukarıda belirtilen nedenlerle bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince hafta tatili alacağının %30 indirim uygulanarak 8.666,67 USD olarak hüküm altına alınması davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal etmektedir. O hâlde, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının hafta tatili alacağının, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek hüküm altına alınması gerekli iken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.