9. Hukuk Dairesi 2019/7094 E. , 2019/19411 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, ihalelerle taşeronlara işveren ... nezdinde çalışan davacının …
**9. Hukuk Dairesi 2019/7094 E. , 2019/19411 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, ihalelerle taşeronlara işveren ... nezdinde çalışan davacının işçilik alacaklarından, ...’ın kapanması nedeni ile davalının sorumlu olduğunu, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı cevabının özeti: davalı T.C. Antalya ... vekili, ...’ın tüm borçlarının müvekkiline devredilmediğini, sadece bir kısmının devredildiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, işçilik alacaklarından kapanan ... kapsamında diğer davalının sorumlu olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: [adres satırı maskelendi] 4857 sayılı Kanunun 2/6. maddesi gereği asıl işveren ve son alt işveren işçilik hak ve alacaklarından birlikte sorumludurlar. Ne var ki; bir mahalli idare birliği olan ...'ın tüzel kişiliği 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 26.fıkrası gereği kaldırılmış, tüzüğünde tasfiyeye ilişkin bir hüküm olmaması sebebi ile bu kanun hükümlerine göre Antalya ili devir tasfiye ve paylaştırma komisyonunun 04.04.2014 tarih ve 2014/42 sayılı kararı ile tasfiye edilmiştir. Kararın eki devir tutanakları incelendiğinde somut olarak kimi taşınır, taşınmaz ve geçmiş dönem alacak ve borçları ile ilgili olduğu dava konusu işçi alacaklarıyla ilgili bir devir kararının bulunmadığı görülmektedir. Ancak, söz konusu kararın 3.maddesinde "devir tutanaklarında yer almayan ...'ın doğmuş ve doğacak hak, alacak ve borçları, devam eden davaları ile her türlü personel, taşınır mallar, tahsisli ve kiralık taşınmazlar, iş makinaları ve diğer taşıtlar ile abone türlerine göre aktif/kapalı abonelerin Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanına girenlerin Büyükşehir Belediyesi'ne, Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı kuruluş ASAT Genel Müdürlüğü'nün görev alanına girenlerin ASAT Genel Müdürlüğü'ne, çöp toplamaya ilişkin olanların Kemer Belediyesi'ne devredilmiş kabul edilmesine..." karar verildiği görülmektedir. Anılan komisyon daha sonra yeniden toplanmış 17.10.2014 tarih ve 2014/108 Karar sayılı kararı almıştır. Anılan kararda da dava konusu alacak ile ilgili somut devir yapılmadığı gibi mahkememizin bu konudaki müzekkeresine alt işveren personellerinin birlik personeli olmadığı şirket elemanı olarak çalıştırıldığı için herhangi bir kuruma devir işleminin yapılmadığı bildirilmiştir. İşbu 17.10.2014 tarih ve 2014/108 Karar sayılı kararda 04.04.2014 tarih ve 2014/42 sayılı kararın geçerli olmasına ancak;"...Kemer ilçe belediyesi'nin Büyükşehir Belediyesi'nin ve ASAT Genel Müdürlüğü'nün görev alanına giren hizmetleri ile ilgili devir tutanaklarında yer almayan doğmuş ve doğacak hak, alacak ve borçları ve devam eden davaları ile her türlü personel, taşınır mallar, iş makinaları ve diğer taşıtlarının Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanına girenlerin Büyükşehir Belediyesi'ne, ASAT Genel Müdürlüğü'nün görev alanına girenlerin ASAT Genel Müdürlüğü'ne diğerlerinin ise Kemer İlçe Belediyesi'ne devredilmiş kabul edilmesine..." karar verildiği görülmüştür. Görüldüğü gibi 04.04.2014 tarih ve 2014/42 sayılı kararın 3.maddesi değiştirilerek önceki düzenlemede çöp toplamaya ilişkin işlerin Kemer İlçe Belediyesi'ne devredilmesine karar verilmişken son kararda Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanına giren işlerin Büyükşehir Belediyesi'ne, ASAT'ın görev alanına girenlerin ASAT'a diğerlerinin ise Kemer İlçe Belediyesi'ne devredilmiş kabul edilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 23.10.2015 tarihli dilekçesinde sözünü ettiği 477, 516, 574, 612 sıra nolu devredilen borçların dava konusu alacak/borçla ilgisi yoktur. Onlar devredildiyse bu da devredilmiştir şeklindeki bir çıkarım doğru olmadığı gibi, devir kararı ve eki tutanaklara ve valilikçe mahkememizin 11.11.2014 tarihli müzekkeresine verilen cevaba da aykırıdır. Son devir kararı ile Kemer Belediyesi'nin sorumluluğu asıl/genel, Büyükşehir Belediyesi ve ASAT'ın sorumluluğu ise istisnai/özel olarak düzenlenmiştir. Tekraren ifade edilmelidir ki, alt işveren işçileri ve kapsamında çalıştırıldıkları sözleşme ile ilgili devir tutanakları ve bağlı kararda özel bir düzenleme ve somut bir hüküm bulunmadığı 11.11.2014 tarihli müzekkeremize verilen cevapta açıkça ifade edilmiştir. Bu duruma göre ...'a izafeten asıl işverenin kim olduğu hususunun dosyada esasa ilişkin olarak da bütün araştırma ve incelemeler yapılmış, tanıklar dinlenmiş, bilirkişi raporu alınmış olup dosya esas yönünden de karara hazır olmakla birlikte (bir kısım dosyalarda yukarıdaki ilkelere göre Büyükşehir Belediyesi ve ASAT aleyhine esastan karar verilmiştir) Büyükşehir Belediyesi'nin husumet ve diğer davalının yetki itirazının değerlendirilmesi açısından belirlenmesi gerekir. Bu yapılırken de, ihaleli işlere ilişkin davacının çalıştırıldığı sözleşme kapsamı ve davacının fiilen yaptığı işin tespiti gerekir. Dosyaya sağlanan ihale sözleşmeleri, şartnameler (mahkememizin baş dosya olarak kabul edilen 2014/372 Esas sayılı dosyası içerisinde mevcut) ve SGK kayıtlarına göre davacı basın-danışma-hukuk elemanı ve sayaç işinde çalışmıştır. Bu işlerden hiçbiri Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanına girmemektedir tanık beyanlarına göre de davacı depo malzeme sorumlusu ve arşiv sorumlusu olarak çalışmıştır. Fiilen yapılan işin bu niteliği ve devir tasfiye komisyonunun 17.10.2014 tarih ve 2014/108 Karar sayılı kararı ile Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluğunun özel/istisnai, Kemer Belediyesi'nin sorumluluğunun ise genel/asıl olması gözetildiğinde husumetin Kemer Belediyesi'ne yöneltilmesi gerekir. Esasen ...'ın yaptığı işlerin (tüzüğü mahkememizin baş dosya olarak kabul edilen aynı mahiyetteki 2014/372 esas sayılı dosyasında mevcut) 6360 sayılı kanundan önceki yasal düzenlemeler gözetildiğinde Kemer Belediyesi'nin yapması gereken işlerden olması da bu kabulü haklı kılan diğer bir nedendir. Açıklanan bu duruma göre davanın asıl işveren sıfatı ile T.C. Kemer Belediyesi'ne yöneltilmesi gerekir. Bu nedenle Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin hasım olmaktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Valilik Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu'nun daha sonra 17.10.2014 tarih ve 2014/108 karar sayılı kararıyla değiştirilen 04.04.2014 tarih ve 2014/42 sayılı kararı gözetilerek Antalya ...'nın davalı olarak gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı olmayan kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilerek davacı tarafa HMK'nun 124.maddesi kapsamında Kemer Belediyesi'nin davalı olarak gösterildiği dilekçe sunmak üzere süre verilmiş ancak davacı taraf 23.10.2015 tarihli dilekçesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin dava konusu alacaktan sorumlu olduğu hususunda ısrar ederek bu imkandan yararlanmamıştır. İşin yapıldığı yer ile tüzel kişiliği kaldırılan ...'ın ikametgahı Kemer ilçesidir. Diğer davalı şirketin ikametgâhı ise Batman'dır. Somut olayda Kemer Mahkemelerinin yetkili olduğu savunulmuştur. Mahkememizce Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin başlangıçta davalı olması sebebi ile yetki itirazı reddedilmiş ise de, Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yukarıda açıklanan sebeplerle husumet düşmemesi ve hasım olmaktan çıkarılması sebebi ile bu ret kararının dayanağı kalmamıştır.5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. Maddesi ile " İş Mahkemelerinde açılacak her dava açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı iş yeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz " hükmü getirilmiştir. Bu nedenle mahkememizin yetkisizliğine ilişkin aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 124. Maddesi gereği Antalya Büyükşehir belediyesinin hasım olmaktan çıkarılmasına,Antalya Büyükşehir belediyesinin hasım olmaktan çıkarılmasına ilişkin karar ve Valilik devir komisyonunun 17 Ekim tarihli kararı gözetilerek yetki itirazının reddine dair mahkememizin önceki kararının kaldırılmasına ve mahkememizin yetkisizliğine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli iş mahkemesi sıfatı ile yargılama yapmak üzere Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Hasım olmaktan çıkarılan davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 1800 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, hasım olmaktan çıkarılan davalı ... tarafından yapılan 9 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Diğer davalı yönünden 6100 sayılı HMK nun 331/2.maddesi gereğince Harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin yetkili ve görevli mahkemece karara bağlanmasına, " şeklinde karar verilmiş bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine;Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2016/6692 esas, 2016/5430 karar sayılı kararıyla "Mahkemesi : Antalya 4. İş Mahkemesi, Tarihi : 24/12/2015, Numarası : 2014/504-2015/697, Yargıtay ilamı: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi." şeklinde karar verilerek onanmıştır.... hizmet birliğinin kapanması nedeniyle, Antalya büyükşehir belediyesine karşı işçilik alacakları talebiyle Antalya 4. İş Mahkemesi'nde açılan 14 adet dava dosyasında husumet düşmemesi nedeniyle belediyenin hasım mevkiinden çıkarılmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararlar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından da onanarak kesinleşmiştir. ( Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2016/ 6692 Esas- 2016/ 5430 Karar, 2016/ 6665 Esas- 2016/ 5421 Karar, 2016/ 6668 Esas- 2016/ 5424 Karar, 2016/ 6662 Esas- 2016/ 5418 Karar, 2016/ 6666 Esas- 2016/ 5422 Karar, 2016/ 6663 Esas- 2016/ 5419 Karar, 2016/ 6672 Esas- 2016/ 5428 Karar, 2016/ 6667 Esas 2016/ 5423 Karar, 20167 6669 Esas- 2016/ 5425 Karar, 2016/ 6693 Esas- 2016/ 5431 Karar, 2016/ 6671 Esas- 2016/ 5427 Karar, 2016/ 6691 Esas- 2016/ 5429 Karar, 2016/ 6664 Esas- 2016/ 5420 Karar, 2016/ 6670 Esas- 2016/ 5426 Karar Sayılı kararlar) Antalya bölge adliye mahkemesi 10. Hukuk dairesinin 2017/1345 esas, 2017/1383 karar sayılı kararında özetle ;Dava, iş sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacağı isteklerinden ibarettir. Benzer nitelikte görülen Antalya 4. İş Mahkemesinin 2014/504 Esas sayılı dava dosyasında 24/12/2015 tarihinde aşağıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda verilen kararın Yargıtay 7. HD.' nin 03/03/2016 gün ve 2016/6692 Esas, 2016/5430 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. Dosya içeriğine göre; davalı belediyenin 02/07/2014 havale tarihli cevap dilekçesinde davalı şirketin adresinin Batman olarak gösterildiği ve yetki itirazında bulunduğu, davaya bakmaya işin yürütüldüğü yer olan Kemer İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu beyan ettiği, yine davalı belediyenin cevap dilekçesi ile husumet itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Bu duruma göre öncelikle ...'a izafeten asıl işverenin kim olduğu ve Büyükşehir Belediyesi'nin husumet itirazı ile diğer davalı şirketin yetki itirazının değerlendirilmesinin belirlenmesi gerekir. Bu nedenle davalı belediyenin istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu Antalya 4. İş Mahkemesince verilen 14 adet kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından onanması da dikkate alınarak bu mahkeme kararlarındaki inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda gerekli araştırmaları yaparak davalı belediyeye husumet düşüp düşmediği ile davalı şirketin yetki itirazı da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi bakımından HMK'nın 1/a maddesinin 3. ve 4. bentleri gereğince davanın yeniden görüşülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir " denilmektedir.Antalya bam 10. Hukuk dairesinin 2018/1480 esas, 2018/1636 karar sayılı kararında özetle" Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiştir.Karara karşı taraflardan dahili davalı Kemer Belediyesi tarafından istinaf yoluna başvurulmuş istinaf sebebi olarak; davacının alacaklarından alt işverenin sorumlu olan idarenin kim olduğunun tespitinin yapılması gerektiğini, mahkemece doğru tespit yapılamadığını, davacının görevli olduğu birimin Kemer Belediyesine devredilmediğini, davacının alt işveren tarafından işine son verilmeden önce hangi birimde çalıştığının ve hangi görevi ifa ettiği ya da ... tasfiye edilmeden önce hangi birimde çalıştığının belirlenmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak Kemer Belediyesi yönünden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, işçilik alacaklarına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiştir. Anılan karar Dairemizin daha önce verilen iade kararı üzerine verilmiştir. İade kararı: o zamanki davalılardan T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına husumet düşüp düşmeyeceğinin araştırılması ve bağlı olarak yetki itirazının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle verilmiştir. Mahkeme iade kararı gereği yaptığı araştırma ve değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı vermiş, öncesinde Antalya Büyekşehir Belediyesi Belediye Başkanlığı hasım olmaktan çıkarılmış Kemer Belediyesi dahili davalı edilmiştir. Kararın dahili davalı Kemer Belediye Başkanlığı vekili istinaf etmiştir.İlk derece mahkemesinin husumete ilişkin kararı salt SGK kayıtlarına değil tanık olarak dinlenen ...'in beyanına dayanmaktadır. İleri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dahili davalı Kemer Belediyesinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir" denilmektedir 5521 sayılı Yasanın 5. maddesinde ve 7036 sayılı Yasanın 6. Maddesinde iş mahkemelerinin yetkisi 6100 sayılı Yasanın 114 ve 115. Maddelerinde ise dava şartları ve dava şartlarının olmaması halinde mahkemece ne gibi işlem yapılacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı yasanın 7. Maddesinde ise birden fazla davalı olması halinde yetkili mahkemenin hangi mahkeme olduğu düzenlenmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 7/1 maddesinde "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır." şeklinde yetki düzenlemesine yer verilmiştir. Yargıtay 22.hukuk dairesinin 2016/108 esas , 2016/2841 karar sayılı kararında özetle"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, iş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme geçerli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7/1. maddesinde; "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre, davalı işçinin fiilen çalıştığı yer Altınyayla'da bulunmaktadır. Davalılardan İt.. Şti.'nin dava açıldığı tarihteki ikametgah adresi Ümraniye'dedir. Davalı ...'nin dava tarihindeki ikametgeh adresinin Ceyhan'da ya da Ankara'da olup olmadığı konusu ise açıklığa kavuşturulmamıştır. Ancak davanın birden fazla davalıya yöneltilmesi nedeni ile kesin yetkili mahkeme, davalılar hakkında ortak yetkiyi taşıyan, işçinin fiilen çalıştığı yer mahkemesidir. Bu nedenle mahkemenin davaya bakmakla yetkili olmadığı konusunda yaptığı tespit ve yetkisizlik kararı verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. " denilmektedir. Yargıtay bozma kararından önce mahkememizce" Antalya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğünden davacıya ait hizmet cetveli ile tüm işe giriş bildirgeleri celp edilerek dosyamız arasına alınmış ve mahkememizce incelenmiştir. Antalya Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğünden davacıya ait işyeri evrakları ibraz edilmiş, dosyamız arasına alınarak mahkememizce incelenmiştir. Davalı şirket tarafından davacıya ait işyeri evrakları ibraz edilmiş, dosyamız arasına alınarak mahkememizce incelenmiştir. Mahkememizce davacı tanıkları ... ve ... dinlenmiştir. ... ile ... Temiz. Ltd.Şti arasında düzenlenen 04/06/2013 tarihli sözleşme örneği ibraz edilmiş, dosyamız arasına alınarak mahkememizce incelenmiştir. Tüm deliller toplandıktan sonra mahkememiz dosyası bilirkişi ...'na verilerek rapor ibrazı istenilmiş ve bilirkişi tarafından 02/04/2015 havale tarihli rapor ibraz edilmiştir. Uyuşmazlık konusunun tespiti :Taraf beyanları, SGK dosyası, işyeri evrakları, dinlenilen tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında açılan dava; iş akdinin feshi, kıdem ve ihbar tazminatı ve ücret alacaklarına ilişkindir. Yapılan tespitler: davacının davalı şirket ve dava dışı şirketler ... Yemekçilik Ltd. Şti. ... Tem. Hiz. Taah. Ltd. Şti, ... - ... Ltd.Şti ve ... Teimizlik Ltd. Şti. işçisi olarak ...'a ait işyerlerinde 27/12/2011 - 29/05/2014 tarihleri arasında 873 gün çalışmıştır. Davacının son ücreti brüt 1.635,30.TL'dir. ... ile ile davalı şirket arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi vardır....'ın 6360 sayılı yasa ile tüzel kişiliği kaldırılmıştır. Yasanın geçici 1. maddesi ile oluşturulan Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, devir tutanaklarında yer almayan ... Turizmi Geliştirme Birliği'nin doğmuş ve doğacak, hak, alacak ve borçları,devam eden davaları ile her türlü personel, taşınır mallar, tahsisli ve kiralık taşınmazlar, iş makineleri ve diğer taşıtları ile abone türlerine göre aktif/kapalı abonelerin Büyükşehir belediyesinin görev alanına girenleri Büyükşehir belediyesine, Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşu ASAT Genel Müdürlüğünün görev alanına girenlerin ASAT Genel Müdürlüğüne, diğerlerinin ise Kemer İlçe Belediyesine devredilmiş kabul edilmesine karar verilmiştir. Davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacağı talebine ilişkin bilirkişi incelemesi ve hesaplaması yaptırılmış, bilirkişinin 03/04/2015 havale tarihli raporunun ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu hesaplama olarak hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Rapora göre davacının kıdem tazminatı alacağı net 3.881,59.TL, ihbar tazminatı alacağı net 1.928,63.TL, ücret alacağı net 3.706,61.TL olduğu, anlaşılmıştır. Mahkememizce dosyadaki delillerin yargıtay bozma kararı doğrultusundaki Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi neticesinde Mahkememizde oluşan kanaat ve davalı T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hasım olmaktan çıkarılması nedeni: Dosyamızdaki Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8695 Esas, 2018/16243 Karar sayılı bozma kararında özetle" Davacının ...’ın tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra fiilen çalıştığı bir kurumun olduğu iddiası var ise bu şekilde ...’ın sona ermesinden sonra süren fiili çalışması olup olmadığı, böyle bir fiili çalışması olduğunun anlaşılması halinde bu kurum tespit edilerek, bu kurum davalı kurum ise işçilik alacaklarında davalı kurum da kendisine karşı dava açılmış alt işveren var ise o alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmalıdır. Zira, genel kural, işçiyi fiilen çalıştıran asıl işverenin alt işveren ile birlikte işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasıdır. Bir diğer deyişle, işçinin hizmetinden fiilen yararlanan kurum, salt bu fiili faydalanmanın neticesi olarak işçilik alacaklarından sorumlu hale de gelir. Bu durum da gözetilmelidir. Davacının işçilik alacaklarının davalı ...’ye değil de başka bir kuruma devredildiğinin anlaşılması halinde 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi işletilerek sonuca gidilmelidir. "denilmektedir. Gelen sigorta kayıtlarına göre davacının ... temizlik şirketinin son alt iş veren gatabın son asıl iş veren olduğu dönemde temizlik görevlisi olarak 29/05/2014 tarihinde kod 4 ile işten çıkışının yapıldığı davacının 07/02/2015 tarihinde ... turizm. temizlik hizmetleri isimli İş yerinde sayaç okuma elemanı olarak işe girişinin yapıldığı davacının 07/02/2015 tarihinden itibaren çalışmasının asat genel müdürlüğü bünyesinde değişen alt iş verenlerede geçtiği ve en son 31/03/2018 tarihinde kod 39 ile işten çıkışının yapıldığı davanın devir alan asıl iş veren olarak Antalya büyük şehir belediyesi yerine asat genel müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Emsal davalarda Antalya 4. İş mahkemesinin 2014/504 esas 2015/697 karar sayılı dosyasında, davacının farklı, davalıların aynı davalılar olduğu ve Antalya büyükşehir belediyesinin davalı olmaktan çıkarılmasına, davalı şirketin ikametgahının ve genel merkezinin Batman ili olması, davacının işini yaptığı yerin ise Kemer olması nedeniyle, davaya bakmaya yetkili mahkemenin iş mahkemesi sıfatıyla Kemer 1. Asliye hukuk mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiği, bu kararın ve Antalya 4. İş mahkemesinin 14 dosyasındaki benzer kararın Yargıtay 7. Hukuk dairesince onandığı, mahkememizin 2017/540 esas sayılı emsal dosyasında verilen karara karşı yapılan istinaf talebinin de Antalya BAM 10. Hukuk dairesince esastan reddedildiği anlaşılmıştır.Davacının ... ın tüzel kişiliği sona erdikten sonra sigorta hizmet döküm cetveli, işe giriş ve çıkış bildirgelerine göre Asat genel müdürlüğü bünyesinde ihale ile iş alan firmalarda çalışmaya devam ettiği; ve Gelen sigorta kayıtlarına göre davacının ... temizlik şirketinin son alt iş veren gatabın son asıl iş veren olduğu dönemde temizlik görevlisi olarak 29/05/2014 tarihinde kod 4 ile işten çıkışının yapıldığı davacının 07/02/2015 tarihinde ... Turizm Temizlik Hizmetleri isimli alt işveren işyerinde sayaç okuma elemanı olarak işe girişinin yapıldığı davacının 07/02/2015 tarihinden itibaren çalışmasının asat genel müdürlüğü bünyesinde değişen alt işverenlerde geçtiği ve en son 31/03/2018 tarihinde kod 39 ile işten çıkışının yapıldığı davanın devir alan asıl iş veren olarak T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi yerine asat genel müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Emsal dosyalardaki Antalya 4. İş mahkemesinin Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanan kararları, Antalya bam 10. Hukuk dairesinin kararları, hmk 124. Maddesi, bu dosyamızdaki Yargıtay 9. Hukuk dairesinin bozma kararı ve SGK kayıtları dikkate alınarak ve hep birlikte değerlendirilerek davalı Antalya büyükşehir belediyesinin davalı(hasım) olmaktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, asat genel müdürlüğünü verilen sürede davaya dahil etmemiş ve dahil etmeyeceğini bildirmiştir. Bu sebeple Asat genel müdürlüğüne karşı davaya devam edilememiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1943 Esas, 2015/1131 Karar sayılı kararında özetle "Belirli ve belirsiz süreli hizmet sözleşmesine ilişkin düzenlemenin bulunduğu 4857 sayılı İş Kanununun 11. maddesindeki, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir. Borçlar Kanunundaki düzenlemenin aksine iş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak, ana kuralın belirsiz süreli sözleşme olduğu kabul edilmiştir. Halen yürürlükte olan ve kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14.maddesinde "Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin..." cümlesi ile iş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olmasının kıdem tazminatına hak kazanma açısından önemli olmadığı belirtilmiştir. Burada önemli olan fesih iradesinin kim tarafından ortaya konulduğu ve kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Örneğin belirli süreli iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca haklı nedenle fesheden işçi bir yıllık kıdem koşulu gerçekleştiği takdirde kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Elbette kural olarak belirli süreli iş sözleşmesi kararlaştırılmış ve süre sonunda taraflardan herhangi biri fesih iradesini ortaya koymamış ise iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği açıktır. Ancak belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesinden önce taraflardan biri yenilememe iradesini ortaya koymuş ise burada yenilemeyen tarafın iradesine göre kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılamayacağı araştırılmalıdır. İşveren yenilememe iradesini göstermiş ve haklı nedene dayanmıyor ise bir yıllık kıdem koşulu gerçekleştiği takdirde kıdem tazminatı ödenmelidir.Hizmet ilişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 sayılı Uluslar arası Çalışma Sözleşmesine göre; bu sözleşmenin koruyucu hükümlerinden kaçınmak amacıyla belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına karşı yeterli güvenceler alınması gerektiği vurgulanmıştır (m 2/3). Bu nedenle gerek 158 sayılı İLO Sözleşmesi, gerekse iş hukukuna egemen olan “işçi lehine yorum” ilkesi gözetildiğinde, kanun gereği belirli süreli kabul edilen sözleşmeyi, haklı bir neden olmaksızın yenilememe iradesini gösteren işverenin koşulların var olması halinde sona eren sözleşme nedeniyle kıdem tazminatından sorumlu olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.11.2014 gün ve 2008/22-1443 E., 2014/958 K. sayılı ilamı). Tüm bu açıklamalar ışığında davacının davalıya çekmiş olduğu ihtarname ve Kütahya Bölge Çalışma Müdürlüğüne yapmış olduğu başvuru birlikte değerlendirildiğinde davacının birer yıllık belirli süreli sözleşmeler ile 2006 yılından bu yana bilgisayar öğretmeni olarak çalışmaya devam ettiği ve her yıl sözleşmesinin yenilendiği, 2011 yılında ise davacı sözleşmesinin yenilenmesini beklerken, davalı işveren tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin sözleşmenin yenilenmemiş olması nedeniyle işveren tarafından yenilenmeyerek sona eren sözleşme nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı diğer bir ifade ile davacının iş sözleşmesinin sürenin sonunda işveren tarafından haklı bir neden gösterilmeksizin yenilenmemesi nedeniyle kıdem tazminatı taleplerinin kabulü gerekmektedir." denilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/22504 Esas, 2015/33824 Karar sayılı kararında özetle "İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İş yeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır." denilmektedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2013/1175 Esas, 2013/1901 Karar sayılı kararında özetle: İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarınıda devralmış sayıldığından işçinin en son alt işverence iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı hakedecek şekilde feshedilmesi halinde kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve devir tarihine kadar olan süre ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise kıdem tazminatı açısından tüm çalışma döneminden ve ihbar tazminatı ile varsa yıllık izin alacağının tamamından asıl işverenin ise işçinin tüm alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmelidir. İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir." denilmektedir. 4857 sayılı Yasanın 2. maddesinde özetle: Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez." denilmektedir. 5393 sayılı yasanın 67. maddesinde "Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir." denilmektedir. 4857 sayılı Yasanın 120. maddesine göre halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14. maddesinde ise özetle: İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/07/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır." denilmektedir. Kural olarak kıdem tazminatına akdin fesih tarihinden itibaren 1 yıllık banka mevduatına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretine davalı daha önce ihtarname çekilerek temerrüte düşürülmüş ise temerrüt tarihinden, temerrüte düşürülmemiş ise dava veya takip tarihinden ve kısmi davada ayrıca ıslah ile arttırılan miktarlara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmelidir, ücret alacağı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine de davacı daha önce ihtarname çekilerek temerrüte düşürülmüş ise temerrüt tarihinden, temerrüte düşürülmemiş ise dava veya takip tarihinden ve kısmi davada ayrıca ıslah ile arttırılan miktarlara ıslah tarihinden itibaren 1 yıllık banka mevduatına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi yürütülmelidir. HMK'nın 26/1. maddesine göre mahkeme talepten fazlaya karar veremez.Dava dilekçesinin incelenmesinden mahkememizdeki davanın HMK 109. Maddesine göre kısmi alacak davası olarak açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizdeki somut davanın dosyadaki toplanan deliller, bu husustaki yasal düzenlemeler ve yukarıdaki örnek Yargıtay kararları doğrultusunda yapılan değerlendirmesinde:Davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin incelenmesinde:Yerleşik Yargıtay kararlarına göre İş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispatlama yükümlülüğü davalı işverenlere aittir. ayrıca işveren bildirmiş olduğu işten ayrılış nedeniyle bağlıdır. İş akdinin sona erdirilmesi belli bir şekle tabi olmadığı gibi yazılı olması da şart değildir, bu anlama gelebilecek işçi veya işveren söz ve davranışları da aynı sonucu doğuracaktır. Dosyamızda sadece tüzel kişiliği sona eren ...ın asıl işveren ve davalı şirketin son alt işveren olduğu döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı talep edilmektedir, dolayısıyla taleple sınırlı olarak inceleme yapılacaktır.Davacının asıl işveren olan ... bünyesinde ihale ile iş alan değişik alt işveren olan şirketlerde 27/12/2011-29/05/2014 tarihleri arasında temizlik görevlisi olarak çalıştığı ve son alt işverenin davalı şirket olduğu, işe giriş çıkış bildirgeleri ve dosya kapsamı ile sabittir. Dosyadaki işten ayrılış bildirgesine göre davacının iş akdinin 29.05.2014 tarihinde (kod 4 ) ile yani belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi nedeni ile davalılar tarafından sona erdirildiği bildirilmiştir.İspat yükümlülüğü kendisinde olan davalı işverenler, davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispatlayamadığından ve bildirilen iş akdinin sona eriş nedenine ve ( kod 4) koduna göre davacı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağından ve davacıya ihbar öneli de kullandırılmadığı anlaşıldığından davacının son giydirilmiş aylık brüt ücreti hesaplamaya esas alınarak 4857 sayılı yasanın 120. Maddesi yollamasıyla 1475 sayılı yasanın 14 . Maddesine göre davacının davalı iş yerindeki toplam çalışma süresine göre kıdem tazminatı hesaplanarak ve davacının 4857 sayılı yasanın 17. Maddesine ve davalı iş yerindeki toplam çalışma süresine göre hak ettiği ihbar süresinin karşılığı davacının son giydirilmiş aylık brüt ücretine göre hesaplanarak davacının gatabın asıl işveren olduğu dönemde hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı miktarı bulunmuştur. Davacı davalı iş yerinde toplam 873 gün süre ile çalışmış olup yukarıdaki hukuk genel kurulu kararı ve 4857 sayılı yasanın 11. Maddesi, davacının yaptığı iş dikkate alındığında taraflar arasındaki iş akdi belirsiz süreli iş akdine dönüşmüştür. Ve yapılan iş sürekli bir iştir. İş akdine davalı işveren tarafından son verilmiştir. iş akdinin davalı şirket tarafından sona erdirildiği dosyadaki işe giriş ve çıkış bildirgeleri ve diğer delillere göre dava dışı tüzel kişiliği sona eren ...ın asıl işveren olduğu, Asat genel müdürlüğünün ise devir alan asıl işveren olduğu, davalı şirketin ise ... dönemindeki son alt işveren olduğu, ve dava dışı asat genel müdürlüğünün devir alan asıl işveren olarak, davalı şirketin ise ... dönemindeki son alt işveren olarak davacının hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatının tamamından 4857 sayılı yasanın 2,6,17,120 ve 1475 sayılı yasanın 14. Maddesine göre müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, ancak davanın sadece davalı şirkete karşı açıldığı anlaşılmakla, davacının kıdem tazminatı talebinin bu sebeple davalı şirket yönünden hüküm fıkrasında belirtilen şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş, ihbar tazminatı talebinin ise tümüyle kabulüne karar verilmiş, kıdem tazminatı talebi yönünden fazlaya dair istem reddedilmiş, ihbar tazminatı talebi yönünden davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Davacının bakiye ücret alacağı talebinin incelenmesinde: davacı davalı iş yerinde çalıştığı dönemi sigorta kayıtlarıyla ispatlamıştır. davacı işçinin Ücretinin ödendiğinin ispatı davalı işverene aittir. Davacının iddiası ve dosyadaki belgelere göre davacıya 2014 yılı mart, nisan ve mayıs aylarındaki çalışma sürelerine ilişkin ücret alacaklarının ödenmediği anlaşılmakla ve bu aylara ilişkin çalışma ücretlerinin davacıya ödendiğini davalı şirket , imzalı ücret bordrosu, tediye makbuzu ve banka hesap özeti gibi belgelerle ispatlayamadığından buna göre hesaplama yapılmış ve davacının bakiye ücret talebinin bu sebeple hüküm fıkrasında belirtilen şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir.” gerekçesi ile “devir alan asıl işveren olarak davanın Antalya Büyükşehir Belediyesi yerine Asat Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği anlaşıldığından ve davacı vekili bu hususta husumette yanıldığından davalı Antalya Büyükşehir Belediyesine açılan davada husumet düşmediğinden T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesinin bu sebeple davalı olmaktan çıkartılmasına”, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının davalı ... Şirketinden alınarak davacıya veirlmesine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1-Mahkeme’nin 04/07/2019 tarihili duruşma zaptına “Bu dosyamızdaki yargıtay 9. Hukuk dairesinin bozma kararına göre ve gelen SGK kayıtlarına göre Ayrıca Antalya 4. İş mahkemesinin benzer konudaki 14 dosyasında T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesinin davalı olmaktan çıkarılmasına ve yerine T.C. Kemer Belediyesinin davaya dahil edilmesine karar verildiği ve bu kararların yargıtay 7. Hukuk dairesince onandığı emsal dosyadaki Antalya BAM 10. Hukuk dairesi kararlarında da bu konuya işaret edildiği bu durumda Antalya büyükşehir belediyesi yerine husumette yanılma nedeni ile davanın Asat Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği anlaşıldı” yönündeki açıklamadan sonra davacı vekilinin aynı duruşma zaptında “biz Asat Genel Müdürlüğünün davaya dahil etmedik, davaya dahil etmeyeceğiz bu hususta süre istemiyoruz” yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi uygulanmadığı halde Mahkeme’nin kendiliğinden davalı ... Belediyesi Başkanlığı’nın davalı olmaktan çıkarılmasına karar vermesi hatalıdır. Böyle bir durumda, davalı sıfatında bir değişiklik yapmaksızın dosyada mevcut hali ile karar verilmelidir. Kabule göre Mahkeme’nin kararı bu yönden hatalıdır. 2-Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme’nin ilk kararı, işçilik alacaklarından hangi kurumun sorumlu olduğunun, yani pasif husumetin hangi kuruma düştüğünün tespiti bakımından Dairemizin 2017/8695 Esas sayılı kararı ile bozulmuştur. Eldeki dosyada fesih tarihi olan 29/05/2014 tarihinde davacının çalıştığı son alt işveren ... SGK sicil numaralı işyeridir. ... SGK sicil numaralı işyerinin, gerekçeli karar başlığında yer alan ... Şirketi ile ... arasında 06/03/2013 tarihinde imzalanan Basın Danışmanı, Turizm Tanıtım, Hukuk Elemanı, Sayaç Okuma Elemanı ve Genel İdari Hizmet Alımı Sözleşmesi kapsamında çalıştığı dosyadaki hizmet alım sözleşmesi, puantajlar, teknik şartname, SGK belgeleri ve sair belgelere göre anlaşılmaktadır. Valilik Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu'nun 2014/108 Karar sayılı kararı, 2014/42 sayılı Komisyon kararının geçerli olduğu, devir tutanaklarına olmayan doğmuş ve doğacak hakların, alacakların, borçların, devam eden davaların, her türlü personelin Büyükşehir Belediyesinin görevine girenlerin Büyükşehir Belediyesine, ASAT Genel Müdürlüğü’nün görevine girenlerin ASAT Genel Müdürlüğü’ne, diğerlerinin Kemer Belediyesi’ne devredilmiş kabul edilmesi yönünde düzenleme getirmiştir. Valilik Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu'nun 2014/42 Karar sayılı kararı ekindeki “Borçlar Devir Tutanağının”nın 420., 442., 476., 518. sıralarında, ... Şirketi’nin “Basın Danışmanı, Turizm Tanıtım , Hukuk Elemanı, Sayaç Okuma Elemanı ve Genel İdari Hizmet Alımı Sözleşmesine” ilişkin ”9,10,11,12/2013 aylarına ilişkin hakedişlerinin Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiği, hizmet alım sözleşmesinin adı açıkça belirtilmek sureti ile belirtilmek sureti ile yazılıdır. Davacı da en son bu himzet alım sözleşmesi kapsamında çalışmıştır. Hizmet alım sözleşmesinin adının açıkça yazılması sureti ile alt işverenin hakedişinden sorumlu tutulan T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmet alım sözleşmesinden doğan işçilik alacaklarından da sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Çünkü, bir hizmet alım sözleşmesi nedeni ile alt işverein hakedişinden sorumlu olan asıl işverendir, asıl işveren alt işverenle birlikte işçilik alacaklarından da işçiye karşı sorumludur. Bu nedenle, “Basın Danışmanı, Turizm Tanıtım, Hukuk Elemanı, Sayaç Okuma Elemanı ve Genel İdari Hizmet Alımı Sözleşmesinin” adı borç devir tutanağında açıkça belirtilerek bundan doğan alt işveren hakedişinden Antalya Büyükşehir Belediyesi sorumlu tutulmuş iken aynı hizmet alım sözleşmesine dayanan işçilik alacağından bir başka kurumun sorumlu olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle, borç devir tutanağında hizmet alım sözleşmesinin adı açıkça belirtilerek alt işveren hakedişinden T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi sorumlu tutulduğuna göre davacının işçilik alacağından sorumluluğun da borç devir tutanağında yer almadığı kabul edilemez, davacının bu hizmet alım sözleşmesine dayanan haklarından da Antalya büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğu kabul edilmelidir. Borç devir tutanağında hizmet alım sözleşmesinin adı da açıkça belirtilerek bu hizmet alım sözleşmesinden doğan alt işveren hakedişi T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiğinden, T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ...’ın sona ermesi üzerine ... yerine “asıl işveren” olarak kabul edildiği göz önüne alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle davacının ...’ın sona ermesinden önce fiilen yaptığı işin ne olduğu, bu işin Büyükşehir Belediyesi’nin görevine girip girmediği de önemini yitirmektedir. ...’ın son erdiği tarihte en son “Basın Danışmanı, Turizm Tanıtım , Hukuk Elemanı, Sayaç Okuma Elemanı ve Genel İdari Hizmet Alımı Sözleşmesi” kapsamında çalışan davacı en son bu hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığından, davacının işçilik alacaklarından da “asıl işveren” sorumlulukları kendisine devredilmiş olan Antalya ...’nın sorumlu olduğu kabul edilmelidir. 3-Mahkeme’nin gerekçeleri arasında davacının, ...’ın sona ermesinden sonra çalıştığı işyeri de yer almaktadır. Hizmet döküm cetvelinde; ... kapsamındaki alt işveren davalı ... Şirketi’nden çıkışı 29/05/2014 tarihidir. Bir sonraki işe girişi yaklaşık 8,5 ay sonra 07/02/2015 tarihinde ... SGK sicilli işyerinde olmuştur. ... SGK sicilli işyeri, SGK belgesine göre alt işveren ... Şirketi’nin ASAT işyeridir. Gerek alt işverenin değişmesi, gerek ... işyerinden çıkış ve yeniden işe giriş tarihleri arasında geçen yaklaşık 8,5 aylık süreden, davacının ...’tan sonra çalıştığı işin ...’taki iş aktinin devamı olmadığı, yeni bir iş akti olduğu sabittir. Mahkeme’nin eldeki gerekçesinde davacının hizmet döküm cetvelinde görünen 29/5/2014 tarihli çıkışndan sonraki çalışması nedeni ile davalı T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne değil ASAT’a husumet yöneltilmesi gerektiği şeklinde gerekçe oluşturarak bu gerekçeyi de Dairemizin 2017/8695 Esas sayılı bozma ilamındaki “Davacının ...’ın sona ermesinden sonra fiilen çalışması olup olmadığı, böyle bir çalışması var ise bunun husumet tespitinde dikkate alınması” yönündeki açıklamaya dayandırılması da hatalıdır. Zira, Dairemizin bozma ilamında kastedilen, ...’taki iş aktinin aslında fiilen sonlandırılmaksızın ...’da davacının çalıştığı aynı son alt işveren nezdinde, ...’da en son çalıştığı aynı iş akti ve aynı hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaya devam edip etmediğinin araştırılmasıdır. Yukardaki açıklamalar karşısında, davacının ...’tan sonra yaptığı çalışmasının yeni bir iş aktine dayandığı, ...’taki çalışmasından bağımsız yeni bir çalışma olduğu ve pasif husumetin tespitinde hiç bir etkisi de bulunmadığı açıktır. Mahkeme’nin, davalı T.C. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne pasif husumet düşmediği yönündeki hükmüne esas gerekçesi bu yönden de hatalıdır. 4-Ayrıca, ... SGK sicilli işyerinde davacının işe giriş tarihi hizmet döküm cetveline göre 02/07/2015, eldeki dava tarihi ise 11/06/2014 olup, davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi kuralının neticeye etkisinin irdelenmemesi de hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.