TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/02/2021 NUMARASI : 2018/389 Esas, 2021/116 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 10/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; G…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1446 KARAR NO : 2025/984 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/02/2021 NUMARASI : 2018/389 Esas, 2021/116 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 10/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili,taraflar arasında 02/01/2017 tarihinde Palmiye Apartmanı inşaatına ilişkin çelik kapılar, iç kapılar, dolaplar, süpürgelikler ve aksesuarlarının temini ve montajı işi için sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4/f maddesi uyarınca ölçü alımından sonra imalata başlanarak ürünlerin 20/04/2017 tarihinde teslim edilmesinin ve gecikme halinde günlük 2.000 TL ceza uygulanmasının kararlaştırıldığı, ölçü alınması için 07/04/2017 ve 08/05/2017 tarihlerinde davalıya bildirimde bulunulmasına rağmen davalının gerekli ölçüleri almayarak işi süresinde hazır etmediği, bu nedenle 12/07/2017 tarihinde gecikme bildirimi yapıldığı, 24/07/2017 tarihli ihtarname ile işin süresinde tamamlanmasının ve aksi halde zararların yansıtılacağının bildirildiği, ihtarnamenin 02/08/2017 tarihinde tebliğine rağmen işin tamamlanmadığı, bunun üzerine 02/01/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile 08/08/2017 tarihinden itibaren günlük 2.000 TL gecikme cezası uygulanacağının ve gecikmenin 147 gün olduğunun bildirildiği, 27/12/2017 tarihli tutanakla eksikliklerin tespit edildiği, gecikme nedeniyle arsa sahiplerine ödenen kira yardımlarının arttığı ve bu zararın da davalıdan talep edileceğinin daha önce bildirildiği, ayrıca davalının yaptığı montajlarda hata ve eksiklikler bulunduğunun İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/24 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile belirlendiği ve hatalı imalat gideriminin 5.000 TL olarak tespit edildiği, işin dava tarihi itibariyle halen tamamlanmadığı ileri sürülerek şimdilik toplam 25.000 TL’nin ticari faiziyle tahsili talep edilmiş; daha sonra 18/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talepler hatalı imalat giderimi için 8.652,38 TL, 40 gün için gecikme cezası olarak 80.000 TL ve 40 gün için kira yardımı zararı olarak 100.000 TL olmak üzere toplam 188.652,38 TL’ye yükseltilmiş, ilk talep edilen kısım için 02/01/2018 tarihinden, ıslah edilen kısım için ise ıslah tarihinden itibaren ticari faiz istenmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, taraflar arasındaki 02/01/2017 tarihli eser sözleşmesinde davacının şantiyeyi sözleşmeye uygun sürede montaja elverişli hâle getirmediği, ölçü alımı ve üretime geçilebilmesi için gerekli ortamın davacı tarafından sağlanamadığı, e-posta yazışmalarından da açıkça görüleceği üzere yapım sürecindeki gecikmeler nedeniyle ölçü alımının dahi uzun süre mümkün olmadığı, bu gecikmelerden müvekkili şirketin sorumlu bulunmadığı hususunun davacıya yazılı olarak bildirildiği, ayrıca şantiyede güvenliğin sağlanmaması nedeniyle bazı ürünlerin çalındığı veya zarar gördüğü ve yeniden temin edilmek zorunda kalındığı, her ne kadar davacı yanca işin halen teslim edilmediği iddia edilmiş ise de teslim tutanaklarından imalatların 16/08/2017 ve 18/09/2017 tarihlerinde davacı çalışanlarınca eksiksiz şekilde teslim alındığının sabit olduğu, bağımsız bölümlerin davacı tarafından kat maliklerine teslim edilip fiilen kullanılmakta olduğu, işlerin teslim edilmemiş olması hâlinde bu durumun fiilen mümkün olamayacağı, sözleşmeye göre son ölçü onayının 29/05/2017 tarihinde verildiği, buna sözleşmede öngörülen 8 haftalık sevk süresi eklendiğinde sevk tarihinin 24/07/2017 olduğu ve yaklaşık bir ay içinde montajların tamamlanarak teslim edildiği, davacı tarafından yaptırılan delil tespitinin yapı teslim edilip yerleşim sağlandıktan sonra yapıldığı ve üçüncü kişilerin kullanımından kaynaklanan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 02.01.2017 tarihli birim fiyatlı eser sözleşmesi uyarınca davalının eksik imalatının bulunmadığı, ancak teslim edilen kapı, dolap ve lavabolarda ayıplar mevcut olduğu, bu ayıpların bir kısmının 27.12.2017 tarihli tutanakla giderildiği, bir kısmının ise dava öncesi tespit ve bilirkişi inceleme tarihleri itibarıyla halen giderilmediği, ayıpların kullanıcı hatasından kaynaklanmayıp ayıplı imalat niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalının dava tarihi itibarıyla ayıp giderim bedelinden sorumlu olduğu, sözleşmeye göre işin 20.04.2017 tarihinde teslim edilmesi kararlaştırılmış ise de, iş sahibinin şap uygulamasındaki gecikme nedeniyle şantiyenin ölçü alımına uygun hale getirilememesi ve ürün imalat süresi birlikte değerlendirildiğinde davalıdan kaynaklanmayan toplam 95 günlük gecikmenin iş bitim süresine eklenmesi gerektiği, bu durumda yeni iş bitim tarihinin 24.07.2017 olduğu, buna rağmen işin kapılar yönünden 16.08.2017’de, dolap ve lavabolar yönünden 18.09.2017’de teslim edildiği, davacının iş tesliminden önce ve sonra yaptığı ihtarlarla gecikme cezası talep hakkını saklı tuttuğu, sözleşmenin 4/f maddesi uyarınca 10.08.2017–18.09.2017 tarihleri arasındaki 40 günlük gecikme için günlük 2.000,00 TL’den toplam 80.000,00 TL cezai şart talep edilebileceği, bununla birlikte, arsa sahiplerine ödenen kira yardımı talebinin TBK’nın 180/II maddesi anlamında cezayı aşan zarar niteliğinde olduğu, bu zararın varlığının ve salt davalıdan kaynaklandığının davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, sunulan belgelerin ve farazi bilirkişi hesabının ispat için yeterli olmadığı ve davalı imalatlarındaki ayıpların daire teslimine tek başına engel olacak nitelikte bulunmadığı gerekçeleriyle, kira yardımı zararına ilişkin talebin reddine, kabul edilen gecikme cezası ve ayıp giderim bedeli yönünden davalının temerrüdünün dava tarihi itibarıyla gerçekleştiği, ıslah edilen kısım bakımından ise faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinafında, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde davalının eksik ve ayıplı imalat yaptığı, ayrıca işin 51 gün gecikmeyle teslim edilmesi nedeniyle sözleşme süresinin davalının kusuru ile aşıldığı, bu gecikme sebebiyle arsa sahiplerine yapılan kira yardımlarının arttığı ve müvekkil şirketin zarara uğradığı, bu hususların bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, gecikme nedeniyle oluşan zararın cezai şartı aşan zarar niteliğinde olduğu kabul edilmesine rağmen mahkemece ispatlanamadığı gerekçesiyle hatalı şekilde reddedildiği, dosyaya sunulan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin özellikle teslim tarihini ve kira yardımı koşullarını düzenleyen hükümlerinin gereği gibi incelenmediği, ticari defter ve şirket kayıtlarının celp ve tetkik edilmediği, HMK 222 uyarınca ticari defterlerin re’sen inceletilmesi talebinin karşılanmadığı, keşif ve bilirkişi tespitlerine rağmen imalatların fiili teslimi engelleyecek nitelikte olmadığı yönündeki mahkeme kabulünün dosya kapsamıyla bağdaşmadığı, bilirkişi incelemesi sırasında dahi eksik imalatların bulunduğunun bizzat gözlemlendiği, buna rağmen yerel mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle davayı reddettiği ileri sürülerek, sözleşmeye aykırılık ve geç teslim nedeniyle uğranılan zararların araştırılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiş ve yerel mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.Davalı vekili istinafında, eser teslimi sırasında düzenlenen teslim tutanağında davacının cezai şarta ilişkin hakkını saklı tutmadığı, bu nedenle TBK ve Yargıtay içtihatları uyarınca ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim alınan iş bakımından sonradan cezai şart talep edilemeyeceği, gecikmenin davalıdan değil, montaja uygun yer teslimi ile ürün seçimini zamanında yerine getirmeyen davacıdan kaynaklandığı, yer tesliminin iş sahibinin öncelikli edim borcu olduğu, bu borcun gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle davacının alacaklı temerrüdüne düştüğü, bu durumda davalıya gecikme isnadının hukuken mümkün bulunmadığı, teslim tutanakları ve dosya kapsamından ürünlerin davacıya eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiği, sonradan üçüncü kişilerin kusuruyla meydana gelen zararların davalıya yüklenemeyeceği ve serbest piyasa rayiçleri üzerinden bedel istenemeyeceği, ayrıca davacının iddia edilen eksikleri gidermeyerek zarar artışına bizzat sebebiyet verdiği, bu artışlardan davalının sorumlu tutulamayacağı, davalının kusuru bulunmadığından cezai şarta hükmedilemeyeceği, kabul anlamına gelmemek üzere dahi cezai şartın fahiş olduğu ve TBK ile Yargıtay uygulamaları uyarınca indirilmesi gerektiği, ayrıca ekonomik koşullar ve piyasa şartları itibarıyla hükmedilen cezai şartın davalı şirketin ekonomik varlığını sona erdirecek nitelikte olduğu ileri sürülerek, öncelikle cezai şartın geçersiz sayılması, aksi halde tenkisi talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Davacı vekili, taraflar arasında 02/01/2017 tarihli eser sözleşmesi uyarınca ... Apartmanı inşaatına ilişkin imalat ve montaj işinin süresinde tamamlanmadığını, ölçü alınmasına rağmen davalının işi geciktirdiğini, cezai şart ve ayıplı imalat giderimi ile kira yardımı zararının doğduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Davalı vekili, gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, işlerin sözleşmeye uygun şekilde tamamlanarak teslim edildiğini, ayıpların bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne, cezai şart ve ayıp giderim bedelinin tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle cezai şartın fahiş olduğuna ilişkin iddianın ilk kez davalı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/02/2021 tarih ve 2018/389 Esas, 2021/116 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.055,84 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.513,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.541,88 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafça yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.