İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Öncelikle, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili; Davalı ... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde bakanlık ile anlaşma sağlanamadığını, davalı yediemin ... ile arabulucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/4246 KARAR NO : 2026/91 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2024 NUMARASI: 2020/726 Esas - 2024/319 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Öncelikle, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili; Davalı ... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde bakanlık ile anlaşma sağlanamadığını, davalı yediemin ... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasından yapılan Müzakerelerde yediemin ile anlaşma sağlanamadığını, öncelikle, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili; Davalı ... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde bakanlık ile anlaşma sağlanamadığını, davalı yediemin ... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasından yapılan Müzakerelerde yediemin ile anlaşma sağlanamadığını, ...4. İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasından, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasına; *...haczedilerek ... Yediemin deposuna bırakılan Müflise ait malların fiilen tespitlerinin yapılarak muhafaza altına alınması, satışa esas olmak üzere kıymet takdirlerinin yapılması, kıymet takdiri raporları ile tanzim edilecek haciz tutanağının gönderilmesi” hususunda “TALİMAT” yazıldığını ve UYAP sisteminden gönderildiğini, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasından, 27.01.2018 tarihinde talimat gereği tespit işlemi için Yediemin deposuna gidildi yediemin deposunun iki ayrı farklı depolarda olduğunun görüldüğünü, gelinen ilk depoda yediemin beyanına göre 80 ton mal bulunduğunu, 2. Depoda sayım ve tespit yapılmaması sebebiyle ne kadar mahcuz mal bulunduğunun anlaşılamadığını, yediemin sorumlusunun “mahcuz malların uzun süredir depolarında kaldığı ve bir kısım malların neme bağlı olarak çürüdüğü” şeklinde beyanda bulunduğunu, iflas masası vekili olarak tespit tutanağında, bilirkişi ataması ile ne kadar mahcuzun zarar gördüğü ayrıca kıymet takdirinin de yaptırıması yönünde beyanda bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; malların nemden dolayı telef olduğu düşünülse dahi yediemin olan davalının kendisine teslim edilen malları teslim edildiği şekilde koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, mahcuz malların niteliğinin, hassaslığının ve iplik olduğunun, teslim tarihinde yediemin tarafından bilindiğini, yedieminin muhafaza görevini ifa edeceği depo ya da mağazası rutubetli ve malları koruyamayacak durumda ise yedieminin malın muhteviyatı gereği kendi şartlarının uygun olmadığını düşünüp malları kabul etmemesinin gerekeceğini, ayrıca malların nemden dolayı çürüdüğünü fark edip en kısa sürede icra dairesine konu ile ilgili bilgi vermesinin gerekeceğini, yediemin tarafından, İcra Müdürlüğünce tespite gidildiği tarihe dek, muhafaza yapılan dosyaya ya da talimat dosyasına herhangi bir bilgi verilmediğini, talimat İcra Müdürlüğü tarafından 26.03.2018 tarihinde yediemine gidildiğini, yediemin vekili Av. ... tarafından bir kısım malların bulunduğu depo olan ve bu malların da konulduğu depo adresinden bir hırsızlık olayı yaşandığını, buna ilişkin savcılığa şikayetlerinin olduğunu ve yine buna ilişkin 04.12.2017 tarihli Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'nin tutanağının bulunduğu tahkikatın devam ettiğini, soruşturma numarasının ... olduğunu beyan ettiğini ve bu hırsızlıkla ilgili beyanının 26.03.2018 tarihli tespit tutanağında yer aldığını, aradan 4 ay geçmesine rağmen yaklaşık 200 ton malın çalındığının yediemin tarafından icra dairesine bildirilmediğini, görüldüğü üzere davalı yediemin 04.12.2017 tarihinde hırsızlık olayı olduğunu belirtmekte iken bu tarihten sonra gidilen ilk tespitte malların sadece neme bağlı olarak çürüdüğünü beyan ettiğini, yedieminin beyanları arasında çelişki ve tutarsızlık bulunduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için malların çalındığı kabul edilse de bu durumun yedieminin tazmin sorumluluğunun önüne geçmeyeceğini, ayrıca 26.03.2018 tarihinde yapılan tespit işleminde toplam 2.877 çuval muhtelif cins ipliğin yerine halihazırda 415 çuvalın olduğunun 2.462 çuval ipliğin yerinde olmadığının tespit edildiğini, hangi sebeple olursa olsun, birçok kamu alacağının da alacaklısı olduğu “Müflis ...Teks Tekstil San. ve Tic. A.Ş. İflas Masasına” intikal eden 200 ton malın, icra dairesince görevlendirilen ve mal teslimi yapılan yediemin tarafından bulunamadığını, malların yok olmasının masa zararına sebebiyet vermekte olup, davalıların masa zararını gidermelerinin gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu 5. Maddesinde bu durum düzenlendiği gibi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas: 2015/ 8436 Karar: 2015/9484 Karar Tarihi: 07.09.2015 olan kararında da bu durumun görüldüğü, bir an için, gerçekten bir hırsızlık olduğu kabul edilse dahi yediemin tarafından malların usule uygun şekilde korunmamasının hırsızlık eylemine yol açtığını, Talimat İcra Müdürlüğü tarafından ... tarihinde tespit işlemi için yeniden gidildiğinde, yediemin çalışanı olduğunu düşündükleri ... isimli kişinin Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'nde verdiği ifadeye bakıldığında, yediemin tarafından malların kaderine terk edildiğini, herhangi bir güvenlik önlemi ya da güvenlik kamerası bulunmamasının yedieminin sorumlu olduğunun başlıca göstergesi olduğunu, 23 Ağustos 2016 tarihli 29810 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nin 6. maddesinde belirtilen “Yedieminlerde Bulunması Gereken Asgari Niteliklere bakıldığında; davalı yedieminin deposunun, Yönetmelikte belirtilen asgari şartları taşımadığını, ilgili yönetmeliğin 16. maddesinde, Lisans Sahibi Yedieminin Yükümlülüklerinin düzenlendiğini, somut olayla ilgili olarak c, f, g bentlerine bakıldığında; şüpheli yedieminin bu bentlerdeki yükümlülüklerini de hiçbir şekilde yerine getirmediğini, Yönetmeliğin, “Meydana gelen zararlardan sorumluluk” başlıklı 17. Maddesine bakıldığında davalı yedieminin tazmin sorumluluğunun bulunduğunu, 16. maddenin ilgili bentleri gerekse 6. maddenin ğ bendi gereğince depoda kamera bulunmamasının ve her gidildiğinde malların teşhire imkan verecek şekilde muhafaza edilmemiş olmamasının “yedieminin sorumluluğunun yanı sıra, uygun yönetmelikte Uygun vasıflara sahip olmayan yediemine teslim yapılmış olması sebebiyle davalı hazinenin de sorumluluğunu ortaya çıkardığını, davalı ...'nın sorumluluğunun, hem denetim görevinin yerine getirilmemesinden hem de malları davalı yediemine teslim eden İcra Dairesi görevlilerinin “yedieminlik” görevinin gereklerini yerine getirip getirmediği araştırılmadan teslim yapılmasından kaynaklandığını, Yönetmeliğin; “İcra ve iflas dairesi tarafından yapılacak işler” başlıklı 22. maddesine göre davalının Lisanslı olup olmadığının, lisans sahibi ise de yönetmelikteki asgari şartları lisansın devamını sağlar mahiyette olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Yönetmeliğin “Depoların denetimi” başlıklı 31. maddesine göre; depoda kamera olmamasının, sürekli nöbetçi bir personel bulundurulmamasının denetimin yönetmelikte belirtildiği şartlarda yapılmadığının göstergesi olup, bu durumun da İcra Müdürlüğü personelinin görevlerini yerine getirmemesi sebebiyle davalı Bakanlığın sorumluluğunu doğurduğunu, İflas Müdürlüğünce talimat yazıldığı tarihte, talimat icra müdürlüğünce işlem yapılmış olsa idi belki de gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık olayının ya da yedieminin malları koruyamaması durumunun önüne geçilmiş olacağını, icra müdürlüğünce vaktinde işlem yapılmamasının da kusurlu olduklarının göstergesi olduğunu, dava konusu tazmin edilecek malların, niteliğinin tespiti konusunda, haciz yapan Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasının ilgili haciz ve yediemine teslim tutanağından faydalanılmasının mümkün olduğunu ancak teslimi yapılan malların “teslim tutanağındaki değerlemesini kabul etmediklerini”, mal teslimi yapılırken iplik ve haciz yapılan diğer mallardan anlayan uzman bir bilirkişi hazırda bulundurulmadığını, kıymet takdirlerinin resen İcra Dairesi personeli tarafından yapıldığını, yani malların değerlerinin Uzman kişilere yaptırılmadığını, bu sebeple ilgili malların tespiti hususunda, İstanbul İplik İhracatçıları Birliği ve İstanbul Dokumacılar Derneğine müzekkere yazılmasını ve malların satışa esas birim fiyatlarının celbedilmesini talep ettiklerini, açıklamış oldukları sebeplerle birçok kamu alacağının da kayıt edildiği iflas masasının zararının giderilmesi maksadıyla iş bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini,belirterek, müvekkili tarafça açıklamış oldukları sebeplere ve resen tespit buyrulacak sebeplerle; davalarının kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL'nin malların yediemine teslim tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; Davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olup işbu davanın reddinin gerektiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. Maddesinde sayılan ilk itiraz sebeplerinin tümünü tekrar ettiklerini, Mahkemenizin yetkisiz olup yetkisizlik sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, aynı şekilde, Mahkemeniz görevsiz de olduğundan esasa girilmeksizin, görevsizlik sebebiyle de davanın reddini talep ettiklerini, dava değeri düşük gösterildiğinden, eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesinin bu aşamada mümkün olmadığını, eksik harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, harcın verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda dava şartlarından olan harcın ikmal edilmemiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu talep zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı sebebiyle davanın reddini de talep ettiklerini, Yargı yerinin caiz olup olmadığı, aynı konuda kesin hüküm bulunup bulunmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı gibi hususlar dava şatlarından olduğundan, bu hususların da ayrıca Mahkemece resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde dava şartlarının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, özetle, usul kuralları çerçevesinde, yazdıkları, yazmadıkları tüm ilk itirazlarını sunduklarını ve davanın, esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacı ile müvekkili arasında, dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbir. zaman gerçekleşmemiş olup, davacının taleplerinin, tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, dava konusu alacağın yediemin deposunda bulunan hacizli malların zayi olduğu veya çalındığı iddiasıyla açıldığını, işbu malların zayi olduğu veya çalındığı kanıtlansa dahi bu konuda müvekkili idarenin sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirketin gerekli denetimleri süresinde yaptığını, Yediemin ...'ın deposundaki malların güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu, ancak bu kapsamda gereken dikkat ve özeni göstermediğini, ayrıca idarelerinin denetleme yükümlülüğü varsa da bunun her gün yapılmasının mümkün olmadığını, Haczedilen Malların Muhafaza Edileceği Lisanslı Yediemin Depoları Hakkındaki Yönetmelik'te de yediemin deposunun haczedilen mallar hakkında yapılması gerekenlerin belirtildiğini, haczin takibinin nasıl yapılacağının da belirtildiğini, bu sebeple davacının iddia ettiği zararından davalı idarenin sorumluluğunun olmadığını, bu sebeple taraflarına açılan davanın reddinin gerektiği, belirterek, müvekkili tarafça arz ve izah olunan veya Sayın mahkemece resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'ın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/738 Esas sayılı dosyasında Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava ile ilgili olarak davalılar ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, müvekkili müflis şirkete ait malların iflastan önce 2877 çuval malın yediemine teslim edildiğini, iflas müdürlüğünce yazılan talimata istinaden Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasında mahallinde tespit yapıldığını ve 2462 çuval malın yerinde olmadığının tespit edildiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/726 esas sayılı dava dosyasında da söz konusu tespitin bilirkişi raporları ile doğrulandığını, müvekkiline ait ve teslimi yapılan malların yediemin tarafından bulunamadığını, malların yok olması sebebiyle masanın zarara uğradığını ve davalıların masanın zararını gidermek zorunda olduklarını, yediemin tarafından malların usule uygun şekilde korunmamasının hırsızlık eylemine yol açtığını, yediemin deposunun yönetmelikte belirtilen asgari şartları taşımadığını, depoda herhangi bir kamera olmaması, sürekli nöbetçi bir personel bulundurulmamasının yönetmelikte belirtildiği şartlarda denetimin yapılmadığının göstergesi olduğunu, bu durumun da icra müdürlüğü personelinin görevlerini yerine getirmemesi sebebiyle davalı Adalet Bakanlığının sorumluluğunu doğurduğunu, açıklanan sebeplerle birçok kamu alacağının da kayıt edildiği iflas masasının zararının giderilmesi maksadıyla bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, bu sebeplerle davanın öncelikle Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/726 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/726 esas sayılı dosyasında talep edilen 2462 çuval mal için bilirkişilerce belirlenen USD değerinin asıl davada talep edilmeyen kısmı olan 199.911,16 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava her ne kadar mahkememizde açılmış ise de görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, bahse konu uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görev alanında bulunmadığını, davanın asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının davasının zaman aşımına uğradığını, davanın açılabilmesi için kanunda belirtilen sürelerin aşıldığını, davacının davasının zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, davada herhangi bir kusurlu varsa dahi müvekkili idarenin olmadığını diğer davalı ...'ın olduğunu, davacı tarafça her ne kadar mahkememizin 2020/726 esas sayılı dosyasında belirlenen değer üzerinden işbu dava ikame edilmiş ise de bunun kabulünün kendilerince mümkün olmadığını, ilgili bilirkişi raporunda tespit edilen değerlerin neye istinaden ve ne şekilde yapıldığının belirsiz olduğunu, bu hali ile davacının hukuka aykırı bilirkişi raporuna istinaden bu davayı ikame etmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacının zararının olup olmadığı, var ise miktarı ile birlikte ispata muhtaç olduğunu, davacının bir zararının olup olmadığı, var ise miktarı ile birlikte ispata muhtaç olduğu, bu yönüyle davacının oluştuğunu iddia ettiği zarara ve talep edilen tazminat miktarına katılmadıklarını, tazmini istenen miktarın davacı tarafından ispatının gerektiğini, dosyada da bu miktarı ispata yarayan herhangi bir delil bulunmadığından davacının davasının ispat edemediğini kabul etmek gerektiğini, davacının talep ettiği bedeli fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi talebinin de mümkün olmadığından bu talebin de reddinin gerektiğini, anılan sebeplerle davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/429 Esas Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... ve davalı yediemin ... ile arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, Arabuluculuk Bürosunun 2021/129574 numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde her iki davalı ile anlaşma sağlanamadığını, bu minvalde, dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri her iki taraf ile de sağlandığını, anlaşma yapılamaması sebebiyle huzurdaki davayı ikame etmek zorunlu hale geldiğini, müflis şirkete ait mallar iflastan önce, 2877 çuval mal davalı yediemine teslim edildiğini, iflas müdürlüğünce yazılan talimata istinaden Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyasından, mahallinde 26.03.2018 tarihinde tespit yapıldığını, yediemine teslim edilen 2462 çuval malın yerinde olmadığının tespit edildiğini, işbu tespitte 415 çuval malın hali hazırda yedieminde olduğu tespit edildiğini, birleştirme talep edilen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/726 E. Sayılı dosyası tespit edilemeyen 2462 çuval mala ilişkin olduğunu, yine aynı talimat dosyasından 19.11.2021 tarihinde yapılan tespitte, önceki tespitte yedieminde olduğu tespit edilen 415 çuval malın yerinde bulunmadığını ve yediemin tarafından hazır edilemediğinin tespit edildiğini, huzurdaki davanın, yediemin tarafından hazır ve tespit edilemeyen 415 çuval mala ilişkin olduğunu, aynı yediemine teslim edilen mallara ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/726 Esas sayılı dosyasında derdest davası bulunması sebebiyle, öncelikle ilgili dosya ile birleştirme talebinin bulunduğunu, öncelikle, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/726 E. Sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesini, davanın kabulü ile, 19.10.2021 tarihinde hazır edilemeyen/eksilen 415 çuval mal bedeli olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Somut olayda davacının tazminat talebine konu olayda davalı yediemin yönünden saklama sözleşmesine aykırı davrandığı,... yönünden ise İİK’nın 5. Maddesine dayalı tazminat talebinde bulunulduğundan iki davalı yönünden uyuşmazlığın ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir.Davalı ... yönünden;İcra ve İflas Kanununun “sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 5. maddesinde; ''İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları , ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.'' hükmü yer almaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi, icra ve iflas dairelerinin görevleri sırasında ilgililere vermiş oldukları zararların tazminini amaçlayan bir düzenlemedir. İlgililer kavramına icra takibinin tarafları olan alacaklı ve borçlunun yanında, zarara uğrayan üçüncü kişiler de girerler. Madde lafzından açıkça anlaşılacağı üzere İİK'nun 5. maddesi kusur sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu sorumluluğun gerçekleşmesi için icra ve iflas dairelerinin görevleri ile alakalı olarak olumlu ya da olumsuz bir eylem ya da işleminin mevcut olması ve bu işlemi gerçekleştiren memur tarafından kusurlu olarak icra edilmesi gerekir. Madde, lafzi olarak yorumlandığında tazminat sorumluluğunun oluşması için dört şartın varlığı gerekmektedir: Bu şartlar sırasıyla:1- İcra ya da iflas dairesinde çalışan görevliler tarafından görevleri sırasında gerçekleştirilen olumlu ya da olumsuz bir işlemin mevcut olması,2- Yapılan olumlu veya olumsuz işlemin hukuka aykırı olması,3- Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin takibin tarafları ya da üçüncü kişiler nezdinde zarar meydana getirmesi, 4- Meydana gelen zarar ile yapılan işlem arasında illiyet bağının bulunması, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, illiyet bağının varlığı için işlemi yapan memur tarafından o eylem ya da işlem yapılmasaydı zarar meydana gelmeyecekti idiyse, olay da yapılan işlemin kusurlu olarak tatbik edildiği sonucuna varılır. Yapılan işlem sebebiyle açılacak olan tazminat davasında davalı olarak ... gösterilir. Davanın sonunda verilen hüküm gereği idare tazminat ödemeye mahkum edilmişse, kusuru ile zarar sebebiyet veren memura ... rücu edebilir. Bu dava İİK 5. maddesi açık hükmü gereği idare mahkemelerinde değil adliye mahkemelerinde görülür.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafından borçlusundan haczedilen malların diğer davalı yediemine teslim edildiği ve yapılan iki ayrı tespitte malların yedieminde bulunmadığının tespit edildiği ve bu şekilde tutanaklar düzenlenmiş olup dava konusu ipliklerin haczedilmesinde ve yediemine teslim edilmesi işleminde icra memuruna atfedilecek bir kusurun ispat edilemediği, icra memurunun yasal mevzuata uygun şekilde görev ve sorumluluğunu yerine getirdiği anlaşılmış olup bu durumda yediemine teslim edilen ipliklerin kaybolması sebebiyle davacının uğradığı zarardan İİK’nun 5. maddesi gereğince Adalet Bakanlığının sorumlu tutulması mümkün olmadığından bu davalı yönünden açılan asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı Adalet Bakanlığının zamanaşımı itirazının ceza zamanaşımı süresi dolmadığından ara karar ile reddine karar verilmiştir.Davalı ... Yönünden;Davacı şirket ile davalı ... arasında saklama sözleşmesi imzalandığı,davalının resmî olarak yediemin deposu işlettiği ve alacaklı davacının borçlusundan haczedilen 2.877 çuval muhtelif cins ipliğin davalıya teslim edildiği,iflas idaresi tarafından yaptırılan ilk tespitte 2.462 çuval ipliğin yerinde olmadığının tespit edildiği, yapılan ikinci tespitte de 415 çuval ipliğin yerinde olmadığının belirlendiği, davacının, kendisine teslim edilmeyen 2.462 cuval iplik ile ilgili olarak asıl davayı ve bu davaya ek olarak Birleşen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/738 esas sayılı dosyası üzerinden davaların açıldığı,ikinci tespitten sonra ise sonradan kaybolan 415 çuval iplik için birleşen Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/429 esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan saklama sözleşmesi gereğince davalı saklayan kendisine saklanması amacıyla teslim edilen taşınırı sözleşme sonunda veya saklatanın talep ettiği anda iade ile yükümlüdür.Somut olayda saklatan olan davacı tarafından teslim edilen toplam 2.877 çuval ipliğin davalı tarafından saklatana teslim edilmediği ve davalı kusursuzluğunu da ispat edemediğinden ve kusurlu saklayan davalının borcu tazminat borcuna dönüştüğünden davacının asıl ve birleşen davalarda saklayan ... aleyhine açtığı davaların kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili, ilk tespitte teslim edilemeyen iplikler için asıl davayı ve bu davaya ek olarak Mahkememizin 2023/738 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine tazminat davası açmıştır.Davacı vekili ilk açılan davada Türk Lirası üzerinden talepte bulunmuş iken ek davasında yabancı para cinsi üzerinden alacağın hüküm altına alınmasın talep etmiştir.TBK'nın 99.maddesi hükmü"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."şeklinde olup buna göre alacaklının aynen tazmin veya ülke parası ile ödenmesi ile ilgili olarak seçimlik hakkı bulunmaktadır.Bu hak yenilik doğurucu hak olduğundan bir kez kullanıldıktan sonra değiştirilemez.Somut olayda ise davacı asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden ödeme konusunda kullanmışken ek davasında yabancı para üzerinden ödeme yapılmasını talep etmiş ise de,bu husus TBK'nın 99.maddesine aykırı bulunduğundan Birleşen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/738 esas sayılı dosyasında davacının yabancı para üzerinden alacağının ödettirilmesini isteyemeceği,ek davada bakiye alacağın ilk dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğinden ,buna göre hesaplama yapılmıştır. Davacı vekili ikinci tespitte kaybolduğu anlaşılan 415 çuval iplik için Birleşen Bakırköy 2.Asliye Ticaret mahkemesinin 2022/429 esas sayılı dosyası üzerinden dava açmış ve alacağını yabancı para cinsinden ödenmesini talep etmiştir.İlk tespit üzerine açılan asıl davada davacı vekili alacağını her ne kadar Türk Lirası üzerinden talep etmiş ise de,bu birleşen davanın ikinci tespitten sonra açılması ve davacının TBK'nın 99.maddesi gereğince seçimlik hakkını kullanmasının önünde yasal bir engel bulunmaması sebebiyle hükmedilen alacağın yabancı para cinsinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karara verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.Asıl Davada; 1-Davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile; 300.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,davalı ... aleyhine açtığı davanın REDDİNE, Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/738 Esas Sayılı Davada; 1-Davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;1.901.606,01 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının, davalı ... aleyhine açtığı davanın REDDİNE, Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/429 Esas Sayılı Davada; 1-Davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile; 40.068,15 USD alacağın 1.000,00 USD'sine dava tarihinden, kalan 39.068,15 USD'sine ise ıslah tarihi olan 02/08/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının, davalı ... aleyhine açtığı davanın reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı-birleşen davaların davacısı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre, davalı ...'nın sorumluluğu olduğu açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen, asıl ve birleşen davalarda ... yönünden davaların reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahcuz malların yönetmelikte uygun vasıflara sahip olmayan yediemine teslim yapılmış olması sebebiyle, davalı hazinenin de sorumlulu olduğunu, Yerel Mahkemenin, Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/738 E. Sayılı birleşen davada, TL üzerinden hüküm kurup, dolar üzerinden karar vermemiş olmasının hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Davanın reddi sonucunda müvekkili idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin dava değerine göre nispi hesaplanması gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuş ise de ilk derece mahkemesince verilen ek kararla; "Davalı ... vekili tarafından asıl ve birleşen davalara yönelik yapılan istinaf başvurusunun muhtıraya rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gereken istinaf harçları ve istinaf avansı yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına," karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK'nın 5. maddesi gereğince İcra Memurunun kusurundan kaynaklandığı iddia edilen zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/738 Esas sayılı ek dava yönünden davacı asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden ödeme konusunda kullanmışken ek davasında yabancı para üzerinden ödeme yapılmasını talep etmesinin mümkün olmadığı,İlk derece mahkemesinin bu hususa ilişkin gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi "İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır.Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1. maddesi "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi, icra ve iflas dairelerinin görevleri sırasında ilgililere vermiş oldukları zararların tazminini amaçlayan bir düzenlemedir. İlgililer kavramına icra takibinin tarafları olan alacaklı ve borçlunun yanına, zarara uğrayan üçüncü kişiler de girmektedir. Bu madde kapsamında kusur sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu sorumluluğun gerçekleşmesi için icra ve iflas dairelerinin görevleri ile alakalı olarak olumlu veya olumsuz bir eylem ya da işlemin mevcut olması ve bu işlemi gerçekleştiren memur tarafından kusurlu olarak icra edilmesi gerekir. Madde lafzi olarak yorumlandığında tazminat sorumluluğunun oluşması için dört şartın varlığı gerekmektedir: İcra ya da iflas dairesinde çalışan görevliler tarafından görevleri sırasında gerçekleştirilen olumlu ya da olumsuz bir işlemin mevcut olması,Yapılan olumlu veya olumsuz işlemin hukuka aykırı olması,Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin takibin tarafları ya da üçüncü kişiler nezdinde zarar meydana getirmesi, Meydana gelen zarar ile yapılan işlem arasında illiyet bağının bulunması,Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince illiyet bağının varlığı için işlemi yapan memur tarafından o eylem ya da işlem yapılmasaydı zarar meydana gelmeyecekti ise yapılan işlemin kusurlu olarak tatbik edildiği sonucuna varılmaktadır. Yapılan işlem sebebiyle açılacak olan tazminat davasında davalı olarak ... gösterilir. Davanın sonunda verilen hüküm gereği idare tazminat ödemeye mahkum edilmişse, kusuru ile zarara sebebiyet veren memura ... rücu edebilir. Bu dava İİK 5. Maddesi açık hükmü gereği idare mahkemelerinde değil adliye mahkemelerinde görülür. ...'nın tazminat sorumluluğunun dayanağı, kusura dayalı haksız fiil sorumluluğudur. Haksız fiil sorumluluğu ise TBK 49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tazminat borcunun doğabilmesi için icra dairesi görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilleri olmalı, bunun sonucunda zarar doğmalı ve zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, icra dairesi görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı fiilleriyle kendisini zarara uğrattığı iddiasını ispat edemediği, dava dışı yediemin deposunda bulunan malların muhafazası yönünden davalının sorumluluğu bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir (Emsal nitelikte Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/572 Esas, 2021/4169 Karar sayılı ilamı,aynı doğrultuda dairemizin 2023/2893 E.- 2025/122 K., 2022/1434 E.-2023/3592 K sayılı ilamları).Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine göre (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.şeklindeki düzenlemeye istinaden yerel mahkemece maddi tazminat talebinin tümden reddedilmesine rağmen davalı lehine reddedilen miktar yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olup davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/726 Esas 2024/319 Karar sayılı 28/03/2024 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın asıl dava davacısından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2023/738 esas sayılı dosya yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2022/429 esas sayılı dosya yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 9-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/01/2026