T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/587 - 2025/1676 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/587 KARAR NO : 2025/1676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/01/2024 NUMARASI : 2022/375 Esas - 2024/9 Karar DAVACI : VADİ BESİCİLİK VE SÜT ÜRÜNLERİ TARIM SA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/587 - 2025/1676 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/587 KARAR NO : 2025/1676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/01/2024 NUMARASI : 2022/375 Esas - 2024/9 Karar DAVACI : VADİ BESİCİLİK VE SÜT ÜRÜNLERİ TARIM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ADA SAĞLIK TARIM SİLAJ VE KÜSPE PAKETLEME SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2022 KARAR TARİHİ : 10/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 10/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/01/2022 tarihli anlaşma başlıklı belge ile 2.000 ton ürünün müvekkili şirkete satılması kaydı ile müvekkilinin keşide etmiş olduğu Türkiye İş Bankası Değirmendere Şubesi 3152021 seri numaralı 2.378.000,00 TL bedelli çekin davalıya verildiğini, davalı tarafın anlaşma konusu malları müvekkiline teslim etmekten imtina ettiğini, malların teslim edilmesi hususunda defalarca iyi niyet çerçevesinde şirket yetkilileri ile temasa geçildiğini ancak bir dönüş alınamadığını, davalı tarafından söz konusu çeke dayanarak icra takibi başlatılması ihtimaline karşı müvekkilinin mağduriyetine sebep olunmaması bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi zorunluluğunun ortaya çıktığını belirterek Türkiye İş Bankası Değermendere Kocaeli Şubesi 25/07/2022 tarih ... seri numaralı 2.378.000,00 TL bedelli çek nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin icraya konulma ihtimali karşılığında senedin icraya konulmaması yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı müvekkili arasında 2020/2022 yılları arasında ticari ilişkilerin bulunduğunu, davacı şirketin ticaretin gerektirdiği şartlara uygun olarak basiretli bir iş adamı gibi davranmadığını ve borçlarını ödenmediğinden temerrüte düştüğünü, borcunu ancak 25/07/2022 tarihli çeki vermek suretiyle ödediğini, davacı tarafın belirttiği sözleşme içeriğinde davalı şirketin alacaklı, davacı tarafın da borçlu taraf olduğunu, tek taraflı alacaklı müvekkilinin imzası bulunduğunun açık ve net olarak anlaşıldığını, sözleşme taraflarından davacı tarafın borçlu olduğunun kabul edildiğini, ayrıca borçlu davacı şirketin imzasının bulunmadığı için TBK ve ilgili mevzuat gereği sözleşmenin hukuken geçerlilik şartlarının oluşmadığını, davalı müvekkilinin davacı şirketin 25/07/2022 vade tarihli 2.378.000,00 TL bedelli çekin ödenmesi ile kalan bakiyenin 288.619,98 TL borcun davacı şirketin barka hesabına gönderildiğini ihtaren bildirdiğini, çek tahsil edildiğinden ihtar gereği davacı şirkete bakiye alacağının gönderildiğini, tarafla arasında 2020 yılından itibaren yapılan tüm ticari alım satımdan kaynaklanan borç karşılığı olarak 25/07/2022 ödeme tarihli çekin davalı müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığı belgelerle sabit olduğunu beyan belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABULÜ ile 26.317,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme ilamının yeterli gerekçelendirmeyi içermediğini, dürüstlük kuralının hiçe sayıldığını, davalı yanın eksik ifasının yanlış tespit edildiğini, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanması gerektiğini, dosya kapsamında alınmış olan raporların çelişkili olduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidilemeyeceğini, hakim teknik bilirkişinin hesaplama yapmasını gerektiren konuda bedel hesabını yapamayacağı eksik ifa edilen ürünlerin güncel bedelinin hesap edilmesi gerektiğini, aksinin hakkaniyete ve denkleştirici adalet ilkesine ayrılık teşkil edeceğini, mahkemece hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, defaatle belirttikleri üzere eksik ifa edilen malların mevcut piyasa bedellerinin hesaplanması gerekliliğinin açık olduğunu, hakimin denkleştirici adalet ilkesini hiçe saydığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın açılan davanın, konusu gereği maddi zarar tespiti olmadığını, bu hususun ön inceleme aşamasında davacı şirket vekilinin açık beyanı ile sabit olduğunu, dolayısıyla dava konusu menfi tespit-istirdat olduğu halde davacı şirket tarafından maddi zarar tespitinin yapılması ile güncel değerler üzerinden hesaplama yapılması talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin istinaf başvuru dilekçesindeki iddia ve taleplerinin iş bu dava konusu olmadığından reddine karar verilmesini, mahkemenizce resen göz önüne alınacak hususlar karşısında mahkeme tarafından dava aşamasında toplanan deliller ile davalı şirketin davacı şirkete olan borcu dava aşamasında ödendiği ve kalan bakiye alacağının ise 26.317,60 TL olduğunun ispat edildiğini, mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/01/2024 tarih, 2022/375 Esas - 2024/9 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalının 06.01.2022 tarihli sözleşme ile davalının davacıya 700TL/kg olmak üzere 1000 ton mısır silajı ile 700 TL/kg olmak üzere 1000 ton reglas otu satışı hususunda anlaştıkları, ödemenin çek ile yapılacağının kararlaştırıldığı, daha sonra tanzim edilen 02.03.2022 tarihli sözleşme ile 420 ton ot silajı ve 181 ton mısır silajı tesliminin yapılacağının kararlaştırıldığı, bunun karşılığında davaya konu edilen 2.378.000 TL bedelli çekin davalıya verildiği, ancak davalının anılan edimlerini ifa etmediğini beyan ederek menfi tespit talepli eldeki davayı açtığı; davalı taraf ise davacı ile davalı arasında 2020-2022 yılları arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının cari hesap borcu bulunduğu, bu kapsamda verilen çekten teslimi yapılan malların bedelleri düşüldüğünde fazla ödenen 288.612,40 TL’nin davacıya iade edildiği, davalının davacıya borcu kalmadığından bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Somut olayda; davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu edilen çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, daha sonra cevaba cevap dilekçesinde teslim edilmeyen malzeme miktarlarının 420 ton reglas otu ve 182 ton mısır silajı olduğunu iddia etmiş, kalan kısmın ise teslim edildiğini kabul etmiştir. Yine eldeki davanın açıldığı tarih olan 18.07.2022 tarihinden sonra, 26.07.2022 tarihinde davalı tarafından davacıya çeke ilişkin olarak 288.612,40 TL iade edildiği, anılan bedel yönünden eldeki davanın konusuz kaldığı göz önüne alınmaksızın bu miktar yönünden de davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu durumda mahkemece davanın 288.612,40 TL yönünden konusuz kaldığından bu bedele ilişkin kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve 6100 sayılı yasanın 331.maddesi gereği yargılama giderlerinin buna göre hesaplanması gerekirken bu hususa uyulmaması yerinde olmamıştır. Yine yukarıda açıklandığı üzere; menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıda olup, dava konusunun kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle eldeki davada ispat yükü borçlu olan davacı üzerindedir. Dosyaya sunulan 06.01.2022 tarihli sözleşmeye göre davacının davalıya 872.000,00 TL borcunun olduğu, davacının davalıdan bunun yanında 700TL/kg olmak üzere 1000 ton mısır silajı (toplam 700.000,00 TL) ile 700 TL/kg olmak üzere 1000 ton reglas otu(toplam 700.000,00 TL) satın aldığının yazıldığı, buna göre toplam borcun 2.272.000,00 TL olduğu, anılan bedelin çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı tarafından dosyaya sunulan 02.03.2022 tarihli belgede ise davalının davacıya teslim etmesi gereken malzeme miktarlarının 420 ton ot silajı ve 181 ton mısır silajı olduğunun yazılı olduğu, yine davalı tarafından davacıya gönderilen Sakarya 5. Noterliğinin 18.07.2022 tarih ve 23426 yevmiye sayılı ihtarında da, davalının davacıya teslim ettiği mal miktarlarının 628.390 kg regles otu, 818.860 kg mısır silajı olduğunun yazıldığı görülmüştür. Anılan belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıya teslim etmediği bir kısım sözleşme konusu malzeme kaldığı anlaşılmaktadır. Davacının defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 17.02.2023 tarihli raporda davalının davacıya ne kadarlık mal teslim ettiğine dair bir tespit yapılmadığı gibi davacının defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan raporda da toplam gönderilen mal miktarının açıkça hesaplanmadığı, davacının dayandığı sözleşmede regles otu ve mısır silajı yönünden satış yapıldığı, sunulan bir kısım faturalarda faturaların sözleşmede belirtildiği üzere 700 TL/kg'dan düzenlendiği, buna rağmen sözleşme konusu olmayan saman balyalarının birim fiyatının sanki sözleşmeye dahilmiş gibi yorumlanarak çek bedelinin kapatılmaya çalışıldığı yönünde hatalı görüş bildirdiği de görülmüştür. Ayrıca davalı tarafından cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan mesajlaşma içeriklerinde ise teslime ilişkin kantar fişlerinin ve teslim belgelerinin de bulunduğu, ancak bu evrakların birer suretinin dosyaya alınmadığı, ayrıca bu belgeler hususunda da olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme de yapılmadığı ve bu şekilde eksik araştırma ile hüküm verildiği görülmektedir. O halde mahkemece yapılacak iş; davalının sunduğu mesajlaşma içeriklerindeki kantar teslim fişlerinin de dosyaya kazandırılarak; her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarını birlikte incelenmesini sağlayarak, taraf ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırılması, ticari defterlerdeki miktar farklarının nereden kaynaklandığının tespiti, sözleşmeye konu malların ne kadarlık kısımlarının davacıya teslim edildiğinin tespiti, taraflar arasında açık hesap ilişkisi şeklinde işleyen hesap nedeniyle faturaya ilişkin 6102 sayılı yasanın 21.maddesi düzenlemesi de nazara alınarak tarafların bir birinden alacağının kalıp kalmadığının tespiti ile davalının davanın açılmasından sonra yaptığı ödeme yönünden davanın konusuz kaldığı da nazara alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddelesi gereğince kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin reddine, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/01/2024 tarih, 2022/375 Esas - 2024/9 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.10/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*