9. Hukuk Dairesi 2025/9052 E. , 2025/9946 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3179 E., 2025/2412 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 65. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2024/280 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor di…
9. Hukuk Dairesi 2025/9052 E. , 2025/9946 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3179 E., 2025/2412 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 65. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2024/280 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.03.2018-11.07.2021 tarihleri arasında davalı Şirketin Kuveyt'te bulunan işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, ücretinin net 473,00 Kuveyt dinarı (KWD) olduğunu, ayrıca barınma, ısınma, elektrik ve temizlik hizmetleri ile üç öğün yemek masrafının işveren tarafından karşılandığını, davacının çalıştığı projenin bitme aşamasına gelmesi üzerine işçilerin gruplar hâlinde işten çıkartıldıklarını ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ve diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini, aylık ücret üzerinden anlaşma yapılmasına rağmen çalışılmayan günlerin ücretlerinin de ödenmesi gerektiğini, ücret tahakkuku yapılırken ayın yirmi altı gün olarak esas alınarak her ay dört günlük ücretin eksik ödendiğini, projenin normal süresinden çok daha erken sürede teslim edilmeye çalışılması nedeniyle fazla çalışma yapıldığını, ikliminin oldukça sıcak olması nedeniyle, şantiyede yaklaşık olarak 15 Mayıs-15 Ekim tarihleri arasında gece vardiyası yapıldığını ve davacının her gün ortalama 06.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda sadece iki hafta tatili kullanabildiğini, çalışmanın yoğun olduğu zamanlarda her hafta sonu çalıştığını ancak karşılığının ödenmediğini, millî bayramların tamamında, kurban bayramı ve ramazan bayramında ise ilk iki gün dışında çalışmaya devam ettiğini, bu çalışmaların karşılığının da ödenmediğini, iş sözleşmesi uyarınca işçiye yıllık otuz gün izin verilmesi gerekmesine rağmen daha sonra bu sürenin on beş gün olarak kullanılabileceğinin belirlendiğini, davacının yıllık ücretli izinlerini hiç kullanmadığını ve karşılığının kendisine ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirketin işçisi olmadığı ve davanın husumetten reddi gerektiğini, söz konusu inşaat projesinin müvekkilinin ortak olarak yer aldığı ... İnşaat ... Şirketine ait olduğunu ve davacının çalışmasının adı geçen Şirket bünyesinde olduğunu, işin mutad olarak başka bir ülkede yapılması ve bu iş ilişkisinin yabancı bir ülke ile sıkı ilişki içerisinde olmasından dolayı taraflar arasındaki iş sözleşmesinin yabancılık unsuru taşıdığını ve sözleşme gereğince Kuveyt hukuku uygulanması gerektiğini, davacının 13.03.2018 tarihinde dava dışı işveren nezdinde başladığı işyerinden 13.04.2021 tarihinde özel nedenlerden dolayı 10.07.2021 tarihinde istifa edeceğine ilişkin dilekçe vererek sözleşmesini sonlandırdığını, davacının iş sözleşmesinin bu şekilde istifa ile sonlanması nedeniyle herhangi bir ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, dosyaya sunulan "final settlement'' ve "salary slip" adlı ödeme belgelerinden görüleceği üzere sözleşmenin feshi tarihinde Kuveyt İş Kanunu'na göre davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığından bu husustaki talebin reddi gerektiğini, davacının her gün ortalama on altı saat çalışma yaptığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ücret bordrolarında alacak kalemlerinin belirtildiğini, davacının bu yönde bir çalışması olsa dahi bu hususun bordrolara yansıtılmak suretiyle karşılığının ödendiğini, işverenin sosyal yardım amacıyla sunduğu servis hizmeti ile işe geliş-gidişlerin de çalışma süresinden sayılması gerektiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, bir aylık sürede aktif olarak çalışılması gereken gün sayısının yirmi altı olduğunu, aylık ücretin eksik ödendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, yıllık izne ilişkin alacakların ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmanın karşılığının da ödendiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün yazılan müzekkere cevabında, taraflar arasında imzalanmış olan herhangi bir yurt dışı iş sözleşmesine rastlanılmadığının bildirildiği, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya ait yurt dışına çıkış ve yurda giriş kayıtlarının celbedildiği, emsal ücrete ilişkin bildirilen kurumlara müzekkere yazıldığı, Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun Türkçe tercümesinin davalı vekili tarafından dosyaya sunulduğu, davacı tanıkların dinlendiği, yurt dışında bulunduğu belirtilen davalı tanıklarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 246. maddesi uyarınca soru kâğıdı gönderilmesi suretiyle beyanlarının alındığı, tarafların imzaladıkları sözleşme ile bir hukuk seçimi anlaşması yaptıkları, işçinin işini fiilen yaptığı yerin Kuveyt olduğunun sabit olduğu da gözetilerek uyuşmazlığa Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu hükümleri uygulanması suretiyle değerlendirme yapıldığı, davanın süresinde açıldığı, dosyaya sunulan ücret bordrolarında aylık ücretin 473,00 KWD olduğu, giydirilmiş ücretin ise net 517,32 KWD olduğu, her ne kadar davalı tarafça dosyaya davacının imzasını taşıyan istifa dilekçesi sunulmuş ise de davacı tanığı ... 'nın davacının Covid-19 sebebi ile işten çıkartıldıklarına ilişkin beyanda bulunduğu, emsal nitelikteki bölge adliye mahkemesi kararları dikkate alındığında aynı işveren nezdinde çalışan işçilerin birçoğunun özellikle kıdem tazminatı hakkını bertaraf edecek şekilde iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle sona erdirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumun münferit ve müstakil bir olay olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yurt dışında çalışan işçilerin yabancı dil bilmemesi, dönüş işlemlerini tek başlarına gerçekleştirmesinin mümkün olmaması gibi durumlarından faydalanılması suretiyle işçilerden iş bitimi gibi durumlarda istifa dilekçesi alınmasının yaygın bir uygulama olduğu gözetilerek söz konusu istifa dilekçesine itibar edilmediği, davalı işverenlik tarafında iş sözleşmesi sonlandırılmadan önce davacı işçiye bildirimde bulunulduğuna ilişkin herhangi bir yazılı veya somut delil sunulmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının ücret bordroları incelendiğinde eksik gün tahakkuklarının bulunduğu ancak söz konusu eksik günlerin nedeni belirtilmediğinden ödendiği davalı işverenlik tarafından usulünce ispatlanamayan ücret alacağı talebin kabulüne karar verildiği, yıllık ücretli izin alacağının tamamının davacı işçiye ödendiği davalı işverenlik tarafından yazılı ve somut deliller ile ispatlandığından talebin reddine karar verildiği, taraf tanık beyanlarına göre davacının haftanın altı günü 06.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı, ayda dört kez saat 21.00'e kadar fazla çalışma gerçekleştirdiği, cuma günleri izinli olduğu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği anlaşılmakla bilirkişi raporuyla hesaplanan fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının indirim uygulanarak hüküm altına alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının Kuveyt'te çalıştığı, bu bağlamda yabancılık unsurunun tarafların kabulünde olduğu, cevap dilekçesiyle Türk hukukunun uygulanamayacağının davalı tarafça savunulduğu görülmüş olmakla konuya ilişkin güncel içtihatlar uyarınca olaya Kuveyt hukuku uygulanmasının yerinde olduğu, davacının çalıştığı projenin Kuveyt ... İnşaatı işi olduğu ve işverenin ... İnşaat ... olarak gösterilmiş ise de bu Şirket ile davalı Şirket ile arasında organik bağ bulunduğu hususunun kesinleşmiş yargı kararları ile de kabul edildiğini, davacının davalının Kuveyt'te bulunan havaalanı şantiyesinde 12.03.2018-11.07.2021 tarihleri arasında kalıpçı olarak aylık net 473,00 KWD ücret ile çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğine ilişkin dilekçe ibraz edilmiş ise de yurt dışında çalışan işçilerden iş bitiminde istifa dilekçesi alınması yaygın bir uygulama olduğundan istifa dilekçesine itibar edilmemesinin yerinde olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından Kuveyt İş Kanunu’nda belirtilen kurallara uygun bir şekilde sona erdirilmediği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığının, dinlettiği tanık beyanlarıyla ispat ettiği, faize yönelik hükümde hata bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Kuveyt hukukunun denetime elverişli şekilde uygulandığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Şirketin Kuveyt'te işveren konumunda olduğu bir havaalanı inşaatı projesi bulunmadığını, müvekkili Şirket ile ... İnşaat ... Şirketi arasında organik bağ olduğu düşünülse bile salt olarak organik bağın olmasının, bu ortaklığa mensup olan tüm Şirketlerin işçilere karşı birlikte sorumlu olduğu yönündeki kabul için yeterli olmadığını, 2. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, istifa dilekçesinin zorla alındığı iddiasının ispat edilemediğini; bu hâlde Mahkemece Kuveyt İş Kanunu hükümleri gözetilerek davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yine davacı işçinin ıslak imzasını haiz "final settlement" başlıklı belge ve diğer sair deliller ile sabit olmak üzere dava dışı işverence davacı işçiye çıkış ayında Kuveyt İş Kanunu'nun 53. maddesi kapsamında 454,18 KWD kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 3. Ücret bordroların Kuveyt İş Kanunu'na göre belirlenen gün sayısı üzerinden düzenlenmesi ve Kuveyt iş hukukuna göre ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığı takdirde ücret ödeneceğine dair düzenleme bulunmaması nedeniyle davacı işçinin bakiye ücret alacağına hak kazanmadığını, 4. Beyanlarına itibar edilen tanıkların tamamının benzer taleplerle müvekkiline dava açmış olmaları nedeniyle menfaat birliği içerisinde yanlı beyanda bulunduklarını ve anlatımlarına değer verilmemesi gerektiğini, 5. Dava dosyasında mübrez ''payroll'' başlıklı belgede davacının hizmet süresi boyunca yapmış olduğu çalışmalar karşılığının eksiksiz biçimde tahakkuk ettirilerek işçiye banka kanalı ile ödendiğinin görüleceğini, davacının iddialarını tarafsız olmadığı açık olan tanık beyanından başkaca bir delile dayandıramadığını, bilakis tanık beyanlarının aksinin taraflarınca yazılı deliller ile ispat edildiğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fesih ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, husumet, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ile bu alacakların hesap yöntemi konularına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2010 Tarihli ve 6 Sayılı Özel Sektör İş Kanunu'nun (Kuveyt İş Kanunu) 48. maddesi; "Aşağıdaki durumların herhangi birinde işçi bildirimsiz olarak iş sözleşmesini sonlandırabilir ve iş sonu ikramiyesi alabilir: a- İşveren Kanun hükümlerine veya iş sözleşmesine uymazsa, b- İşveren veya vekili işçiye saldırırsa ya da onu kışkırtırsa, c- Sağlık Bakanlığı Tıbbi Hakem Komitesi kararına göre işçinin işe devam etmesi güvenliğini ve sağlığını tehlikeye atacaksa, d- Sözleşmenin imzalanmasından sonra, işveren veya vekili işin şartlarıyla ilgili hile veya kandırmaya başvurursa, e- İşveren işçiye ceza gerektiren bir suç isnat eder ve işçi bu suçtan mahkeme kararı ile beraat ederse, f- İşveren veya temsilcisi, işçiye karşı ahlaka aykırı bir eylemde bulunursa." şeklinde düzenlenmiştir. Kuveyt İş Kanunu'nun 51. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "İşçi aşağıdaki şekilde iş sonu ikramiyesine hak kazanır: ... b- İlk 5 yıllık hizmetine karşılık her yıl için 15 günlük, izleyen yıllarda her yıl için bir aylık ücret. Ücretleri aylık olarak ödenen işçilerin ikramiyeleri bir buçuk yıllık ücretin toplamından fazla olamaz. ..." Kuveyt İş Kanunu'nun 53. maddesi şöyledir: "İşçi, belirsiz süreli iş sözleşmesini kendisi sona erdirirse, hizmet süresi 5 yılı tamamlamamış ve 3 yıldan az olmaması kaydıyla 51. Maddede zikredilen iş sonu ikramiyesinin yarısını almaya hak kazanır. Eğer hizmet süresi 5 yıldan fazla 10 yıldan az ise iş sonu ikramiyesinin 2/3’sini hak eder. Eğer 10 yılı tamamlamışsa tam ikramiyeyi hak eder." Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çalıştığı projenin bitme aşamasına gelindiğini ve işverenin işçi sayısını azaltma yoluna gittiğini, ancak sonrasında Covid-19 salgınıyla beraber şantiyedeki işçilerin yemek, temizlik ve barınma gibi temel ihtiyaçları Şirket tarafından yeterli seviyede karşılanmadığı gibi gerekli sağlık tedbirlerinin de alınmadığını ve işçilerin gruplar hâlinde işten çıkartıldığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı vekili ise davacının istifa ederek işten ayrıldığını, Kuveyt İş Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını savunmuştur. Dosya içeriğinde yer alan, davacı tarafça el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış olan 13.04.2021 tarihli dilekçe "Çalışmakta olduğum şirketinizden özel nedenlerden dolayı 10.07.2021 tarihinde istifa ediyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklindedir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından ... , Covid-19 sebebi ile işten çıkarıldıklarını beyan etmiş olmakla birlikte kendisinin 2018-2020 yılları arasında davalı Şirkette çalıştığını belirtmiştir. Davacının işten ayrılışı ise 10.07.2021 tarihi olmakla bu tanığın, davacının iş sözleşmesinin feshi tarihinde davalı işyerinde çalışması bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer davacı tanığı ... . da kendisi işten ayrıldığında davacının çalışmaya devam ettiğini, davacının iş sözleşmesinin feshine dair bilgisi olmadığını belirtmiştir. Davalı tanıkları ise davacının kendi isteği ile istifa ederek işten ayrıldığını beyan etmişlerdir. Davacı vekili istifa dilekçesine ilişkin olarak bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davalının istifa iddiasının herhangi bir hukuki geçerliliği bulunmadığını, davalının hem davacının istifa iradesinin bulunduğunu hem de kıdem tazminatı ödendiğini iddia etmesinin çelişkili olduğunu belirtmiştir. Dosyadaki delil durumu ile Kuveyt İş Kanunu'nun ilgili hükümleri birlikte dikkate alındığında; davacı işçinin Kuveyt İş Kanunu'nun 44. maddesine yer alan 3 aylık bildirim süresine uymak ve 48. maddede yer alan sebeplerden birine dayanmaksızın özel nedenlerle istifa dilekçesi sunmak suretiyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. İstifa dilekçesinin irade fesadı ile alındığı da iddia ve ispat edilmediğine göre işçinin ihbar tazminatına hak kazanmayacağı açıktır. Belirtilen sebeple ihbar tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Ancak Kuveyt İş Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca iş sözleşmesini fesheden davacı kıdem tazminatının yarısına hak kazanacağından, işverence yapılan ödemenin kıdem tazminatının yarısını karşılayıp karşılamadığı yönünden değerlendirme yapılarak kıdem tazminatı talebi hakkında bir karar verilmelidir. Dosya içeriği ile Kuveyt İş Kanunu hükümleri göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.