Davacı muris işçi vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 1999 yılında işe başladığını, 31.05.2011 tarihinde emekli olduğunu, kendisine 8.000,00 TL kıdem tazminatı ödendiğini, aralıksız 2012 yılı Ocak ayına kadar çalışmasına devam ettiğini ancak ödenen kıdem tazminatının eksik olduğunu, ayrıca 2012 yılı Ocak ayına kadar sigortasının yapılmaması, haklarının ödenmemesi nedeni ile işi bıraktığını, sigortasının yapılacağının söylenmesi üzerine tekrar 2012 yılı Haziran ayında işe başl
DAVA KONUSU: Davacı muris işçi vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 1999 yılında işe başladığını, 31.05.2011 tarihinde emekli olduğunu, kendisine 8.000,00 TL kıdem tazminatı ödendiğini, aralıksız 2012 yılı Ocak ayına kadar çalışmasına devam ettiğini ancak ödenen kıdem tazminatının eksik olduğunu, ayrıca 2012 yılı Ocak ayına kadar sigortasının yapılmaması, haklarının ödenmemesi nedeni ile işi bıraktığını, sigortasının yapılacağının söylenmesi üzerine tekrar 2012 yılı Haziran ayında işe başladığını, ancak haklarının ödenmemesi, sigortasının yapılmaması nedeni ile 20.02.2013 tarihinde işten ayrıldığını, bu nedenle 1999-31.05.2011 arası bakiye kıdem tazminatı, 31.05.2011-20.02.2013 arası içinde kıdem tazminatını talep ettiğini, işyerinde haftanın 7 günü 09.00-18.00 arası çalıştığını, çalışma saatlerinin çoğu zaman uzadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, en son 1.750,00 TL net ücret aldığını, bakiye kıdem ve kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve ödenmeyen asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacılar murisinin hizmet süresi ile tüm çalışma döneminden davalının sorumlu olup olmadığı, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya içeriğine göre davacıların murisi işçinin davalıya ait dava konusu işyerinde aralıklı olarak çalıştığı ve emekli olduktan sonra bir süre daha çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı işveren; işçi emekli olduğunda hak etmiş olduğu tüm alacaklarının fazlasıyla kendisine ödenmiş olduğunu, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere 8.000,00 TL'nin işçiye elden ve nakden ödendiğini, 04.08.2011 tarihinde 9.960,00 TL'nin banka havalesi yoluyla ödendiğini ve işçiden 04.02.2012 tarihinde tüm hak ve alacaklarını aldığına dair ibraname alındığını ve ibranamede de belirtilmiş olduğu üzere 15.000,00 TL elden nakden ödeme yapıldığını savunmuş ve 9.960,00 TL'lik ödemeye ilişkin banka dekontu sunmuştur. Davacı taraf, işçiye emekli olduğunda sadece 8.000,00 TL ödendiğini ifade etmiştir. Bozma öncesinde Mahkemece 9.960,00 TL'lik ödeme ile ilgili olarak açıklama yapılması için davalı tarafa süre verilmiş; davalı vekili 18.01.2016 tarihli dilekçesinde bu ödemenin 6.810,00 TL'lik kısmının kıdem tazminatı, 3.150,00 TL'lik kısmının ise yıllık ücretli izin alacağı için yapılmış olduğunu beyan etmiştir. Bozma öncesinde Mahkemece; sözü edilen ödeme, emeklilik öncesi döneme ilişkin kıdem tazminatı alacağı ile yıllık ücretli izin alacağından mahsup edilerek hüküm kurulmuş olup yapılan mahsup davacı tarafın kabul ettiği 8.000,00 TL'nin ve davalının dekont içeriğine göre ifade ettiği 6.810,00 TL'nin üzerinde ise de davacı tarafın bozma öncesi verilen kararı süresinde temyiz etmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, 9.600,00 TL'lik ödemenin de mahsubu yerine sadece 8.000,00 TL'lik ödeme mahsup edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. 3. Diğer yandan, dosyada yer alan 04.02.2012 tarihli "İbraname" başlıklı belgede işçiye 15.000,00 TL ödendiği yazılı olup hangi ödemenin hangi alacak karşılığı olduğu belirtilmemiştir. Davacı işçi ve vefatında sonra mirasçı davacılar, bu belgedeki imzanın işçiye ait olmadığını ileri sürmüşlerdir. Bu durumda ibraname fotokopisi üzerinde yapılacak grafolojik inceleme ile sonuca gidilmesi mümkün olmadığından, öncelikle imza incelemesi bakımından belgenin aslının sunulması için işverene yöntemince kesin süre verilmeli, belgenin aslının sunulması hâlinde davacının daha önce resmî kurumlara vermiş olduğu mukayese esas imza örnekleri toplanarak bunlar üzerinde yöntemince bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle imzaya itiraz yönünden inceleme yapılmalı, yapılan ödemenin hangi alacaklara ilişkin olduğuna yönelik tarafların beyanı alınmalı, bundan sonra toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Davacıların murisinin emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshetmesinden dolayı kıdem tazminatının tam olarak ödenip ödenmediği ve buna göre emeklilik öncesi dönemin tasfiye edilip edilmediği değerlendirilmeden kıdem tazminatının hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır. 4. Somut olayda davacılar vekili; işçinin 31.05.2011 tarihinde emekli olduktan sonra 2012 yılı Ocak ayına kadar aralıksız bir şekilde çalışmaya devam ettiğini, 2012 yılı Ocak ayında sigortasının yapılmaması nedeniyle işten ayrıldığını, 2012 yılı Haziran ayında tekrar çalışmaya başladığını ve 20.02.2013 tarihinde işten ayrıldığını iddia etmiştir. Mahkemece de işçinin, emeklilik sonrasında 01.06.2011-30.01.2012 tarihleri ile 01.06.2012-20.02.2013 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı kabul edilmiştir. Buna rağmen fazla çalışma ücreti alacağı bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işçinin çalışmadığının kabul edildiği 31.01.2012-01.06.2012 dönemi için de fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanmış olduğu anlaşılmaktadır. İşçinin davalı nezdinde çalışması bulunmayan dönem için fazla çalışma ücretinin hesaplanmış olması hatalıdır. 5. Mahkemece bozma kararından sonra ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alındığı belirtilerek resen yapılan hesaplama uyarınca 1.550,29 TL asgari geçim indirimi alacağına hükmedilmiştir. Ancak dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Dairemizin belirsiz alacak davalarında sürpriz karar yasağına ilişkin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları dikkate alındığında; belirsiz alacak davası olarak açılan davada talep artırım dilekçesine karşı ileri sürülen zamanaşımı def'ine değer verilerek sonuca gidilmesi bir başka hatalı yöndür.