TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/07/2019 NUMARASI : 2014/772 Esas, 2019/673 Karar DAVANIN KONUSU: İstirdat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3179 KARAR NO : 2025/1165 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/07/2019 NUMARASI : 2014/772 Esas, 2019/673 Karar DAVANIN KONUSU: İstirdat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili ,müvekkilinin davalı ile kitap basımı konusunda anlaştığını , taraflar arasında imzalanan 18/01/2012 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafça müvekkiline 200 adet baskı numunesinin hazır olduğunun bildirildiğini, numunelere uygun olmak koşulu ile Hollanda da bulunan iş sahibi firmaya teslim ettiğini, daha sonra iki parti olarak 17.280 adet kitap müvekkilinin onayına sunulmadan kargo firmasına teslim edildiğini, 57720 eserinde aynı şekil onay alınmadan kargoya verdiğini, ancak alıcı tarafların incelemesi neticesinde kitapların ayıplı olduğunun anlaşıldığını , bu sebeplede müvekkilinin zarara uğratıldığını, buna rağmen davalının ayıplı ürettiği mallardan dolayı müvekkilinin borçlu olduğu iddiası ile müvekkili aleyhine İstanbul Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını belirterek , bu haciz dosyasındaki 106.461,57 TL yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini ve sözleşme yapılmasaydı uğramayacak oldukları zarar için şimdilik 2.000,00 TL nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili , taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin belirtilen oranda kitabın basımını yaparak davacının belirlediği adreslere gönderdiğini, bu işin bedeli olarak da fatura keserek davacıya gönderdiklerini, gönderilen numunenin de davacı yanca onaylandığını , davacının fatura borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacı ile davacı aleyhine takip açtıklarını, davacının açtığı davasında kötü niyetli olduğunu belirterek , bu sebeple davanın reddini, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece , taraflar arasında imzalanan 18/01/2012 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafça davacıya 200 adet baskı numunesinin hazır olduğunun bildirildiği , davacı tarafından bu 200 adet numune incelendiği, bu numunelere uygun olmak koşulu ile geriye kalan üretimin yapılması talimatı verildiği, daha sonra iki parti olarak 17.280 adet eserin ve 57720 eserinde aynı şekil onay alınmadan davalı tarafça kargoya verildiği, alıcı tarafların incelemesi neticesinde kitapların ayıplı olduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin 4.2 maddesi gereğince davacı tarafın onay koşulunun gerçekleşmemiş olduğu iddia edilmiş ise de, davalı tarafça da ileri sürülen ve davacı tarafın itiraz etmediği mail yazışmalarında, davacı yetkilisinin kitapların bulunduğu koliler ve bu kolilerin yüklenmesi ile ilgili yaptığı yazışmalar, kitap kolilerinin yükleneceği tırın belirlenmesi ve tırın sadece davacı tarafa ait mallar için tahsis edildiğine dair davacı yetkilisine ait yazışmalar dikkate alındığında davacı tarafın örtülü olarak malların gönderilmesine onay verdikleri , zira davacı tarafından malların gönderilme aşamasında ve hemen sonrasında kitapların onay alınmadan gönderildiğine dair bir beyanları ve davalı tarafa ihtarları olmadığı , davalı taraf ta nakliye ile ilgili yazışmaları örtülü onay beyanı olarak kabul ederek nakliyeyi gerçekleştirdiği , ayrıca sözlemenin 4.2 maddesinde onay işleminin herhangi bir usule bağlanmadığı ve "sevke hazır hale getirilen ürünlerin davacı yetkilisi tarafından verilen onay ile teslim edilir" düzenlemesi gözden kaçırılmaması gerektiği , bu bağlamda davacı tarafın bahsedilen yazışmalar da dikkate alındığında davalı tarafından sevke hazır hale getirilen ürünlere onay verdiği kanaatiyle, kendileri tarafından verilen bir onay olmadığına dair beyanları yerinde görülmediği ,Sözleşmeye göre basılan 75.000 adet kitabın 200 adetlik ilk numune dışındaki kısmının ayıplı olduğu iddia edilmiş, mahkememizce sadece 3 adet numune incelenebilmiş, sondajlama yolu ile daha fazla sayıda numune üzerinde inceleme yapılabilmesi imkanı olamadığı , Davacı taraf yurtdışına gönderilen ürünler üzerinde Hollanda yabancı makamlarca tespit yapıldığını belirterek tercümeli evraklar sunmuş, davacı vekiline ...ff isimli kişi tarafından düzenlenmiş olan bu evrakın hangi yabancı makam tarafından düzenlendiğini bildirmesi sunulan evrakın düzenleyen/düzenleten makamdan istenilmesi için sorulmuş, davacı taraf bu hususta verilen süreye rağmen beyanda bulunmadığı ,Netice olarak davacı tarafın mail yazışmalarından da anlaşıldığı üzere, 200 adet dışındaki ürünlerin basımından sonra nakliyesi ile ilgili işlemlerin düzenlenmesine dair yazışmalar ile birlikte, sözleşmenin 4.2 maddesi gereği gereken onayı vermiş sayılması gerektiği, bu onay dolayısıyla davacı tarafın eserlerin yüklenmesiyle teslim borcunu yerine getirdiği, davacı tarafın malın tesliminden sonra TTK da belirtilen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar sürelerinden daha sonraki bir zamanda 06/03/2012 tarihinde davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, ayıp ihbarının süresinde olmadığı, her ne kadar davacı taraf 06/03/2012 tarihinde Hollanda'daki alıcının 06/03/2012 tarihindeki bildirimi üzerine aynı gün ayıp ihbarında bulunduğu beyan etmiş ise de, onayın verildiği mahkememizce de kabul edilen eserlerin nakliye için yüklenmesi sırasında ayıp ihbar sürelerinin başladığı kanaatiyle bu beyanlarının dinlenemeyeceği ve davacı tarafın onay vermiş kabul edilen dava konusu eserler dolayısıyla davalı tarafa borçlu olmadığının söylenemeyeceği ve menfi zararlarını da talep edemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , müvekkilinin dava konusu kitapları basım sözleşmesi ile davalıya sipariş verdiğini , davalının ayıplı eserler bastığını , numuneler hariç , müvekkilinin Hollanda'daki müvekkiline eserlerin tamamını davalının gönderdiğini , bu hususun davalının kabulünde olduğunu , müşterisinin Avrupa'nın çeşitli otellerine kitapları dağıttığını , bu otellerden gelen bildirim üzerine , müşterisi tarafından aynı gün mail ile davalıya ihbarın yapıldığını , bu şekilde ayıp ihbarının gerçekleştiğini , davalının ayıbı gidermek için çalışanını Hollanda'ya gönderdiğini , müvekkilinin müşterisinin eserlerin yeniden basılmasını istediğini , davacının , davalıya 09.04.2012 tarihinde ihtar gönderildiğini ve ayıp nedeniyle ifadan vazgeçildiğini , eserlerin Türkiye'ye getirtilmesi için gümrük masraflarının karşılanmasının istendiğini, müvekkilinin müşterisinin bilirkişi incelemesi yaptırdığını , ayıbın sabit olduğunu , Hollanda dan gelen numune ve diğer bazı numune ürünler üzerinde Kadoköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/200 Değişik İş dosyası ile tespit yaptırıldığını , ürünlerin ayıplı olduğunu ve gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini , dosyadaki bilirkişi incelemelerinde de ayıbın sabit olduğunu , 200 adet dışında , müvekkili tarafından verilen onay olmadığını , ayıbın gizli olduğunu , davalının hileli davrandığını , ayıp ihbarı sürelerinin geçtiği yolundaki mahkeme kararının hatalı olduğunu , davalının sevk ve teslim maddesine aykırı davrandığını , müvekkilinin sözleşmenin 4.2. Maddesine göre onay vermediğini belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit ve tazminat talebi olup , davacı iş sahibi davalı yüklenicidir.Davacı vekilinin müvekkilinin kitap basımı için 18.1.20212 tarihinde sözleşme yaplıdığını , müvekkilinin numuneleri kontrol ettiğini ve numunelere uygun teslimatın Hollanda'daki iş sahibine yapılması için onay verdiğini ancak daha sonra iki parti olarak üretilen 17.280 adetin müvekkilinin onayı olmadan Hollanda'daki müşterisine gönderildiğini , bu malları Hollanda'daki müşterisinin dağıttığını , ayıp sebebiyle dönüş yapılınca ,müvekkilinin aynı gün ayıp ihbarı yaptığını , davalının ayıbı giderebilmek için Hollanda'ya gittiğini , Hollanda'da tespit yaptırıldığını ayıplı olduğu ve kullanılamaz ürün olduğunun tespit edildiğini , müvekkilinin Kadıköy 9. Noterliği7nin 30.3.2012 tarih ve 11686 yevmiye sayılı ihtarını davalıya göndererek ayıp sebebiyle sözleşmeden dönüldüğünü belirterek Kadıköy 4. İcra müdürlüğünün 2021/12546 Esas sayılı dosyasında 106.461,57 TL. ve ferileri ile borçlu olmadığının tespitini ve 2.000,00 TL. maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili , müvekkilinin yaptığı eser karşılığında bedel olarak 10.02.2012 tarihli faturayı gönderdiğini , davacının numunelere uygun olmak koşulu ile sözleşmedeki onayı verdiğini , delil tespitinde müvekkilinin basmış olduğu kitapların sözleşmeye uygun olduğunun tespit edildiğini , 08.02.2012 tarih ve saat 12.43 teki mail ile siparişin onaylandığını , sözleşmeye göre teslimden sonraki sıkıntıdan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme , ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.Taraflar arasında 18.1.2012 tarihli ... Sözleşmesi vardır. Sözleşmenin konusu ... imalatı olduğu , 75.000 adet olacağı , bedelinin 44.055 Euro +KDV olduğu , ürün teslimatlarından...'in sorumlu olduğu , Unipirint tarafından üretimi biten ve sevke hazır hale getirilen ürünler ,Jbs Printing yetkilisi tarafından verilen onay ile teslim edileceği ve bu süreç sonrasında yaşanan sıkıntılardan davalı ...'in sorumlu olmadığı düzenlenmiştir.Dava konusu İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi 75.000 adet kitaba dair 103.007,94 TL+KDV ile 121.549,37 TL.'lik 10.02.2012 tarihli faturaya dayanmaktadır. Dosya kapsamına 11.02.2012 tarihli ve 13.02.2012 tarihli sevk irsaliyelerinin sunulduğu anlaşılmıştır.Davacının Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/200 Değişik İş dosyası ile seçilen 3 adet numune üzerinden tespit yaptırdığı , 12.11.2012 tarihli tespit raporunda , kitapların teknik şartnmeye uygun basıldığını , 1. numune ve 2. Numunede kitabın 180 derece açıldığında cildin ayrıldığı , sayfalara çekilerek kuvvet uygulandığında sayfaların koptuğu , kitabın bu haliyle kullanılamayacağını , ayıplı ürün olduğu , 3. Numunenin ise ayıpsız ürün olduğu tespit edilmiştir.Cevap dilekçesine ekli sunulan 8.2.20212 tarihli saat 12.43 davacı tarafından 12.43 te mail gönderildiği etikete ilişkin talepte bulunduğu , aynı gün saat 11.48 deki mailinde kolilerin 15 kg geçmemesi gerektiğini bildirdiği görülmüştür.Davacının 12 Mart 2012 saat 16.32 deki mailinde çok az bir zorlamayla kitabı açmaya çalıştıklarında dahi döküldüğünü iddia ettiklerini , ayıbı davalıya bildirmiştir.Hollanda'da alınan 02.05.2012 tarihil bilirkişi raporunda , kitapların %90 'ında sayfaların birbirinden ayrıldığını , yapışkan maddenin sayfaya doğru biçimde sürülmediğini , kitabın onarılamayacağını , yeniden basılması gerektiğini bildirmiştir.17.01.2015 tarihli heyet raporunda sayfalarda kopmalar olduğu ve tutkallama maddesinin yeterli olmadığı bildirilmiştir. 25.2.2016 tarihili Ek Raporda , kitapların ayıplı olduğunu , kitaplardaki ayıbın her iki tarafça bilindiğini , 200 adet dışındaki ürünlerden her iki tarafında sorumluluğunun olduğunu , davacının teslimatı muayene etmeden kabullendiğini bildirmiştir.7 Temmuz 2017 tarihli yeni bilirkişi raporunda ,gizli ayıplı olduğunu bildirmiştir.1.8.2017 tarihli heyet raporunda ise bir numunenin gizli ayıplı , bir numunenin açık ayıp olduğu , bir numunenin ayıpsız olduğu bildirilmiştir.Somut olayda , dosya kapsamındaki mail yazışmalarından davacı tarafın kitapların sevkine onay verdiği ve bazı taleplerde bulunduğu görülmüştür. Ayrıca davacı tarafça onayı alınmadığına dair hiç bir itiraz da yapmadığı görülmektedir. Davacı tarafından kesilen fatura ve sevk irsaliye tarihleri dikkate alındığında , davacı tarafından yapılan ayıp ihbarının TTK da belirtilen ayıp ihbar sürelerinden daha sonraki bir zamanda yapıldığı , ayıba dair davacı malinin 12 Mart 2021 saat 16.32 de gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı ayıp ihbarını süresinde yapmamıştır.Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2. Maddesi gereğince ürün teslimatlarından davacı iş sahibinin sorumlu olduğu sevke hazır hale gelen ürünlerin davacı tarafından onaylanması ile teslim edileceği ve bu süreç sonrasında yaşanan sıkıntılardan davalının sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Onayın ne şekilde yapılacağı sözleşmede düzenlenmemiştir. Davacı taraf sözleşmenin bu düzenlemesi ile bağlıdır.Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında , davacının onay verdiği ve süresinde ayıp ihbarı yapmaması sebebiyle , davacının ayıp nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep edemeyeceği gibi tazminatta talep edemez. Belirttiğimiz sebeplerle yerel mahkeme kararı hukuka ve usule uygun olduğundan , davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2019 tarih ve 2014/772 Esas, 2019/673 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.