T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/509 Esas KARAR NO : 2025/1740 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2021 NUMARASI : 2020/98 Esas, 2021/730 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı t…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/509 Esas KARAR NO : 2025/1740 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2021 NUMARASI : 2020/98 Esas, 2021/730 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 16-25 Şubat 2019 tarihleri arasında ... ... Tuzla/İstanbul'da düzenlenecek olan ... 2019 Fuarına yönelik olarak müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşme ile, kurulu ve/veya kurulcak çadır ve prefabrik alanlarda ve bunun içinde ve/veya bağlantılı fuaye, catering alanı, wc vb. ortak kullanım alanlarında, standart stant konstrüksiyon işlerinin ve işveren (davalı) tarafından sözleşmede belirtilen işlerin yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen plana uygun olarak tüm edim ve yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı tarafından bakiye hizmet bedeli olan 176.844,75 TL'nin müvekkiline ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyas ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından 16-25 Şubat 2019 tarihleri arasında ... ... Tuzla/İstanbul'da düzenlenecek olan ... 2019 Fuarına yönelik olarak müvekkili ile davacı arasında akdedilen sözleşme ile, kurulu ve/veya kurulcak çadır ve prefabrik alanlarda ve bunun içinde ve/veya bağlantılı fuaye, catering alanı, wc vb. ortak kullanım alanlarında, standart stant konstrüksiyon işlerinin ve işveren (müvekkili) tarafından sözleşmede belirtilen işlerin yapılmasının kararlaştırıldığını, davacı yüklenicinin sözleşme ve eklerinde belirtildiği üzere tüm yükümlülük ve taahhütlerini en geç 15 Şubat saat 23:00'a kadar yerine getirmediğinden müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili tarafından İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/24 değişik iş sayılı dosyasıyla tespit talebinde bulunulması üzerine keşif yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda, fuar alanında yapılan incelemede eksikliklerin olduğu, fuar alanının organizasyona tam olarak hazır olmadığı, stant kurulumları, zemin döşemeleri ile duvar ve cephe giydirmelerinde eksikliklerin olduğu, diğer hizmet ve taahhütlerde sözleşmeye göre aykırı ve yarım bırakılan işlerin olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar ... 2019 fuarına yönelik hizmet sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre davacının (yüklenici) esas olarak hizmet vermeyi, davalının (işveren) ise ücret ödemeyi üstlendiği, dava konusu takibin verildiği iddia olunan hizmete karşılık bakiye alacağın tahsiline ilişkin olduğu, davalının ise, davacının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia ettiği, tarafların lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinin farklı yönde kayıtlar içermesi sebebiyle fatura konusu hizmetlerin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, sektör bilirkişisi tarafından davacı tarafça fatura konusu edilen hizmetlerden 29.440,00 TL bedele karşılık gelen kısmın eksik bırakıldığının tespit edildiği, bu yöndeki tespitlerin delil tespiti dosyasında alınan raporu da karşıladığı gibi ayrıca raporun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlandığı, raporun taraflara tebliğine rağmen aksi yönde itirazda bulunulmadığı, bu nedenlerle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli kabul edildiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, davalının takibe yönelik itirazının 147.404,75 TL asıl alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talep ile şartları oluşmadığından tarafların icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olup davacı vekili de yine yasal süresinde katılma yoluyla istinaf tabinde bulunmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; değişik iş dosyasında alınan rapor ile davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinin ispat edildiğini, davacı sözleşmede yer almayan isteklerin müvekkili tarafından talep edildiğini ifade etmişse de, sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmeye ek ilave talepler olabileceğinin davacı tarafından kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, eldeki davada alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tanzim edildiğini, raporda 29.440,00 TL gibi düşük bir rakamın eksik bırakılan işlerin karşılığı olarak belirlendiğini, alınan bu raporda ortak kusur yönünden yapılan değerlendirmenin tamamen hatalı olduğunu, zira sözleşmeye göre davacı, müvekkilinin fuarın hazır edilmesi hususundaki talepleriyle bağlı olduğundan eksik yapılan işlerden müvekkilinin de kusura ortak edilmesinin hakkaniyetli olmadığını, ayrıca bu şekilde ispat yüküne müvekkilini de dahil etmenin HMK'ya aykırı olduğunu, müvekkilinin eksik kalan işlerden dolayı zararının bir kısmı değişik iş dosyasında alınan rapor ile tespit edildiğini, bu davada ise işin esasına girilerek eksiklerin daha detaylı belirlenmesi gerekirken eksik işlerin incelenmeyip yüzeysel bırakıldığı hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalının istinaf sebebi ve gerekçesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının müvekkilinin, davalıdan olan ve ödenmeyen alacağının tespiti ve tahsiline ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenle davalının istinaf talebinin reddi gerektiğini, öte yandan ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatının yasal şartlar bulunmadığından bahisle reddine dair verdiği karar ve gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davaya konu alacak, sözleşme ve faturaya kayıtlı alacak olup davalının ticari defterlerinde ve cari hesap kayıtlarında kayıtlı likit ve belirli bir alacak olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşme bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak olan 176.844,75 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı süresinde itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 05/04/2021 tarihli raporda; davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2019 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, davalı tarafça incelemeye ibraz edilen 2018, 2019 ve 2020 yılları yasal defterlerinin e-defter olduğu, e-deftere tabi yevmiye ve kebir defterlerinin e-beratlarının yasal süresinde verildiği, sadece açılış tasdikine tabi envanter defterlerinin ise açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, davacının defterlerine göre, davacı tarafça davalıya düzenlenen faturaların toplamının 376.473,10 TL olduğu, davalı tarafça davacıya yapılan ödemelerin toplamının 199.628,35 TL olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 176.844,75 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre, davalı tarafça davacıya yapılan ödemelerin toplamının 199.628,35 TL olduğu ve davalının icra takip tarihi itibariyle davacıdan 199.628,35 TL alacaklı olduğu, toplam 376.473,10 TL tutarındaki faturaların davalının defter kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen alacağın dayanağı olan faturalar üzerinde herhangi bir teslim/tebliğ bilgisinin bulunmadığı, fatura muhteviyatı hizmetlerin davacı tarafça davalıya verilip verilmediği hususunda yapılan teknik incelemelerde, eksik yapıldığı tespit edilen toplam 29.440,00 TL tutarındaki hizmetler haricinde davacı tarafça davalıya fatura muhteviyatı hizmetlerin verildiğinin kanaatine varıldığı, netice itibariyle davacı tarafça eksik yapılan işler bedelinin tenzili neticesinde davacının, icra takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği asıl alacak tutarının 147.404,75 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.Davalının delil tespiti talebinde bulunulması üzerine İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/24 değişik iş sayılı dosyasında 22/02/2019 tarihinde keşif icra edilerek düzenlenen 27/03/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; keşif tarihinde fuar alanında yapılan incelemede eksiklerin olduğu, fuar alanının organizasyona tam olarak hazır olmadığı, stant kurulumlarının eksik olduğu, zemin döşemelerinin ve duvar ve cephe giydirmelerinde eksiklerin olduğu, diğer hizmet ve taahhütlerde sözleşmeye göre aykırı ve yarım bırakılan işlerin olduğu, miktarları göz önüne alınarak sözleşme fiyatları ile yapılan hesaplamalar ve piyasa araştırmaları değerlendirilmek suretiyle sözleşmede belirlenen ancak eksik yapılan işlerin 56.300,00 TL + KDV ( kanal içi malzeme ile), 62.730,00 TL + KDV ( örme panel ile) olduğu belirtilmiştir.1-Somut olayda, davalı tarafından 16-25 Şubat 2019 tarihleri arasında ... ... Tuzla/İstanbul'da düzenlenen ... 2019 Fuarına yönelik olarak davacı (yüklenici) ve davalı (işveren) arasında akdedilen sözleşme ile, halihazırda kurulu ve/veya kurulcak çadır ve prefabrik alanlarda ve bunun içinde ve/veya bağlantılı fuaye, catering alanı, wc vb. ortak kullanım alanlarında, standart stant konstrüksiyon işlerinin ve işveren tarafından sözleşmede belirtilen işlerin yapılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Bu yönden taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu kapsamda verdiğini ileri sürdüğü hizmetler sebebiyle düzenlediği faturalara dayalı bakiye alacağını talep etmekte olup davalı ise, davacının sözleşme ile üstlendiği edimini zamanında yerine getirmediği gibi ayrıca eksik olarak yerine getirdiğini ileri sürmektedir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından eksik yapılan işlerin bedeli olarak kabul edilen 29.440,00 TL ile davalı tarafından yapılan ödeme toplam fatura bedelinden tenzil edilerek neticede davanın kısmen kabulü ile, itirazın 147.404,75 TL yönünden iptaline karar verilmiştir."...Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753). Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği, ancak bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/2021 tarihli ve 2018/10(21)-94 E., 2021/111 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/09/2017 tarihli ve 2016/14455 E. , 2017/7655 K. sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25/11/2021 tarihli ve 2021/4525 E. 2021/1793 K. sayılı ilamı)..." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/222 Esas 2022/2331 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, hem taraflar arasındaki yazışmalar hem de davalının delil tespiti talebinde bulunması üzerine keşif icra edilmek suretiyle alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının sözleşme ile üstlendiği bir kısım işlerin eksik yapıldığı anlaşılmakla alınan bilirkişi raporu ile eksik işler bedeli 29.440,00 TL olarak tespit edilmiş olup bilirkişi raporu davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı rapora karşı beyan ve itiraz sunmadığından artık tespit edilen miktar yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu doğrultuda davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetildiğinde davacı tarafından düzenlenen toplam 376.473,10 TL fatura bedelinden, davalı tarafından ödenen 199.628,35 TL ve eksik işler bedeli olarak tespit edilen 29.440,00 TL'nin mahsubu ile 147.404,75 TL üzerinden hüküm tesis edilmesi isabetli olup davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.2-İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2 maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Yapılan açıklamalar gözetildiğinde, dava konusu alacağın miktarı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup buna göre davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olmadığından dava ve takip konusu alacağın likit olduğundan söz edilemez. Bu nedenle şartları oluşmadığından Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/98 Esas, 2021/730 Karar sayılı ve 20/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.517,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.901,90 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/12/2025