T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1528 - 2026/804 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1528 KARAR NO : 2026/804 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : 2024/388 Esas - 2025/417 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VE…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1528 - 2026/804 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1528 KARAR NO : 2026/804 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : 2024/388 Esas - 2025/417 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.) BAŞVURU TARİHİ : 04.08.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 26.09.2025 KARAR TARİHİ : 15.04.2026 YAZIM TARİHİ : 15.04.2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.09.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı Allianz Sigorta A.Ş tarafından sigortalı ...'ın sevk ve idaresindeki 34 ... plakalı aracın toprak ve moloz kısımlara çarparak savrulması sonucu araç içinde buluna davacının eşi yolcu ...'un vefat ettiğini, ...'un kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrasında tanzim edilen trafik bilirkişi raporunda ...'ın kazanın vuku bulmasında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının desteğinden yoksun kaldığını, davacının zararının karşılanması için sigorta şirketine başvuru yapıldığını, fakat bir sonuç alınamadığını belirterek davacı için HMK m.107' ye göre alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalı Allianz Sigorta Şirketi’nden (poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 12.05.2025 tarihli dilekçesi ile dava değerini 430.000 TL'ye ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, KTK'nın 97 maddesi uyarınca şirkete hiçbir başvuru yapılmadığını, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, HMK'nın 119 maddesi uyarınca dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurların eksik olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 430.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının emniyet kemeri kullanıp kullanmadığının belirsiz olduğunu ve istiap haddinin aşılmış olduğunu, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartlarına göre yapılması gerektiğini, hesaplamada 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH 2010 tablosunun dikkate alınması gerektiğini, davacının destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne, davacının 430.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 23.10.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, poliçede yer alan 1.000.000 TL teminat üst limitiyle sorumlu olmak kaydıyla, davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; KTK 97 uyarınca davacı tarafından sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davalı sigorta şirketine ihbar tarihinin davanın açılışından sonra olduğunu, davacının ıslah ile arttırılan taleplerinin ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, tazminata hükmedilecekse dava ile talep edilen tutar için dava tarihi, ıslah ile arttırılan tutar için ıslah tarihinden itibarin yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirketin yalnızca poliçe limiti kadar sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğunu ve kusur tespiti yapılması için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davacının ihmali sebebiyle meydana gelen trafik kusur durumunun kusura etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında müteveffanın araç içerisinde koruyucu tedbir kapsamında emniyet kemeri taktığının belirlenemediğini, birlikte bilirkişi incelemesinin 15.8.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılması gerektiğini, mahkeme tarafından müteveffanın vefatı sebebiyle bu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimlerin re'sen tespit edilmesi gerektiğini, hesap raporunda ilgili pay oranlarının dikkate alınması gerektiğini, hesaplamada 2918 sayılı KTK uyarına genel şartlar ile belirlenen TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranlarının esas alınması gerektiğini, kazada davacının eşinin vefat ettiğini ve müteveffanın destek olduğunun kanıtı gerektiğini, yine hesaplama yapılırken hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın eşi olan davacının hesaplama yapılırken evlenme olasılığının da hesaplanması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle faizin talebinin reddi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, 29.09.2022 tarihinde, davacının eşi ...'un yolcu olarak bulunduğu davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında , davacının eşi ... vefat etmiştir. Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsüne kusur ihlali verilmiştir. Kazaya dair yürütülen ceza soruşturmasında trafik bilirkişisinden alınan 13.10.2022 tarihli rapora göre dava dışı sürücü ...'ın hızını ayarlayamadığı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sorumlusu olan ceza yargılamasındaki diğer sanık ...'in de yol yapım çalışmalarında gereken tedbirleri almak ve denetlemek kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduklarının tespit edildiği, ceza yargılaması sırasında keşfen alınan 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 09.02.2024 tarihli İTÜ bilirkişi heyet raporuna göre yol yapım ve bakımından sorumlu kuruluş olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile onun sorumlu olarak gösterdiği diğer sanık ...'in asli kusurlu ve 34 ... plaka sayılı aracın sürücüsü sanık ...'ın ise Karayolları Trafik Kanunu 52/b maddesindeki trafik kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun bildirildiği ,ceza mahkemesince raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sanıklara izafe olunan kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyasının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'na gönderildiği; Adli tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 03.06.2024 tarihli raporu ile sanık ...'ın asli kusurlu olup, sanık ...'in ise kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği, ceza mahkemesince ATK raporuna itibar edildiği, dava dışı sürücü ...'ın yargılama sırasında vefaatı sebebiyle düşme kararı verildiği,İstinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmışır. Mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Heyetimizce de maddi vakalar bakımından hukuk hakimini bağlar nitelikte istinaftan geçerek kesinleşen ceza dosyasındaki kusur raporu ile ile uyumlu hükme esas alınan rapordaki kusur oranları kazanın oluşuna uygun bulunduğundan ,ayrıca dosya kapsamında müteveffanın emniyet kemeri takmadığına dair bir tespit de olmadığı anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılmamasında da hukuka aykırılık bulunmadığı, taksirle ölüme neden olma suçunun ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı 66.maddesi gereğince 15 yıl olup kaza tarihi ile dava ve ıslah tarihi arasında bu süre dolmadığı, davalı sigorta şirketi her ne kadar 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesine göre dava açılmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunması gerektiği, davacı tarafın herhangi bir başvuruda bulunmadığı, dolayısıyla dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de davacı tarafça davalı sigorta şirketine yazılı müracatta bulunulduğu , temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiği, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği, hükme esas alınan aktüer raporun TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulüne uygun şekilde düzenlendiği, bakiye ömürlerin ve destek paylarının doğru alındığı, karar tarihine en yakın veriler ve asgari ücretteki artış da dikkate alınarak hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığından poliçe teminat limiti oranında davalının sorumluluğuna karar verildiğinden davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf talebi dairemizce yerinde görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.07.2025 tarih 2024/388 esas, 2025/417 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 29.373,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 7.344,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.029,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatıran tarafa iadesine, 4-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi gereğince re'sen taraflara tebliğine, 5-Harç takibi ve iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15.04.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*