T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/233 KARAR NO : 2026/173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : 2025/718 Esas (Derdest) KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvur…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/233 KARAR NO : 2026/173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : 2025/718 Esas (Derdest) KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafa yapılan tahsise yönelik kararın iptali sonrasında mahkeme kararının gerekçesine göre davacı tarafa tahsis edilen taşınmazın bedelinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sorulan görüş yazısı üzerine tahsisin talep edildiği 2023 yılı olarak belirlendiğini ve müvekkilinden ödeme talep edildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, bedel farkının tahsiline yönelik işlem yapıldığını, müvekkil kurumun yapmış olduğu bu işlemin mahkeme kararından kaynaklı olduğunu, dava konusu edilen kararın müvekkil kurumun zarara uğramaması adına alınmış bir karar olduğunu, Mahkemenin 2024/315 Esas sayılı dosyasında verilen kararın infazı için kesinleşmesi zorunlu kararlardan olmadığını, davalı.... in 30/06/2025 tarih, 799 sayılı ek ödeme istenilen yönetim kurulu kararının iptali ile bu kararın dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmasının tedbiren durdurulması talep ve dava edilmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili 31/07/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; 799 Sayılı kararın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/315 Esas sayılı kararına dayandığını, HMK'nun 367. maddesi uyarınca ilamların kesinleşmeden icrasının kural, kesinleşme aranmasının ise istisna olduğunu, somut olayın kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar arasında olmadığını, Mahkemenin "kesinleşmemiş karara dayalı işlem yapılamaz" gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği zararın yalnızca parasal ödeme yükümlülüğü olduğunu, parasal zararın telafi edilebilir nitelikte olduğunu, aksi karar halinde tahsil edilen bedelin iade edilebileceğini, buna karşılık tahsilatın durması halinde ...'nin zarar göreceğini, davacının taşınmazı kendi adına tescil ettirdiğini, ancak Mahkeme kararıyla oluşan bedel farkını henüz ödemediğini, tahsilatın gecikmesinin ... açısından risk doğruduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/347 Esas - 2022/6456 Karar sayılı ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulmasının mümkün olduğunu, kesinleşmenin istisna olduğunu, ortaklıktan çıkma, pay bedeli ve mülkiyet değişikliği doğuran ilamlarda kesinleşme şartı bulunmadığını, davacının yalnızca daha düşük bedel ödeme amacıyla dava açtığını, haklılık iddiasının güçlü ve yaklaşık ispat düzeyinde olmadığını, aynı mahkemenin 2024/315 Esas sayılı dosyasında verilen fiyat farkı kararı birlikte değerlendirildiğinde ....'nin işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin 24/07/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının tüm sonuçları ile birlikte kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesinin 24/07/2025 tarihli ara kararında özetle; davacının .... ...'de .... ada.... parsel ve.... ada ..... parselde faaliyet gösterdiği, ayrıca .... ada ....parselin tahsisi için başvuruda bulunduğu, ....Yönetim Kurulu'nun 11/03/2024 tarih, 737 sayılı kararı ile tahsis talebinin kabul edildiği, ancak iki yönetim kurulu üyesinin muhalefeti üzerine açılan dava sonucunda mahkemenin 2024/315 Esas sayılı dosyasında tahsisin 2023 yılı değil, başvuru tarihi olan 2024 yılı birim fiyatı üzerinden yapılması gerektiği gerekçesiyle Yönetim Kurulu kararının iptaline karar verildiği, ....'nin 30/06/2025 tarih, 799 sayılı kararı ile 2024 yılı birim fiyatı olan 3.150,00 TL/metrekare üzerinden hesaplama yapıldığı, 2023 yılı 1.285,13 TL/metrekare fiyatı mahsup edilerek metrekare başına 1.864,87 TL fark belirlendiği, toplam 24.229.379,42 TL'nin gecikme faiziyle tahsiline karar verildiği, davacının bu karara karşı iptal davası açtığı, 799 sayılı kararın 2024/315 Esas sayılı dosyada verilen ancak henüz kesinleşmemiş karara dayandığı, kararın istinaf aşamasında olduğu ve kesinleşmediği, kesinleşmemiş karara dayanılarak tahsil işlemi yapılması halinde davacı açısından ciddi zarar doğabileceği, talebin önceki dosyadaki kararın kesinleşmesine bağlı olduğu, davacının yaklaşık ispat yükünü yerine getirdiği gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin, 24.229.379,42 TL tutarındaki arsa bedeli farkı bedelinin %15'i olan 3.634.406,913 TL yatırılması ya da kesin ve süresiz teminat mektubu mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne sunulması halinde kabulü ile, .....'nin davacıdan 24.229.379,42 TL tutarındaki arsa bedeli farkının tahsiline yönelik yönetim kurulunun 30/06/2025 tarih ve 799 sayılı kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı vekili 31/07/2025 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiş, İlk Derece Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme üzerine 05/11/2025 tarihli ara kararda özetle; davacının ......'de ....ada .... parsel ve .... ada .... parselde faaliyet gösterdiği, ayrıca..... ada .....parselin tahsisi için başvurduğu, .... Yönetim Kurulunun 11/03/2024 tarih, 737 sayılı kararı ile tahsisin kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin muhalefeti üzerine açılan dava sonucunda Mahkemenin 2024/315 Esas sayılı dosyasında tahsisin 2023 yılı değil, başvuru tarihi olan 2024 yılı birim fiyatı üzerinden yapılması gerektiği gerekçesiyle 11/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiği, bu kararın istinaf edildiği ve henüz kesinleşmediği, ......'nin 30/06/2025 tarih, 799 sayılı kararı ile 2024 yılı birim fiyatının 3.150,00 TL/metrekare esas alındığı, 2023 yılı fiyatının 1.285,13 TL/metrekare mahsup edildiği, metrekare başına 1.864,87 TL fark hesaplandığı, toplam 24.229.379,42 TL'nin gecikme faiziyle tahsiline karar verildiği, davacının bu karara karşı iptal davası açtığı, 799 sayılı kararın 2024/315 Esas sayılı dosyada verilen ancak kesinleşmemiş karara dayandığı, önceki dosyanın istinaf aşamasında olduğu, tahsil işleminin uygulanmasının davacı açısından telafisi güç veya imkansız zarar doğurma ihtimali taşıdığı, mevcut davanın sonucunun 2024/315 Esas sayılı dosyanın kesinleşmesine bağlı olduğu, bu nedenle önceki dosyanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiği, davalının ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varıldığı gerekçeleriyle davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nun 367. maddesi uyarınca ilamların icrası için kesinleşmenin kural değil istisna olduğunu, kesinleşmeden uygulanamayacak kararların sınırlı sayıda olduğunu, somut olayın bu kapsamda olmadığını, bu nedenle kesinleşmemiş karara dayanılarak tedbir verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddiasının yalnızca bedeli farkı ödeme yükümlülüğüne ilişkin olduğunu, bu durumun telafisi güç zarar niteliğinde olmadığını, ödeme yapılması halinde aksi bir karar çıkarsa ....'nin iade edebileceğini, buna karşılık tedbirin .... açısından gecikmeye bağlı mali zarar doğurmayacağını, davacının taşınmazı adına tescil ettirdiğini ancak bedel farkını ödemediğini, bu durumun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, Mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, kararın 2024/315 Esas sayılı mahkeme kararına uygun şekilde alınmış iç düzen işlemi olduğunu, rayiç yıl farkının tahsilinin ....'nin kanuni yükümlülüğü olduğunu, kamu yararının bu yönde olduğunu, davacının yaklaşık ispat yükünü yerine getirmediğini, fiyat farkı dosyası ile birlikte değerlendirildiğinde davacının haklılığının ortaya konulamadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin 05/11/2025 tarihli ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbirin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, arsa tahsis bedelinin belirlenmesine yönelik .... yönetim kurulu kararının iptali ile bu kararın dava sonuçlanıncaya durdurulmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davacının ihtiyati tedbir isteminin kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin itirazı 05/11/2025 tarihli gerekçeli karar ile reddedilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere; uyuşmazlık bir miktar para alacağına ilişkin ise İİK 257. vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz; uyuşmazlığın dava konusu olması halinde 6100 Sayılı HMK'nun 389. vd maddeleri gereğince ihtiyati tedbire ilişkin geçici hukuki koruma kararı verilmesi istenebileceği açıktır. Eldeki davada istem, arsa tahsis bedelinin belirlenmesine yönelik yönetim kurulu kararının iptali ile uygulanmasının icrasının durdurulmasına ilişkin olup; davacının geçici hukuki korumaya yönelik istemi 6100 Sayılı HMK un 389 uncu maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğinde olup, ilk derece mahkemesinin de bu yönde inceleme yapmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 389/1.fıkrası gereğince; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. hükmü düzenlenmiştir. 390/1.fıkrasına göre; ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. 2.fıkraya göre; talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. 3.fıkra gereğince; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/3452 Esas, 2021/6001 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; " toplumsal hayatın ve insan ilişkilerinin karmaşık hale gelmesinin hukuk alanındaki yansımalarından bir tanesi de, uyuşmazlıkların kısa süre içerisinde çözümlenmesinin güçleşmesidir. Bu sakıncaların giderilmesi amacıyla, henüz uyuşmazlığın sona ermesini beklemeden ve uyuşmazlık sona erinceye kadar kişilerin hukukî menfaatlerini geçici olarak güvence altına alma ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç karşımıza geçici hukuki koruma yollarını çıkarmıştır. İhtiyati tedbirde geçici hukuki korumalardan en önemlisidir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12. Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK’nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de amaç karşı tarafı cezalandırmak baskı altına almak değil, hakkın korunmasına hizmet etmek olmalıdır. Esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermek ve geçici hukuki koruma sağlamak, böylelikle davacının açmış olduğu davayı kazanması halinde dava konusu olan şeye kavuşmasını daha dava sırasında güvence altına almak, taraflar arasındaki sözleşmenin dava süresince ayakta kalmasına yardımcı olmak amacıyla başvurulan geçici hukuki korumalardandır. Tedbir kararının verilmesi sonrasında koşullarda bir değişiklik olduğunda bu değişen şartlara uygun olarak ihtiyati tedbir kararı talep üzerine kaldırılabileceği gibi gözden geçirilip gerekirse değişikliğe gidilebilir. İhtiyatî tedbir yargılamasında tam bir ispata gerek yoktur. Mahkemenin, ihtiyatî tedbir isteyenin hakkının mevcut olduğuna kanaat getirmesi, başka bir ifade ile onun haklılığını kuvvetle muhtemel görmesi yeterlidir (Arens/Lüke, 1994: 482; Musielak, 1995: 396; Thomas/Putzo, 1995: 1416; Kuru-Usul, C III, 1991: 3075; Bilge/Önen, 1978: 374; Ansay, 1960: 197; Yılmaz, s. 51). Mahkemenin incelemesi, sadece ihtiyatî tedbir talebinin kabule değer olup olmadığını takdir edebilecek kanaatin kendisinde uyanması ile sınırlı olmalıdır. Davanın esası hakkında karar vermediği için, ihtiyatî tedbir kararı ile sınırlı olarak kanaatini açıklayan hâkim, bu sebeple reddedilemez. İhtiyatî tedbir kararı geçici bir karar olup, durum ve şartların değişmesi halinde değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Bu nedenle ihtiyatî tedbir kararları kesin hüküm teşkil etmedikleri gibi, asıl dava konusu olan hakkın varlığına da karine teşkil etmezler. Buna göre, ihtiyatî tedbir talebinin kabul veya reddine karar verilmesi, asıl davanın da kabul veya reddini gerektirmez. Her ne kadar öğretide ve HMK öncesi bazı Yargıtay kararlarında, asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte, uyuşmazlığın özüne ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kabul edilmiş ise de; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısında 395. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmamak şartıyla," ibaresi, TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında HMK taslak madde metninden çıkarılmıştır. Kanun koyucunun bu ibareyi taslak metinden çıkarmasındaki amacın, bu ilkenin dar (katı) yorumlanması sonucu, uyuşmazlıkların sonuçlanması uzun zaman almasından dolayı davacının çoğu kez davayı kazandığı halde, dava ile elde etmek istediği sonuca ulaşamadığından kaynaklı olarak oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçmek olduğu sonucuna varılabilir " şeklindedir. Somut olayda; davacı davalı ......'de yer alan .... ada .... parsel sayılı taşınmazın kendisine tahsisi talebi ile davalı ....'ye başvuruda bulunduğu, yapılan başvuru üzerine davalı yönetim kurulu tarafından 11/03/2024 tarih 737 sayılı karar ile tahsis talebinin kabulüne ve başvuru tarihinde geçerli 2023 tarihi olan birim fiyatı üzerinden arsanın tahsisine karar verildiği, yönetim kurulu üyeleri olan ....ve....'in karara muhalif kalmaları sonrasında muhalif olan bu kişilerin 11/03/2024 tarih, 737 sayılı toplantıda alınan (2) nolu kararın iptali için davalı ....'ye husumet yöneltmek suretiyle Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine 2024/315 Esas, ile açılan dava sonucunda 2025/375 karar sayılı 21/04/2025 tarihli karar ile arsa tahsis bedelinin başvuru tarihi olan 2024 yılı metre kare birim fiyatı üzerinden değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken; 2023 yılı için belirlenen metre kare birim fiyatı üzerinden tahsis talebinin kabulü ve bedel belirlenmesi hukuka aykırı olduğundan bahisle davanın kabulüne ve arsa tahsis bedelinin 2023 tarihine göre belirlenmesine yönelik davalı....'nun 11/03/2024 tarihli yönetim kurulunun 2 nolu kararının iptaline karar verilmiş olup, bu karar istinaf aşamasındadır. Eldeki davada, davalı.... yönetim kurulunca davacı tarafa tahsis edilen ve davacı adına tescil edildiği anlaşılan arsanın yukarıda belirtilen mahkeme kararı uyarınca arsa tahsis bedelinin 2024 tarihi itibariyle belirlenen m2 si 3.150 TL üzerinden belirlenmesi gerektiğinden bahisle , daha önce 2023 tarihinde belirlenen m2 si 1.285,13 TL sının mahsubu ile bakiye m2 si 1.864,87 TL üzerinden oluşan arsa tahsis bedeli farkı olan 24.229.379,42 TL sının gecikme faizi ile birlikte davacıdan tahsiline yönelik 30/06/2025 tarih, 799 sayılı yönetim kurulu kararı alındığı, bu kararın davacıya tebliği ile davacıdan bu bedel farkının tahsili istenilmesi üzerine davacının; eldeki davayı açarak bu kararın iptali ile dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmasının durdurulmasını istediği anlaşılmıştır. Bu durumda, iptali istenen.... yönetim kurulu kararının hukuka uygun olup olmadığı, eldeki davada yapılacak yargılama sonucu belirleneceğinden, uyuşmazlığın esasını çözer nitelikle veya böyle bir sonuç doğuracak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi henüz kesinleşmemiş ise de; davalı..... in kararı Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/315 Esas sayılı dosyası sonucu verilen karara göre oluşturulduğundan, davada yaklaşık ispat koşulu bu aşamada oluşmadığından; ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi dosya içeriğine,usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekilinin istinaf başvurusu usul ve yasaya uygun bulunduğundan kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 inci maddesinin (b-2) bendi uyarınca ilk derece mahkemesinin 05/11/2025 tarihli itirazın reddine yönelik kararının kaldırılmasına, düzelterek yeniden karar verilmesi suretiyle; davalının itirazının kabulüne, davacının ihtiyati tedbir isteğinin reddine; ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/718 Esas sayılı derdest dosya üzerinden verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin 05/11/2025 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA, a-Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının KABULÜNE, b-Davacının ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, c-Kararın derdest olan dava dosyası üzerinden taraflara bildirilmesine, 3-Davalı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının ve gider avansının talep halinde yatırana iadesine, 4-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 27/01/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-f) bendi ve 394/son fıkrası gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.