T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/661 Esas KARAR NO: 2026/196 MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/07/2021 NUMARASI: 2020/876 Esas, 2021/617 Karar DAVA: Alacak (Fuar Katılım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesi gereğince 0…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/661 Esas KARAR NO: 2026/196 MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/07/2021 NUMARASI: 2020/876 Esas, 2021/617 Karar DAVA: Alacak (Fuar Katılım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesi gereğince 01-04 Nisan 2020 tarihinde yapılması gereken fuarın pandemi nedeniyle iptal edildiğini, fuar iptal edilmiş olmasına rağmen davalıya ödediklerin bedelin iade edilmediğini, bunun üzerine davalıya bedelin iadesi için noterden ihtarname gönderildiğini, ancak iade edilmediğini, imkansızlık nedeniyle fuarın iptal edilmesi üzerine sözleşmenin sona erdiğini belirterek davalıya ödenen 17.000,00 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; pandemi nedeniyle bakanlık kararıyla 16.03.2020-01.09.2020 tarihleri arasında tüm fuarların durdurulduğunu, bu nedenle müvekkili tarafından fuarın bizzat devletin yetkili kurumlarının kararı sonucunda mücbir sebeple sektör temsilcilerinin de mutabakatıyla bir sonraki döneme ertelendiğini, ifa imkansızlığının somut olayda olmadığını, fuarın iptal edilmediğini, mücbir sebeple ertelendiğini, ayrıca sözleşmenin 2. Maddesi gereğince müvekkilinin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceğini, sözleşme gereğince fuarın ertelenmesinin katılımcının fuara katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, fuarcılık sektörünün kendi özel yapısı nedeniyle sözleşmeye bu tür hükümler konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi geçerli bir sözleşme (Fuar Katılım Sözleşemesi) mevcut olup, davacı ve davalı basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne sahip olduklarından "Fuar Katılım Sözleşmesi" nin 2. Maddesinin tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları geçerli bir hüküm olduğu, haksız şart olarak kabulünün mümkün olmadığı, tarafları bağlayıcı olduğu, madde metni içeriğinden davalının gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkının olduğu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceğinin hükümde açıkça düzenlendiği, kaldı ki gelen yazı cevaplarından fuar tarihinin mücbir sebep ile ertelendiği, ertelenme ve yeni tarih ile ilgili gerekli bilgilendirmelerin internet sitesinden ilan edildiği ve davacı tarafa mail yolu ile bilgilendirme yapıldığı, basiretli tacir gibi davranması gereken davacı tarafın sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşmenin 2. maddesini bildiği, bu hükme göre de ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadığı, ödeme yükümlülüğünün devam ettiği, ertelemenin taraflara sözleşmeyi fesih hakkı da tanımayacağının maddede düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; pandemi nedeniyle bütün etkinliklerin iptal edilmesi üzerine 01-04 Nisan 2020 tarihinde yapılması gereken fuarın da iptal edildiğini, fuar iptal edilmiş olmasına rağmen davalıya ödediklerin bedelin iade edilmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, bütün katılımcılara imzalatılan tek tip matbu bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin sadece davalı lehine hükümler içerdiğini, sözleşmenin TBK Genel İşlem Koşullarına ve Haksız Rekabet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmedeki 2. Maddenin bu nedenlerle geçerli olmadığını, yok hükmünde olduğunu, müvekkiline fuarın ertelendiğinin bildirilmediğini, 30 Eylül - 3 Ekim 2020 tarihlerinde yapıldığı iddia edilen fuara da müvekkilinin davet edilmediğini, müvekkili ertelenen fuara davet edilmiş olsaydı dahi müvekkiline fuara katılma külfetinin yüklenemeyeceğini, ertelenen fuarın kış sezonuna ilişkin olduğunu, ancak daha sonra yapılan fuarın yaz sezonu dönemine denk geldiğini, bu durumda kış sezonuna göre hazırlık yapan müvekkilinin daha sonra yapılan fuara pandemi şartları da gözetildiğinde hazırlık yapmasının mümkün olmadığını, fuar uluslararası nitelikte olduğundan pandemi süreci devam ettiğinden gerek yurt dışı gerekse yurt içinden katılımın olmayacağını, fuardan beklenen faydanın sağlanamayacağını, pandeminin fuarın amacını ortadan kaldırdığını, Nisan ayında düzenlenecek fuar için yapılan hazırlık ve masraf boşa gitmişken, pandemi sürecinde hiçbir yarar sağlamayacak fuar için yeniden modeller hazırlamanın, ciddi tutarda masraf yapmanın bu ekonomik imkansızlıklar içinde müvekkilinden beklenemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fuar katılım sözleşmesi gereğince davalının fuarı pandemi nedeniyle iptal ettiği ve bu nedenle imkansızlık nedeniyle sözleşmenin sona erdiği ancak davalıya ödenen bedelin davacıya iade edilmediği gerekçesiyle davalıya ödenen bedellerin iadesine ilişkin olarak açılan alacak davasıdır. İlk derece mahkemesi, davalının sözleşmenin 2. maddesi gereği fuar tarihinde değişiklik yapabileceği ve davacı katılımcının bu nedenle sözleşmenin feshini ve ödenen ücretin iadesini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (......) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.Somut olayda 01-04 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuara davacının katılımı hususunda taraflar arasında 03.10.2019 tarihli sözleşme düzenlenmiş, davacı davalıya katılım bedeli olarak 18.000,00 TL ödeme yapmıştır. Fuar katılım sözleşmesinin 2. maddesinde; "..., fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, ...'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. ...nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder." hükmü yer almaktadır. 01-04 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuarın TOBB cevabi yazısına göre, 30 Eylül- 3 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 23. HD. 2014/5250 Esas 2014/7346 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Yine davacı tarafından davalıya gönderilen 28.08.2020 tarihli noterden çekilen ihtarname ile, fuarın pandemi gerekçe gösterilerek iptal edilmesi nedeniyle sözleşmenin imkansızlık nedeniyle sona erdiği belirtilerek ödenen bedelin iadesi talep edildiğinden artık 30 Eylül- 3 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirilecek olan fuara davacının davet edilmesine ve yeni tarihin davacıya bildirilmesine de gerek bulunmamaktadır.Tacir olan davacı, fuarcılık sektörünün kendine has niteliğini bilerek fuar katılım sözleşmesini imzalamıştır. Dolayısıyla sözleşmedeki maddelerin genel işlem koşullarına aykırı olduğu iddiasını daha sonradan ileri süremeyecektir. Bu durumda, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/.... Esas, 2021/.... Karar sayılı ve .../07/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 05/02/2026