T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/115 - 2026/524 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/115 KARAR NO : 2026/524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/459 Esas DAVACILAR : Müteveffa ...'nin mirasçıları: 1-... 2-.…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/115 - 2026/524 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/115 KARAR NO : 2026/524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/459 Esas DAVACILAR : Müteveffa ...'nin mirasçıları: 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : FİHA MADENCİLİK NAKLİYAT İNŞAAT TURİZM TEMİZLİK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Tedbire İtiraz DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların, müteveffa ...'nin yasal mirasçıları olup; murisleri ...'nin vefatı üzerine yasal mirasçısı sıfatıyla işbu davayı ikame ettiğini, huzurdaki dava açılmadan hemen evvel müteveffa ...'nin vefatı nedeniyle yasal mirasçıları olan davacı müvekkillerinin öncelikle dava şartı arabuluculuk sürecini tamamlamış olup; anlaşmama tutanağının düzenlendiğini, davacı müvekkillerinin Mirasçılar, miras bırakanın yapmış oldukları hukuki işlemlerde kural olarak halef sıfatıyla taraf sayılacaklarını, bunun sonucu olarak, mirasçıların ancak miras bırakanın sahip olduğu ispat imkânlarından faydalanabileceğini, hal böyle iken; HMK uyarınca huzurdaki davayı müteveffanın mirasçılarının açmasında hukuki yarar mevcut olup, müvekkillerinin mirasçı sıfatıyla işbu davayı ikame etmek zarureti hasıl olduğunu, müteveffa ...'nin 1938 doğumlu, 86 yaşında son 5 yıldır da ciddi rahatsızlıklar geçirmiş olup uzun süre yatalak hale geldiğini, fiziksel olarak bir çok vücut fonksiyonunu uzun süre kullanamadığını, elini aktif olarak kullanamadığını ve yürüme engeli yaşadığını, Müteveffa ...'nin 15.05.1938 doğumlu olup maalesef yaşamının son günlerinde 22 milyon liralık gerçeğe aykırı bir borca istinaden ve müteveffa ...'nin imzası taklit edilmek suretiyle gerçek bir borç ilişkisine dayalı olmayan 14/05/2021 düzenleme 21.11.2022 vade tarihli 22.000.000.-TL bedelli sahte senet ile başlatılan icra takibi başlatıldığını, müteveffanın hiç bir yerde boş senede imza da atmamış olup, davalı ile arasında alacak verecek ilişkisi doğuran ve 22 milyon lira gibi müvekkilini kendini borçlandıracağı hiç bir sözleşme, alacak da mevcut olmadığını, ...'nin kat'i surette böyle bir parayı kimseden almadığını, senet imzalamadığını, davaya konu senedin metnin de, imzasının da gerçeğe aykırı olarak bir şekilde tanzim edildiğini, müteveffanın imzası taklit edilerek senedin doldurulduğunu, müteveffanın hasta olduğunu ve mernis adresinde olmadığını, gelininin yanında Akyazı'da yatalak olarak bakıma muhtaç olduğu süre zarfından kötü niyetli faydalanılarak, imza örneklerine önceden tanışıklıkları ve başkaca dava dosyaları vesilesi ile kolayca ulaşıp imzası taklit ederek Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/31150 Esas sayılı dosyası ile suça konu senet hakkında Kambiyo takibiyle icra takibi işlemine başlandığını ve mernis adresine yapılan tebligatın Tebligat Kanunu 21/2 'e göre kesinleştiğini, ... adına düzenlenmiş 22.000.000.-TL bedelli senet ile başlatılan kambiyo takibine dayanak senein tamamen sahte olup; hem içerik hem imza bakımından ...'nin iradesi dışında tanzim edildiğini, davaya konu senet hakkında, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/33100 Esas sayılı soruşturma dosyası kapsamında alınan 20.05.2024 tarihli ilk bilirkişi raporunda, senet üzerindeki imzanın taklit olduğunun açıkça ortaya konduğunu, Raporu hazırlayan Prof. Dr. ...'ın, imzanın farklı renklerde kalemle iki kez atıldığını, işlekliğinin düşük olduğunu ve ...’ye ait olmadığını, taklit imza olduğunu bilimsel yöntemlerle tespit ettiğini, huzurdaki davayı iki yönlü olarak ele almak gerekirse; öncelikle senet üzerindeki imzanın müvekkilinin imzası profesyonel bir sahtecilik/taklit ürünü olup; müteveffa ...'nin imzasının taklit olduğunu, iki ayrı kalem kullanılarak profesonelce taklit edilmeye çalışıldığını, bu taklit imza ile düzenlenen senedin bilerek, isteyerek ve kötü niyetli olarak davalı tarafından işleme konulduğu ve sahte imza yönündeki iddialarının yanı sıra; somut dava konusu olayda senetin hiç bir karşılığı olmadığını, davaya konu senede ilişkin bir alacak borç ilişkisinin mevcut olmadığını, Savcılık soruşturması devam ederken 14.11.2023 tarihinde davalı şirket sahibi ...'in ve bir gün sonra 15.11.2023 tarihinde ...; şirket yetkilisi olmaları nedeniyle ve şüpheli sıfatı ile savcılıkta ifade verdiklerinde Savcılık Makamı'na" senetteki borcun sebebine" yönelik açıklamalarda bulunduklarını, bu aşamadan sonra davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, kötü niyet ve dürüstlük kurallarını tamamen yok sayarak hukuka aykırı işlemler yapabilecek kadar pervasız olabileceklerini ortaya çıktığını, davaya konu senedin düzenlenme tarihinin Türkiye genelinde tam kapanma dönemine denk gelmekte olup; müteveffa ...'nin sahte senetin tanzim tarihi ( suç tarihinde) olan 14.05.2021 tarihinde, davalı şirket yetkilisi ...'le bir araya gelmesi, şehir değiştirerek İstanbul'dan Gebze'ye gitmesinin hukuken imkansız olduğunu, bu sebeple; Öncelikle HMK.m209 ve İİK 72/2 maddesi doğrultusunda; ekte sundukları savcılıktan alınan bilirkişi raporu, müteveffanın imza örnekleri ve senetin birlikte ivedilikle incelenerek kötü niyetle başlatılan Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/31150 Esas sayılı icra dosyasının teminatsız olarak durdurulmasına; icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesinde paranın olması halinde işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren alacaklıya verilmemesine ve bu konuda ara karar kurularak icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, Adli yardım talepleri doğrultusunda ve UYAP marifeti ile yapılacak inceleme ile müvekkillerinin davaya konu harç ve masrafları yatırması imkansız olduğundan Adli Yardım'dan faydalandırılmaları konusunda taleplerinin kabulüne, haklı davalarının kabulü ile; davacı müvekkillerinin murisi olan müteveffa ...'nin ve müvekkili mirasçılarının Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/31150 Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen 14/05/2021 düzenleme 21.11.2022 vade tarihli 22.000.000.-TL bedelli icra takibine konu senet üzerindeki imzanın; müteveffa davacı müvekkillerin murisi olan ...'ye ait olmaması ve ayrıca alacaklıya da herhangi bir borcunun olmaması sebebiyle muris ...'nin borçlu olmadığının (menfi) tespitine, haksız ve kötüniyetli davalının senet miktarının %20’den aşağı olmamak üzere takdir olunacak kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince 18/09/2025 tarihli ara karar ile; "Davacılar vekilinin, icra takibinin ve satış işlemlerinin durdurulması talebinin REDDİNE, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, Davacılar vekilinin, davalının taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin REDDİNE," karar vermiştir. Davalı Fiha Madencilik Nakliyat İnşaat Turizm Temizlik Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin 03/10/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde özetle; söz konusu tedbir kararının haksız ve hukuka aykırı sebepler doğrultusunda verildiğini ve menfaat dengesini ihlal ettiğinden kaldırılması gerektiğini, davacıların somut olayda senedin sahteliğinden bahisle huzurdaki davayı ikame etmiş olup bu sebeple de tedbir talep ettiklerinden ancak tedbir sebeplerine ilişkin yaklaşık ispatı yerine getiremediklerini, zira, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/31150 Soruşturma dosyasında verilen KYOK kararının davacıların sahtecilik iddialarının gerçekleri yansıtmadığını ortaya koyduğunu, soruşturma kapsamında alınan adli tıp raporunda, söz konusu imzanın ...'nin eli ürünü olduğu saptanmış olup işbu durumun davacıların haksız olduğunu gösterdiğini, hal böyle iken davacıların tedbir taleplerinin tümünden reddi gerektiğini, senedin sahte olduğu iddiasının tamamen kötü niyetli olup bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulmadığını, kaldı ki söz konusu senedin Adli Tıp incelemesinden geçtiğini ve senetteki imzanın davacılar murisine ait olduğu gerçeği ortaya çıkarılmış iken davacıların huzurdaki davayı ikame etmeleri ve tedbir taleplerinin tamamen alacağın tahsilini engellemeye yönelik olup haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca İİK'nın 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir'' hükmü yer aldığını, davacılar tarafından herhangi bir teminat yatırılmaksızın Sayın mahkemenizce icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesinin müvekkilinin haklarının ihlalini gündeme getirdiğini bu sebeple; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun huzurdaki dava neticesinde 18/09/2025 tarihli ara karar ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...İhtiyati tedbire karşı yapılan itirazının REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın hem İİK'nın m.72/3’e aykırı olduğunu, hem de yaklaşık ispat şartı hiç oluşmadığı hâlde verilmiş olduğunu, davalının menfaatlerini ağır ve telafisi güç biçimde ihlal ettiğini; Mahkemenin, adli yardımı gerekçe göstererek teminatsız tedbir tesis etmişse de, İİK'nın 72/3. maddesinin teminat şartı emredici nitelikte olduğunu ve adli yardım kararının teminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, yaklaşık ispat şartının oluşmadığını tedbir kararının davalı şirketi ağır zarara uğrattığını, mahkemenin değerlendirmesinin eksik ve yetersiz olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/11/2025 tarihli ara karar, 2025/459 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit talebine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbire itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacıların murisi olan ...’nin düzenleyeni, davalının lehtarı olduğu, 14.05.2021 düzenleme, 21.11.2022 ödeme tarihli 22.000.000,00 TL bedelli bono ile ilgili davalının takip başlattığı, senette yer alan imzanın murise ait olmadığı, senedin sahte olarak tanzim edildiğinden bahisle eldeki davanın açıldığı, ayrıca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir ve adli yardım talep edildiği, mahkemece 18.09.2025 tarihli ara kararı ile; "Davacılar vekilinin, icra takibinin ve satış işlemlerinin durdurulması talebinin REDDİNE, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına…" karar verildiği, davalının itirazı üzerine 14.11.2025 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verildiği, karara karşı itiraz eden davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfî tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Kural olarak kambiyo senetlerinden kaynaklanan davalarda ispat yükü davacı olan borçluda olsa da; Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın m. 389 vd. hükümlerinde geçici hukukî himayenin bir türü olan ihtiyatî tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup; 2004 sayılı İİK'nın m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş olması, bu davada, 6100 sayılı HMK'nın m. 389 vd. hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK'nın madde 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK'nın madde 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Somut olayda; az yukarıda açıklandığı üzere; kural olarak kambiyo senetlerinden kaynaklanan davalarda ispat yükü davacı olan borçluda olsa da; senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu, (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya ait olduğu, bunun 6100 sayılı yasanın 390/3.maddesi gereği yaklaşık olarak ispatın gerektiği, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/33100 sayılı takip dosyasındaki ATK raporunda imzanın murise ait olduğunun tespit edilmesine rağmen 20.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda ise senetteki imzanın taklit imza olduğunun değerlendirildiği, mahkemece anılan raporlardaki çelişkinin giderilmesine dair henüz bir rapor alınmadığı ve imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin davalıda olduğu da nazara alındığında mahkemece ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmesi yerindedir. Ayrıca davacıların adli yardım talep ettikleri, mahkemece verilen adli yardım talebinin reddi kararı üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/967 D.İş 2025/967 Karar sayılı kararı ile mahkemenin ret kararının kaldırılarak davacıların adli yardımdan faydalanmasına karar verildiği, 6100 sayılı yasanın 392/1.maddesi gereği adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmeyeceği düzenlendiğinden mahkemece teminatsız olarak ihtiyati tedbire karar verilmesi de isabetlidir. Karar başlığında; davacıların T.C. Kimlik numaralarının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; itiraz eden/davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İtiraz eden/davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının itiraz eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*