TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2024 NUMARASI : 2021/623 Esas, 2024/499 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 17/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GER…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1258 KARAR NO : 2026/390 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2024 NUMARASI : 2021/623 Esas, 2024/499 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 17/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, 1.200.000,00 TL + KDV keşif bedelli "...Altyapı İnşaatı" işinin ...'nin 10/02/2001 tarih 2001-1 sayılı kararı ile 02/03/2001 tarihinde davalıların oluşturduğu ortak girişime ihale edildiğini, geçici ve kesin kabul işlemlerinin yapıldığını, yüklenici tarafından kesin hesabın sunulduğunu, kesin hesap müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda işe ait 12 nolu kesin hakediş raporunun düzenlendiğini ve 296.068,97 TL borç tahakkuk ettiğini, söz konusu borcun ödemeye esas pozlardan ve iş sonu projelerine ait imalat metrajlarının incelenmesi sonucu oluştuğunu, 15/03/2012 tarihli ... sayılı yazı ile davalılara kesin hakedişin düzenlendiği ve imzalanması için 7 gün içinde müvekkili bünyesindeki ilgili müdürlüğe başvurulması gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalıların herhangi bir müracaatta bulunmadıklarını, oluşan 296.068,97 TL borcun 154.609,08 TL'sının teminat mektuplarından gerçekleştirildiğini, taraf arasındaki sözleşmenin 29.maddesi uyarınca yüklenicinin 12 nolu kesin hesabı sonucu tahakkuk eden (-) bakiyeli tahakkukun düzenlendiğini, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 40.maddesi uyarınca borcun tahsili gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bakiye 141.459,89 TL’nin 15/03/2012 tarihinden itibaren yürütülecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Ltd. Şti. vekili, 12 nolu hakediş yapıldığı esnada keşif tutarını geçtiklerinin farkedildiğini, ancak bu mümkün olmadığından yapılan fazla imalatların minha edilerek idareye verildiğini, ayrıca 1 nolu hakedişten gelen mükerrer ödemenin gözden kaçırıldığını ve bu mükerrer ödemenin kesin hesaptan çıkarıldığını, bu arada davacı idarede yapılan kadro değişikliğinden dolayı keşif fazlası imalatların kesin hakedişe konulmasında sorunlar yaşandığını, örneğin Diyarbakır’dan getirilen taş nakliyesinin keşfi geçmemek için daha yakın bir ilden nakliye pozu alındığını, bunun gibi bazı pozlar eklendiğinde bu keşif açığının kapanacağını düşündüklerini, bu nedenle kesin hesabın yeniden yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... İnşaat A.Ş., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, ilk olarak davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı ... . Ltd. Şti. vekili istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.hukuk Dairesinin 2020/959E., 2021/1522 K. Sayılı kararı ile " Taraflar arasında 02.04.2001 tarihli ve 07260 sayılı birim fiyat esaslı eser sözleşmesinin bulunduğu, davacının yüklenici tarafından sunulan kesin hesabın incelenmesi sonucunda ödemeye esas pozlar ile mükerrer ödemeler nedeniyle 296.068,97 TL fazla ödeme yapıldığını ileri sürdüğü, davalı ...Ltd. Şti.’nin ise keşif fazlası yapılan imalatlar dikkate alındığında borcunun bulunmadığını savunduğu, sözleşmenin eki niteliğinde olan Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin HMK m.193 uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği, ancak dosyada mevcut bilirkişi kök ve ek raporlarında söz konusu şartname hükümlerinin değerlendirilmediği, yerinde keşif yapılmadığı ve davalı tarafın itirazlarının incelenmediği, bu nedenle raporların denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli nitelikte bulunmadığı, bu durumda mahkemece davalı yükleniciden HMK m.31 uyarınca keşif fazlası imalatların açıklattırılması, taraflardan sözleşmeye ilişkin tüm hakediş ve belgelerin celbi, ardından konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle yerinde keşif yapılarak sözleşme ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi hükümleri çerçevesinde kesin hesap yapılıp gerçekleştirilen iş miktarının belirlenmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama, taraf beyanları, sözleşme hükümleri, yapılan keşif ve dosya kapsamında alınan 29.08.2022 ve 19.03.2023 tarihli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı idare ile davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık arasında 02.04.2001 tarihli birim fiyat esaslı eser sözleşmesinin imzalandığı, “Güngören Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası Bağlantı Yolları, Yol ve Kavşak Düzenlemesi” işinin yüklenici tarafından %38,50 indirim oranı ile üstlenildiği, işin tamamlanarak geçici ve kesin kabullerinin yapıldığı, ancak yüklenici tarafından hazırlanan kesin hesabın davacı idarenin Kesin Hesap Müdürlüğünce incelenmesi sonucunda bazı imalat kalemlerinde metraj ve poz düzeltmeleri yapılması nedeniyle yükleniciye toplam 296.068,97 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde özellikle ... poz numaralı kazı ve grovak malzemesi temini, sıkıştırılması ve nakliye imalatlarına ilişkin metrajlara yönelik davacı idare tarafından yapılan düzeltmelerin teknik olarak uygun ve birim fiyat tariflerine uygun olduğunun belirlendiği, bu nedenle davacı idare tarafından resen düzenlenen kesin hesabın yerinde olduğu ve fazla ödemenin varlığının sabit bulunduğu, söz konusu fazla ödemenin 154.609,08 TL’lik kısmının davalı yükleniciye ait teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edildiği anlaşılmakla, bakiye 141.459,89 TL’nin davalı yüklenicilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Mühendislik Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece hüküm kurulurken dosyaya sunulan cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin dilekçelerin ve bu kapsamda ileri sürülen savunmaların gerekçeli kararda hiç tartışılmadığını, oysa cevap dilekçesinin ıslahı ile dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle ıttıla tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna bağlı olarak cevap dilekçesinin süresinde verilmiş sayılması gerektiği ileri sürülerek zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra tahkikat işlemleri devam ettiği sürece ıslahın mümkün olduğu yönündeki hukuki açıklamaların da dosyaya sunulduğunu, ancak buna rağmen yerel mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden karar verildiğini, dava dilekçesini ihtiva eden tebligatın müvekkil şirkete değil taraf ehliyeti bulunmayan “... … A.Ş. – ... Ltd. Şti. ...” adına düzenlendiğini, bu nedenle tebligatın yok hükmünde olduğunu, ayrıca tebligatın şirket yetkilisine değil çalışan konumundaki kişiye yapıldığını, yetkili temsilcinin adreste bulunmadığının araştırılmadığını ve tebligat mazbatasındaki tarih ile PTT kayıtlarındaki tarihin de birbiriyle çeliştiğini belirterek tebligatın en azından usulsüz sayılması gerektiğini , taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşme konusu işin 19.09.2002 tarihinde tamamlandığını, 07.07.2003 tarihinde geçici kabul, 05.01.2004 tarihinde ise kesin kabul işlemlerinin yapıldığını, 6098 sayılı TBK’nın 147/6 maddesi uyarınca eser sözleşmelerinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve zamanaşımının kesin kabul tarihinden itibaren işlemeye başlayarak 05.01.2009 tarihinde dolduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Öte yandan davaya konu taleplerin esastan da ispatlanamadığını, dosyada bulunan bilirkişi raporunda işin önemli bir bölümünü oluşturan altyapı imalatlarının incelenemediğinin belirtildiğini, bu nedenle kesin hesap yapılmasının mümkün olmadığını, önceki kaldırma kararında belirtilen eksiklikler giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, ayrıca kesin kabul tutanakları ve kesin hesap icmali ile işin sözleşme ve şartnameye uygun şekilde tamamlandığının sabit olduğunu, bu nedenle söz konusu belgelerin aksini iddia eden davacı üzerinde ispat yükü bulunduğunu, ancak davacının iddialarını ispatlayamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalılar ise yüklenicidir. Davacı, davalı yüklenici tarafça sunulan kesin hesabın incelenmesi sonucunda kendilerince 296.068,97 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, bunun nedeninin ise ödemeye esas pozlar ve mükerrer ödemeler olduğunu, düzenlenen 12 nolu kesin hakedişin gönderilen davet yazısına rağmen davalı tarafça imzalanmadığını ileri sürmüş, davalı ... . Ltd. Şti. ise keşif fazlası yapılan imalatlar dikkate alındığında borcunun bulunmadığını savunmuş, diğer davalı ise davaya cevap vermemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin birim fiyat esasına dayalı olduğu ve sözleşmenin 2. maddesi uyarınca Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin sözleşmenin eki niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davacı idarenin fazla ödeme yapıp yapmadığının tespitine ilişkindir. Dairemizin önceki kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözümü bakımından sözleşme ve eki şartname hükümleri çerçevesinde yerinde keşif yapılması, tüm hakediş ve belgelerin değerlendirilmesi ve kesin hesabın teknik olarak ortaya konulması gerekmektedir. Ancak kaldırma sonrası yapılan yargılamada keşfen alınan bilirkişi raporunda; aradan geçen süre, dosya kapsamındaki belge ve verilerin yetersizliği nedeniyle gerek davacının fazla ödeme iddiası gerekse davalının keşif artışı savunması yönünden kesin ve denetime elverişli bir hesaplama yapılamayacağı belirtilmiştir. Nitekim davacının fazla ödeme iddiasına dayanak yaptığı 12 nolu hakedişin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği de ispatlanamamış olup, tebligatın iade edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle söz konusu hakedişin kesinleştiğinden söz edilmesi mümkün değildir. Bu durumda, ispat yükü kendisine ait olan davacı tarafın fazla ödeme iddiasını dosya kapsamındaki mevcut delillerle ispatlayamadığı sonucuna varılmaktadır. Ancak, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca, ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline dayanmış olması hâlinde yeminin kesin delil olduğu gözetilerek mahkemece bu delilin hatırlatılması zorunludur. Davalı vekilinin cevap dilekçesini ıslah ettiğine yönelik beyanı da incelenmiştir. Dosya kapsamına göre dava dilekçesinin davalıya 11/11/2013 tarihinde tebliğ edildiğini davalı bizzat beyanda bulunmuş olup, davalı vekilinin ise 26/11/2013(salı günü) tarihinde cevap dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda cevap dilekçesinin süresi içinde verilmediği sabittir. 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca, süresinde verilmeyen cevap dilekçesi dikkate alınamaz ve bu dilekçe ile ileri sürülen savunmaların sonradan ıslah yoluyla geçerli hâle getirilmesi de mümkün değildir. Zira ıslah, usulüne uygun olarak yapılmış bir usul işleminin düzeltilmesine hizmet eder; süresinde yapılmamış bir işlemi geçerli hâle getirme işlevi bulunmamaktadır. Bu itibarla, süresinde verilmemiş cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülen zamanaşımı defi de hukuken geçerli kabul edilemez. Bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı itirazının dikkate alınamayacağı sonucuna varılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkemece davacı tarafa yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı ...... Ltd. Şti. ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Ltd.şti. ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/09/2024 tarih, 2021/623 Esas, 2024/499 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.