T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/376 KARAR NO : 2025/1420 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2022 NUMARASI : 2022/49 Esas 2022/869 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.10.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2022 tarih 2022/49 Esas …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/376 KARAR NO : 2025/1420 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2022 NUMARASI : 2022/49 Esas 2022/869 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.10.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2022 tarih 2022/49 Esas 2022/869 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 05.07.2021 tarihinde, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, dava dışı ...'ın işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ....plakalı aracın, davacıya ait ... yabancı plakalı araca arkadan çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davacıya ait aracın kaza sonrası tamir masrafının Almanya’da bulunan.... Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 01.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda KDV dahil 7.290,92 Euro, değer kaybının ise 1.150,00 Euro olarak tespit edildiğini iddia ederek, 7.290,92 Euro hasar bedeli ve 1.150,00 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 8.440,92 Euro maddi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 20.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, bilirkişi ücreti olarak ödenen 1.038,87 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, talep edilen hasar ve değer kaybı miktarlarının fahiş olduğunu, yabancı para bakımından fiili ödeme günündeki kur üzerinden karar verilmesi yönündeki taleplerin haksız olduğunu, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın ATK trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının KTK'nın 97. Maddesi uyarınca 04.11.2021 tarihli dilekçeyle davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, davalı sigorta şirketinin İzmir ilinde Ege Bölge Müdürlüğünün bulunduğu, bu nedenle mahkemenin yetkili olduğu, 15.06.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı sürücünün kusurunun bulunmadığı, davacıya ait araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 7.290,92 Euro (KDV Dahil) hasar meydana geldiği, ayrıca 1.150,00 Euro değer kaybı meydana geldiği, aracın ekspertiz rapor ücretinin 1.038,87 Euro (KDV Dahil) olduğu, hasar gören parçalarının kaza ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.290,92 Euro hasar ve 1.150,00 Euro değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 8.440,92 Euro'nun davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) talep ile bağlı kalınarak 20.11.2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre uygulanacak değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığının müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince, davalı sigorta şirketinin talebi üzerine 02.02.2023 tarihli tavzih kararı ile gerekçeli kararda gösterilmeyen poliçe limitinin 43.000,00 TL olarak belirtilmesine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, tavzih kararına yönelik olarak sunduğu istinaf dilekçesinde, tavzih yoluyla kısa karar ile gerekçeli karar arasında fark oluşturulmasının, hükmün değiştirilmesinin, sınırlandırılmasının ve genişletilmesinin mümkün olmadığını, aynı hususun davalı tarafça istinaf başvurusuna da konu edildiğini, mahkemenin kısa kararı içtihatlara uygun olduğundan talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin dava değerinden sorumluluk miktarının dava değeri itibari ile tespit edilmesi gerektiğini, davalı sigortanın sorumluluğunun TL cinsinden ayrıca sınırlandırılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, mahkemece eksik inceleme ile, denetime elverişli olmayan tek taraflı davacı raporuna dayanarak karar verildiğini, kazanın Türkiye'de meydana geldiğini, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunun sadece davacı raporunu onaylamaktan ibaret olduğunu, araçta hasar almayan bölgelerin de davacı tarafından değiştirildiğini ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, aracın kazadan hemen sonra çekilen fotoğraflarını dosyaya sunduklarını, kaza tarihindeki kur değeri üzerinden hüküm verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ....Sigorta A.Ş. vekili, davacı tarafça KTK'nın 97. Maddesi uyarınca müvekkili şirkete başvuru şartının yerine getirilmediğini, mahkemece kabul edilen hasar ve değer kaybı miktarlarının fahiş olduğunu, aracın hasarlı şekilde Türkiye'den yurt dışına nasıl çıkarıldığının araştırılması gerektiğini, hasarlı iken Türkiye’de olup yurtdışına onarım yapmadan götürmesi imkânsız olduğundan Türk Lirası üzerinden gerçekleştirilen onarım faturalarının esas alınması gerektiğini, hasarlı halde yurtdışına götürülse dahi, yabancı para bakımından fiili ödeme günündeki kur üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, zararın Türk Lirası olarak hesaplanması, aksi halde ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte geçerli olan kur esas alınarak Türk Lirası karşılığı üzerinden verilmesi gerektiğini, yargılama gideri kapsamında ekspertiz ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber dosyada hükmedilen ekspertiz ücretinin fahiş olduğunu, 2015/34 sayılı "Ekspertiz Ücret Tarifesine İlişkin Genelge" ile belirlenen koşullar kapsamında hesaplanması gerektiğini, başvuru yapılmadığından temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini, kararda değişken oranlı faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay HGK 24.06.2015 tarih 2014/17-28 E. - 2015/1745 K.) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 17.05.2018 tarih 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince, kusur durumu bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğuna dair tespitin dosya kapsamına uygun olmasına, bilirkişi raporunun hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı yönünden de hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta tarafından ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalıların istinaf itirazları yerinde değildir. Davacı vekili, tavzih kararı yoluyla kısa karar ile gerekçeli karar arasında fark oluşturulmasının, hükmün değiştirilmesinin, sınırlandırılmasının ve genişletilmesinin mümkün olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ve tavzih kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı ile sınırlı sorumlu olduğu belirtilmiş ancak limitin tutarı gösterilmemiş olup, tavzih kararı ile infazda tereddüt yaratılmaması için limitin karara eklenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 9.019,34-TL'den peşin alınan 1.692,00-mahsubu ile bakiye 7.327,34-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 9.019,34 davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 9.019,34-TL'den peşin alınan 1.692,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 7.327,34-TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.