TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/02/2021 NUMARASI : 2017/1071 Esas, 2021/116 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA: Alacak KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değer…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1380 KARAR NO : 2025/873 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/02/2021 NUMARASI : 2017/1071 Esas, 2021/116 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA: Alacak KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. ASIL DAVADA A-) DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında taşeron işçilik ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkili şirketin taşeron olarak zemin kaplama faaliyetlerini üstlendiği "... İstanbul" adlı etkinlik merkezinde davalı tarafın talebi üzerine, ... zemin kaplama işi uygulandığını, davalı tarafın fatura bedellerini ve muhteviyatını kabul etmesine rağmen borcu ödemeden imtina etmesi üzerine müvekkili şirketin bakiye 52.996,00 alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra dosyasına 11.780,00 TL kısmi ödeme yapılarak bakiye borca haksız olarak itiraz edildiğini, davalı şirketin usulüne uygun olarak düzenlenen faturalardaki hizmeti TTK'nın 21/2.maddesi uyarınca itiraz etmeyerek kabul ettiğini belirterek, davalının itirazının iptaline ve davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. B-) CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirket ile imzalamış olduğu sözleşmeye aykırı davrandığını, muaccel olmayan bedeli haksız bir şekilde talep ettiğini, nitekim 12.08.2016 tarihli tutanakta davacı şirket tarafından işin eksik ifa edildiği ikrar edildiğini, sözleşme uyarınca kesin kabulün yapılmasının davacı şirketin işin tamamını bitirmesi ve müvekkili şirkete bu hususu bildirmesi şartına bağlandığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen faturalara itiraz edilmemiş olmasının kesin kabulün yapıldığı anlamına gelmediğini, müvekkili şirket tarafından kesin hakediş düzenlenemediğini ve anılan borcun muaccel hale gelmediğini, muaccel hale gelmeyen bir borca faiz işletilemeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. II. BİRLEŞEN DAVADA A-) DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aynı sözleşme ve cari hesap ilişkisi kapsamında asıl davaya konu edilmeyen bakiye 23.220,00 TL alacağının 17/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı yandan tahsilini dava ve talep etmiştir. B-) CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili şirket ile imzalamış olduğu sözleşmeye aykırı davrandığını, muaccel olmayan bedeli haksız bir şekilde talep ettiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen faturalara itiraz etmemesi kesin kabulün yapıldığı anlamına gelmediğini, tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu durumlarda birden fazla başvuru yapılmış ise de başvurunun hukuki sonuçları bakımından ilk başvurunun esas alınması gerektiğini, ikinci arabuluculuk başvurusunda anlaşmama olarak tutanak altına alındıysa da davacı şirket ilk arabuluculuk başvurusunun birinci toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığını, bu nedenle birleşen davaya ilişkin yargılama giderlerinin davacı şirkete yükletilmesi gerektiğini ve davacı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davacının ticari defterlerine göre davalıdan bakiye 40.000,00-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından sözleşme kapsamında düzenlenen 08.09.2016 tarihli 332.996,00-TL'lik fatura davalı tarafından Vergi Dairesine bildirildiğinden, sözleşme konusu iş 12.08.2016 tarihli tutanakla davalıya teslim edildiğinden ve davalının sözleşmenin 6.3 ve 7.0 maddeleri kapsamında bir eksik-ayıp bildirimi bulunmadığından bu alacağın muaccel olduğu, asıl davaya konu takipten sonra yapılan 11.780,00-TL'lik ödeme sonrasında davacının bakiye 28.220,00-TL alacağı kaldığı, uyuşmazlık faturadan kaynaklandığından alacak likit olduğu için davacının asıl davaya yönelik icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olduğu, davacı tarafından ilk arabuluculuk toplantısına katılınmadığından birleşen davada davacı lehine yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle, A)Mahkemenin 2017/1071 esas sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile, davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takibe yapmış olduğu itirazın harca esas değer olan 5.000,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, alacak likit olmakla kabul edilen 5.000,00 TL alacağın %20'si oranında belirlenen 1.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)Birleşen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1092 esas sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile, 23.220,00 TL'nin 17/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-)Davacının ayıplı ve eksik ifada bulunduğunu ikrar etmesine rağmen haksız bir şekilde muaccel olmayan alacağa hükmedildiğini,Sözleşmenin 7.maddesinde öngörülen şekilde kesin kabulün yapılmadığını, davacının böyle bir talebinin bulunmadığını, Ayıplı ve eksik ifa halinde, alacaklının kesin kabulünün var olmaması halinde borcun muaccel hale gelmeyeceğini, Bu husustaki 12.08.2016 tarihli teslim tutanağının mahkemece gözardı edildiğin,i bu belgenin işin ayıplı ifa edildiğinin kesin kanıtı olduğunu, Dosyada mübrez faturalara itiraz edilmemiş olmasının kesin kabul anlamı taşımayacağını, 2-)Bilirkişi heyeti raporunun soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu, 03.02.2020 tarihli ek raporda "....Toplam işin %5'inden az olduğu (çok olamayacağı) kanaatine varılmıştır" şeklinde varsayımsal bir ifade kullanıldığını,3-)Asıl dava bakımından icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, 4-)Kesin kabul yapılmadan iade edilmeyecek olan teminat bakımından alacak talebinde bulunulamayacağını, sözleşmenin 6.3.maddesi gereğince davacı hakedişinden %10 oranında yapılan 28.220,00-TL'lik teminat kesintisi bedelinin 6.5.maddesine göre kesin kabul yapılmadan iade edilmeyeceğini, 5-)Birleşen davada yargılama giderlerine, avukatlık ücretine ve karar harcına ilişkin verilen 2,3,4, ve 5 nolu kararların yerinde olduğunu belirterek,kararın asıl dava bakımından tümden, birleşen dava bakımından ise sadece 1 numaralı karar bakımından kaldırılarak, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, birleşen dava yönünden 2,3,4, ve 5 nolu kararların onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davacı yüklenici, davalı-birleşen davalı iş sahibidir. Asıl davada, taraflar arasındaki "stonart kaplama yapımı" işine ilişkin yazılı sözleşme ilişkisinden kaynaklanan cari hesaba dayalı olarak bakiye 52.996,00 TL alacağın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine 41.216,00 TL bakımından yapılan kısmi itirazın 5.000,00 TL bakımından kısmen iptali talebine ilişkin olup, takip dayanağı olarak 08.09.2016 tarihli 332.996,00 TL'lik faturada sunulmuştur.Birleşen dava, aynı sözleşme ve cari hesap ilişkisi kapsamında asıl davaya konu edilmeyen bakiye 23.220,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalı vekilince, asıl ve birleşen davalara konu işin eksik-ayıplı ifa edildiği, kesin kabulün sözleşmeye göre yapılmadığı, bu nedenle davacının muaccel bir alacağının bulunmadığı belirtilerek, her iki davanın da reddi istenmiştir.Asıl davada itirazın iptali talep edilen miktar 5.000,00 TL olup, Mahkemece de davanın tam kabulüne karar verilmiştir. Buna göre, 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı karar tarihi (2021) itibariyle 5.880,00-TL olduğundan, istinafa konu kararla asıl davada kabul edilen miktar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında kalmakta olup, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin yapmış olduğu istinaf dilekçesinin HMK.352/1-b hükmü gereğince miktar yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.Birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusu değerlendirildiğinde;Dosya kapsamına göre, taraflar arasında "stonart kaplama yapımı" işine ilişkin yazılı bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, sözleşme bedeli, yapılan ödeme miktarı, işin teslim edildiği ve teslim tarihi hususları ihtilafsızdır.İddia, savunma, ilk derece mahkemesi kararı ve istinaf sebeplerine göre taraflar arasındaki ihtilaf, işin eksik ve ayıplı yapılıp yapılmadığı, sözleşme kapsamında kesin kabulün yapılmış sayılıp sayılamayacağı, varsa eksik ve ayıplar nedeniyle davalının (sözleşmenin 6.3. Maddesi gereğince faturanın KDV'siz değeri üzerinden kesilen) %10 teminata tekabül eden bedeli davacıya ödemekten imtina edip edemeyeceği ya da ayıp ve eksik nedeniyle davacı alacağından düşülmesi gereken bir meblağ bulunup bulunmadığına ilişkindir.Mahkemece, yerinde inceleme yaptırılarak Mali Müşavir ve İnşaat Mühendisi bilirkişilerden alınan kök ve ek raporlara göre, mahallinde yapılan incelemede davalının dayandığı 12.08.2016 tarihli teslim tutanağında belirtildiği şekilde bir ayıba rastlanmadığı gibi, ek raporun 6.8. Bendinde belirtildiği üzere başkaca bir ayıp tespitinde de bulunulmamıştır. Yine ek raporun 6.7. Bendine göre de davalı ayıba konu işi yaptırmadığını belirtmiştir. Davalı vekilince bu rapora karşı sunulan itiraz dilekçesinde bu tespitlere bir itirazda bulunulmamış, sadece teslim tutanağındaki ayıplara göre hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yine ek raporda belirtildiği üzere, davalı tarafça, 12.08.2016 tarihinden 08.09.2016 fatura ve 13.01.2017 icra takibi tarihlerine kadar sözleşmenin 7.0. Maddesi kapsamında ayıplı işlerin üçüncü kişiye tamamlattırılması için bir girişimde de bulunulmamıştır.Eser sözleşmelerinde kural olarak(karine) işin yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda işin ayıpsız tamamlandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı iş sahibince 12.08.2016 tarihli tutanaktaki ayıplar göz önünde bulundurularak bir hesaplama yapılması gerektiği savunulmuş ise de, yukarıda belirtildiği üzere yapılan keşifte bu ayıplara rastlanmadığından ve davalı tarafça bu ayıpların kendisi tarafında gidertildiğine dair bir iddiada bulunulmadığından, davacı yüklenicinin söz konusu işi ayıpsız olarak tamamladığının, 12.08.2016 tarihli tutanaktaki ayıpların davacı tarafından giderildiğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan bu nedenlerle birleşen davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararı doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, birleşen davaya yönelik mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin ise mahkemece reddine karar verilen miktar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığından 341/2, 346. ve 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı-birleşen davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin 341/2, 346. ve 352/1-b maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından REDDİNE,2-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/02/2021 tarih ve 2017/1071 Esas, 2021/116 Karar sayılı birleşen davaya ilişkin kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,3-Birleşen dava yönünden; Alınması gereken 1.586,16-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 603,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 983,16-TL harcın davalı-birleşen davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Asıl dava yönünden; İstinaf dilekçesi miktar itibariyle kesinlikten reddedildiğinden, istinaf başvuru harcı ve karar harcı alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Davalı-birleşen davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.