T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1638 Esas KARAR NO : 2025/1760 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 10/10/2025 ESAS NO : 2025/439 Esas, Derdest, Ara Karar DAVA: Tapu İptali Ve Tescil-Tazminat KARAR TARİHİ :25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1638 Esas KARAR NO : 2025/1760 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 10/10/2025 ESAS NO : 2025/439 Esas, Derdest, Ara Karar DAVA: Tapu İptali Ve Tescil-Tazminat KARAR TARİHİ :25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif ile davalı müteahhit arasında gayri menkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, müvekkili ile davalı müteahhit arasında gayri menkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, müteahhitle yapılan sözleşmenin tapuya şerh edildiğini, kooperatif uygulamasına göre tapuya şerhle beraber alıcının kooperatife üye olduğunu, şerh işleminden sonra davalı kooperatif tarafından müvekkili adına ortaklık pay senedi düzenlendiğini, müvekkilinin bu şekilde 123 üye numarasıyla ... ada 3 parselde B Blok Daire ...'e ortak olduğunu, ancak kooperatifin müvekkiline anahtar teslimini yapmadığını, tapu devrini gerçekleştirmediğini, taşınmazın inşaasından itibaren taşınmazı müvekkilinin kullandığını, bu süre zarfında kooperatif uygulamalarına ve mevzuata aykırı hiçbir eylemde bulunmadıklarını, taşınmazın fiili tasarrufunun da müvekkilinde olduğunu, kooperatif tarafından tapu verilmemesi ve uzun süre kendileri ile iletişime geçilmemesi nedeniyle davalı kooperatife ihtarname gönderilerek müvekkiline ait mevcut ortaklık pay senedinin verilmesini, güncel borç miktarının bildirilmesini ve mülkiyetin son durumu hakkında bilgi verilmesinin istenildiğini, kooperatif tarafından kendilerine gönderilen cevabi ihtarnamede daha önceki dönemlerde derneğin mülkü olmamasına rağmen derneğin üye yapıldığı, üyelik gereklerinin yerine getirilmediği, ödemelerin yapılmadığı gerekçesiyle üyeliklerinin oybirliği ile düşürülmesine karar verildiğinin kendilerine bildirildiğini, yukarıda belirtilen taşınmaz satış vaadi gereğince müvekkilinin anahtar teslim alacaklısı olduğunu, mülkiyet hakkı bulunduğunu, ödemelerin düzenli yapıldığını, müvekkilinin ortak olarak ödemesi gereken tüm ödemeleri yapığını, kooperatifin ortaklıktan çıkarma kararının KK. M.16 ve 27. gereğince usulsüz olduğunu, kooperatifin esas sözleşmesinin ortaklıktan çıkarmaya ilişkin 14. maddesi hükmüne de riayet edilmeden çıkarma kararı verildiğini belirterek taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulü ile müvekkili derneğin üyelikten ihraç kararının kaldırılarak üyeliğinin tespitine, müvekkilinin hak sahibi olduğu dairenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde dairenin dava tarihindeki bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aidatını ödemediği için üyelikten çıkarıldığını, ihraç kararının iptali için genel kurul aleyhine iptal davası açılmadığını, ihraç kararının iptalini ayrı bir davada kooperatifi hasım göstererek dava açması gerektiğini, tapu iptal davasını ise kooperatife ve müteahhide karşı açması gerektiğini, davanın terditli bir dava olmadığını, dava konusu yerin diğer davalı müteaahhide tahsis edildiğini, davacının davalı müteaahitle aralarındaki noterden satış vaadi sözleşmesi gereğince husumeti davalı müteahhide yöneltmesi gerektiğinden davanın husumetten reddi gerektiğini, dava şartı arabuluculuk görüşmesi yapılmadan davanın açıldğını, davacının iddia ettiği gibi malik sıfatının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 10/10/2025 tarihli ara karar ile; dava konusu taşınmazın dava dışı 3. kişi ... adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle dava dışı 3. kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerine tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, mahkeme ara kararının talep üzerine ikinci kez mahkemeye yazılan tapu müdürlüğü cevabi yazısına göre hatalı olduğunun açık olduğunu, davalı kooperatifin müvekkilinin hak sahibi olduğu taşınmazın tapusunu müvekkiline haksız ve keyfi uygulamalar ile devretmediğini, kesinleşmemiş ihraç kararına göre davalı kooperatif tarafından taşınmazın tapusunun üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğacağını, ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğunu belirterek teminatsız olarak bunun mümkün olmaması halinde ise teminat karşılığında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını ve davalıdır şerhi verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespiti, kendisinin hak sahibi olduğu taşınmazın davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde ise tazminat istemine ilişkindir. Derdest dava kapsamında Mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan bahisle istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İhtiyati tedbir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde "geçici hukuki korumalar" üst başlığı ile 389. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas, 2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).Mahkemece 10/10/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş ise de, mahkemece tapu müdürlüğü ile yeniden yazışma yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olduğu mahkemeye bildirildikten sonra davacı vekilinin 14.10.2025 tarihli yinelenen ihtiyati tedbir talebi neticesinde 07.11.2025 tarihinde davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile teminat karşılığında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği anlaşılmakla davacının mahkemenin 10/10/2025 tarihli ara kararına yönelik istinaf talebi konusuz kaldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı talep eden davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.25/12/2025