TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/863 KARAR NO : 2026/251 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10/11/2021 NUMARASI : 2018/1159 (E) - 2021/880 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 5/3/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/863 KARAR NO : 2026/251 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10/11/2021 NUMARASI : 2018/1159 (E) - 2021/880 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 5/3/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ...'a ait sürücüsü davalı ...'ın yönetimindeki davalı ... AŞ'e Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı kamyonetin adı geçen davalı sürücünün geçiş önceliği kuralına uymaması nedeniyle, davacı ...'nun yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ...'nin yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarparak adı geçen davacının yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde, bedensel yaralanmasından kaynaklanan zarar nedeniyle 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 40.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 2/7/2021 günü sunduğu dilekçeyle talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatını 135.427,35 TL, geçici iş göremezlik tazminatını ise 11.939,66 TL olduğunu bildirmiştir. Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... AŞ vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 11.939,66 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 32.244,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 44.184,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 12.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı ... vekili dilekçesinde özetle; maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğine göre düzenlenen rapora itiraz edilmemesi nedeniyle lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra anılan yönetmeliğe göre belirlenen %10,2 maluliyet oranına göre yapılan hesaplamaya itibar edilmesi gerektiğini; takdir edilen manevi tazminat miktarının son derece düşük olup paranın satın alma gücü karşısında komik sayılacak bir bedel olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı düzenlendiğini, raporla tespit edilen tutarın da hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasına karşın usul ve yasaya aykırı olarak progressive rant yöntemine göre faiz hesaplandığını; müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı kendisine 6/3/2022 günü tebliğ edilen davalı ... AŞ vekilinin HMK'nin 345'inci maddesinde öngörülen iki haftalık başvuru süresi geçtikten sonra Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla 22/3/2022 günü verdiği dilekçeyle istinaf başvurusunda bulunduğunun anlaşılması karşısında, davalı ... AŞ vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nin 346'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54'üncü maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak; kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/9/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 1/9/2013-1/6/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 1/6/2015-20/2/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/2/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, eldeki dava gibi TBK'nin 54'üncü maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığının bozulmasının, zarar görenin sanatına veya mesleğine etkisi ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 90'ıncı maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu belirtilmiş, ayrıca bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107'nci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2'nci maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına, " ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 gün ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 gün ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 gün ve ... sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 gün ve ... sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5'inci maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan Yönetmeliğin 2'nci maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.Eldeki davada düzenlenen ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 25/12/2019 gün ve ... sayılı raporunda, davacı ...'nun 17/7/2018 günü geçirdiği trafik kazasına bağılı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında adı geçen davacının tüm vücut engellilik oranının %2 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş; ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 18/1/2021 gün ve 371 sayılı raporunda ise, davacı ...'nun 17/7/2018 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak, E Cetveline göre meslekte kazanma gücünden %11,2 oranında kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. Aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından ise, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan maddi zararı, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen engellilik oranı ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre saptanan meslekte kazanma gücünden kayıp oranına göre seçenekli hesaplanmış; ilk derece mahkemesince, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen engellilik oranı benimsenerek nihai karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davcının sürekli bedensel sakatlıktan kaynaklanan zararının, ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 18/1/2021 gün ve 371 sayılı raporu dikkate alınarak, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekte kazanma gücünden %11,2 oranında kaybetmiş sayılacağı kabul edilerek hesaplanması; buna göre, aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından davacının meslekte kazanma gücünü %11,2 oranında kaybettiği kabul edilerek yapılan sürekli sakatlıktan kaynaklanan maddi tazminat hesabı esas alınarak nihai karar verilmesi gerekirken, sürekli sakatlık nedeniyle çalışma gücünün azalmasından kaynaklanan maddi zararın belirlenmesi bakımından elverişli olmayan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen engellilik oranı benimsenerek nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan, davacı ...'un motosikletten yolculuk yaptığı sırada yaptığı trafik kazası sonucu sağ bacak tibia ve fibula kemiklerinde kırıklara neden olacak biçimde yaralandığı anlaşılmış olmakla birlikte, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150'nci maddesi uyarınca, koruma başlığı (kask) bulundurmaları ve kullanmaları zorunlu olan motosiklet sürücülerin ve yolcularının, dizlik ve kolluk bulundurmaları ve kullanmaları zorunluluğu bulunmadığı gibi, kolluk tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında davacının davacının koruyucu tertibat olarak kask takıp takmadığına ilişkin bölümün işaretlenmemesine karşın, trafik kazası sonucu sağ bacak tibia ve fibula kemiklerinde kırıklar oluşacak biçimde yaralanan davacının yaralanması ile koruma başlığı takmaması arasında nedensellik bağı bulunmadığı, diğer bir anlatımla koruma başlığı takmasının, oluşan yaralanma bakımından sonuca etkisinin bulunmadığı, böylece kazanın oluşumuyla nedensellik bağı bulunmayan ancak davacının uğradığı zararı artıran davacının birlikte kusuru kanıtlanamadığının anlaşılması karşısında, hükmolunan tazminattan birlikte (müterafik) kusur nedeniyle indirim yapılmamıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kapsamına göre, manevi tazminat hükmünün incelenmesine gelince: TBK'nin 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve ... sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılması gerekmektedir.Eldeki davada düzenlenen ve hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda yönetimindeki ... plakalı kamyonetle seyir halinde iken, sola dönüş manevrasına başlamadan önce kavşağa yaklaşan motosikleti görmesine karşın, sinyal vermeyen ve ilk geçiş hakkını motosiklete tanımayan, araçların çarpışmasına neden olan davalı sürücü ...'ın %75 oranında asli; kavşak yaklaşımında yönetimindeki motosikletin hızını yeteri kadar azaltmayan dava dışı sürücü ...'nin ise tali düzeyde %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 18/1/2021 gün ve 371 sayılı raporunda ise, davacı ...'nun, 17/7/2018 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak, E Cetveline göre meslekte kazanma gücünden %11,2 oranında kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar ... ve ...'ın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişinin raporunda yer verilen kusur oranlarına, ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 18/1/2021 gün ve 371 sayılı raporundan anlaşılan davacının yaralanmasının ağırlığına, günün ekonomik koşullarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı lehine yetersiz miktarda manevi tazminata hükmolunduğu sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davalı ... AŞ vekili tarafından yasal süre içinde verilmeyen yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf dilekçesinin, HMK'nin 352/1-c maddesi uyarınca reddine, II-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Maddi tazminat davasının kabulüne, 135.427,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatın, 11.939,66 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 147.367,01 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'dan davaya konu kazanın meydana geldiği 17/7/2018 gününden itibaren, davalı ... AŞ'den ise 14/11/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'ya verilmesine, 2-Manevi tazminat davasının kabulüne, 40.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan davaya konu kazanın meydana geldiği 17/7/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'ya verilmesine, 3-Bakıcı gideri tazminatı yönünden karar verilmesine yer olmadığını, 4-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan maddi tazminatın tutarına göre hesaplanan 10.066,64 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan karar ve ilam harcından maddi tazminat talebine isabet eden 3,41 TL, tamamlama harcı olarak alınan 305 TL olmak üzere toplam 308,41 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 9.758,23 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan manevi tazminatın tutarına göre hesaplanan 2.732,40 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan karar ve ilam harcından manevi tazminat talebine isabet eden 136,63 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 2.595,77 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Maddi tazminat davası bakımından, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 45.000 TL maktu vekâlet ücretinin, davalılar ..., ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'ya verilmesine, 7-Manevi tazminat davası bakımından, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 40.000 TL maktu vekâlet ücretinin, davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'ya verilmesine, 8-Davacı tarafından harcanan 1.650 TL bilirkişi ücreti, 812,71 TL tebligat posta masrafı, 1.757 TL ATK rapor gideri, 35,90 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekâletname harcı gideri olmak üzere toplam 4.260,81 TL yargılama giderinin, davalı ... AŞ'nin 3.331,34 TL yargılama giderinden sorumlu olması koşuluyla, davalılar ..., ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'ya verilmesine, 9-Davacı tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 308,41 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'ya verilmesine, 10-Davacı tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen 136,63 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'ya verilmesine, 11-Davalı ... AŞ tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 12-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, III-İstinaf incelemesi bakımından ; 1-Davacı ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf dilekçesinin reddine karar verilen davalı ... AŞ tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından harcanan posta ve tebligat gideri 25 TL, istinaf kanun yolu başvuru harcı 220,70 TL olmak üzere toplam 245,70 TL yargılama giderinin, davalılar ..., ... ve ... AŞ müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'ya verilmesine, 4-Davalı ... AŞ tarafından istinaf başvuru nedeniyle sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 5/3/2026