T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1891 KARAR NO : 2026/138 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/375 Esas 2025/578 Karar KARAR TARİHİ : 24/06/2025 DAVA : Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan ) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarı…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1891 KARAR NO : 2026/138 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/375 Esas 2025/578 Karar KARAR TARİHİ : 24/06/2025 DAVA : Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan ) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/06/2023 tarihinde müvekkiline ait .... plakalı araç ile davalının sahibi olduğu .... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davalının sahibi olduğu .... plakalı aracın kazada %100 asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracındaki hasarı kusurlu araç olan davalının trafik sigortası kapsamında tamir ettirdiğini, aracın onarımı için toplamda 73.800,80-TL ödendiğini, değer kaybı davası açıldığını ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu araçta 130.000,00-TL değer kaybı meydana geldiğinin tespit edildiğini ancak teminat limiti sebebiyle 46.199,20-TL değer kaybı tutarının ödendiğini, ancak aracın gerçek değer kaybı zararının 130.000,00-TL olduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin aracında ciddi derecede hasar meydana geldiğini ve müvekkilinin aracını tamir süreci boyunca kullanamadığını, servis taşımacılığı yapan müvekkilinin işlerinin haftalarca aksadığını ve iş kaybı/ticari kazanç kaybı oluştuğunu beyan etmekle, şimdilik 100,00-TL ticari kazanç kaybı/iş kaybı bedeli ile 100,00-TL bakiye değer kaybı bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 200,00-TL maddi tazminatın kazadan itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Mahkemenin görevli olmadığını, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava dışı .... A.Ş. aleyhine yapılan başvuru nedeniyle, Sigorta Tahkim Komisyonunca bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve davacının aracında 130.000,00-TL değer kaybının tespit edildiğinin bildirilmesine rağmen davacının aracının yaşı, yapmış olduğu km., kullanılış amacı ve kaza nedeniyle oluşan hasarın kaza anında çekilen fotoğraflarda fark edilemeyecek kadar küçük olması dikkate alındığında bu denli büyük bir değer kaybının oluşmayacağını, ayrıca eski bir araçta parça değişimi ile yapılan onarımın değer kaybına değil değer artışına neden olacağını, davacının aracındaki hasarın birkaç saatte tamamlanabileceğini, küçük bir onarım için aracın haftalarca kullanılamadığı durumunun gerçek dışı olduğunu beyan etmekle, davanın sigorta şirketine ihbarı ile davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : 06/06/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; İzmir 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/131 Esas 2025/74 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemeye gönderilmesi talebi neticesinde dosyanın mahkemeye tevzi edildiği, davalının ticaret şirketi olup tacir sıfatını haiz olması yanında davacının bilanço esasına göre defter tutması sebebi ile tacir sıfatını haiz olması ve dava konusu aracın ticari işletme faaliyetinde kullanılan ticari nitelikte bir araç olması çerçevesinde davanın nispi ticari dava mahiyetinin bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın dava açılmış olduğu, görevsizlik kararı çerçevesinde görevli mahkemenin belirlenmesi akabinde de arabuluculuk başvurusu yapıldığına dair herhangi bir delilin sunulmadığı, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı gerekçesi ile davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta şirketleri mutabakatı ve Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesinin davalı şirketin yokluğunda yapıldığını, anılı işlemlerin tamamına itiraz ettiklerini, değer kaybı olarak tespit edilen bedeli kabul etmediklerini, aracın tamirinin haftalarca sürdüğü, bu nedenle işlerinin haftalarca aksadığı, ticari kazanç kaybına uğradığı yönündeki iddialarında gerçek dışı olduğunu, İzmir 8.İcra Müdürlüğünün 2024/6503 sayılı dosyası ile müvekkil şirket ve aracın sürücüsü aleyhine, dava konusu kaza nedeniyle 83.800,80-TL bakiye değer kaybı ve 16.000,00-TL.ticari kazanç kaybı alacağı için ilamsız icra takibi başlatıldığını, alacağın belirli olduğunu, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, bu dosyada yapılan ödemenin ve bundan sonra yapılabilecek ödemeler yönünden BK.nun.166. maddesinin uygulanması taleplerinin değerlendirilmediğini, davanın esastan reddi gerekirken usulden reddinin hatalı olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmiş olması ve davanın yukarıda açıklandığı üzere belirsiz alacak davası olması nedeniyle mahkemenin karar tarihinde yürürlükte olan asgari ücret tarifesine göre maktu avukatlık ücretine hükmetmesi gerekirken, hatalı olarak 200,00-TL avukatlık ücretine hükmetmesinin hatalı olduğundan bahisle kararı bu yönü ile istinaf ettiklerini beyan etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E: Dava, haksız eylem nedeni ile değer kaybı ve ikame araç bedeli maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf isteminde bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/1 hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan Kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı Yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Öte yandan; dava şartlarının hangi sıra ile inceleneceği konusunda 6100 Sayılı HMK’da açıklık yoksa da, şöyle bir ölçü konulabilir: Bir dava şartının yokluğu diğerlerinin incelenmesini gereksiz kılıyorsa, önce o dava şartı incelenmeli, daha sonra sırasıyla diğerlerine geçilmelidir. Bu sebeple, kural olarak önce mahkemeye ilişkin dava şartlarının daha sonra taraflara ilişkin dava şartlarını en son dava konusuna ilişkin dava şartlarının yani yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması, aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması, aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması, kanunda gösterilen hak düşürücü sürenin geçmesi sıralaması ile incelenmesi gerekir. Çünkü mahkeme o davaya bakamayacaksa, taraflar ve dava konusu bakımından da inceleme gereksizdir; aynı şekilde taraflar bakımından dava şartları mevcut değilse, dava konusunu incelemeye gerek yoktur. Aynı genel ölçü, her bir kategori içinde de ayrı ayrı dikkate alınıp değerlendirilmelidir Eldeki davada "zorunlu arabuluculuk" özel dava şartı mahkemeye ilişkin dava şartlarından sonra incelenmesi gereken dava şartıdır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı hallerde kısmi dava hükümlerince inceleme yapılacağından hukuki yarar varlığı olduğu gibi, dava şartı yokluğunun tespiti halinde ise, esastan incelemeye geçilemeyeceği kuşkusuzdur. Bilindiği üzere; 19/12/2018 tarih 30630 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi uyarınca 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere; "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesi uyarınca; 6102 Sayılı TTK un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun(6325 sayılı Kanun) 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olaya gelince; tarafların 6102 Sayılı TTK'nun da düzenlenen ticari şirket olduğu, davacı şirket adına kayıtlı araç ile davalı şirket adına kayıtlı aracın karıştığı trafik kazası sonrası davacının aracındaki değer kaybı ve ikame araç bedelinin dava konusu yapıldığı, davanın ilk olarak görevsiz mahkemede açıldığı ve aşamalarda arabulucuğa başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre; eldeki dosyada her iki tarafın tacir olduğu bu davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle de ilgili bulunması nedeniyle TTK.'nun 4/1 maddesine göre, nisbi ticari dava niteliği taşıdığı tartışmasız olduğundan ticari davanın arabulucuya başvurmadan açılması kanuna aykırı olduğundan; ilk derece mahkemesince davanın 6102 Sayılı TTK un 5/A ve 6100 Sayılı HMK un 114/2 ve 115 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin esastan inceleme yapılarak ret kararı verilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır. Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT tarifesinin 7/2.fıkrasına göre davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması (...) nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu tarifenin 2.kısmının 2.bölümünde yazılı (maktu) miktarları geçmemek üzere 3.kısmında yazılı (nispi) avukatlık ücretine hükmolunur. Aynı tarifenin13/1.fıkrasına göre; Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Bu durumda; talep edilen miktarı geçmemek üzere vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olup, davalı vekilinin maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelen istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesi'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK un 353/1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca esastan karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından peşin yatırılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubuyla, bakiye 116,60 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 22/01/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.