9. Hukuk Dairesi 2024/12787 E. , 2024/14980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul ek
**9. Hukuk Dairesi 2024/12787 E. , 2024/14980 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.06.1993-13.07.2013 tarihleri arasında davalı ... Başkanlığına (davalı ...) ait işyerinde haftada 5 gün 06.00-18.30 saatleri arasında çalıştığını, kış saati uygulamasında öğlen yarım saat yemek molası ile 15 dakikalık iki kez çay molası kullandığını, yaz saati uygulamasında öğlen 1 saat yemek molası verildiğini, müvekkili şoför olduğu için ayda en az iki kez şehir dışına gittiğini, toplu iş sözleşmesi hükümleri gereği işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu, 40 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olduğu ve %100 zamlı olarak ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin 01.01.2010 tarihinden fesih tarihine kadar yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Belediyede 25.06.1993 tarihinde çalışmaya başladığını, ulaşım hizmetlerinde şoför olarak görev yaparken tazminat ve yıllık izin ücreti ödenerek 12.07.2013 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının imzaladığı ibranameden de görüleceği üzere hak ve alacaklarını noksansız tahsil ettiğini, hiçbir alacağı kalmadığını, fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.10.2015 tarihli ve 2013/996 Esas, 2015/498 Karar sayılı kararıyla; fazla çalışma alacağı bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 24.04.2019 tarihli ve 2019/3401 Esas, 2019/9647 Karar sayılı ilâmıyla; fazla çalışma ücreti talebi hakkında yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına itibarla karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca işyerinde 01.03.2012-28.02.2014 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak belirlendiği, davacının dayanışma aidatı ödeyerek söz konusu toplu iş sözleşmesinden yararlandığı iddia edildiğinden dayanışma aidatı ödemeye başladığı tarih tespit edilerek bu tarihten itibaren davacının fazla çalışma ücreti hesabında işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda garaj giriş ve çıkış kayıtları, puantaj ve şehir dışı sefer kayıtları ile ücret ödeme fişleri dikkate alınarak fazla çalışma ücretinin hesaplandığı, yapılan hesaplamaya itibar edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkilinin fazla çalışma alacağının eksik hesaplandığını, hesaplamanın 2008 yılından itibaren yapılması gerektiğini, dosyada aldırılan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu gibi raporların hatalı değerlendirmeler içerdiğini, müvekkilinin dosyaya sunduğu yazılı delillerin hiçbirisi dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını, tüm işçilik alacaklarının davacıya ödendiğini, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hesaplanan alacaktan indirim yapılmadan hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, alacağın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin usule ve kanuna aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması, zamanaşımı def'i, indirim oranı ve alacağa uygulanan faiz türüne ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 34, 41, 63, 66 ve 68 inci maddeleri ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, davalı Belediyeye ait işyerinde şoför olarak haftada 5 gün 06.00-18.30 saatleri arasında çalıştığını, kışın 1 saat, yazın ise 1,5 saat ara dinlenmesi olduğunu, ayda en az iki kez şehir dışına göreve çıktığını ileri sürerek fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairemizce yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi nedeniyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden alınan bilirkişi raporunda davacının il dışına çıkmadığı dönemlerde puantaj kayıtları ve garaj kayıtları dikkate alınarak fazla çalışma süresi belirlenmiş, il dışına çıktığı her gün için ise günlük çalışma süresi 14 saat kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Dosya içeriğine göre davacının esas görev yeri Belediye sınırları içinde olmakla birlikte zaman zaman cenaze veya Belediyenin sponsor olduğu futbol kulüplerinin il dışı transferleri için görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alına bilirkişi raporunda, yurt içi geçici görev yolluğu bildirimleri dikkate alınarak il dışına çıkış ve dönüş tarihleri tespit edilmiş, davacının il dışına çıktığı gün dâhil olmak üzere dönüş yaptığı güne kadar her gün için fiilen 14 saat çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Bilirkişi, günlük çalışma süresinin 14 saat olduğuna ilişkin vardığı sonucu 4857 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine dayandırmıştır. Anılan hükme göre “İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere görevlendirilmeleri hâlinde yolda geçen süreler” de çalışma süresinden sayılır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesine göre genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise, bilirkişinin raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağı; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağı öngörülmüştür. Somut olayda bilirkişinin hukuki konuda değerlendirme yapması belirtilen düzenlemelere aykırı olmuştur. Kaldı ki, 4857 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin dava konusu uyuşmazlık hakkında uygulanması gerektiğine ilişkin yapılan değerlendirme de isabetli değildir. Zira somut olayda şoför olarak çalışan davacının başka bir yerde çalıştırılmak üzere görevlendirilmesi söz konusu değildir. Diğer yandan, davacının il dışı transferi için görevlendirildiği her gün için 14 saat çalıştığının kabul edilmesi dosya içeriğine uygun değildir. Davacının araç sürdüğü süre, fiilî çalışmasını gösterir. Bunun dışındaki çalışmaların somut delillerle kanıtlanması gerekir. Bu nedenle Trabzon, Tunceli, Ardahan, Erzincan gibi illere yapılan seferler için gidiş ve dönüş günlerinden dolayı günlük 14 saat veya daha fazla bir fiilî çalışma kabul edilebilirse de Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve Kastamonu gibi daha yakın yerler için de aynı fiilî çalışma süresinin kabul edilmesi doğru değildir. Ayrıca davacının gittiği illerin bazılarında ertesi gün döndüğü, bazılarında ise birkaç gün kaldığı geçici görev yolluğu bildirimlerinden anlaşılmaktadır. Davacının yolda geçen süreler dışında, gittiği illerde kaldığı bu günlerden dolayı da her gün için fiilen 14 saat çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak davacının bu günlerde her gün 14 saat çalıştığına dair dosyada ne tanık beyanı ne de yazılı bir delil bulunmaktadır. Davacı işçi yolda geçen süreler dışında fiilen çalıştığını veya işverenin emrinde iş ifası için beklediğini dahi iddia etmemiştir. Davacının bu günlerde günde fiilen ve 14 saat çalıştığını kanıtlayamadığı ortada iken, tamamen varsayıma dayalı yapılan bu hesaplamaya göre hüküm kurulması hatalı olduğu gibi, varsayıma dayalı bu hesaplamadan uygun oranda bir indirim yapılmaması da doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaati ile Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.