T.C. İSTANBU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1247 Esas KARAR NO : 2025/1377 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/05/2025 NUMARASI : 2024/825 Esas, 2025/448 Karar DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. İSTANBU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1247 Esas KARAR NO : 2025/1377 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/05/2025 NUMARASI : 2024/825 Esas, 2025/448 Karar DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden borçlu şirket vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin özellikle son yıllarda tedarik ve satış kanallarında yaşanan sıkıntılar, yüksek enflasyon nedeniyle artan satın alma maliyetlerinin aynı oranda satış fiyatlarına yansıtılamaması, finansman maliyetlerinin artması ve tüm dünyada ve sektörlerde hissedilen ekonomik daralma nedeniyle ödeme sıkıntısı içine düştüğünü, şirket varlıklarının cebri icra yoluyla parça parça satılması halinde alacaklıların da bu durumdan olumsuz olarak etkileneceğini, müvekkili şirketin konkordato ön projesi çerçevesinde faaliyetlerini değişen şartlara göre uyarlama ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam etme kararı aldığını, bu sayede şirketin aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle mevcut borçlarını şu an içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını belirterek müvekkilleri bakımından geçici mühlet verilmesine, Mahkemece öngörülen gerekli tedbirlerin alınmasına, kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordato talebinin kabulü ve tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; talep eden şirket yönünden konkordato geçici mühlet hükümleri uygulanmakta iken 16/05/2025 tarihli komiser heyeti raporu ile konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacının mali verileri ve komiser heyeti tarafından sunulan rapor dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, davacının konkordato projesinde sunduğu satış ve kârlılık hedeflerine yaklaşık olarak bile ulaşamadığı, hedeflerine %4 seviyelerinde ulaşabildiği, mevcut haliyle konkordato projesinin gerçekçi ve başarıya ulaşabilir olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığının kabulü gerektiği, şirketin güncel kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık olmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde konkordato talep eden borçlu şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir. Konkordato talep eden borçlu şirket vekili istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararın tebliğe çıkartılması için herhangi bir talepleri sunulmadığından yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 Esas 2019/2779 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin mühlet süresi içerisinde borçlarının ciddi oranda azaldığının komiser heyeti raporunda açıkça ortaya konduğunu, bu durumun konkordato projesinin gerçekleştiğini ve şirketin 5 ay içerisinde ticari borçlarında %35-40 oranında bir azalma olduğunu, süreç içerisinde, borçlarının daha da azalacağını gösterdiğini, rapordaki veriler incelendiğinde kesin mühlete geçilmesi ve 1 yıllık sürenin verilmesi halinde müvekkili şirketin ticari borçlarının tamamının bu süre içerisinde ödeneceğinin öngörülebildiğini, ayrıca dava dilekçesinde yer alan bazı taleplerine geçici mühlet ara kararında yer verilmediğini (rehin ve ipotek işlemlerine ilişkin rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takiplerde satışların durdurulması, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin engellenmesi), bu sebeple ...Bankası Kuşadası Şubesine ait 1.800.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilerek bozdurulduğunu, bu sebeple müvekkilinin mağdur edildiğini, ancak bundan sonra gecikmeli olarak Mahkemece tedbir konusunda karar verildiğini, bu durumun konkordato davasının mantığına aykırı olduğunu, bu durumda müvekkilin malvarlığının korunmadığının hatta aksine müvekkilinin ödeme yapma tehdidi altında bırakıldığının kabulü gerektiğini, yapılacak istinaf incelemesi süresi içerisinde müvekkili şirket aleyhine oluşabilecek olası cebri icra başvurularının engellenmesi ve geri dönülmez sonuçların oluşmaması amacıyla istinaf inceleme süresi içerisinde tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirkete ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Mahkemenin 31/12/2024 tarihli ara kararı ile, konkordato talep eden borçlu şirket hakkında bu tarihten itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 28/03/2025 tarihli ara karar ile ise, geçici mühletin bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 29/05/2025 tarihinde yapılan duruşmada ise davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Geçici konkordato komiser heyeti 25/03/2025 tarihli raporunda; şirketin kaydi değerlere göre 28.02.2025 tarihli kaydi bilançoda öz varlık değerinin 8.204.284,12 TL olduğu, aktiflerinin borçlarını karşılamaya yettiği, şirketin rayiç değerlere göre oluşturulan 28.02.2025 tarihli bilançoda özvarlık değerinin 24.524.366,51 TL olduğu, aktiflerin borçlarını karşılamaya yettiği, şirketin konkordato projesinde 2025 yılı için 118.800.000,00 TL net satış, dönem net kârının ise 7.992.270,00 TL olarak öngörüldüğü, bu durumda 2025 yılı için aylık bazda satışın 9.900.000,00 TL olması, buna göre 2 ay için ise 19.800.000,00 TL olması gerektiği, ancak şirketin 2 ayda 1.039.094,33 TL satış yaptığı, yine şirketin aylık bazda 666.022,50 TL ve buna göre 2 ayda ise 1.332.045,00 TL dönem net kârı hedeflemesine rağmen 2 aylık dönemde 55.512,69 TL net kâr elde ettiği, şirketin 2 ay için konkordato ön projesinde öngörülen satış hedefini % 5,2 oranında, net kârlılığını ise % 4,2 oranında gerçekleştirdiği, buna göre 2 ayda hedefleri tutturamayan şirketin bu oranları arttırması gerektiği, bunun için belirli bir sürece daha ihtiyaçları olacağı, bu nedenle şirkete 2 ay ek süre verilerek durumunun tekrar değerlendirilmesinin yerinde olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Geçici konkordato komiser heyeti 16/05/2025 tarihli raporunda; şirketin 31.12.2024 tarihindeki ticari alacaklar tutarı 48.789.139,41 TL iken 2025 yılının ilk 3 aylık döneminde 287.560,46 TL artarak 49.076.699,87 TL olduğu, yine şirketin 31.12.2024 tarihindeki stoklar tutarı 69.060.141,03 TL iken 2025 yılının ilk 3 aylık döneminde 24.475.300,32 TL azalarak 31.03.2025 tarihi itibariyle 44.584.840,71 TL olduğu, şirketin 31.12.2024 tarihindeki kısa vadedeki ticari borçları 126.218.046,67 TL iken 31.03.2025 tarihinde 51.333.676,12 TL azalarak 74.884.370,55 TL olduğu, şirketin ödenmiş sermayesi 5.000.000,00 TL olup 31.12.2024 tarihindeki kaydı öz kaynak tutarı 5.288.694,22 TL iken 31.03.2025 tarihi itibariyle kaydı öz kaynaklarının 5.612.859,48 TL olduğu, şirketin kaydı öz kaynaklarını 612.859,48 TL tutarında iyileştirdiği, 2024 yılı sonunda yani 31.12.2024 tarihi itibariyle ve 31.03.2025 tarihinde şirketin kısa vadeli borçlarını karşılayabilecek gücü mevcut olup mali yapısında belirgin bir bozulmanın gözlenmediği, şirketin mevcut bilanço verilerine göre öz varlık yönünden borca batık olmadığı, 3 aylık satış öngörüsünü yaklaşık %4,78 civarında, kârlılık hedeflerini ise yaklaşık %3,80 civarında yerine getirdiği, buna göre şirketin projede öngördüğü 3 aylık satışı ve kârlılık hedefini tutturamadığı, bu projeye bağlı olarak hedeflerini tutturmasının bu haliyle mümkün görülmediği bildirilmiştir.Somut olayda, borçlu şirket vekili, talep olmadan gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğunu belirtmiş ise de, karara yönelik istinaf başvurusu süresinde olup kendi lehine tebliğin usulsüz sayılmasına bağlanacak bir sonuç bulunmamaktadır. Borçlu şirket vekilinin dayanak gösterdiği Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 Esas 2019/2779 Karar sayılı kararında, gerekçeli kararın süresinde kesinleştiğinden bahisle davalının eski hale getirme talebinin Mahkemece ek karar ile reddi üzerine Yargıtay talep olmadan gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile ek kararı ortadan kaldırarak hükme yönelik temyiz başvurusunu esastan inceleyerek karara bağlamıştır. Yani talep olmadan tebliğe çıkarılan gerekçeli karar üzerine temyiz süresini kaçıran davalının temyiz hakkının bulunduğunu kabul etmiştir. Oysa az önce de bahsedildiği üzere somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir.Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yeni Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185).İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Bu durumlardan biri de aynı maddenin b bendinde; konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali olarak düzenlenmiştir. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.Somut olayda, borçlu şirketin sunulan ön projesine göre konkordatoya tabi borçların tasdik kararı ile birlikte 2026 yılının 6. ayından itibaren bir defaya mahsus %25 faiz ile 36 ayda eşit taksitlerle ödeneceğinin teklif edildiği, buna göre konkordatoya tabi borç tutarının %25 faizi ile 173.725.416,20 TL olarak gösterildiği, komiser heyetinin ilk raporuna göre borçlu şirketin 2 aylık süreçte konkordato ön projesinde öngörülen satış hedefini % 5,2 oranında, net kârlılığını ise % 4,2 oranında gerçekleştirerek 2 aylık hedeflerini tutturamadığı, komiser heyetinin son raporunda ise, yine borçlu şirketin 3 aylık süreçte satış öngörüsünü yaklaşık %4,78 civarında, kârlılık hedeflerini ise yaklaşık %3,80 civarında yerine getirdiği, buna göre projede öngörülen 3 aylık satış ve kârlılık hedefini tutturamadığı anlaşılmakla borçlu şirketin konkordato projesine bağlı hedeflerini tutturması, yasanın tabiriyle konkordatonun başarıya ulaşması imkanı bulunmadığından ve ayrıca borçlu şirketin borca batık olmadığı da dikkate alınarak Mahkemece kesin mühlete geçilmeden konkordato talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla borçlu şirket vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/825 Esas, 2025/448 Karar sayılı ve 29/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan borçlu şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Borçlu şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/10/2025