Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11594 E. , 2024/7676 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/11594 Karar No : 2024/7676 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Gıda Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11594 E. , 2024/7676 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/11594 Karar No : 2024/7676 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Gıda Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin 13. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca 433.182,00-TL para cezası verilmesine ilişkin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu uyuşmazlıkta; davacı şirkete ait olduğu anlaşılan araçlar ile mevzuata aykırı hareket edilmek suretiyle ve izinsiz olarak hafriyat dökülerek tesviye edildiği hususu dosya kapsamında yer alan tutanak ve eki fotoğraflarla sabit olduğundan, dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından, dava konusu işleme konu fiilin gerçekleştiği "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parkı" alanın "atıksu hattının yapımı için gerekli ekip ve ekipmanın çalışma alanına ulaşımının sağlanması için servis yolu" yapılması gerektiğine ilişkin yazıya istinaden hafriyat dökümü işleminin gerçekleştirildiği ileri sürülmüşse de; diğer idarelerden izin alınmış ya da yapılan sözleşme kapsamında olsa da, hafriyat dökümü işleminden önce ilgili Büyükşehir Belediyesinin izninin gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda ise davalı idarenin izninin bulunmadığı, bu durumda, izinsiz olarak hafriyat toprağı dökmek suretiyle çevreyi kirlettiği tutulan tutanakla sabit olan davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanunun uyarınca para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiği, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... yolu caddesi altı, .... Sokağın üstünde bulunan rekreasyon alanında bataklık oluştuğu, alandaki olumsuzlukların giderilmesinin ... Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü Yol Bakım ve Onarım Şefliğinin ... tarihli, ... sayılı talep yazısı ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğünden istenildiği, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğünün ... sayılı ve ... tarihli izin yazısı ile bahse konu olumsuzluğun 3194 sayılı İmar Kanununun 40. maddesi kapsamında can ve mal güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemlerin alınmasının istenildiği, söz konusu olumsuzluğun giderilmesinde yetkili ve sorumlu kurumun ... Belediyesi olduğu, ... Belediye Başkanlığının ... sayılı ... tarihli yazısı ile bünyesinde yeterli ekipman, tecrübe ve imkanın bulunmadığı belirtilerek sorunun çözümünün İSKİ Avrupa 2. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı ... Şube Müdürlüğünden istenildiği, İSKİ Avrupa 2. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığının 05/09/2019 tarihli yazısı ile bahse konu atık su hattının yapımı için gerekli ekipmanın çalışma alanına ulaşımının sağlanması için servis yolu yapılması gerektiği, söz konusu servis yolu güzergahının imar planına göre tespit edilerek gerekli dolgu ve yer işlerinin çalışmasının yapılması gerektiği, bu hususta gerekli izinlerin alınmasının talep edildiği, ... Belediye Başkanlığının söz konusu sorunun çözümü ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğünün kendisine vermiş olduğu izin ve yetki ile ... sayılı, ... tarihli yazı ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığına söz konusu rekreasyon alanında imar planına uygun geçici patika yapılacağının bildirildiği, dava dışı ... -... firmalarının alınan izinler doğrultusunda çalışmaya başladığı, işi yapmak üzere davacı şirketten bir kısım kamyonların kiralandığı, alınan izinlere rağmen dava konusu idari para cezasının tesis ediliği, numune alınmadığı, analiz yapılmadığı, hava fotoğrafı, kamera, uydu görüntüsü ve diğer teknik cihazlardan faydalanılmadığı, dökülen malzemenin hafriyat niteliğinde olmadığı, bir kamu hizmetinin yerine getirildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ... Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı ... Zabıta Müdürlüğü'nün ekiblerince 28.09.2019 tarihinde yapılan denetimde; ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parkının bulunduğu alana ... plakalı kamyonla hafriyat nitelikli malzeme dökümü yapıldığının tespit edilmesi üzerine ... tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutanağı düzenlenerek, davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanunun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca... tarih ve ... sayılı işlem ile 433.182,00-TL idari para cezası tesis edilmiş, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; ''Atık: Herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü maddeyi'' ifade edeceği, ''Kirletme yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.''; ''İdari nitelikli para cezaları'' başlıklı 20. maddesinin (r) bendinde de; ''Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.''; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; "Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir.", hükümlerine yer verilmiş bulunmaktadır. Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde; İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle; belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu, faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/ mahallin en büyük mülki amirlerine başvurarak gerekli izinleri almak, atıklarını bu yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara göre bu mercilerin göstereceği geri kazanım/depolama sahasına taşınmasını sağlamakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda ver verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; özel veya resmi tüm kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonucu ortaya çıkan hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarını büyükşehir belediyelerinin gösterdiği ve izin verdiği yerler dışına dökmenin yasaklandığı ve bu yöndeki bir faaliyet için gerekli izin ve belgelerin Büyükşehir Belediyesinden alınması yükümlülüğünün olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun ihlal edilip edilmediği ve ilgilisine idari para cezası verilip verilmeyeceği değerlendirmesi yapılırken, söz konusu faaliyetin bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik olup olmadığının ve çevreyi kirletme sonucunu doğurup doğurmadığının bu faaliyetle sınırlı olarak dikkate alınması gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından uyuşmazlık konusu dökümün, ... Belediye Başkanlığı tarafından yapımı dava dışı şirkete yaptırılan atık su hattının yapımı esnasında ihtiyaç duyulan imar planına uygun geçici patika yolun yapımına ilişkin döküme ait olduğu, davacı şirkete ait kamyonların söz konusu iş için kiralandığı, 28/09/2019 tarihli çevre denetim tutanağına konu olan dökümün kamu hizmetine ilişkin bir döküm olduğu ve Büyükşehir Belediyesinin izninin olduğu iddia edilmiş ise de İdare Mahkemesince yapılan ara karar ile idari para cezasına konu kaçak dökümün yapıldığı alanın, iddia edilen patika yolun yapıldığı alan olup olmadığının ... Belediye Başkanlığına sorulduğu, ... Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü Yol Bakım ve Onarım Şefliğinin 23/10/2020 tarihli, ... sayılı cevap yazısı ile söz konusu alanda yapılan çalışmanın İSKİ tarafından yapıldığı bilgisinin verildiği görüldüğünden, davacının uyuşmazlık konusu dökümün bir kamu hizmetinin ifasına yönelik yapıldığına ilişkin iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, istinaf talebinin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 19/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Hukuk devleti ilkesinin en temel özellikleri “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve "öngörülebilirlik" ilkeleridir. İdarenin faaliyetlerinin önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olması, İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanması doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri arasında sayılmaktadır. Belirlilik ilkesi ise, kanun düzenlemelerini ve bu düzenlemeler uyarınca tesis edilecek işlemlerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesini ifade eder. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Bu ilkelerin idare hukukuna yansıması, idarenin işlem ve eylemlerinde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek suretiyle, idare edilenlerin idarenin davranışları yüzünden beklenmedik durumlarla karşılaşmalarının önlenmesi, kendi hayatları ve gelecekleri hakkında makul kararlar alabilmelerine imkan tanınmasıdır. İdari yaptırımların idari işlem niteliğinde oldukları kuşkusuzdur. Bu nedenle idari yaptırımların da İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerekir. Gerekçe ise idari işlemin sebep unsurunun bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve işlemin sebebinin gösterilmesini ifade etmektedir. İdari işlemde gerekçenin gösterilmesi ile işlemin muhatabına işlemin tesis edilme sebebi hakkında bilgi verilmektedir. İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur. Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır. Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir. Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir. İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür. İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir. Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idare tarafından işleme dayanak hukuki ya da maddi gerekçenin gösterilmemiş olması ya da idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmü bir yana bırakılmak suretiyle dosyada saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır. Hukukun genel ilkelerinden biri olan "ne bis in idem" ilkesi uyarınca, bir kişinin tek bir eylemden dolayı iki ayrı cezaya çarptırılması olanaklı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin suç teşkil eden kaç eylemi varsa o kadar suç ve o kadar ceza olmalıdır. Bu ilke, tek bir eylemden dolayı iki farklı cezalandırma yapılmasını ve kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı birden fazla cezai sorumluluğuna gidilmesini engelleyen bir ilkedir. Anılan ilke uyarınca ortada birbirinin devamı niteliğinde olan fiillerin bulunması durumunda da, birden fazla idari yaptırım uygulanamayacağı gibi aynı fiil aynı nitelikteki birden fazla idari yaptırım kararına esas alınamayacaktır. Yukarıda belirtildiği üzere, aynı fiil nedeniyle aynı nitelikte birden fazla para cezası verilmesi ne (non) bıs in idem ilkesine aykırı olacaktır. Bu ilkenin tekerrür hükümleri yönünden uygulanması ise, daha önce aynı kişi tarafından gerçekleştirilen ve idarece tespit edilerek para cezası yaptırımına bağlanan ve ilgilisine tebliğ edilen fiilin, birden fazla para cezasının tesisinde tekerrüre dayanak alınamayacağı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, gerçekleştirilen ilk fiil nedeniyle tesis ve tebliğ edilen para cezasının, şartları varsa ancak bir ve iki kat fazlasıyla para cezalarının uygulanmasında dikkate alınabileceğinden, bir ya da iki kat fazlasıyla para cezalarının verilmesinden sonra aynı fiilin tekrarı nedeniyle uygulanacak diğer para cezalarında bahse konu ilk uygulanan para cezasının, tekerrür hükmünün uygulanmasında yeniden dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkeye aykırı olacaktır. Bu nedenle, ilk uygulanan para cezasının ikinci tekrardan sonra verilecek diğer para cezalarında tekerrür hükmünün uygulanmasına dayanak alınmaması ve tekerrüre esas para cezasına ilişkin işlemlerin dava konusu olması halinde Mahkemesince bu hususun ayrıca araştırılması gerekmektedir. 2872 sayılı Kanunun 20. ve 23. maddeleri uygulanmak suretiyle para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen işlemde, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği, davalı idare tarafından savunma aşamasında, dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının dayanağı olarak, davacı hakkında daha önce uygulanmış somut bir idari yaptırım kararının hangisinin tekerrüre esas alındığı belirtilmeksizin davacı hakkında daha önce uygulanmış idari yaptırım kararlarının dosyaya sunulduğu, başka deyişle idare tarafından işlemde ya da savunmada tekerrüre esas tespit ve uygulanan para cezalarının açık ve somut olarak gösterilmediği İdare Mahkemesince, bakılan dosya içeriğinden resen, tekerrüre esas olabilecek nitelikte idari yaptırım kararı tespit edilerek sebep ikamesi yapıldığı, bu durumun ise idarenin yerine geçerek karar verilmesine neden olacağından böyle bir yöntemin yargılama usulünde uygulanması mümkün değildir. Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle temel para cezası iki kat arttırılarak para cezası verildiği, ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği, davalı idarenin savunma dilekçesinin ekinde, daha önce davacı şirket hakkında uygulanan 2 adet idari yaptırım kararının bildirildiği, Mahkemesince belirtilen işlemler dikkate alınarak davanın reddi yolunda verdiği karara karşı yapılan istinaf isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak tespit ve yaptırımların işlemde gösterilmemesi nedeniyle dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçe ile tamamının iptalinin gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki kararın onanmasına ilişkin Dairemiz kararına katılmıyorum.