T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:16/06/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:16/06/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; menfi tespit davası için zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin Alanya İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında hakkında yapılan takipten 12/03/2025 tarihinde haberi olduğunu, yapılan takiple müvekkilinin alakası olmadığını müvekkilinin türkçe konuşamadığını ve anlamadığını, dava konusu bononun müvekkilinin eli ürünü olmadığını, davalının kötü niyetli olarak doldurduğu ve kendi eli ürünü olan bononun çıplak gözle dahi belli olduğunu, 22/06/2022 tarihli kiralıklarda yekti belgesi sözleşmesi başlıklı evraktaki yazı karakteri ve takibe konu 15/05/2021 tanzim 14/11/2022 vade tarihli 2.220,00 TL bedelli bonondaki yazı ve imzaların ciddi derece uyumlu olduğunu, türkçe bilmeyen müvekkilinin tercüman olmadan bonoda yazılanları anlayamayacağını, müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetle yapılan icra takibinde müvekkilinin oturmakta olduğu adresi değil kiracısının oturduğu adresin yazıldığını, davalının amacının resmi kurumları aracı kullanarak müvekkilinin yurt dışına gidip gelmesinden faydalanarak gayri menkul mallarını icra yolu ile sattırmak ve haksız kazanç sağlamak olduğunu belirterek kötü niyetle açılan Alanya İcra Dairesinin ... esas sayılı takibin iptalini, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilerek vezneye girecek paranın davalıya ödenmemesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 13/05/2025 tarihli ara karar ile; "... davacı takipten sonra açmış olduğu menfi tespit istemli davada ihtiyati tedbir talep etmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72/3. maddesi gereğince takipten sonra açılan menfi tespit davasında mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmeyecek olması, mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması; talep eden tarafından ortaya konulan delillerle geçici hukuki koruma için yaklaşık ispata yeter mahiyette olması, muhtemel menfi tespit davası kazanılsa dahi sonuçsuz kalmasının önlenmesi amacıyla ve gecikmesinde sakınca görülmesi nedeniyle, menfaatler dengesi de göz önünde bulundurularak, teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili 21/05/2025 tarihli dilekçesi ile; somut olayda davacının ağır mağduriyeti ve dosyada mevcut belgeler dikkate alındığında bu tedbir kararının teminat aranmaksızın uygulanması gerektiği kanaatinde olduklarını, işbu davaya konu uyuşmazlığın arka planında davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine sahte senet düzenlenmek sureti ile haksız icra takibi başlatıldığı hususunun sabit olduğunu, dava konusu olayda davacının dolandırıldığının sabit olduğunu, yüksek teminat tutarının tedbirin hükmi etkisini yok ettiğini, mahkemece belirlenen teminat tutarının davacının halihazırda uğradığı zarar ve ekonomik koşulları itibariyle fiilen tedbirin uygulanmasını imkansız kıldığını, davacının yabancı uyruklu olduğunu ve Türkiye' de sınırlı imkanlarla ikamet ettiğini, talep edilen teminat tutarının tedbirin işlevini ortadan kaldıran nitelikte olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgeler ile birlikte ihtiyati tedbir taleplerinin hukuki şartlarının somut biçimde ortaya konulduğunu beyanla mahkemece daha önce kabul edilen ihtiyati tedbir kararının HMK m.392/2 uyarınca teminat alınmaksızın uygulanmasına karar verilmesini, aksi takdirde müvekkilinin mağduriyetinin daha da derinleşeceğini dikkate alarak bu konuda yeniden değerlendirme yapılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 16/06/2025 tarihli ara karar ile; "... davacı takipten sonra açmış olduğu menfi tespit istemli davada ihtiyati tedbir talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun 392. maddesinde ihtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve 3. kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır hükmü ile tarafların menfaat dengesinin gözetilmesi ve ihtiyati tedbirin amacı birlikte düşünüldüğünde somut olayda teminat alınmamasına yönelik istisnai bir hal bulunmadığı; anlaşılmakla davacı vekilinin teminatsız tedbir kararı verilmesi talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığın arka planında davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine sahte senet düzenlenmek suretiyle haksız icra takibi başlatıldığı hususunun sabit olduğunu, bu eylem nedeniyle müvekkili tarafından davalı hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na ... Soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı tarafından başlatılan takibe dayanak teşkil eden tebligatın usulsüz olduğunun sabit olduğunu, müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetli olarak yapılan icra takibinde müvekkilinin oturmakta olduğu adresin değil kiracısının oturmakta olduğu adresin yazıldığını, davalının amacının resmi kurumları aracı kullanarak kendi eli ürünü olan senedi müvekkilinin Türkçe bilmemesinden, sürekli olarak yurt dışına gidip gelmesinden faydalanarak gayrimenkulleri icra yoluyla sattırmak ve haksız kazanç sağlamak olduğunu, dava konusu olayda davacının dolandırıldığının sabit olduğunu, yüksek teminat tutarının tedbirin hükmi etkisini yok ettiğini, davacının yabancı uyruklu olduğunu, Türkiye'de sınırlı imkanlarla ikamet ettiğini, İlk Derece Mahkemesi ara kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir talebinin teminatsız reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı vekilinin teminatsız ihtiyati tedbir verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 28/07/2020 Resmi Gazetede yayınlanan 7251 sayılı Yasa'nın 34.maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun 341/1.maddesinde "(1)İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a)Nihai kararlar. b)İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yasanın 346/1. maddesi gereğince “İstinaf dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. (HMK 346/2 fıkrası) Somut olayda; davacı vekilinin istinaf isteminin ihtiyati tedbir kararında takdir edilen teminata yönelik olduğu, ancak ortada 6100 sayılı HMK' nın 341/1 maddesi anlamında istinafı kabil bir karar bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının ve istinaf başvuru harcının mahkemesince istinaf edene İADESİNE, 3-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf eden tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf edene İADESİNE, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 346/1 ve 352/1-b maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 30/09/2025 ...