T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/195 - 2025/2248 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/195 KARAR NO : 2025/2248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.11.2024 NUMARASI : 2020/440 Esas - 2024/617 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF YOL…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/195 - 2025/2248 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/195 KARAR NO : 2025/2248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.11.2024 NUMARASI : 2020/440 Esas - 2024/617 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : GÜVENCE HESABI VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat BAŞVURU TARİHİ : 24.12.2024-23.01.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 29.01.2025 KARAR TARİHİ : 12.12.2025 İLAM YAZIM TARİHİ : 19.12.2025 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 17/03/2018 tarihinde davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'ın kullandığı 81... plakalı araç ile dava dışı sürücü ...'in kullandığı 54... plakalıi aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, sürücü ...'ın kullandığı 81... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmadığını, hasar dosyası kapsamında davacıya kısmi ödeme yapıldığını, ödemenin eksik olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin bacağında ve ellerinde hareket kısıtlılığı olduğunu, geçici ve sürekli bakıcı ihtiyacı doğduğunu, bu sebeplerle şimdilik kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 9.000,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 500,00 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı Güvence Hesabı'ndan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 30/06/2020 tarihinde müvekkili tarafından 29.603,00 TL tazminat ödemesinin yapıldığını, davacının alkollü ve ehliyetsiz sürücü tarafından sevk ve idare edilen araca bilerek binmesi sebebiyle hesaplanan tazminat miktarında %20 oranında müterafik kusur indiriminin yapıldığını, davacının araçta ticari amaçlı olarak yolcu olarak bulunmadığını, kazada tam kusurlu olan şoförün arkadaşı olarak gezme amacıyla bulunduğunu, bu sebeple zararda %20 oranında hatır taşıma indiriminin yapıldığını, müvekkilinin sorumlu olduğu tazminat kalemlerinin, Sigortacılık Kanunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nde tahdidi olarak sayıldığını, buna göre müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 26/09/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; sürekli iş göremezlik tazminat taleplerini 330.397,00 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 13.092,15 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı taleplerini 12.177 TL'ye çıkardıklarını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulü ile davacının 330.397,00-TL bakiye daimi iş göremezlikten kaynaklanan, 8.378,97-TL geçici iş göremezlik zararından kaynaklanan, 7.793,28-TL bakıcı gideri zararından kaynaklanan toplam 346.569,25-TL tazminatın temerrüt tarihi olan 09/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, (davalının kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere) fazlaya ilişkin talebin hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, ayrıca davacının kaza ile ilgili olmayan sekellerinin de maluliyet hesabında dikkate alındığını, maluliyet oranları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, hükme esas alınan maluliyet raporunda maluliyet için mükerrer oran verildiğini, maluliyet raporunda iyileşme değerlendirmesi yapılmamasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ilk %37 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekirken çelişkili ikinci rapor üzerinden hesaplama yapılması ve işbu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden müvekkilin sorumlu omadığını,, ödeme tarihine göre hesaplama yapılması gerekirken ödeme tarihine göre hesaplama yapılmadığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aktüerya raporunda teknik faiz uygulanmadan hesaplama yapılmasının ve geçici bakıcı gideri tazminatının brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin yanlış hesaplandığını ve kabul etmediklerini, arabuluculuk ücretinden kendilerinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; müvekkilinin hatır için taşındığından bahisle %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, yargılama konusu trafik kazasına karışan müvekkilinin de içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü ...'ın arkadaşları ile müvekkili birlikte çıktıkları mekandan kaldığı yurda dönebilmek için yola çıktıklarını, bu sebeple müvekkilinin arkadaşı olan araç sürücüsünün de manevi bir menfaatinin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, mütefarik kusur indirimi yapılmasının da hatalı olduğunu, hem hatır hem de müterafik kusur indirimini ve maluliyet ve kusur raporlarında yer alan aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, ATK gideri 436 TL'nin davalıdan tahsili gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle bakiye maddi tazminat (geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri) istemine ilişkindir. 1-17.03.2018 tarihinde saat 03:40 sularında olay anında alkollü ve uyuşturucu madde etkisi altında olan sürücü ... idaresindeki ve davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu trafik sigortası bulunmayan 81... plakalı aracı ile Akçakoca Sapak Mevki istikametinden Ereğli Caddesini takiben Barbaros Kavşağı istikametine ters yönde seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının sol ön kısımları ile karşı istikametten gelen dava dışı ... yönetimindeki 54... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'ın olayda tam kusurlu olması sebebiyle karşı araç sürücüsü ... hakkında KYOK verilmiş olup, kaza tespit tutanağı ve eldeki davada adli trafik bilirkişi raporunda da benzer sonuca varıldığı anlaşılmakla, mahkemenin kusur tespiti yerindedir. Ayrıca, davacı erkek arkadaşı müteveffa ...'ın aracına alkollü ve uyuşturucu madde etkisi altında olduğunu bilerek bindiğinden cevap dilekçesinde hatır def'i de gözetilerek oluşan zarardan ayrı ayrı %20 oranında hatır ve müterafik indirimi yapılmasında usule aykırılık bulunmamakta olup, davacı vekilinin aksi yöndeki itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının maluliyetine ilişkin alınan İstanbul ATK 2.İhtisas Dairesinin 06.09.2023 tarihli raporunun kişinin güncel ve geçmiş tedavi evrakına, bizzat muayenesine ve kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı tespit edilmekle, alınan rapor hükme esas nitelikte olduğundan taraf vekillerinin maluliyete ilişkin sair itirazları uygun görülmemiştir. 3- Birden fazla kişinin ölümü ve yaralanması ile sonuçlanan kaza sonucu bedensel zararın giderilmesi istemiyle açılan davada, aynı zamanda TCK 66. Maddesinde suç teşkil den haksız fiil için öngörülen uzamış ceza zamanaşımı süresi ve TBK 72. Maddesi gözetildiğinde davalı vekilinin zamanaşımı itirazı isabetsiz bulunmuştur. 4-Davacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olan davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama aşamasında talebini 330.397,000 TL (sakatlık poliçe limiti 360.000 TL kadar) sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.092 TL geçici iş göremezlik ve 12.177 TL bakıcı gideri ( 360.000 TL tedavi gideri klozundan) olmak üzere yükseltmiştir. Kazada yaralanan davacı, maluliyetinin oluşması halinde sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere kaza tarihinde geçerli trafik poliçe limitleri dahilinde 5864 sayılı Kanunun 14/b maddesi uyarınca davalıdan talep edebilir. (Yargıtay 17. HD.2017/5454 Esas -2019/11118 karar sayılı ilamı, 17. HD. K.2016/13214 Esas -2017/5583 Karar, 4.HD. 2021/26005 esas ve 2021/20807 esas sayılı ilamları) Davalı Hesap tarafından dava öncesi 30.06.2020 tarihinde 29.603 TL kısmi ödeme bulunmaktadır. Şu durumda, sigorta şirketi tarafından davacılara ödemelerin yapıldığı gün ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun düzenlendiği gün arasında geçen sürede, sigorta şirketinden alınan paranın getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenmesi ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile birlikte hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmek suretiyle bulunacak miktar üzerinden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerekir. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 ve 52 nci maddelerinde düzenlenmiştir.TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerine göre nihai tazminatı belirlerken sırasıyla; trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılmalı, koşulları varsa TBK’nın 51 ve KTK’nın 87 nci maddeleri uyarınca hatır taşıması indirimi yapılmalı, daha sonra kalan kısımdan zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasındaki müterafik kusuru varsa bu sebeple indirim yapılmalı, en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmelidir. (4. Hukuk Dairesi 2023/5936 Esas- 2025/3688 Karar ve Yargıtay 17. HD, 2017/5454 esas -2019/11118 Karar sayılı ilamı). Bu çerçevede, davacının geçici, sürekli maluliyetini ve bakıcı giderini hesaplayan aktüer raporunun teknik faiz uygulanmaksızın TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre somut olayın özelliğine ve güncel Yargıtay içtihatlarına uygun biçimde hazırlandığından hükme esas niteliktedir. Mahkemenin, aktüer raporunda belirlenen tazminat kalemlerinden sırasıyla ayrı ayrı yazılı biçimde hatır ve müterafik kusur indirimi yapmasında, sürekli işgöremezlik tazminatından bakiye sigorta teminat limitinden sorumlu tutulmasında, yazılı biçimde temerrüt tarihinden faiz yürütülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin bahsi geçen yönlere temas eden istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. 5- Dava kabul edildiğinden zorunlu arabulucuk ücretinin davalıdan tahsilinde, adli tıp masrafının hükümde yargılama gideri olarak eklenmiş olmasına göre taraf vekillerinin bunlara ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2024 tarihli 2020/440 esas, 2024/617 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 23.674,15 TL nispi ilam harcından peşin alınan toplam 5.918,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.755,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 5- Kararın HMK'nun 359/3 maddesi gereğince re'sen taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19.12.2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*