T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2062 - 2026/670 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2062 KARAR NO : 2026/670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2024 NUMARASI : 2023/128 Esas - 2024/281 Karar DAVACI : ŞİRİN PETROL ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2062 - 2026/670 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2062 KARAR NO : 2026/670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2024 NUMARASI : 2023/128 Esas - 2024/281 Karar DAVACI : ŞİRİN PETROL ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2023 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/118523 Esas numarasına kayıtlı icra dosyasında 06/06/2019 tanzim, 01/07/2020 vade tarihli 6.000.000,00 TL bedelli senede dayanarak kambiyo senetlerine özgü ilamsız takip başlatıldığını, yapılan takibin usule aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, takibe konu senedin dava tarafından gerçeği yansıtmayacak şeklide tek taraflı olarak düzenlendiğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere davalı tarafından davacıya bahsi geçen şekilde herhangi bir ödeme yapılmadığını, borçlanmayı gerektirecek bir ticari ilişkinin olmadığını belirterek davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/118523 esas sayılı takip dosyasında icra takibine konu ettiği 06/06/2019 tanzim, 01/07/2020 vade tarihli 6.000.000,00 TL bedelli senedin borçlusu olmadığının tespitine, öncelikle teminatsız olarak aksi kanaat hasıl olması durumunda uygun görülecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması ya da icra veznesine girecek paranın alacaklısını ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava ve takip sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın % yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava devam ederken alacağın tahsil edilmesi durumunda tahsil edilen bedelin bankalara mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte istirdadı ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davanın menfi tespit davası olduğunu, yazılı bir sözleşmeye dayalı olarak muvazaa iddiasında bulunan kişinin bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, eldeki dava kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre kambiyo ispat hukuku ve muvazaa açısından ele alınması gerektiğini, görülmekte olan davada davacı şirket temsilcisini senetteki imzayı inkar etmediğini, davaya konu bononun muvazaalı olduğunu, sonradan düzenlendiğini bu sebeple borçlu olmadığını iddia ettiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere tazminatın davacıdan alınarak taraflarına verilmesine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından 14/02/2024 tarihli duruşmada, tebligatın usulsüz olduğundan bahsedilerek ticari defterler/kayıtlarının dosyaya ibraz edildiği ve inceleme talep edildiğini, fakat Mahkemece bu hususta hiçbir incelemenin yapılmadığını, taraflarınca sunulan ticari defterler incelenmediği gibi imza incelemesi için bildirilen gerekli yerlere müzekkerelerin de yazılmadığını; 06.06.2019 tarihli şirket yetkilisi ...'in imzasının dahi dosya arasına alınamadığını, davacının banka hesap kayıtlarının incelenmediğini, savcılık dosyasından dönüş sağlanmadan karar verildiğini, netice itibarıyla eksik ve hatalı inceleme nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacının telafisi mümkün olmayan zararlara uğradığını, ticari defter ve kayıtlarda yapılacak inceleme ile de tespit edileceği üzere taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektiren herhangi bir ticari veya hukuki ilişki olmadığından, ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğunu, davacının daha fazla mağdur olmasının önüne geçilmesi ve bu esnada karşı tarafın doğacak zararının da tamamen teminat altına alınacağı gözetildiğinde öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/05/2024 tarih, 2023/128 Esas - 2024/281 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan, 06.06.2019 düzenleme tarihli, 01.07.2020 ödeme tarihli 6.000.000,00 TL bedelli, nakden kaydı içeren bono ile ilgili davacı hakkında takip başlatıldığı, bonoya ilişkin taraflar arasında bir ilişkinin bulunmadığı, senedin sonradan şirketin eski yetkilisi ile muvazaalı bir şekilde geriye dönük olarak tanzim edildiği, imzanın şimdiki yetkiliye ait olmadığı, bononun verilmesini gerektiren bir ilişki olmadığı, bonodaki miktar kadar ticari kayıtlarda bir para girişinin olmadığı, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğundan bahisle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının ispatı hususunda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bu iddiasını yazılı bir şekilde ispat etmesinin gerektiğinden bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Bununla birlikte kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Nitekim bono da ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları 6100 sayılı TTK'nın 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak faiz, yetkili mahkeme yahut bedelin nakden ya da malen alındığı kayıtları da konabilir. Bedel kaydı belirtildiği üzere bononun zorunlu olmayan, ihtiyari unsurlarından biridir ve bu kayıt, keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri illetten mücerret olduğu için bu kayıtların kambiyo hukukunda tek başına bir anlamı olmaz, karşı edimin elde edilip edilmediği de önem taşımaz. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine elbette kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır (12.04.1933 tarihli ve 1933/30-6 sayılı YİBK kararı). Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bedelsizlik iddiası, 6100 sayılı TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def'i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'ini ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir. Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2024/11-121 Esas, 2025/390 Karar sayılı kararı) Somut olayda; davacı taraf davaya konu edilen bonodaki imzanın şirketin dava tarihindeki yetkilisi olan Sami Özev’e ait olmadığını, önceki yetkililere ait olması halinde ise muvazaalı işlem olduğu, senetlerin geçmiş tarihli düzenlendiğini iddia etmiştir. Mahkemece davacı şirketin senet tanzim tarihi olan 06.06.2019 tarihindeki yetkilisi araştırılmış, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen kayıtlarda 06.06.2019 tarihinde şirket yetkilisinin ... olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece anılan yetkilinin imzalarının alınması için ihtar içeren davetiye çıkarılmış, anılan davetiye 23.10.2023 tarihinde ...’e bizzat tebliğ edilmiş, tebligat üzerindeki ihtara rağmen yetkilinin duruşmaya katılmadığı, yine davacının dava dilekçesi içeriğinde hem imzanın önceki yöneticilere ait olup olmadığının tespitini talep ettiği, anılan beyanın kesin bir imza inkarını içermediği gibi daha sonra düzenleme tarihindeki yetkili ile davalının muvazaalı bir şekilde geçmişe dönük senet düzenleyerek davacıyı borçlandırmaya çalıştıkları yönündeki beyanının kendi içinde çelişkili de olduğundan davacının bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Yine davacının aynı hususta Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/4317 sayılı soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunduğu, yapılan soruşturma sonucunda 03.02.2023 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, dolayısıyla mahkemece anılan delilin de dosyaya kazandırıldığı, yine davacının senedin önceki yetkiliyle muvazaalı olarak düzenlendiği yönündeki iddialarını da dosya kapsamıyla ispat edemediği dikkate alındığında davacının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davacı taraf davacının ticari defterlerinde bononun kayıtlı olmadığı gibi bonodaki nakden olduğu belirtilen kaydın doğru olmadığını, yani davacıya nakit para verilmediğini iddia etmiş, bu şekilde senetteki nakden kaydını talil etmiş olduğundan ispat yükü bonodaki ihdas nedeninin doğru olmadığını iddia eden davacı taraftadır. (Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2024/11-121 Esas, 2025/390 Karar sayılı kararı) Davacı taraf bu hususta dosyaya yazılı bir delil ibraz edemediği gibi, senedin tanzim tarihinde ve dava tarihinde UYAP üzerinden yapılan kontrollerde Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarında gelir getirici bir işte kaydı bulunmayan davalının tacir sıfatının da olmadığı hususu ile birlikte kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığı (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/8407 esas 2016/12396 karar sayılı ilamı, Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1706 esas 2023/5331 karar sayılı ilamı), senedin illetten mücerret olup ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının sonuca etkili olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1706 esas 2023/5331 karar sayılı ilamı) anlaşıldığından davacının ticari defterlerinin incelenmemesinin sonuca etkili de olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 102.465,00-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 101.733,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*