T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1715 - 2026/308 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1715 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2024 NUMARASI : 2022/522 Esas - 2024/305 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1715 - 2026/308 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1715 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2024 NUMARASI : 2022/522 Esas - 2024/305 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2022 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/122443 Esas sayılı dosyası ile Türkiye Garanti Bankası Kartepe/Kocaeli Şubesi'ne ait ... Çek numaralı 18/09/2019 keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli çek ile kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile takip başlatıldığını, müvekkili davacının süresinde imza itirazında bulunmadığı için takibin kesinleştiğini, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususu daha önce bazı kurumlarda atmış olduğu imzalar celp edildiğinde anlaşılacağını, davalı bankaya müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını, takibe konu çekin bankaya ibraz edildiğinde çekin arka yüzüne imza uyuşmazlığı nedeni ile işlem yapılamamıştır şeklinde şerh düşüldüğünü, buna rağmen davalı alacaklı banka tarafından takip başlatıldığını, davalı bankanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, dava konusu alacak taleplerine ilişkin olarak arabulucuya başvuru yapıldığını, yapılan arabulucu toplantısı sonrasında anlaşmanın sağlanamadığını ve 2022/273 nolu 05/01/2022 tarihli son tutanağı düzenlendiğini, dava şartının yerine getirildiğini, müvekkilinin Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/122443 Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, davalı kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/122443 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, davacının dava dilekçesi ile dava konusu çekte bulunan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla imzaya itiraz ettiğini, dava konusu çekteki tüm imzaların davacıya ait olduğunun yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkacağını, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KABULÜ ile; -Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/122443 Esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, -Kötüniyet şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı ödenmesine yer olmadığına ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişinin, raporunda dayanaklarının kanıtlarını ortaya koymadığından yapılan inceleme ve dosyaya sunulan raporun hükme esas alınamayacağını, gerek mahkemenin gerek üst mahkemelerin doğru hüküm kurabilmesi için rapordaki kanaat ve neticenin sağlam bir gerekçeye dayandırılması gerektiğini, herhangi bir kuşkuya veya belirsizliğe yer verilmemesi gerektiğini, rapordaki kuşku ve belirsizliğe rağmen mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih, 2022/522 Esas - 2024/305 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine keşidecisi davacı olan 18.09.2019 keşide tarihli, 35.000,00 TL bedelli Garanti Bankası A.Ş. Kartepe Şubesine ait ... seri numaralı hamiline düzenlenmiş çek ile ilgili olarak Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/122443 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davacının çek altındaki imzanın davacıya ait olmadığından bahisle çekten dolayış davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Davacı taraf senet altındaki imzaya itiraz etmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 211.maddesinde imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir(Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı). Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı). Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celp edilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Somut olayda; davalı tarafından davacı aleyhine keşidecisi davacı olan 18.09.2019 keşide tarihli, 35.000,00 TL bedelli Garanti Bankası A.Ş. Kartepe Şubesine ait ... seri numaralı hamiline düzenlenmiş çek ile ilgili olarak Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/122443 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davacının çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacının kambiyo senedindeki imzaya yaptığı itiraz 6102 sayılı TTK 687. maddesi uyarınca senet metninden anlaşılan defi niteliğinde olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5995 esas 2021/3833 karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dosyada çek tanzim tarihinden önceye ait imza örnekleri toplanmış ve davaya konu edilen çekteki keşideci imzasının incelemesinin yapıldığı anlaşılmış, dosyaya alınan 05.03.2024 tarihli Adli Tıp Raporuna göre davaya konu edilen çekteki imza ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı yönünde rapor tanzim edildiği görülmüş, toplanan imza asıllarının yukarıda detaylandırılan HGK.nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararında bahsedildiği üzere çekin keşide tarihlerinden önceye ait olduğu, anılan karardaki tekniklerin ATK tarafından uygulandığının raporda açıkça belirtildiği, raporun hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşılmış, yukarıda detayları verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu nazara alındığında ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu, mevcut rapor içerikleri nazara alındığında davalının bu yükümlülüğünü yerine getiremediği, dolayısıyla takibe dayanak çek altındaki imzanın davacıya ait olduğunun ispat edilemediği, bu haliyle davacının imzaya yaptığı itirazın yerinde olduğu kanaatine varılmış ve davacının davaya konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığı anlaşılmış olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 3.355,31-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 839,00-TL'nin mahsubu ile kalan 2.516,31-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*