T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/3191 KARAR NO : 2025/3417 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2025 NUMARASI : 2025/885 Esas, 2025/878 Karar DAVANIN KONUSU: Tapu İptali ve Tescil KARAR TARİHİ: 25/12/2025 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davalı şirketten taşı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/3191 KARAR NO : 2025/3417 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2025 NUMARASI : 2025/885 Esas, 2025/878 Karar DAVANIN KONUSU: Tapu İptali ve Tescil KARAR TARİHİ: 25/12/2025 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davalı şirketten taşınmaz edinme amacıyla:11/02/2014 tarihinde ... 3 A Çarşı-1 Alanı, ... Parsel, ... Bağımsız Bölüm,Esenyurt/İSTANBUL adresinde mukim işyerini belli bir peşinat vererek ve senede bağlayarak tüm bedelleri ödemek suretiyle satın satın aldığını, Müvekkilinin tüm ödemeleri tamamlanmasına rağmen, davalı şirket çeşitli bahanelerle tapuda müvekkili adına tescilden kaçındığını, dava açmasını önlemek amacıyla sürekli çeşitli vaadlerde bulunduğunu, bu nedenle davanın kabulüne taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece " somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin saptanması gereklidir. Taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş olup uyuşmazlık satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'nin, TTK'nın 4. maddesinde sayılan diğer anlatımla bu maddede 6098 sayılı TBK'ya atıf yapan sözleşmelerden biri olmaması nedeniyle huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Dosya kapsamında davacının tacir olduğu yönünde bir iddia bulunmadığı gibi bu yönde herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulü mümkün değildir. Sözleşmeye konu bağımsız bölümün işyeri olması nedeniyle davacının tüketici sıfatı da bulunmadığından uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş mahiyetinde olduğunu, Davalı ...Ortaklığı A.Ş. bir anonim şirket olup, ticari işletme faaliyeti kapsamında taşınmaz üretimi ve satışı yapmakta olduğunu, Müvekkil davacı tarafından satın alınan taşınmaz, “... 3 Projesi – Ticari Alan” niteliğinde olup, gerek sözleşmede gerek teslim tutanağında “ticari ünite / işyeri” olarak açıkça belirtilmiş olduğunu, Davacı, bu bağımsız bölümü mesleki ve ticari amaçla edinmiş olduğunu, Dolayısıyla, uyuşmazlığın ticari bir işlemin ifasından doğmuş olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1 maddesi uyarınca, “her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar” ticari dava sayılır hükmü gereği davanın nisbi ticari dava olduğunu, Davalı taraf tacir olup, faaliyet alanı gayrimenkul yatırım ve inşaat sektörüdür. Davacının satın aldığı bağımsız bölüm işyeri niteliğinde olduğundan, müvekkilinin de bu işlemi ticari bir amaç kapsamında gerçekleştirmiş olduğunu, Bu sebeple uyuşmazlık nispi ticari dava niteliğinde olduğunu, ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, tüm bu nedenlere binaen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08/10/2025 tarih ve 2025/885 E. – 2025/878 K. sayılı görevsizlik nedeniyle usulden ret kararının kaldırılmasına, Uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle davaya Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devam edilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Konut alım-satımına dair uyuşmazlıkların 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için tüketicinin malı satın alma amacı çok büyük önem taşımaktadır. Yasa, nihai tüketici tarafından kullanım amacı ile alınan konut ve tatil amaçlı taşınmazlar yönünden geçerlidir. Yargıtay HGK'nun 2010/14-358 E 2010/353 K sayılı ilamında açıklandığı üzere Kanunda tüketici, bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlandığına göre; bu tanımdan hareketle tüketici kavramının unsurları; tüketicinin bir mal veya hizmeti edinmesi, yararlanması veya kullanması; gerçek veya tüzel kişi olması; işlem yaparken amacının ticari veya mesleki olmaması ve son olarak konut ve tatil amaçlı taşınmaz alımlarında kullanım amacını taşıması olarak sayılabilir.Kısaca her alıcı tüketici değildir. Yasanın lafzından da anlaşıldığı üzere tüketici olarak kabul edilmenin ilk koşulu, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket edilmiş olmasıdır.Böyle olunca, bir malı olduğu gibi ya da işleyerek bir başkasına satanlar, çıkar karşılığı devretmek üzere satın alanlar, yine bir mal veya hizmeti mesleki veya ticari amaçlarla satın alanlar tüketici sayılamayacaklardır. Burada mal herhangi bir şekilde ticari hayata geri dönmemektedir. O halde bir mal veya hizmeti, kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alanların tüketici kabul edilmeyecekleri kuşkusuzdur. Somut uyuşmazlıkta, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesine göre;"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."Taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş olup uyuşmazlık satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'nin, TTK'nın 4. maddesinde sayılan diğer anlatımla bu maddede 6098 sayılı TBK'ya atıf yapan sözleşmelerden biri olmaması nedeniyle huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Dosya kapsamında davacının tacir olduğu yönünde bir iddia bulunmadığı gibi bu yönde herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle huzura görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulü mümkün değildir. Zira nispi ticari dava sayılması için; ispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Sözleşmeye konu bağımsız bölümün işyeri olması nedeniyle davacının tüketici sıfatı da bulunmadığından ve aynı zamanda davacının tacir sıfatı da olmadığından uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde idm kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlere binaen davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2025 tarih ve 2025/885 Esas, 2025/878 kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu ret karar ve ilam harcı davacıdan peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2025