İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...’nun müvekkili olan şirket aleyhine gerçeğe aykırı ve yanıltıcı, müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan, itibarını ve namını karalayıcı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile fiillerin men’ine, fazlaya dair hak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1746 KARAR NO : 2025/4149 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/03/2024 NUMARASI : 2023/170 Esas - 2024/143 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...’nun müvekkili olan şirket aleyhine gerçeğe aykırı ve yanıltıcı, müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan, itibarını ve namını karalayıcı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile fiillerin men’ine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı yandan tahsilini, davalı yanın eylemlerinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını, davalı yanın paylaşımlarının gerçeğe aykırı ve uygunsuz olduğunu içeren özür metnini davalı yana ait hukuka aykırı paylaşımların yapıldığı ‘evrimkinoglu’ Instagram sosyal medya hesabından herkese açık olarak yayımlamasını, yayımın üç ay itibariyle müvekkili şirketin etiketi ile sosyal medya hesabında sabit gönderi olarak kalmasına karar verilmesini, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Haksız rekabet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bir kişi ya da faaliyetleri ile ilgili yapılan olumsuz açıklama ya da beyanların tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için yapılan paylaşımların kötüleme içerdiği kabul edilse dahi, yerleşik yargı kararları uyarınca da, kötüleme içeren açıklamanın ancak yanlış veya yanıltıcı yada gereksiz yere incitici ise haksız rekabet olarak nitelendirilebileceği, davacı tarafın mahkemeden istemlerinin hukuken anlaşılmaz ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, kötü niyetli ve hiç bir hakkı olmadığı halde asılsız iddialarla dava açan davacı şirketin HMK 329 madde uyarınca, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamına ve disiplin para cezasına mahkum edilmesini talep ettiklerini, müvekkil aleyhine asılsız beyan ve iddialarla suç isnatları uyduran ve iftira atan, kişisel verilerini hukuka aykırı olarak ifşa eden davacı firmaya ve diğer ilgililere karşı tüm adli ve cezai başvuru haklarının saklı olduğunu, bu sebeplerle tüm hukuk dışı soyut ve mesnetsiz iddia ve gerçek dışı beyanlara karşı here türlü cezai ve hukuki başvuru ve fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine, HMK 329 uyarınca davacının müvekkilinin avukatı olarak kararlaştırılan (asgari ücret tarifesinde yazılı vekalet ücreti tutarındaki) vekalet ücretinin tamamına mahkum edilmesini ve beşyüz türk lirasından beş bin türk lirasına kadar disiplin para cezası ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Somut olay, alınan bilirkişi raporu ve sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde; davalının annesi ile birlikte davacının vermiş olduğu hizmet kapsamında bölgesel zayıflama paketi satın aldığı, davacının iddiasına göre iki seans kullanımı sonrasında, davalının savunmasına göre üçüncü seans kullanımı sonrasında davalının vadedilen sonucu görmemesi sebebiyle sözleşmeden döndüğü ve iade talebinde bulunduğu, ancak tarafların anlaşamadığı, bunun üzerine davalının annesi ve kendi adına Tüketici Hakem Heyetine müracaat ettiği, davalının annesi adına yapmış oldukları Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemeleri başvurularının reddedildiği, davalının ise İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti' ne başvurduğu ve talebinin kabul gördüğü, bu karara istinaden paket bedelinin iade edildiği, davalının annesi adına yapılan başvuruların reddedilmesi sonrasında sosyal medya hesapları üzerinden yapmış olduğu paylaşımlar sebebiyle davacının ticari itibarının zedelendiği ve davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilerek 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı tarafından, dava konusu manevi tazminat talebine dayanak olarak gösterilen internet paylaşımlarının; Instagram isimli sosyal medya platformu üzerinde yer alan hikaye (story) olarak isimlendirilen gönderi, Instagram isimli sosyal medya platformu üzerinde yer alan ve silinmediği sürece kalıcı olan gönderi, "....com" (....com) adresli internet sitesi üzerinden alınan davalının yazdığı anlaşılan ... ve ... ID numaralı şikayet kaydı olduğu, davalıya ait "evrimkinoglu" isimli instagram hesabının güncel takipçi sayısının 137 olduğu, her ne kadar konusu hesabın gizli durumda olmadığı anlaşılmış olsa bile paylaşımlarının etkilediği kitlenin sınırlı durumda bulunduğu, “....com” adresli internet sitesinin; kullanıcıların hizmet aldıkları firmalar nezdinde yaşadıkları şikayetleri aktardıkları bir platform olduğu ve her gün yüzlerce şikayet kaydının gerçekleştirildiği” bu sebeple davalı tarafından kendi sosyal medya hesapları üzerinden bir takım paylaşımlar yapılmış ise de, bu paylaşımların sınırlı bir zaman dilimi içerisinde paylaşıma açıldıkları, davacının itibarını zedeleyecek içerikte ve yeterlilikte bulunmadıkları bu bakımdan davacının haksız rekabet iddiasının ispata muhtaç olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.Davalı taraf her ne kadar HMK'nun 329. maddesi uyarınca vekalet ücreti ve disiplin para cezası isteminde bulunmuş ise de; davalı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2022/637 Esas 2023/211 Karar sayılı kararının mahkememizde açılan davadan sonra verildiği, davacının kötü niyetle hareket ettiği tespit edilemediğinden, davalının bu istemi yerinde görülmemiştir.Davanın REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,İlk derece mahkemesinin "davacının kötüniyetle hareket ettiğinin tepit edilemediğine" dair karar gerekçesinde yaptığı tespitin dosya münderacatı ve delillerle çeliştiğini, beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacı hakkında HMK'nın 329 maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini, HMK 329 uyarınca Davacının, Müvekkili ... ile avukatı olan şahsı arasında kararlaştırılan (asgari ücret tarifesinde yazılı vekalet ücreti tutarındaki) vekâlet ücretinin tamamına mahkûm edilmesini ve ayrıca beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, haksız rekabet iddiasıyla haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemine ilişkindir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, haksız rekabet iddiasını ispat edemediği, davaya konu olayda davacının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebilecek bir eylemin bulunmadığı, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dairemizin bir çok kararında vurgulandığı üzere; hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde;“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercii veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, "gerçeğe ulaşma" ve "adaletin gerçekleşmesi" de söz konusu olmayacaktır.Dosya içeriğinden, davacının dava açma hakkını kötüye kullanma durumunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/170 Esas 2024/143 Karar sayılı 06/03/2024 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/11/2025