T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1596 Esas KARAR NO : 2025/1758 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2025 NUMARASI : 2021/475 Esas, 2025/752 Karar DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1596 Esas KARAR NO : 2025/1758 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2025 NUMARASI : 2021/475 Esas, 2025/752 Karar DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline işyeri poliçesi ile sigortalı olan dava dışı şirketin dava konusu yangının çıktığı iş yerinin maliki olduğunu, sigortalısının kiracısı olan davalının tehlike sorumluluğu ve haksız fiil sorumluluğu kapsamında çıkan yangın nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, sigorta poliçesine dayalı ödeme yapan müvekkili sigortacının TTK madde 1472 ve TBK madde 183 uyarınca kanuni ve akdi halef sıfatı ile zarar sorumlusu davalıdan ödediği bedeli talep hakkını olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 4,298,255.05 TL tazminatın 10.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itfaiye raporunun uzmanlıktan uzak oluşu ve sadece tahmini kanaatlerden oluşması sebepleriyle kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından üretilen hammadde ve maddelerin yanıcı parlayıcı ve kolay tutuşabilir maddeler olmayışı ve yanma hali için dışarıdan müdahale gerekliliği açık olup bu hususta kamera görüntülerinde varlığı tespit edilen yan dükkana gelen kişinin olay ile bağlantısının araştırılması gerektiğini, itfaiye raporunda belirsizlikler üzerinden hareket edilerek yangının kim tarafından çıkartıldığı araştırılmadan kendiliğinden meydana geldiği sonucuna varılmasının kabul edilemeyeceğini, ekspertiz raporunda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan fizik ve kimya kurallarına aykırı olan itfaiye raporuna atıf yapılarak aynı kanaate varıldığını, kamera kayıtları incelendiğinde plastik tankların arka kısmında başlayan yanmanın daha sonra tanklara sirayet ettiğini, yani yanmanın dış etkenler ile başladığının çok açık olduğunu, reaksiyona girerek kendiliğinden yandığı iddia edilen plastik tanklar içerisinde bulunan maddelere ilişkin özel rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin ürettiği hammadde ve maddelerin 2007 tarihli Yangından Korunma Yönetmeliği 4. Bölüm 113. Maddesinde yer alan Yanıcı ve Parlayıcı sıvılar bölümünde belirtilen ürünler kapsamında olmadığı gibi depolanmasında özel önlemler alınmasına da gerek olmadığını, bu itibarla müvekkili şirket için önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin varlığından ve dolayısıyla kusurdan bağımsız tehlike sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmayacağını, davacının kusursuz sorumluluğa ve TBK 49 a dayandırdığı tazminat isteminin yersiz olduğunu, ekspertiz raporunda hasara ilişkin incelemelerde demirbaş ve emtia kapasitesitesinin bulunduğu alanın bir kaç katı büyüklüğünde olduğunun görüleceğini, raf sistemi olduğu düşünülse bile bu miktarda ürünün iş yeri hacminin çok üstünde olduğunun görüleceğini, sigorta şirketi tarafından faturalı mallara ilişkin hazırlanan raporda fatura kesimi olmadan faturasız çıkış ve teslimi yapılan malların dikkate alınmadığını, kapasitenin çok üzerinde emtia listesi hazırlandığını, iş yeri hacminin bir kaç katı büyüklüğünde demirbaş ve emtianın kabulünün mümkün olmadığını, davacıya ait dükkanda bulunabilecek mal miktarını yani gerçek zarar miktarını belirlemek için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu yangın olayı ile bağlantısı bulunmadığını, ürettiği hammadde ve maddelere dair özel bir muhafaza ve kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir yükümlülüğünün bulunmadığını, kamera kayıtlarında işyerinde hiç kimse bulunmadığından kusura dayalı bir sorumluluktan da bahsedilemeyeceğini, yine kamera kayıtlarına göre yangının dış etkenler neticesinde işyeri önünde bulunan tankların yanında başladığını, yangının işyerinin dışında başladığına dair görgü tanığı ve tanığın anlatımlarını dinleyen bilgi tanıkları bulunduğunu, davaya dayanak tutulan itfaiye ve ekspertiz raporunda eksik araştırma ve hataların bulunduğunu, dava konusu olayın müvekkili şirkete isnat edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, mahkemenin 08/05/2025 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olduğu kabulüne karar verilen bilirkişi ek ücreti olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verildiği, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatıldığı ve anlatılanların tutanağa geçirildiği, davacı tarafça bilirkişi giderinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, mazeret bildirmediği, celse atımına sebebiyet verildiği, ek süre talebinde de bulunulmadığı, bu haliyle dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, HMK 120/2 gereği kendisine verilen kesin süreye rağmen delil avansını yatırmayan davacının HMK 324/2 uyarınca talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle HMK 189/1 maddesi dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; somut olayda Mahkemenin,‘bilirkişisiz teknik olarak karar verilemeyeceği’ yanılgısıyla uzman/ekspertiz raporu (HMK m.293) ve dosyada mevcut yazılı delilleri tartışmaksızın davayı tümden reddettiğini, mahkemece 28.11.2024 tarihli duruşmada ek rapor alınmasına karar verilirken ek ücret talebinin kabul edilmediğini ve ek rapor alınması için herhangi bir ücret takdir edilmediğini, bilirkişilerin ek rapor için dosyayı alırken veya ek raporu sunduktan sonra yeni bir ek ücret taleplerinin olmadığını, ek ücret yatırılmadığı gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından reddi kararının hak arama özgürlüğünün engellenmesi ve adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, dosyadaki uzman eksperlerce düzenlenen eksper raporu ve sair delillerle ile açıkça müvekkilinin dava ve talep hakkının olduğunun ispatlandığını, müvekkilinin davayı sürüncemede bırakmaya çalışmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin usul ekonomisine aykırı olarak davanın uzatılması amacının kesinlikle bulunmadığını, 18 Eylül 2025 tarihli duruşma esnasında, mahkemenin ek ücretin neden yatırılmadığına ilişkin mazeretlerini sormadığını, davanın bu sebeple reddedildiğine ilişkin duruşma zaptına da bir ibare eklemediğini, duruşmada eksikliğin giderilmesi için bir defaya mahsus olmak üzere mahkemeden delil avansının yatırılması için müvekkili şirkete süre verilmesi talep etme haklarını kullanmalarına ve mazeretlerini bildirmelerine de imkan tanınmadığını, müvekkilinin hiçbir kasti ve kusurlu hareketi olmaksızın -sehven- kendisine verilen kesin süre içerisinde yatırması gereken ek bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle davanın reddedilmesinin müvekkili aleyhine ileride geri dönülemez olumsuz sonuçlar doğurabileceğini, kök raporda davalıya da kusur takdir edildiği halde mahkemenin belirtilen gerekçeyle davayı tamamen reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK.m.324/1 gereğince delil avansını yatırma yükümlülüğünün davacı ile birlikte davalı tarafın da yükümlülüğünde olduğunu, bilirkişi raporu sadece davacı itirazları kapsamında değil davalının itirazları kapsamında da alındığından mahkeme tarafından HMK 324. madde gereğince davanın sırf bu sebepten esasa girilmeden reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin kendiliğinden dosyayı bilirkişiye tevdi edebileceğini ve masraflarını ileride haksız çıkan tarafa yükletebileceğini, ancak mahkemece somut olayda bu usulünde uygulanmadığını, müvekkilinin bu yönüyle de hak arama özgürlüğünün sınırlandığını, mahkemenin ekspertiz raporu, itfaiye raporu ve olaya ilişkin video kayıtlarını adeta yok sayarak hiç irdelemediğini, somut olayda alacağın varlığı, halefiyet ve sorumluluğun hukuki temeli, konşimentolar, yazışmalar, fotoğrafların uzman görüşü ile belirlenebilir nitelikte olduğunu, en fazla miktar bakımından bilirkişiye gerek duyulabileceğini, ilk derece mahkemesince, uzman görüşünün (eksper raporu) delil değeri tartışılmadan davanın reddine karar verilmesinin HMK m.293, 266, 324 hükümlerine aykırı olduğunu ve kararın gerekçesizlik nedeniyle kaldırma sebebi olduğunu, heyet kök ve ek raporunda zaten Kimya Mühendisi... İsmail’in tespitlerinin ve kanaatinin yer aldığını, itfaiye raporunda ve makine mühendisi bilirkişi kök raporunda da lehe tespitlerin bulunduğunu, kök ve ek bilirkişi raporu ile maddi zarar miktarının belirlendiğini, müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından dava konusu yangın nedeni ile sigortalısına toplam 4.298.255,05 TL tutarında tazminat ödendiğini, bilirkişiler tarafından hasar miktarının toplam 5.240.803,06 TL olarak hesaplandığını, müvekkili tarafından ödenen sigorta tazminatının her ihtimalde bilirkişi tarafından hesaplanan toplam hasar bedelinin altında kaldığından müvekkilinin ödediği hasar tazminatının sigortalının gerçek zararını aşmadığının sübuta erdiğini, dosyada denetime elverişli olmayacak şekilde soyut kavramlara dayalı rapor düzenlendiğini, bu haliyle rapor her türlü kuşkudan uzak mahkemeye tam kanaat verici nitelikle olmayacağından hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, mahkemece yeniden oluşturacak bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini, uzman görüşü niteliğindeki ekspertiz raporu, itfaiye raporu ve video kayıtları kararda gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verildiğini, HMK madde 293 f.2 de yer alan düzenleme gereğince Mahkemenin gerekirse görüşü hazırlayan uzmanı mahkemeye davet ederek dinleyebileceği ve sorular sorabileceği halde bu konuda da takdir yetkisini de kullanmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı da gözetilerek, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre bilirkişilerden, kök ve ek raporlar alınmıştır.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle bilirkişi ücreti yatırılmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Mahkemenin 08.05.2025 tarihli 7 nolu celsesi duruşma tutanağı incelendiğinde; bilirkişi heyeti 18/04/2025 tarihli dilekçesi ile 24.09.2024 tarihli dilekçe içeriğinde belirtilen gerekçelerle ek ücret taleplerini yeniledikleri, davalı vekilinin 30.04.2025 tarihli talep dilekçesi ile rapora karşı beyan süresinin uzatımını talep etmesi üzerine mahkeme tarafından 2 hafta ek süre verildiği, davacı sigorta şirketi vekilinin 06.05.2025 tarihli talep dilekçesi ile rapora karşı beyan süresinin uzatımını talep etmesi üzerine mahkeme tarafından 2 hafta ek süre verildiği ve bu durumun tutanağa geçirildiği görülmüştür.Mahkemenin 08.05.2025 tarihli 7 nolu celsesi duruşma ara kararları ise şu şekildedir; "1-Bilirkişi heyetinin 24.09.2024 tarihli talep dilekçesi içeriğinde ek ücret talebinin kabulü ile bilirkişilere ayrı ayrı 7.000,00'şer TL ek ücretin ödenmesi bakımından toplam 42.000,00TL avansın 6100 Sayılı Yasanın 120/2 maddesi gereğince mahkeme veznesine depo etmesi için davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye riayet edilmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (davacı vekiline ihtarat yapıldı) 2-Tarafların beyan ve itiraz sürelerinin dolmasının, 3-Tarafların bilirkişi ek raporuna karşı itiraz, rapordaki eksikliklerin yahut belirsizliklerin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması taleplerinin varlığı ya da mahkememizce resen bu yönde bir tespit yapılması halinde ise bilirkişiden ek rapor veya bu konuda bilirkişinin duruşmada sözlü olarak beyanının alınıp alınmayacağının yukarıdaki hususların halline müteakip değerlendirilmesine, bu nedenle duruşmanın beyan ve itiraz süreleri de dikkate alınarak 18/09/2025 günü saat 11:35 bırakılmasına oy birliği ile karar verildi."Mahkemenin 8 nolu karar celsesi duruşma tutanağı incelendiğinde; tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını dosyaya sunduklarının, davacı vekili tarafından 7 nolu celse 1 nolu ara kararı gereğince bilirkişi ek ücretinin yatırılmadığının, davacı vekilinin rapora itiraz ederek yeni heyetten rapor alınması talebinde bulunduğunun, davalı vekilinin rapora itiraz ederek kusurun davacı sigortalısında olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiğinin tutanağa geçirildiği, daha sonra taraflara son sözleri sorularak davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Y. 11. HD. 22.01.2020 T. 2019/2891 E. 2020/645 K. sayılı ilamı; “...Mahkemece 29.01.2019 tarihli celsede davacı tarafın zararının hesaplanması için deniz hukukundan anlayan bir bilirkişi ile cam emtiasının zarar hesabından anlayan bir bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmasına ve rapor için 1.400,00 TL bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına dair ara karar alınmış, davacı tarafça süresi içerisinde ücretin yatırılmaması üzerine HMK’nın 324 üncü maddesi uyarınca bilirkişi delilinden vazgeçilmiş sayılması ile zarar miktarının ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, yargılamayı yapan mahkeme tarafından taraflara herhangi bir işlemi yapması, eksikliği gidermesi, avans ve giderleri yatırması, belgeleri sunması vb. nedenlerle süre verilmesi halinde mahkemece, bu konuda yapılacak ihtarda taraflardan yerine getirilmesi istenen yükümlülüğün açıkça belirtilmesi, avans ve giderlere ilişkin harcama kalemlerinin ve miktarlarının net olarak belirlenmesi, sürenin hakim tarafından belirleneceği hallerde makul bir sürenin verilmesi, verilen sürenin kesin olup olmadığının belirtilmesi ve yapılması istenen yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sonuçlarının ne olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde ilgili tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde sonuçlarının ne olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde ilgili tarafa bildirilmemesi nedeniyle verilen kesin mehil sonuç doğurucu nitelikte olmadığı...” şeklindedir.Y. 17. HD. 24.06.2020 T. 2018/5914 E. 2020/3926 K. sayılı ilamı; "...uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması ve olayda dilekçelerin teati aşamasının geçilip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nin 324. maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkeme, hesap raporu alınması yönündeki bilirkişi ücretinin verilen kesin sürede yatırılmamasının sonucu olarak mevcut delil durumuna göre karar verileceğini ihtar etmiştir. Delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise HMK'nın 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır. Bu durumda mahkemece, bozma öncesi 21.643,00 TL maddi tazminat ve 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, kararın davacı vekili tarafından temyizi sonrası maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden bozulduğu, bozmadan sonra maluliyet ve hesap raporları alındığı hükmün davalılar tarafından temyiz edilmediği gözetilerek, hesap raporları arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik alınacak bilirkişi raporu ücretinin tamamlanmaması durumunda mevcut delil durumuna göre ve kazanılmış haklarda gözetilerek bir karar vermek gerekirken; ara karar gereği eksik gider avansının kesin süre içinde yatırılmadığından bahisle davacının davasını ispatlamayadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.HMK. 324. madde gereğince “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır”. HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Bunun yanında; bilirkişi delili bakımından, HMK'nın 266. maddesindeki özel düzenleme gereğince, bilirkişi delilline münhasır olmak üzere mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli görmesi halinde talep olmaksızın kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına da karar verebileceğinden, bu kısma ilişkin masrafların ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması yoluna gidilebilmektedir. Bu itibarla; bilirkişiye yönelik giderin taraflarca yatırılmaması halinde, usul yasasındaki düzenleme gereğince bu delile özgü olmak üzere masraflarının suç üstü ödeneğinden karşılanarak temini yoluna gidilebileceği gözetilerek, toplanan deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Y. 3 HD. 22/02/2021 T. 2020/11537 E. 2021/1782 K.)Mahkemece gerekçeli kararda bilirkişi ücreti yatırılmadığından davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı kabulü ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, kök rapor dosyaya sunulduktan sonra bilirkişiler tarafından ek ücret talep edilmiştir. Ancak mahkemece, ek rapor dosyaya sunulduktan sonra, celse ara kararı ile bilirkişilere ek ücret takdir edilerek davacı tarafından verilen kesin sürede bu ücretin yatırılmasına karar verilmiştir. Bu şekilde ek rapor alındıktan sonra, bilirkişilere takdir edilen ek ücretin yatırılmaması dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarını geçersiz hale getirmeyecektir. Mahkemece, ara karar gereği takdir edilen bilirkişi ek ücreti ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanmak üzere yargılamaya devam edilip dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/475 Esas, 2025/752 Karar sayılı ve 18/09/2025 tarihli kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/12/2025