T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/59 Esas KARAR NO : 2025/1208 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/10/2021 NUMARASI : 2018/593 Esas, 2021/987 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/59 Esas KARAR NO : 2025/1208 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/10/2021 NUMARASI : 2018/593 Esas, 2021/987 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.05.1995 tarihli ortaklık senedi ile davalı kooperatife üye olarak kabul edildiğini, 15.07.1995 tarihli belge ile A-3 blok giriş kat 1. no'lu çift cepheli köşe dükkânın müvekkili adına tahsis edildiğini, daire ve dükkânların tamamlanarak davalı tarafından 1998 yılı sonlarında üyelerine fiilen teslim edildiğini, ancak tapu kayıtlarının, borçları sebebiyle ferdi mülkiyete geçemediğinden kooperatif adına devam ettiğini, üyeler tarafından 2016 yılı son çeyreğine kadar kullanımın bu şekilde olduğunu, kooperatifin borçlarından kurtulması için yapılan toplantılar sonucunda binaların kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak kat karşılığı yenilenmesi için kooperatif yönetimine yetki verildiğini, bu kapsamda kooperatif yönetiminin yüklenici ... firması ile yaptığı görüşmeler sonucunda kooperatif üyesi daire maliklerine kullandıkları dairenin bulunduğu kat cephesi ve büyüklüğü dikkate alınarak daire tahsis edildiğini, ancak müvekkiline ise bilgisi dışında dükkân tahsis edilmeyerek onun yerine C Blok 2. katta bulunan daire tahsis edildiğini, bu sebeple müvekkilinin mağdur edildiğini ve bugüne kadar da bu durumun giderilmediğini, kooperatif yönetimi tarafından taşınmaz üzerine ticari ünite (dükkân) inşa edilmeyeceği söylenmesine rağmen müvekkilinin yaptığı harici araştırmada yüklenici ile kooperatif arasında yapılan inşaat sözleşmesinde taşınmaz üzerinde dükkânlara da yer verildiği bilgisine ulaştığını, bunun üzerine müvekkilinin 22.11.2017 tarihli noter ihtarnamesi ile projede dükkânlara yer verildiğini belirterek kendisine dükkân yerine daire tahsis edildiğinden ikisi arasındaki değer farkının ödenmesini talep ettiğini, müvekkiline tahsis edilen daire ile mevcut projede yer alan dükkânlar arasında fahiş miktarda bedel farkı bulunduğunu belirterek fazlaya ait her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin 1991 tarihinde üzerinde bulunduğu gayrimenkulün o dönem ki sahipleri tarafından kurulduğunu, kooperatifin 4 blok olmak üzere 160 bağımsız bölümden oluştuğunu, uzun süre arsa sahipleri tarafından kooperatif yöneticiliği yapıldığını, akabinde arsa sahipleri tarafından kooperatifin kendilerine borçlandırılarak yönetimin kooperatif üyelerine terkedildiğini, eski arsa sahipleri lehine olan ipoteklerin terkini için bir kısım yargılamanın aleyhe sonuçlandığını, bir kısmının da halen devam ettiğini, müvekkili kooperatifin uzun süre sadece kağıt üzerinde yönetildiğini, olağan genel kurullarının dahi düzenli yapılmadığını ve tasfiye sürecine girdiğini, yeni yönetimin gayrimenkul üzerindeki ipotekler ile iskan alınması için yapılması gereken iş ve işlemlere ilişkin yaptığı çalışmada 2015 tarihi itibariyle üye başına ortalama 80.000,00 TL masraf çıkacağını öngördüğünü, sitenin kentsel dönüşüm çerçevesinde yenilenmesi halinde hem mülklerin değer kazanacağı, hem imar problemlerinin çözüleceği, hem de ipotek borçlarından kurtulma ihtimalinin olduğu düşüncesi ile üyelerin de onay vermesi üzerine bu çerçevede dava dışı ... firması ile anlaşma sağlandığını, bu safhaya kadar herhangi bir talebi olmayan davacının, inşaat şirketi tarafından projenin onaylatılmasını müteakip daha önceden site içinde kalan ve dükkan olarak bir değer ifade etmeyen bağımsız bölümüne karşılık yeni projede caddeye tam cepheli yeni iş yerlerinden birini talep ettiğini, bunun iyiniyetli olmadığını, ayrıca bu aşamaya kadar yapılan olağan ve olağanüstü toplantılarda davacının herhangi bir itirazı olmadığı gibi alınan kararların iptali yönelik bir başvurusunun da bulunmadığını, inşaat firması ile yapılan anlaşma uyarınca üyelerin daha büyük ve daha değerli bağımsız bölümlere sahip olacağını ve üyelerin ipoteklerden kaynaklı ödenmesi gereken yaklaşık 80.000,00 TL'den kurtarıldığını, yeni yönetimin oluşup kooperatif tasfiye halinden döndürüldükten sonra toplanan aidatlarda işyeri olması sebebiyle davacıdan daha yüksek bir aidat istenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının kooperatif üyesi olduğu, kendisine daha önce dükkan tahsis edilmesine rağmen, daire tahsis edilmesi sebebiyle bedel farkı bulunduğundan bahisle tazminat talebinde bulunduğu, konut yapı kooperatiflerinde çeşitli nedenlerle tahsis imkansızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkının bulunduğu, davalı kooperatifin adına kayıtlı 160 adet bağımsız bölümün yerine kentsel dönüşüm kapsamında yeni bina inşaatının yapılması husunda yönetim kuruluna yetki verildiği, buna istinaden dava dışı firma ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak anlaşmaya varıldığı hususlarının genel kurul toplantı tutanakları ile tespit edildiği, anılan genel kurul toplantısına davacı tarafından itiraz edildiğine dair herhangi bir kaydın dosya arasında yer almadığı, davacının işbu davaya konu tazminatı talep edebilmesi için diğer ortaklara nispeten dükkan tahsisi için daha fazla ödeme yaptığını kanıtlaması, buna mukabil davalı kooperatif tarafından denkleştirici adalet ilkesine aykırı davranıldığının tespit edilmesi gerektiği, ne var ki davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin makbuz veya banka dekontu sunulmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kentsel dönüşüm kapsamında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için kooperatif yönetimine oybirliği ile yetki verilmiş ise de, bu yetkinin yalnızca konut yapılması için verildiğini, ticari yapı yapılması ve bu yapıların da yüklenici firmaya verilmesi konusunda bir yetki verilmediğini, taşınmaz üzerine konut inşa edileceğinin, ticari ünite (dükkan) inşa edilmeyeceğinin toplantılarda şifahi olarak ifade edildiğini, oysa yapılan inşaatta dükkanlara yer verilmesine rağmen dükkan yerine daire tahsis edilen müvekkilinin zarara uğratıldığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkiline tahsis edilen daire ve dükkanın satış değerinin tespitinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin dükkan sahibi olarak diger kooperatif üyesi daire maliklerine göre daha fazla ödeme yaptığının delili olarak davalı koooperatifin defter kayıtlarına dayanılmış ise de, defterlerin kayıp olduğundan bahisle bilirkişi incelemesine sunulmadığını, bu hususa ilişkin iddialarını destekleyen belgelerin dikkate alınmadığını, davalı koooperatif ile yüklenici firma arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin içeriğinin genel kurulda üyelerin bilgisine sunulmadığını, yapılan sözleşme nedeniyle davalı yönetimin ibra edildiğine dair somut bir genel kurul kararının da bulunmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması yönünde yetki verilen yönetim kurulunun dilediği şekilde karar almasına da rıza gösterildiği anlamına gelmediğini, bu hususların bilirkişi raporu ve kararda tartışılmadığını, müvekkilinin, katıldığı genel kurullarda kendisine dükkan yerine daire tahsis edilmesine yönelik itiraz şerhini düştüğünü, kooperatif genel kurulu tarafından bir inşaat firması ile görüşme ve anlaşma yapması için yetki verilirken bu yetkinin içeriğinin belirlenmesi gerektiğini, bu konuda eksik bir karar alınması halinde -somut olayda bu konuda hiçbir karar alınmadığı- yönetim kurulunun, müteahhit firma ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin genel kurulun onayına sunulması gerektiğini, genel kurulun bilgisine sunulmayan ve onaylanmayan sözleşme gereğince sonradan alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunu, TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesi uyarınca davalı kooperatifin, müvekkilinin uğradığı zararı tazmin etmesi gerektiğini, zira müvekkilinin borçlarını harfiyen yerine getirmesine rağmen davalının kötü niyetli hareket ederek kendisine verilen sözleşme yapma yetkisinin sınırlarını aşmak suretiyle hakkın açıkça kötüye kullanıldığını, ayrıca TBK'nun 77. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca da müvekkilinin zararlarının giderilmesi gerektiğini, zira akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği dükkan sahiplerine daire tahsisinin davalı kooperatif lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, davalı kooperatifin müvekkili dışındaki diğer tüm üyelerine sahip oldukları daireler ile muadil daireler tahsis ettiğini, müvekkiline ise dükkan yerine daire tahsis edilmekle davalı kooperatifin denkleştirici adalet ilkesine uygun davranmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacı kooperatif üyesine dükkan yerine daire tahsis edildiğinden bahisle oluştuğu ileri sürülen değer kaybından kaynaklı zararın tahsili istemine ilişkindir.Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/03/2018 tarih ve 2018/149 Esas 2018/101 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olup akabinde görevli mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf başvurusuna konu işbu kararın verildiği anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mimar ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 30/04/2019 tarihli raporda; öncesinde davacının kullanımında olan A3 Blok 1 nolu dükkanın 14/03/2018 olan dava tarihi itibariyle aylık 1.600,00 TL kira getirebileceği ve değerinin ise 350.000,00 TL olduğu, daha sonra kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davacıya tahsis edilen C Blok 2. normal katta bulunan dairenin ise aylık 1.250,00 TL kira getirebileceği ve değerinin 275.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.Kooperatif uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 03/07/2019 tarihli raporda; 2014 yılında tasfiye halinde bulunan ve 158 adet daire 2 adet dükkan olmak üzere toplam 160 adet bağımsız bölümden ibaret olan kooperatifin, inşaatını tamamlayıp ferdileşme işlemlerine geçmeye çalıştığı, bağımsız bölümleri üyeleri adına tahsis ederek teslim ettiği ve bu bağlamda 01.06.2014 tarihinde yapılan genel kurulda site yönetimine geçilmesine karar verildiği, 14.02.2016 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile ise bu tasfiye kararından dönülerek mevcut yapıların kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yerine yeni bina inşaatının yapılmasına ve bu hususta düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesini yapması için yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiği, bu genel kurula katılan davacının muhalefet şerhini tutanağa derc ettirmediği, davalı kooperatifin 2016, 2017 ve 2018 tarihinde yapılan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açtığı yönünde bir beyanının bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda davacının alınan karara konu işleme onay verdiği, yönetim kurulunun bu yöndeki faaliyetlerinin daha sonraki 2017 ve 2018 tarihinde yapılan genel kurullarda oy birliği ile ibra edildiği, bu nedenle davacının, davalı kooperatif genel kurulu tarafından alınan kararlarla bağlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı kooperatif ile ... Yatırım firması arasında noterde akdedilen taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre 160 adet konutun arsa sahibi kooperatife, kalan daire ve ticari ünitelerin ise tamamen yüklenici şirkete kalacağının kararlaştırıldığı, 21.08.2017 tarihinde yapılan bu sözleşmeden sonra yapılan 06.05.2018 tarihinde yapılan genel kurulda, yönetim kurulunun bu hesap dönemine ilişkin yaptığı tüm faaliyetlerinin görüşüldüğü 5 nolu karar uyarınca oy birliği ile genel kurulca ibra edilmesi neticesinde yönetim kurulunun kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve daire paylaşımlarını ihtiva eden faaliyetlerinin de davacı da dahil olmak üzere tüm üyelerce kabul edilerek onaylandığının kabul edilmesi gerektiği, davalı kooperatifin ferdileşmeye gitmeyi düşündüğü 2014 yılına kadar kooperatife kayıtlı 160 üyesinden eşit miktarda ödeme alıp almadığı, şerefiye bedeli tahsil edip etmediği, üyeler arasında gerek dükkan, gerek 3+1, gerekse 2+1 tipteki bağımsız bölümler yönünden farklı bir ödeme biçimini benimseyip benimsemediğinin mevcut dosya kapsamı ile tespit edilemediği, bu tespitin yapılabilmesi için davalı kooperatifin kuruluştan itibaren 2014 yılına kadar olan genel kurul tutanaklarının dosyaya ibraz edilmesi gerektiği, davalı kooperatif tarafından davacıdan farklı ödeme tutarlarının genel kurul kararları ile tahsil edildiğinin tespit edilmesi halinde davacının, davalı kooperatifin ana sözleşme ve 1163 sayılı Kanunun 23. maddesine aykırı uygulamaları sebebiyle genel kurul kararlarıyla fazla ödediği aidatı kooperatiften geri isteyemeyecek ise de, davacının, ödemelerine nispetle kendisine isabet eden kendi bağımsız bölüm değerine göre diğer bağımsız bölümlerde oluşan değer artışından kendisine isabet eden pay tutarında (denkleştirici adalet ilkesi gereği) tazmin talebinde bulunabileceği bildirilmiştir.Mahkemenin 14/10/2019 tarihli celsesinde, davacının diğer kooperatif üyeyerinden farklı bir ödeme yapıp yapmadığı, aidatlarının miktarının diğer kooperatif üyelerinden farklı olup olmadığı hususlarında itirazların da dikkate alındığı davalı kooperatif kayıtları, ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu amaçla dosyaya mali müşavir bilirkişinin atandığı anlaşılmıştır.Kooperatif uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 18/12/2019 tarihli raporda; mali bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve tespitlere göre davalı kooperatifin yasal defter ve belgelerini dosyaya sunmadığı, mali bilirkişi tarafından bu yönde incelemenin yapılabilmesi için kooperatifin kuruluştan itibaren tüm üye ödemelerini gösterir cari muavin defter ve belgelerini dosyaya sunması gerektiği gibi kök raporda da belirtildiği üzere davalı kooperatifin ferdileşmeye gitmeyi düşündüğü 2014 yılına kadar kooperatife kayıtlı 160 üyesinden eşit miktarda ödeme alıp almadığı, şerefiye bedeli tahsil edip etmediği, üyeler arasında gerek dükkan, gerek 3+1, gerekse 2+1 tipteki bağımsız bölümler yönünden farklı bir ödeme biçimini benimseyip benimsemediğinin mevcut dosya kapsamı ile tespit edilemediği, bu tespitin yapılabilmesi için davalı kooperatifin kuruluştan itibaren 2014 yılına kadar olan genel kurul tutanaklarının dosyaya ibraz edilmesi gerektiği bildirilmiştir.Mahkemenin 19/01/2021 tarihli celsesinde, davalı kooperatif vekiline kuruluştan itibaren 2014 yılına kadar olan genel kurul tutanaklarını ibraz etmek üzere 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş olup 15/02/2021 tarihli ara karar ile ise, dosyanın kök ve ek rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile, dosya kapsamı ve davalı kooperatif vekili tarafından 01/02/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan genel kurul tutanakları ve aidat makbuzları irdelenerek rapor tanzim edilmesine karar verilmiştir.Kooperatif uzmanı ve mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 05/04/2021 tarihli ek raporda; davalı kooperatif tarafından mahkemece istenilen tutanaklar sunulmadığı gibi davacının da ödemelerini gösterir makbuzları sunmamasının önemli bir eksiklik olduğu, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği kooperatife verilen 160 daire için (36 adedi 2+1, 118 m2; 124 adedi 3+1, 135 m2) üyelerin ödentilerinde bir fark gözetilmediği, çünkü kooperatifin inşaat için para toplamadığı, toplanan paranın kooperatifin işlevlerini sürdürebilmesi için ortaklardan eşit olarak cüzi miktarda alındığı, davacıya 135 m2'lik olan büyük dairenin tahsis edildiği, diğer 2+1 küçük daire sahiplerinin de aynı meblağı ödediği, farklı bir ödeme şekli varsa bu durumun davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, birinci inşaat sözleşmesinde mevcut dükkan konumunun, ikinci sözleşmede kaldırıldığı, bu durumda ikinci sözleşmenin genel kurul toplantısında oybirliği ile kabul edilmesi ve yönetim kuruluna sözleşme yapma yetkisi verilmesinin davacının da dükkan talebinden gönül rızası ile feragat ettiğini gösterdiği, ayrıca 2+1 ve 3+1 daireler arasında bir ödeme farkının olmadığı, 135 m2'lik büyük daire alacak olan davacının küçük olan 2+1 daire alacak ortaklarla aynı meblağları ödediği hususunun da dikkate alınması gerektiği de bildirilmiştir.Dosya kapsamından, davacının 1995 yılında kooperatife ortak olduğu ve aynı yıl A-3 Blok, giriş kat, 1 nolu dükkanın adına tahsis edildiği anlaşılmakla esasen davalının da bu hususa yönelik bir itirazı söz konusu değildir. Davalı kooperatifin 14/02/2016 tarihinde yapılan 2000-2015 arası hesap yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı karar ile, tasfiyeden dönülerek yeniden icra işlerine ve inşaat yapımının başlatılmasına; 11 numaralı karar ile ise, kentsel dönüşüm kanunu çerçevesinde mevcut binaların yıkılıp yenilerinin yapılması amacıyla inşaat şirketleri ile kat karşılığı sözleşmelerin yapılması ile ilgili kooperatif yönetimine yetki verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir. Davalı kooperatif ile yüklenici ... Yatırım A.Ş. arasında akdedilen 21/08/2017 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan paylaşıma göre, 160 adet konutun (36 adet 2+1, 124 adet 3+1) kooperatife, kalan daire ve ticari ünitelerin ise yükleniciye ait olacağı kararlaştırılmış olup arsa üzerine toplam 5 blok olmak üzere 293 adet mesken, 8 adet ofis ve işyerinden oluşan 301 bağımsız bölüm yapılacaktır. Anlaşılacağı üzere sözleşme uyarınca davalı kooperatife ticari ünite/alan (dükkan) düşmemiştir.Davacı vekili, mevcut yapıların kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak taşınmaz üzerine konut inşa edileceği ve her üyeye bir konut verileceği, bunun dışında ticari ünite (dükkan) inşa edilmeyeceği hususlarının üyeler ile yapılan toplantılarda şifahen söylendiğini, yönetim kuruluna oybirliği ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak amacıyla verilen yetkinin de sadece konut yapılmasına yönelik olduğunu ileri sürmüştür.Somut olayda, yüklenici şirket ile 21/08/2017 tarihinde akdedilen taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra davalı kooperatifin 2017 yılı hesap yılına ilişkin yapılan 06/05/2018 tarihli olağan genel kurulunda, yönetim kurulunun 2017 yılı faaliyet raporunun okunarak müzakereye açıldığı ve oybirliği ile kabul edildiği dikkate alındığında sözleşmenin okunmadığı, üyelerin bilgilendirilmediği ve paylaşımın üyelerin menfaatine olmadığı iddiaları ile bu toplantıda alınan kararlar aleyhine bir iptal davası açılmadığından davacının 2017 yılında yüklenici ile yapılan sözleşmeyi ve sözleşmede kararlaştırılan paylaşım usulünü benimsediğinin kabulü gerekir. Kaldı ki toplantı tutanağından anlaşılacağı üzere aynı toplantıda dükkana karşılık daire verildiğini ileri sürerek mağdur edildiğini beyan ettiğine göre davacının sözleşmenin içeriğinden ve paylaşım usulünden haberdar olduğu da sabittir. Ayrıca davacının, sadece konut inşa edilmesi amacıyla yönetim kuruluna yetki verildiği iddiası da ispata muhtaçtır. O halde davacının, kendisine dükkan yerine daire tahsis edildiğine ve bu nedenle zarara uğradığına yönelik iddiaları kanıtlanamadığından Mahkemece davanın reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/593 Esas, 2021/987 Karar sayılı ve 26/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/10/2025 ..