T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/12/2025 DAVANIN KONUSU:Tespit (D.İş) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP EDENİN İDDİALARINI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/12/2025 DAVANIN KONUSU:Tespit (D.İş) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP EDENİN İDDİALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili; müvekkili uzun süredir aleyhine tespit istenen ... Ltd. Şti. ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, aleyhine tespit istenen şirketlerin danışıklı işlemlerle müvekkili zarara uğrattığını, gerçekte olmayan borçlar ihdas ettiklerini ve ticari defterleri gerçeğe aykırı tuttuklarını gösterdiğini, ileride açılacak davalarda delil kaybının önlenmesi ve mevcut durumun kayıt altına alınması amacıyla işbu tespit talebi zorunluluğu doğduğunu, aleyhine tespit istenen ... Ltd. Şti. ve ... , görünürde iki ayrı tüzel kişilik olsa da, fiiliyatta tek bir ticari organizasyonun parçaları olduklarını, Yargıtay içtihatlarında ve yerleşik Asliye Ticaret Mahkemesi kararlarında şirketlerin adreslerinin aynı olması, faaliyet konularının iç içe geçmesi ve ortak hareket etmeleri "organik bağ"ın en temel göstergesi olarak kabul edildiğini, somut olayda borcun doğduğu tarihte her iki şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiğini, ürünlerin reçetesini belirleyen, hammaddeyi ithal eden, etiketleyen ve ambalajlayan ... iken; faturaları düzenleyen ve tahsilatı yapan ... olduğunu, üretim ve satış organizasyonu ... tarafından yürütülmekte, ancak mali kayıtlar ve icra takipleri ... üzerinden kurgulandığını, bu yapı, tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanıldığını ve mal kaçırma/alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket edildiğini, iki şirketin fiilen tek bir ticari organizasyon olduğunu, birbirinden bağımsız iki tacir olmadıklarını açıkça gösterdiğini, ... ’ın müvekkili aleyhine başlattığı takiplerin dayanağı olan faturalar, ... ile koordineli ve manipülatif bir sürecin ürünü olduğunu, bu organik bağın tespiti, ileride açılacak davalarda müteselsil sorumluluk ve muvazaa iddialarının ispatı için hayati önem taşıdığını, ... /... tarafından müvekkili aleyhine Serik İcra Dairesi ... E. ve Serik İcra Dairesi ... E. sayılı dosyalar ile icra takipleri başlatıldığını, ancak bu takiplerde talep edilen miktarlar, gerçek ticari ilişkiyi ve alacağı yansıtmadığını, müvekkili tarafından ... ve/veya ... ’a yapılan çok sayıda çek ödemesi, banka transferi ve nakit ödeme, karşı tarafın ticari defterlerine kasıtlı olarak işlenmediğini, müvekkili, haciz tehdidi ve baskısı altında, gerçek borcundan çok daha fazlasını ödemek zorunda bırakıldığını, ...’ın ithal ettiği az miktarda hammaddeden üzerine başka hammadeler karıştırarak çok daha fazla ürün üretmiş gibi göstererek dolandırıcılık niteliğinde işlem yaptığı resmi tespitlerle ortaya konulduğunu, piyasada satılan ürünlerle ilgili Ziraat raporları, Gübre analiz raporları, Alanya’da ele geçirilen ürünlere ilişkin resmi tespitler maddeler üzerinde gerçek hammadde–ürün oranlarının manipüle edildiğini, içeriklerine başka maddeler karıştırılarak 10 kata yakın fazla ürün elde edilmiş gibi kaydi üretim yapıldığını ortaya koyduğunu, öz konusu dolandırıcılık eylemleri hakkında taraflarınca savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını, bu nedenlerle müvekkili ile aleyhine tespit istenen ... Kimya Ltd. Şti. ve ... arasındaki ticari ilişkiye dair tüm ticari defter ve belgelerin incelenmesine, müvekkili tarafından yapılan çek, banka havalesi ve nakit ödemelerin karşı taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespitine, iki şirket (... Ltd.Şti. ve ... ) arasındaki organik bağa, adres birlikteliğine ve ticari faaliyetlerin iç içe geçtiğine dair defter ve belge üzerindeki emarelerin belirlenmesine, Serik İcra Dairesi'nin ... E. ve ... E. sayılı dosyalarına konu alacak miktarlarının ticari defterlerle uyumlu olup olmadığının ve müvekkilinin gerçek borç/alacak bakiyesinin hesaplanmasına, ... Kimya Ltd.Şti. ve ...-... arasındaki mal ve hizmet akışının, faturalaşma trafiğinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının irdelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen haller dışında delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Delil tespiti isteyen tarafın, tespit talebine konu olan karşı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar, faturalar gibi hususların HMK 400/2. maddesinde belirtildiği şekilde hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacak yahut ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacak hallerden olmadığı, bu şekilde tespit isteyenin hukuki yararın bulunmadığı anlaşıldığından delil tespit talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece delil tespiti talebi reddedilirken delillerin kaybolacağı veya ileri sürülmesinin zorlaşacağı ihtimalinin yok sayıldığını, oysa somut olayda HMK'nın 400/2. maddesinde aranan hukuki yarar koşulunun fazlasıyla mevcut olduğunu, karşı taraf şirket hakkında Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında geçici konkordato mühleti kararı verildiğini, konkordato sürecinin, şirketin mali yapısının ve kayıtlarının hassas olduğunu, mal varlığının ve ticari defterlerinin manipülasyona açık hale getirildiğini, konkordato sürecindeki şirketin ticari kayıtlarında değişiklik ihtimalinin delil tespiti için hukuki yarar oluşturduğunu, Mahkemenin bu durumu hiç değerlendirmediğini, müvekkili açısından aleyhine tespit istenilen ...'ın ve ... 'ın konkordato sürecinde olması, ticari defterlerin, e-fatura kayıtlarının ve stok envanterlerinin ileride açılacak bir istirdat davasına kadar değiştirilmesi veya gizlenmesi riskini doğurduğunu, bu riskin HMK'nın 400. maddesi uyarınca açık bir hukuki yarar olduğunu, üretimi yapan ... ile fatura kesen ... arasında organik bağ bulunduğunu, iki şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiğini, organik bağ bulunan şirketlerde defter ve belgelerin kaybolma veya değiştirme ihtimalinin delil tespitini gerektirdiğini, ticari defterlerin incelenmesinin gerçek borcun tespiti için zorunlu olduğunu, müvekkilinin yaptığı çek, havale ve nakit ödemelerin karşı tarafça defterlere işlenmediğini, müvekkilinin Serik İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında haksız ve fahiş borç tehdidi altında olduğunu, müvekkilinin açacağı istirdat veya menfi tespit davasında delil olarak dayanılacak en önemli argümanın karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıt dışı işlemleri olduğunu, konkordato sürecindeki bir şirketin defterlerinin dava açılıp tahkikat aşamasına gelene kadar güvenirliğinin koruyacağının garantisi olmadığını, bu nedenle defterlerin mevcut hali ile üzerinde oynama yapılmadan önce mali müşavir aracılığıyla incelenmesi ve kayıt altına alınmasının gerekli olduğunu, mahkemenin dava açıp orada isteğin yaklaşımının delillerin karartılması riskini müvekkilinin üzerine yüklediğini ve hak arama hürriyetini kısıtladığını, bu nedenlerle delillerin ileride değişme, yok olma veya kötüye kullanılarak gerçeğe aykırı hale getirilme ihtimalinin olasılık düzeyinde dahi olsa delil tespiti yapılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, HMK 400. vd. maddeleri uyarınca delil tespiti istemi olup, mahkemece delil tespiti isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 400-405. maddelerinde düzenlenen delil tespiti, ileride açılacak veya açılmış bir dava ile ilgili delilin bazı şartlar altında zamanında önce toplanıp güven altına alınmak üzere kabul edilen hukuki korumalardan biri olup, bunun yanında talepte hukuki yararın da bulunması ve tespiti istenen delilin de ileride kaybolma ihtimali ya da gösterilmesinin de imkansız olması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341. Maddesinde; "(1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (1) (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (1) (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1) (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir." düzenlemesi yer almıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 400. maddesi gereğince delil tespiti kararları istinafı kabil kararlardan değildir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin delil tespiti talebinin reddi kararına karşı talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341/1 ve 352/1-ç. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Delil tespiti talep eden vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1. ve 352/1-ç. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-Talep eden tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince talep halinde kendisine İADESİNE, 3-Talep edenin yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince talep edene İADESİNE, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341/1 ve 352/1-ç. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 11/02/2026 ...