T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/09/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. G…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/09/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ticari kredi ilişkisi kurulduğunu, davalı ...'in tamir amaçlı kredi kullanımı için müvekkili kooperatife başvurduğunu ve kooperatif aracılığı ve avalistliğiyle 4 yıl 6 ay vadeli olmak üzere ... Bankasından 40.000,00 TL kredi kullandığını ancak ödemelerin vadesinde yapılmaması sebebiyle davaya konu Antalya 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasının açıldığını, davalının herhangi bir borcunun olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, sözleşme ve muhasebe kayıtları incelendiğinde kredinin vadesinde ödenmediğini ve davalı ...'in borçlu olduğunun tespit edileceğini, diğer davalı ... ...'nın ise asıl borçlunun araçlarındaki rehinlerin kaldırıldığından bahisle borca itiraz etmişse de kefalet ve rehin sözleşmelerinin farklı olduğunu, rehinlerin kaldırılmasının kefalet ilişkisini etkilemediğini, kefaleti uyarınca sorumluluğunun devam ettiğini belirtilerek davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili; TBK 586/1 hükmü uyarınca alacaklının asıl borçluya başvurmadan önce müteselsil kefili takip hakkının tanınmasına bazı koşulların gerçekleşmesine bağlandığını, buna göre öncelikle asıl borçlunun ifade gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalmasının gerektiğini, alacağın taşınır rehiniyle güvence altına alınması halinde bu durumda taşınmaz rehininden farklı olarak rehinin paraya çevrilmesi yoluna gitmeden önce kefile başvurulamayacağını, asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğü ve vade geciktiği için yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığını gösterir herhangi bir belgenin delil olarak sunulmadığını, davacı kooperatif tarafından diğer davalı ve asıl borçlu ...'in araçları üzerine rehin tesis edilerek alacağın teminat altına alınmasıyla müvekkilinin kefaleti kabul etmesinin sebebi olduğunu, davalıya ait araçlar üzerine konulan ve sonradan kaldırılan rehinlerin araştırılmasını talep ettiklerini belirtilerek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; cevap dilekçesi sunmamış, yazılı ve sözlü beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...davalı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede: Dava dışı ... Bankası ile davalı Kooperatifin ... numaralı ortağı davalı ... arasında bila tarih 40.000,00 TL. limitli çerçeve kredi sözleşmesinin devamında düzenlenen kefalet sözleşmesine davacı kooperatif ve diğer davalı ... ...'nın 40.000,00 TL limitle müteselsil kefil oldukları, sözleşme yanı sıra, kefalet sözleşmesinde tarih yazılı olmadığı, davalı ... ...'nın kefalete rıza gösteren beyanı altında ise 12.12.2012 tarih, eş adı soyadı ve imzasının yer aldığı, davalı ... ...'nın 12.12.2012 tarihli olarak imzaladığı taahhütnamede ise bankadan alınan kredinin kooperatif tarafından kısmen veya tamamen bankaya ödenmesi durumunda kooperatifin tarafına rücu edebileceği, bankaya ödeme yapıldığı tarih itibariyle kooperatifçe hesaplanacak gecikme faizi ve ayrıca yasal takip yapılmış ise takip masrafları ile birlikte kooperatife ödeyeceği kabul ve taahhüt edilmektedir. 6098 sayılı TBK 583: “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” Düzenlemesi ile kanun koyucu kefalet sözleşmelerinde nitelikli yazılı şekil şartı öngörmüştür. Kefalet sözleşmeleri TBK 583’de anılan şekliyle düzenlenmedikçe hüküm ve sonuç doğurmaz. Taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinde davalı ... ...'nın el yazısıyla tarih konulmaması sebebiyle kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 583.maddesinde belirtilen şekil şartına uymadığı ve kefaletin geçersiz olduğu anlaşıldığından bu davalıya açılan davanın reddi gerekmiştir. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede: Tüm dosya kapsamı ve esasa alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirilidğinde; dava dışı banka tarafından davalı ...'e çerçeve kredi sözleşmesine dayalı olarak 14.12.2012 tarihinde 13.000 25.000 — 38.000,00 TL. anapara üzerinden iki ayrı dilim halinde 14.03.2013 vade tarihinden başlamak üzere altı aylık vadelerde 8 adet 1.625 4 3.125 — 4.750,00 TL. anapara taksitleri halinde geri ödemeli, yıllık 7,80 akdi faizli olarak ... ve ... numaralı işletme kredilerinin açıldığı ve kullandırıldığı, davaya konu icra takibine konu edilen aşağıda tabloda gösterilen muaccel taksit tutarlarının davalı kredi lehtarı tarafından ödenmemesi üzerine taksit vadelerinde aynı zamanda kredinin müteselsil kefili olan davacı kooperatif tarafınca karşılanmış olduğu, davalı ...'in kullandığı kredilerden taksit vadesi gelenler ve bir adet vadesi gelmeyen vadesi gelmeyen dahil 8 adet anapara taksitlerinden oluşan toplam 19.000,00 TL. tutarın dava dışı banka tarafından her bir taksitin vade tarihi itibariyle işleyen akdi faizi ve taksit gecikme faizi ve masraf dahil kredinin müteselsil kefili sıfatını taşıyan davacı kooperatiften tahsil edildiği ve böylece tahsilat tarihleri itibariyle toplam 20.617,60 TL'nin kooperatif kaynağından karşılanmış olduğu, davacı kooperatifin ise bu tutarı kredi asıl borçlusu davalı ...'e rücu etme hakkının doğduğu hususları mahkememizce sabit görüldüğünden bilirkişi raporundaki miktar üzerinden davalı ...' a yöneltilen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve alacağın likit oluşu nazara alınarak davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm" tesis edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 06/03/2025 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile, davalı ... vekili tarafından 09/09/2021 tarihli süre tutum dilekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile nispi istinaf karar harcının yatırılmadığı anlaşıldığından mahkemece, HMK'nın 344. maddesi gereğince, davalı ... vekiline muhtıra çıkarılarak eksik istinaf başvuru harcını ve istinaf karar harcını yatırması için 1 hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içinde eksik istinaf harçları tamamlanmaz ise istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 16/05/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ek kararı ile; davalının verilen kesin süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve nispi istinaf karar harcını yatırmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili 28/10/2021 tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuş, 21/01/2022 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müvekkili ... yönünden reddine karar verildiğini ancak kötü niyet tazminatı talep edilmiş olmasına rağmen bu talepleri hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar tesis edilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı davalı ... yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı vekilinin dosyaya sunduğu vekaletnamesi incelendiğinde, davadan ve kanun yollarından feragat etme yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; -HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, TBK'nun 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilememesine, dolayısıyla davalı ... lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK 349/2. maddesi uyarınca İSTİNAFTAN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davacının istinaf başvurusu feragat nedeniyle reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 4-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 411,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 203,61 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacı ve davalı ...'ya İADESİNE, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı ve davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/12/2025 ...