T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1123 KARAR NO : 2025/2244 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/465 KARAR NO : 2024/50 DAVA TARİHİ : 24/05/2022 KARAR TARİHİ : 19/01/2024 DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkeme…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1123 KARAR NO : 2025/2244 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/465 KARAR NO : 2024/50 DAVA TARİHİ : 24/05/2022 KARAR TARİHİ : 19/01/2024 DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 Tarih ve 2022/465 Esas 2024/50 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıllık elektrik satış sözleşmesinin imzalandığını ve yine bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak “aktif elektrik enerji birim fiyatı, ödeme vadesi, dengesizlik” ve diğer konuların yer aldığı aynı tarihli ek protokolün imzalandığını, ek protokolün 1. maddesine göre elektrik birim fiyatının “0,488 TL” olduğunu, 4. maddesine göre sabit birim bedelin sözleşme süresince değişmeyeceğini ve aynı kalacağını, davalının sözleşme süresince davacıya sabit fiyattan elektrik tedarik etmeyi yüklenmesine rağmen 02/08/2021 tarihinde davacının kep adresine gönderdiği yazı ile “01/07/2021 tarihi itibariyle 0,488 olan elektrik birim fiyatının 0,597218 olarak değiştirileceği, bu fiyat revizyonunun kabul edilmemesi halinde 03/08/2021 tarihine kadar sözleşmenin sonlandırılabileceği” hususunu bildirdiğini; davalı ile 09/08/2021 tarihinde ek protokolün imzalandığını, bu ek protokolde “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” hükmünün bulunduğunu, davalının bu itirazi kaydı kabul ederek 01/07/2021 tarihinden sözleşme süresinin sonu olan 31/12/2021 tarihine kadar davacıya farklı tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmeye devam ettiğini, sözleşmenin süresi sona erdikten sonra davacının, davalıya İzmir 8. Noterliği’nden gönderdiği 02/02/2022 tarihli 1153 yevmiye numaralı ihtarname ile 04/12/2020 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ek protokolle belirlenen sabit elektrik birim fiyatı ile 09/08/2021 tarihinde imzalanan ek protokol ile belirlenen revize elektrik fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan, fazladan ödenen 1.861.821,19 TL’nin banka hesabına iade edilmesini ihtar ettiğini, davalının bu ihtarnameye Kadıköy 32. Noterliği’nden gönderdiği 09/02/2022 tarihli 3532 yevmiye numaralı cevabi ihtarnameyle itiraz ederek fazla ödenen satış bedellerini iade etmediğini, davalının bu cevabi ihtarnamesinde “sözleşmede var olduğu iddia edilen itirazi kaydın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunun, itirazi kayda dayanarak sözleşme imza tarihinden sonraki aylara ilişkin istekte bulunulmasının mümkün olmadığını, yeni imzalanmış olan protokole dayalı olarak düzenlenen faturalara süresinde itiraz edilmediğini ve ödenmiş olmasının fiyat farkının kabul edildiği anlamına geldiğini” ileri sürdüğünü, davalının 01/07/2021 tarihine kadar 04/12/2020 tarihli sözleşme hükümlerine göre davacıya sabit fiyattan elektrik tedarik ettiğini, davalının 09/08/2021 tarihinde 01/07/2021 tarihinden itibaren sabit elektrik birim fiyatını değiştireceğini bildirmesi nedeniyle davacının 04/12/2020 tarihli sözleşmedeki sabit fiyattan kaynaklı haklarını saklı tutarak ödeme yaptığını, davalının itirazi kaydın 09/08/2021 tarihine kadar doğmuş olan haklara ilişkin olacağına ilişkin beyanının tutarlı olmadığını, 09/08/2021 tarihli ek protokoldeki itirazi kaydın açık olduğunu, itirazi kayıt iradesinin varlığının sözleşme hükümleri içinde saptandığını, davacının 09/08/2021 tarihinden sonra düzenlenen her elektrik faturasını öderken itirazi kayıt bildirmesine gerek bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL fazla ödenen elektrik satış bedelinin fazla ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava 10.000,00 TL dava değeri üzerinden harcı yatırılmak suretiyle açılmıştır. Davacı vekili 23/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.861.821,19 TL’nin 02/02/2022 tarihli ihtarnameyle davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; elektrik piyasası koşullarının taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenmesinden sonra hızla değiştiğini ve elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle arttığını, buna bağlı olarak davalının elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesinin üretici firma tarafından erken feshedildiğini, bu durum karşısında sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedarik etmenin imkansız hale geldiğini, buna rağmen davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediğini ve fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaparak bu durumu davacıya bildirdiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmemesinin de ötesinde 09/08/2021 tarihinde davalı ile yeni bir protokolün imzalandığını, her ne kadar davacı tarafça bu protokolün itirazi kayıtla imzalandığı belirtilmiş ise de itirazi kaydın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunu, yeni bir sözleşmenin şartlar üzerinde anlaşılması halinde imzalanacağını, aksi halde sözleşmenin kurulmayacağını, tacir olan davacının özgür iradesi ile protokol imzaladığını, bu aşamadan sonra itirazi kayda dayanarak bu tarihten sonraki aylara ilişkin istekte bulunması mümkün olmadığı gibi hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğunu, kaldı ki davacının yeni protokole dayalı olarak düzenlenen faturalara süresinde itiraz etmeyerek ödeme yaptığını, zaten yeni protokol imzalanmasının yeni fiyat farkının kabulü anlamına geldiğini, davacı ile 09/08/2021 tarihinde yeni bir ek protokol imzalanarak fiyat belirlenmesinin sebebinin tüm elektrik piyasasında yaşanan öngörülemeyen sorunlar ve davalının tedarikçileri ile olan anlaşmalarının bu tedarikçiler tarafından sonlandırılması ve davalının maliyetlerinin yaklaşık 3 kat artması olduğunu, davalıya bu durumun açıklandığını, sunulabilen en iyi fiyatın sunulduğunu ve bu doğrultuda yeni bir fiyatta mutabık kalındığını, davacıya 09/08/2021 tarihi öncesinde yansıtılmış bir fiyat farkının bulunmadığını, güncellemeye sebep olan hususların tüm ülkeyi hatta dünyayı etkileyen hususlar olduğunu, bu kapsamda bir değişimin, üretici şirketlerden alım yapılamamasının hiçbir tacir tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığını, TBK’nın 138. madde hükmünün açık olduğunu, yasanın davalıya fesih hakkını vermesine rağmen davalının ahde vefa ilkesine uygun olarak iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde yeni bir fiyatlandırma modeline geçilmesi hususunda bildirim yaptığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 15/01/2014 tarihli 2013/11750 Esas ve 2014/1317 Karar sayılı kararında “Japon Yeni’ndeki artışın davacı bakımından beklenmeyen hal oluşturduğu, öngörülebilir olmadığı, sözleşmenin kuruluşu sırasında varolan dengenin davacı aleyhine bozulduğu” hususunun kabul edildiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davalı tarafın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davaya konu tüm alacak yönünden İzmir 8. Noterliği'nden gönderilen 02/02/2022 tarihli 1153 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temerrüte düşürülmüş olduğundan ve temerrüt tarihi de tebliğ tarihine ihtarname ile verilen 7 günlük sürenin eklenmesi ile 15/02/2022 olarak belirlendiğinden, kabul edilen alacağa bu tarihten itibaren ticari faiz yürütülmüştür. Davanın kabulü ile; 1.861.821,19 TL'nin 15/02/2022 temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; - revizyon nedeni ile sözleşmenin sonlandırılması hakkı davacıya tanınsa da mücbir sebep meydana gelmediği ve aşırı ifa güçlüğü olmadığı dolayısıyla davacının fazlaya ilişkin hakları tazmin talebi mahkemece haklı bulunduğunu, mahkemenin bu kararı hatalı olup kaldırılması gerektiğini, -Sözleşme ile mücbir sebep hali düzenlendiği gibi, şirketin ticaretini sürdürebilmek adına aldığı bu karara istinaden davacı yana bildirimi yaptığını, -davacı yana işbu bildirim ile sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanındığını, "revizyon nedeniyle sözleşmenin sonlandırabileceği" ifadesi yer aldığını, davacı ödemelerini herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın ödemeye devam ettirdiğini, basiretli tacir yükümlülükleri gereği davacının ihtirazi kayıt koyması, sözleşmeyi sona erdirmesi yollarından birine başvurması gerektiğini, - şirket mecbur kaldığı bu revizyonu gündeme getirirken herhangi bir şekilde cezai şart, sözleşmeden dönme vs herhangi bir hususu değerlendirmediğini, - şirketin iddialarının tekrar gözden geçirilip sözleşmeyi ayakta tutmak için gösterilen çabanın yeterli olduğunu, aksi ihtimalde şirketin ticari hayatını sürdürmek için gösterdiği çabanın sonucunda uğradığı hak kaybı söz konusu olacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava; ticari alım satım sözleşmesi kapsamında fazla yapıldığı ileri sürülen ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında tanzim edile elektrik satış sözleşmesi(abone grubu sanayi) imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı tarafından davacıya elektrik tedarik edilmesi kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflarca imzalanan 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesinden ve 09/08/2021 tarihli ek protokolden kaynaklanan ticari satım sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından davacıdan tahsil edilen elektrik bedelinin sözleşme ve mevzuata uygun olarak tahsil edilip edilmediği, sözleşme ve mevzuata uygun olarak tahsil edilmiş olsa dahi bu durumu dürüstlük kuralı ve genel işlem koşullarına aykırılık tespit edip etmediği, davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, iadesinin gerekiyor ise iade edilmesi gereken miktarın ne olduğu, hangi tarihten itibaren, hangi faiz uygulanmak suretiyle ödeneceği” konularına ilişkindir. Davacı ve davalı arasında 04/12/2021 tarihli elektrik satış sözleşmesi incelendiğinde; elektrik enerjisini tedarik edenin davalı şirket, elektrik enerjisini tüketenin (müşterinin) davacı şirket olduğu; sözleşmenin konusunun “dağıtım ya da iletim hatları aracılığıyla davacı müşterinin tüketim noktasında tüketeceği elektrik enerjisinin satışı ve ilgili işlemlere ilişkin koşulların düzenlenmesi” olduğu, bu sözleşmenin “fiyat oluşumu” başlıklı 3. maddesinde; “tercih edilen aktif elektrik enerjisi birim fiyatının sözleşme süresi boyunca sabit olacağı, herhangi bir nedenle artış yapılmayacağı” hususunun düzenlendiği, sözleşme süresinin 1. maddede “elektrik tedarikinin başladığı tarihte 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe gireceği ve bir yıl süreyle geçerli olacağı” şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 04/02/2021 tarihli ek protokol incelendiğinde; “bu protokolün 04/12/2021 tarihinde imzalanmış elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu” hususunun belirtildiği, ek protokolde aktif elektrik enerjisi birim fiyatının 0,488 TL olarak kararlaştırıldığı; 3. maddesinde; “Sabit birim bedel sözleşme boyunca değişmeyecek ve aynı kalacaktır. Tedarikçi tarafından sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda sözleşmenin sabit fiyattan kaynaklı sona erdirilmesi halinde tedarikçi müşteri sayaçlarının tabi olduğu, ulusal tarife aktif enerji bedeli ile sözleşme sabit birim bedeli arasında oluşan fark bedelini ödemekle yükümlü olacaktır. Bu bedel sözleşme fesih tarihi ile sözleşme sona erme tarihi arasındaki tüm ayları kapsayacaktır” dendiği görülmüştür. Davalı, davacıya KEP’ten gönderdiği 02/08/2021 tarihli yazı ile; içinde bulunulan pandeminin enerji piyasalarında yarattığı etki ve 2021 yılının ülkemizde yağışsız geçmesi nedeni ile elektrik piyasasının üretim açısından bir yara aldığını, bu doğrultuda yaşanan arz probleminin elektrik fiyatlarına doğrudan yansıdığını, geçtiğimiz günlerde tarifeye yansıyan % 15 zammın yanı sıra elektrik üretiminde yaşanan problemler nedeniyle önümüzdeki 3 ayda Teiaş tarafından elektrik kesintilerinin planlandığını, bu doğrultuda sabit fiyatlı elektrik tedarik edilen üretici firmalardan bazılarının tedarik fiyatlarının revize edildiğini, bazılarının ise kontratlarının feshedildiğini, bu sebeple tedarik zincirinde aksamalar yaşandığını, bu aşırı maliyet artışlarına rağmen ahde vefa ilkesi çerçevesinde anlaşma ve protokoller altındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için çaba sarf edildiğini, bu durumdan kaynaklanan maliyet artışlarının karşılanmasının mümkün olmadığını; 01/07/2021 tarihi itibariyle sabit fiyatlı uygulanan aktif enerji bedelinin tabloda belirtildiği şekilde iskonto oranı ile revize edileceğini, bu fiyat revizyonunun kabul edilmemesi halinde 01/08/2021 tarihine kadar sözleşmenin sonlandırılabileceğini, bu tarihe kadar anılan sebeplerle sözleşmenin sonlandırılması halinde herhangi bir cezai bedel yansıtılmayacağını bildirmiştir. Yazı altındaki tabloda “eski fiyatın 0,488 TL, 1. opsiyon revize iskonto oranının % 6, 2. opsiyon revize Pf-Marj oranının % 1,5 ve opsiyon sonrası fiyatın 0,597218” olarak gösterildiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 09/08/2021 tarihli ek protokol incelendiğinde; tedarik başlangıç tarihinin 01/07/2021, tedarik bitiş tarihinin 31/12/2021 olduğu, bu ek protokolün taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği; son bölümünde “” ifadesine yer verildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalıya İzmir 8. Noterliğinden gönderilen 02/02/2022 tarihli 1153 yevmiye numaralı ihtarnamede; “...müvekkil firmalar ile 04.12.2020 tarihinde Elektrik Satış sözleşmesi ve bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan ek protokol imzalandığı, ek protokolde sabit birim bedel sözleşme boyunca değişmeyecek ve aynı kalacaktır hükmünün bulunduğu, buna rağmen elektrik piyasası koşullarının değişmesi ve maliyetlerin artması gerekçeleri ile elektrik fiyatlarında güncelleme yapılmasını talep etmeniz üzerine 09.08.2021 tarihinde ek protokol imzalandığı, imzalanan protokolde, “04.12.2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” hükmü bulunduğu, 04.12.2020 tarihli elektrik satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası olan ek protokoller gereğince belirlenen sabit elektrik fiyatı ile 09.08.2021 tarihinde imzalanan ek protokoller ile belirlenen revize elektrik fiyatları arasındaki farktan kaynaklanan müvekkil ... A.Ş. firmasının 2021 yılı için fazladan ödediği tutar 1.861.821.19 TL’nin tarafınıza tebliğinden itibaren 7 gün içinde .... hesabına yatırılması…” dendiği görülmüştür. İhtarname e-tebligat yolu ile davalıya 08/02/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtarnameye karşılık davalı, davacıya Kadıköy 32. Noterliğinden gönderdiği 09/02/2022 tarihli 3535 yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile; “…muhatabın sözleşmede var olduğunu iddia ettiği ihtirazi kayıt, o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkindir. Muhatabın bu ihtirazi kayda dayanarak sözleşme imza tarihinden sonraki aylara ilişkin talepte bulunması mümkün değildir. Muhatabın, yeni imzalanmış olan protokole istinaden düzenlenmiş faturalara süresinde itiraz etmemiş ve ödemiş olması da, kendilerinin bu fiyat farkını kabul ettiği anlamına gelmektedir. Türk Medeni Kanunu madde 2'de yer alan objektif iyi niyet kuralı gereği, her zarara uğrayanın, zararını en aza indirmek için azami gayret gösterme mecburiyeti vardır. Mevcut durumda, eğer muhataplar ödemeye devam ettikleri sözleşme bedelleri için zarara uğradıklarını düşünüyorlarsa, herhangi bir harekette bulunmayıp zarara uğramaya devam etmeyi göze almaları kabul edilemez. Muhataplara sunulmuş olan yeni fiyatlardan daha düşük bir fiyatı piyasadan bulmaya çalışmaları gerekirdi. Bulamıyorlarsa, zaten müvekkilin sunduğu fiyat kendileri için en düşük fiyat olacak ve bu sebeple zarar etmeyeceklerdi. Yok daha düşük bir fiyat bulabiliyorlarsa, o zaman müvekkile dönüp, buldukları bu fiyat ile müvekkilin satış fiyatı arasındaki farkı talep edebilirlerdi... Muhataplar ile 09/08/2021 tarihinde yeni bir ek protokol imzalanarak fiyat belirlenmesinin sebebi, tüm elektrik piyasasında yaşanan öngörülemeyen sorunlar ve şirketimizin tedarikçileri ile olan anlaşmalarının, bu tedarikçiler tarafından sonlandırılması ve şirketimiz maliyetlerinin yaklaşık 3 kat artmasıdır. Muhataba bu durum izah edilmiş, sunulabilen en iyi fiyat sunulmuş ve bu doğrultuda yeni bir fiyatta mutabık kalınmıştır. Muhataba 09/08/2021 tarihi öncesinde yansıtılmış bir fiyat farkı da bulunmamaktadır… İlgili bedellere itiraz ettiğimizi tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla bildiririz.” şeklinde cevap vermiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı İfa Güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde;“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından ise de, "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esastır. Sözleşmeye müdahale istisnai bir kurum olup, bu kurumun uygulanması anılan maddede belirtilen koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; Taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde abone grubu sanayi olmak üzere elektrik satış sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı tarafından davacıya elektrik tedarik edilmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmede satışı gerçekleştirilecek elektiğin birim fiyatının “0,488 TL” olduğu kararlaştırılmıştır. Yine; 4. maddesinde “sabit birim bedelin sözleşme süresince değişmeyeceği ve aynı kalacağı” hükme bağlanmıştır. Sözleşme 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak 1 yıllığına düzenlenmiştir. Sözleşmenin devamı sırasında davalı şirket davacıya gönderdiği 02/08/2021 tarihli yazı ile elektrik fiyat artışlarını gerekçe göstererek birim fiyatı 01/07/2021 tarihinden itibaren 0,597218 olarak revize ettiklerini bildirmiştir. Bu tarihten sonra ise taraflar arasında elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak belirtilen 09/08/2021 tarihli ek protokol imzalanmış ve bu ek protokol ile 0,597218 birim fiyat üzerinden tedarik başlangıç tarihi "01/07/2021", bitiş tarihi "31/12/2021" olarak kararlaştırılmıştır. Davacı şirket ek protokolü “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” şerhi ile imzalamıştır. Benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı tarafça 01/01/2021- 30/06/2021 tarihleri arasında sözleşmede belirtilen 0,488 TL birim fiyat uygulanmış, 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası dönem için EPDK tarafından belirlenen ulusal tarife birim fiyatı olan 0,635338 TL üzerinden % 6 indirim yapılmak suretiyle bulunan 0,5972 TL birim fiyatı ile 01/07/2021- 31/10/2021 tarihleri arası dönem faturaları düzenlenmiş, 01/11/2021- 31/12/2021 tarihleri arasındaki dönem için ise ulusal tarifede bir değişiklik olmamasına rağmen Kasım ve Aralık aylarında daha yüksek birim fiyatları ile tahakkuk yapılmıştır. Sabit fiyattan kaynaklanan fazla ödenen aktif enerji bedeli 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası için bir yıl boyunca sabit sözleşme fiyatının değişmemesi halinde 1.861.821,19 TL olarak ve sanayi ulusal tarifesinden % 6 indirim yapılması halinde ise, toplam 1.092.209,91 TL olarak belirlenmiştir. Taraflar tacir olup, düzenledikleri sözleşme de bir özel hukuk sözleşmesidir. Tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ek protokolün 1. maddesinde elektrik enerjisi birim satış fiyatı “0,488 TL” olarak belirlenmiş ve sözleşme süresi boyunca sabit kalacağı taraflarca kabul edilmiştir. Bu çerçevede davalı şirketin, elektrik enerji birim satış fiyatını sözleşmenin bitimine kadar bu miktar üzerinden uygulaması gerekmektedir. Nitekim; davacı, davalı ile imzaladığı 09/08/2021 tarihli ek protokolde 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki fark nedeniyle yasal yollara başvuru haklarını saklı tutmuştur. Her ne kadar, davalı tarafça davacıya gönderilen yazıda "revizyon nedeniyle sözleşmenin sonlandırılabileceği" bildirilmiş diğer bir anlatımla davacıya revizyon nedeniyle sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanınmış ise de; sözleşmenin, süre sonuna kadar ayakta kalacağına ve sözleşmede belirtilen koşullarda devam edeceğine güvenen ve en başında sözleşme kurulurken bu niyetle hareket eden davacıdan sözleşmeyi sonlandırması beklenemeyecektir. Aksi durum davacının başka bir firma ile farklı bir fiyat üzerinden elektrik tedarik sözleşmesi imzalamak zorunda kalması gibi bir sonucu doğuracak ve zarara uğramasına sebebiyet verebilecektir. Eldeki davada her iki taraftan beklenenin basiretli birer tacir olarak sözleşmeye uygun davranmalarıdır. Diğer yandan, davalı tarafın ileri sürdüğü mücbir sebepler sözleşmenin 7. maddesinde sayılan mücbir sebep halleri arasında yer almamaktadır. Mücbir sebep olarak ileri sürülen değişen şartlar öngörülebilir, olağan ve hesaba katılabilir niteliktedir. 04/02/2021 tarihinde düzenlenen ek protokol tarihinde pandeminin zaten mevcut olup, 0,488 birim fiyatının pandemiye rağmen kararlaştırılmış olması nedeniyle pandemi mazereti kabul edilemeyecektir. Davalı tarafça 02/08/2021 tarihli yazıda “2021 yılının yağışsız geçmesi, bu doğrultuda yaşanan arz probleminin elektrik fiyatlarına doğrudan yansıması, tarifeye yansıyan % 15 zam, elektrik üretiminde yaşanan problemler nedeniyle önümüzdeki 3 ayda TEİAŞ tarafından elektrik kesintilerinin planlanması” şeklinde ileri sürülen sebeplerden tarifeye yansıyan zam öngörülemeyen bir sebep olmayıp, diğer ileri sürülen sebepler ise muğlak sebeplerdir. Dolayısıyla yukarıda dairemizce belirtildiği üzere somut olayda TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü hali söz konusu değildir.Yarg. 3HD. Esas: 2024/3344-Karar : 2025/2187 kararı da bu yöndedir. Bu çerçevede de, sözleşmenin davalı tarafça ihlal edilmesi, mücbir sebebin bulunmaması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun138. Maddesinde düzenlenen asşırı ifa güçlünün de somut olayda bulunmaması, davacı şirket tarafından ek protokollde “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz' şeklinde şerh konulması dikkate alındığında davacının fark alacağa hak kazandığı anlaşıldığından davanın kabulüne dair yerel mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaıştır. Bununla birlikte; Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/1. maddeleri uyarınca muaccel bir borcun alacaklısı tarafından bir ihtarname ile temerrüde düşürülmeyen borçludan faiz istenemez. Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesi zorunludur. Bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnameler borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemez. Yargıtay 15. HD.'nin 2014/7125 E., 2015/2786 K. Sayılı kararı da aynı doğrultudadır.Davalı tarafın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davaya konu tüm alacak yönünden İzmir 8. Noterliği'nden gönderilen 02/02/2022 tarihli 1153 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temerrüte düşürülmüş olduğundan ve temerrüt tarihi de tebliğ tarihine ihtarname ile verilen 7 günlük sürenin eklenmesi ile 15/02/2022 olarak belirlendiğinden, kabul edilen alacağa bu tarihten itibaren ticari faiz yürülmesi gerekmekle kararı bu haliyle usul ve yasaya uygun olduğundan davalı tarafça bildirilen tüm istinaf taleplerinin HMK 353-1-b-1 maddesi uyarınca reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 Tarih ve 2022/465 Esas 2024/50 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından alınması gereken 127.181,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan toplam 31.795,25 TL'nin mahsubu ile kalan 95.385,75 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere olmak üzere 05/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.