TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/04/2025 NUMARASI : 2023/838 Esas, 2025/216 Karar BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2022/59 ESAS 2022/48 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/01/2022 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1020 KARAR NO : 2026/328 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/04/2025 NUMARASI : 2023/838 Esas, 2025/216 Karar BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2022/59 ESAS 2022/48 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/01/2022 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl ve birleşen davalar, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup, davanın kabulüne yönelik mahkeme kararı asıl ve birleşen davanın davalısı tarafından istinaf edilmiştir. Asıl davada davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında Halkalı'da ...konutları işinin mekanik tesisatlarının yapımı hakkında sözleşme imzalandığını, sözleşme öncesinde mevcut proje ve keşif özetlerinin uygulama için yetersiz olduğu ve diğer bloklar için keşif dahi olmadığı, işe bu şekilde başlanılacağı ve eksiklerin zamanla giderileceği şeklinde kendilerine cevap verildiğini, firmalarının öngörülen çalışma süresini, iş programı ve keşifte yer alan imalatların bütünü değerlendirilerek işveren tarafından hazırlanmış teklif formatının tamamına fiyat verildiğini, davalının kendisine ait edimleri sözleşmede yazılı şekilde ifa etmediğini, hakedişlerin sözleşmede yazılı 15 günlük süre içinde onaylanmadığını, ödemeleri 15 gün içinde yapması gerekirken bu tarihten 3 veya 4 ay sonra yaptığını, son 4 veya 5 aylık süre içinde kendi onayı sonunda kesmiş oldukları faturaların eksik ödendiğini, şirketin ortalama 550.000-TL ile 1.155.000-TL arasında alacaklı bırakdığını ve temerrüde düştüğünü, cari hesaptan kalan borcunu 05.03.2013 tarihinden beri ödemediğini, 21 ve 22 nolu hakedişler için fatura kestirmediğini, kesin hesabı onaylayıp ödemesini yapmadığını, firmanın bu nelerlerle ekonomik yönden güç duruma düşmesine ve sonunda iflas etmesine sebep olduklarını, ifa sürecini yaşadıktan sonra vakıf olabilecekleri sonuçların sözleşmenin yasal uygunluğunun olmadığı, tarafların edimleri arasında büyük oransızlık mevcut olduğu, sözleşme metninden çıkarılması ve ilave edilmesi gereken hükümler bulunduğu, bu sorunların çözümü için tarafların bir araya gelerek karar veremeyeceklerini, konunun mahkeme tarafından çözülebileceğini, işveren tarafının projeler, kapsam, tarafların karşılıklı sorumlulukları, metod, saha şartları, doğru şekilde anlatmadığı ve yanıldıklarını, taraflar arasında edimler yönünden uygun bir orantı bulunmadığını, ... tarafının aşırı yararlanma halinin mevcut olduğunu, yanlış irade beyanı ile kurulmuş olan sözleşmenin ... tarafına, gerçekte üstlenmek istendiğinden daha fazla edim yüklendiğini, davalı tarafın edimlerinin ise gereğinden eksik olduğunu, ... firması bakımından hata, hile ve ikrah nedenleri, aşırı ifa güçlüğü ve yanılma halinin mevcut bulunduğunun karara bağlamasını, sözleşme bütünü içerisinde yer almayan ve son anda emrivaki sureti ile yanılmaya sebebiyet verilerek imzalatılmış olan, şahsen ve müteselsil şekilde sorumlu olacakları taahhüdü ile itiraz etme ve haklarının savunma imkanının peşinen ortadan kaldırılmış olduğuna ve bu nedenle dahi sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verilmesini, sözleşmenin Borçlar Kanununun 1, 20, 21, 25, 28, 30, 31/5, 39 ve 138. maddelerinin Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine ve Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı olduğuna karar verilmesini, sözleşme şartlarını ve tarafların yükümlülüklerini yeniden tespit edilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında müvekkil şirketin yapmış olduğu İstanbul...işlerini yapması için 01/02/2011 tarihli sözleşme akdedildiğini, imza altına alınan sözleşmenin hiçbir şekilde baskı veya hile ile imzalatılmadığını, sözleşmenin taraflarının tacir olduğunu, tacirin Türk Ticaret Kanunu'na göre basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu, davacı tarafın kendi arzusu ve talebiyle müvekkili şirkete vermiş olduğu talep ile müvekkil şirketin yapmış olduğu projede mekanik işleri yapmak istediği, bu teklifin müvekkil şirketçe incelenerek değerlendirildiğini ve davacı tarafla sözleşme akdedildiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafın taraf ehliyeti olmadığından öncelikle davanın usulden reddini, olmadığı taktirde gerçeğe aykırı beyanlara dayanılarak açıldığını ve davacı tarafın müvekkil şirketten alacağının olmadığını ve aksine davacı tarafın müvekkili şirkete borçlu olduğunu ancak taraflar arasında kesin hakediş yapılamaması nedeniyle cari hesaplarda borçlu görünmediğini, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, "... Ltd Şti'nin İstanbul Anadolu 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1418 E sayılı, 19/11/2014 günlü kararı ile iflasına karar verildiği, iflas tasfiye işlemlerinin İstanbul Anadolu 3 İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası üzerinden devam ettirildiği, mahkememizde görülmekte olan davanın takibi açısından müflis şirketi temsil etmek üzere müflis şirket yetkilisi ...'na 16/03/2016 tarihinde yetki verildiği, İİK 184 maddesi iflasın açılması ile birlikte müflis borçlunun haczedilebilen tüm malları hak ve alacaklarının iflas masasına dahil olacağı, iflasın açılması ile müflis borçlunun iflas masasına dahil olan hak ve alacakları ile malları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıntıya uğrayacağı ve alacaklarına karşı hükümsüz olacağı, iflas açıldıktan sonra masaya giren tüm mal hak ve alacaklara ilişkin dava açılması ve açılmış davanın takibinin iflas idaresine ait olduğu, bu durumun İİK'nun 194. Maddesi ile düzenlendiği ve kamu düzeninden olduğu, mahkemece doğrudan gözetilmesi gerektiği, iflas idaresinin tasfiye işlemlerinin yürütmekle ödevli olduğu ve yasal temsile yetkili olması sebebiyle İİK 194. Maddesi uyarınca müflisin davacı veya davalı olduğu hukuk davalarını araştırmak ve davaları takip etmek görevinin iflas idaresine ait olduğu, iflas dairesi tarafından davanın takibi için bizzat müflis şirket yetkilisine yetki verildiği, iflas dairesinin müflise davayı yürütme yetkisini vermesinin doğru olmadığı, masayla ilgili davalar hakkında takip yetkisinin iflas idaresine ait olduğu ve müfilisin dava ile ilgili tasarruf yetkisi bulunmadığı ancak İİK'nun 245 maddesi gereğince alacaklı yada alacaklılara çekişmeli hakkın ve dolayısıyla davaların takibi yetkisinin devredilebileceği (Yargıtay 15 HD'nin 2009/4218 K, 2009/6856 E, 16/12/2009 tarihli kararıda bu yöndedir) anlaşıldığından davacının davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş" şeklinde hüküm kurulmuştur. Dairemizin 02/10/2018 tarihli 2017/1011 E ve 2018/1189 K sayılı kararı ile, davacı şirket yetkilisinin dosyaya ibraz ettiği Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasından verilen 16/03/2016 tarihli karar ile, iflas tasfiye işleri yürütülen müflis ... ... Şirketi tarafından davalı şirket aleyhine açılacak alacakların tespiti konulu davayı takip etmeye ...'nun yetkili kılındığının belirtildiği, dosyadaki belge ve bilgilerin incelenmesinde, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1418 E sayılı dosyasından 19/11/2014 günü saat 14.10 itibariyle ... Ltd. Şti'nin iflasına karar verildiği, kararın temyiz aşamasında olup henüz kesinleşmediği, İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesi'nin ... sayılı iflas takip dosyası üzerinden basit tasfiye usulü ile iflas işlemlerinin yürütülmekte olduğu, söz konusu iflas dosyasından davacı müflis şirket temsilcisine istinaf incelemesine konu bu davanın da bulunduğu bir kısım davaları takip yetkisi verildiği, davanın bu yetkiye istinaden şirketi temsilen açıldığı, dava iflas idaresinin verdiği yetkiye dayanılarak müflis şirket adına açıldığından mahkemece davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi kararının yerinde olmadığı, dosya kapsamından ve taraf beyanlarından davacı şirketin iflasına karar verilen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1418 esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediği ve temyiz incelemesinde olduğu, davaya devam edilebilmesinin söz konusu iflas kararının kesinleşmesine bağlı olduğu, yerel mahkemece iflas davasının sonucu beklenerek, iflas kararının kesinleşmesi halinde davaya devamla davanın esası hakkında taraf delillerinin toplanıp, gerekli incelemelerin yapılarak esas hakkında bir karar verilmesi, aksi takdirde ise taraf sıfatı (husumet ehliyeti) yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, iflas kararının kesinleşmesi beklenmeden davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında, asıl davada davacı tarafından davalı aleyhine alacak davası açılmış olup, aynı ilk derece mahkemesinin 2022/59 Esasına kayıtlı dava dosyası, işbu ana dosya ile birleştirilmiştir. Birleşen dosyada Davacı vekili; Davalı ile müvekkili arasında İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 5.000 TL bedelli derdest alacak davası mevcut olduğunu, aynı hukuki ilişkiden doğan ve konusu ve tarafları aynı olan bu ek davanın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1076 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini, müvekkil şirketin davalıdan ödenmemiş fatura bedeline dayalı 300.465,32 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, davalının faturaları alıp kabul ettiğini, 8 günlük sürede içeriğine veya miktarına itirazda bulunmadığı halde bedelini ödemediğini, müvekkilinin alacağının kaynağını teşkil eden faturaların davalının ticari defter kayıtlarında aynen yer aldığı gibi, davalı tarafından bağlı bulunduğu Vergi Dairesine verilen BA-BS beyannameleri ile de beyan edildiğini, davalının yüklenici ... Şirketine olan borcu bağlı bulunduğu Vergi Dairesine beyan edilen 2013 yıl sonu bilançosunda dahi kayıtlı olmasına rağmen davalının kesinleşmiş borcunu ödemediğini, tarafların tacir olduğunu, ticari defterlere delil olarak dayanıldığından taraf ticari defterlerinin birbirini doğrulayan hususlarda kesin delil oluşturduğunu, davalının borçlu bulunduğu miktarın belli ve sabit olduğunu, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olduğunun kanıtlanmış olduğunu, müvekkilinin davalıda bulunan cari defter alacağının likit bir alacak olduğunu, davanın faturaya dayalı bakiye alacak talebine yönelik olduğu ve davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu saptandığından, artık davalının fatura bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiğini, davalıda bulunan alacağın varlığının iki ayrı bilirkişi raporu ile kanıtlandığını, müvekkilinin davalıda bulunan 300,545,38 TL cari hesap alacağının tahsili için davalıya karşı Bakırköy 7. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında 24.03.2014 tarihinde takip başlatıldığını, davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin davalıda bulunan alacağı likit olduğundan müvekkil lehine takipteki alacağın % 20'si oranında icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davalıda bulunan alacak için 24.03.2014 tarihinde takip başlatılmasıyla davalı tarafın bu tarihte temmerrüte düştüğünü, müvekkilinin takip tarihinden dava tarihine kadar olan 305.000 TL avans faizi alacağının da hüküm altına alınmasını, fazlaya ve diğer sebeplere dayalı hak ve alacaklar ile uğranılan zararlar saklı tutulmak üzere davalıda bulunan 300.545,38 TL'nin 5000 TL'sinin İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2018/1076 Esas sayılı davada talep edildiğinden bakiye 295.545,38 TL'nin en yüksek avans faiziyle davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesini, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takip tarihinden başlamak üzere hak edilen 305.210 TL'nin dava tarihine kadar olan avans faizi alacağının tahsilini, alacak likit olduğundan % 20 oranında kötü niyet tazminatı ödenmesini, mahkemece hüküm altına alınacak meblağ için karar tarihine kadar olan en yüksek avans faiz oranı ile faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir. (Mahkemece davacıya asıl davaya ilişkin dava ve talep konusu hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı tarafından sunulan açıklama dilekçesinde; alacak ve haklarının varlığının ne miktarda olduğunun tespitini istediğini, tüm deliller toplantıdan sonra ıslah yolu ile davasını belirsiz alacak, maddi ve manevi tazminat istemli bir eda davasına dönüştürme ihtimali olduğunu bu dava ile 20. Hak ediş itibari ile cari hesaptan 300.544,85-TL alacağı olduğunun tespit edilmesini bu alacak için %20 oranında icra kötü niyet tazminatı ödenmesine hükmedilmesini, iş veren ile inşaat gecikmesinden kaynaklanan sebep ile fazla çalışmış olduğu 9 aylık sürede ortaya çıkan ilave gelir giderin tarafına ödenmesine karar verilmesini, bu süre içindeki imalatına yeni birim fiyat farkı ödenmesini, 21 ve 22 nolu kesin hak ediş alacaklarının belirlenmesi ve cari hesaba nakli sözleşmede yazılı olan sürede olan daha uzun sürede yapılan ödemeler için yerine vade farkı ödenmesini, sözleşmeye dahil olan doğalgaz alt yapı işinin kapsamdan çıkarılması nedeni ile ortaya çıkan kar kaybının tarafına ödenmesini, sözleşmeye dair olan ana cihaz satın alma işinin kapsamdan çıkarılması nedeniyle ortaya çıkan kar kaybının tarafına ödenmesini hak edişlerinden sebepsiz yapılan iki kalem 143.000-TL kesinti bedelinin hesabına iadesine, polietilen kaplı boru olarak imalatı yapılan doğalgaz iç tesisat imalatına bu iş kalemine ait yeni birim fiyat uygulaması gerektiğinin tespitini tarafların edimleri arasında eşitliği sağlayacak şekilde sözleşme birim fiyatlarına %12 ilave yapılmasını, davalının firmanın iflasına yol açan kasıt eylem haksız fiilleri ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kısmen veya tamamen ifa etmemesi sebebi ile iş tutarının %8 oranında tazminat ödenmesine karar verilmesini tespit edilecek alacakları için en yüksek ticaret temerrüt faizi uygulanmasını talep ettiklerini bildirmiştir). Davalı vekili birleşen dosyada; Davacı tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesinden davacının talebinin ne olduğu anlaşılamadığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119. maddesinin açık bir şekilde talep sonucunun belirtilmesi gerektiğini düzenlediğini, talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmemiş olması durumunda davacıya bir haftalık kesin süre verilmesini gerektiğini, ilgili kanun maddesi uyarınca davacının kendisine verilen kesin süre içinde işbu eksikliği tamamlamaması halinde ise davanın açılmamış sayılması karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep kısmında 295.545,38-TL talep edildiğini, ancak harca esas değer olarak 10.000-TL. Gösterildiğini, eksik harcın tamamlanması aksi halde davanın reddi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesine göre eser sözleşmesi nedeniyle hak taleplerinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın itirazın iptali davası olarak değerlendirilmesi halinde davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde de açılmadığını, davacının faturaya dayalı alacak iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı ile imzalanmış toplam 20 adet hak ediş bulunduğunu, kesin hak edişin henüz anlaşma sağlanamadığından taraflar arasında akdedilmediğini, davacının 20 adet hak edişte işçilik ve malzeme kesitlerinin altına imza attığını, kesin hak ediş akdedilmemiş olması sebebi ile davacının müvekkili şirketten 300.545,38 TL alacaklı olarak gözüktüğü, 21. hakedişin düzenlenmesi durumunda davacının ayıplı ve eksik işleri dolayısıyla müvekkili şirketin 650.306,02-TL alacaklı olacağının gözükeceğini, davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/603 E sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini bildirerek açılan davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 25/11/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesini tamamen ıslah ettiğini, taleplerinin fatura alacaklarının ve uğramış oldukları munzam zararının tahsilini içerir eda davası olarak nitelendirilmesini talep ettiklerini, müflis ... şirketinin gerçekleştirildiği edimler karşılığı fatura düzenleyip davalıya ilettiğini davalının fatura bedeline itiraz etmediğini, resmi kurumlara ibraz ettiğini ticari defterlerine işlediğini, faturaya ilişkin alacaklarını talep ettiklerinin bu durumda davalının 21 numaralı hak ediş yapılarak yükleniciye yaklaşık 300.000-TL gecikme cezası kesildiği ve yüklenicinin eksi hak ediş yapılarak borçlandırıldığı iddiasının dinlenmemesi gerektiğini, yükleniciye ceza uygulanması gereken bir halin gerçekleşmediğini, davanın konusunun ıslahtan sonra artık cari hesap alacağına dönüştüğünü, eser sözleşmesi sebebi ile alacaklı olunduğunun iddiasının bu davada incelenmesinin mümkün olmadığını, 21. Nolu hak ediş yapılarak yüklenicinin borçlu çıktığı hakkındaki davalı iddiasının hiç bir şekilde öne sürülmediğinin 21 nolu hak ediş ve dayanaklarının yükleniciye tebliğ ve ihtar edilmediğini, mahkeme önünde de tespit veya eda davasına konu yapılmadığını davalının mali hesaplarının bağımsız denetim şirketi tarafından incelendiğini 31/12/2013 yıl sona itibari ile ... şirketine 300.453,45-TL borçlu gözüktüğünü, ... şirketinin davalıya her hangi bir borcu bulunmadığını, kesin teminat mektubunun da iade olduğunu, teminat mektubu iadesinden sonra artık işlerin tam ve eksiksiz olarak ikmal edildiğinin kabulü gerektiği, yıllar sonra yüklenici ... ın gıyabında yapılan 21 nolu hak edişin kabul edilmediğinin davalıdan tahsili gereken dövize bağlı munzam zarar da bulunduğunu, davalının her hangi bir ödeme yapmayarak ... şirketinin zarara uğramasına sebep olduğunu, alacağın muaccel olduğu tarih itibari ile döviz değeri tespit edilmek ve devlet bankalarının döviz mevduatına uyguladığı en yüksek döviz faizi uygulanmak üzere alacağın güncel döviz tutarının hesaplanmasını alacağın merkez bankası reeskont faizi olarak alacağın Türk lirası cinsinden toplamının belirlenmesini, Euro ve Usd cinsinden ayrı ayrı hesaplama yapılarak ... a en iyi tanzim imkanı sağlanmasını döviz ve TL arasındaki fark hesaplanarak bulunacak olan munzam zararın davalıdan tahsiline , faturaya dayalı cari hesap alacağı ve %20 oranında icra inkar tazminatının karar tarihine kadar en yüksek reeskont faizi ile TBK nun 122. Maddesi hükme göre muacceliyet tarihiden itibaren hesaplanması gereken faizi aşan dövize bağlı munzam zarar ve döviz faizinin ödetilmesi talep edildiğinden daha sonradan arttırılmak üzere 5000 TL nin müflis ... Elektr. İflas masasına ödenmesine, mahkemenin aksi kanaate olması halinde alacağın merkez bankasının en yüksek reeskont olarak hesaplama yapılmasını dava ve talep etmiştir. Mahkemece, uyuşmazlığa konu sözleşmede keşif ekinde olmayan birim fiyatların işverene verilecek birim fiyat teklifinin onaylanması ile hak edişe dahil edileceği, iş kalemlerine ait birim faaliyet analizlerinin yüklenici tarafından işverene verileceğinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin sözleşmenin 19. maddesinde belirtilen iş programına göre her ay gerçekleştirdiği, iş ilerleme raporlarının her ayın 5'ine kadar işverene vermek ile yükümlü olduğu, yapılacak işler ile ilgili bu sözleşmede yer alan birim fiyatlar ile yerinde yapılacak ölçümlere göre hesaplanacak miktarların çarpılması ile yükleniciye ödenecek tutarın hesaplanacağı, hakediş raporunun yüklenici tarafından ay sonunda düzenleneceği, hakedişlerin yüklenicinin dilekçesinden itibaren 15 gün içinde işveren tarafından kontrolünün yapılarak onaylanacağı, hakedişin tamamının ödenmesinin iş vereninin onayından sonra 15 gün içinde yapılacağının belirtildiği, sözleşmede taraflarca belirlenen bu hükümlere göre keşif ekinde olmayan ek işlere ilişkin birim fiyatların ancak davalının onaylaması ile hakedişe dahil edilebileceği, davacının iş programına göre her ay gerçekleştirdiği iş ilerleme raporlarının her ayın 5'ine kadar davalıya sunulacağı, hakediş raporlarının ay sonunda düzenlenerek davalıya sunulmasının gerektiği, bu süreler içerisinde sunulmayan ve davalının onaylamadığı hakediş ve ek işlerden davalının sorumlu olmayacağı, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan ek işlerin ve bu ek işlere ait birim fiyatlara ilişkin hakedişlerin bu sürelere uygun şekilde davalıya sunulduğunun ispatlanamadığı, dava konusu edilen faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davacının sözleşmede belirlenen sürelere rağmen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeden herhangi bir itirazi kayıt da ileri sürmeden ticari ilişkiye devam ettiği, bu şekliyle sadece ticari defterlerinde yer alan 300.545,46-TL'lik alacağı talep edebileceği sonucuna varıldığı, davalı tarafça işin eksik ve ayıplı yapıldığı, bu nedenle alacaklı olduğu ileri sürülmüş ise de TBK' nın 474. maddesinde iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları var ise bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunun düzenleme konusu yapıldığı, davalının eserdeki ayıpları ve eksik işleri davacıya bildirdiğine ilişkin herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, bu nedenle iddialarını ispat edemediği sonucuna varıldığı, davacının İst. Anadolu 1 ATM'nin 2014/1418 Esas sayılı 19/11/2014 günlü kararı ile iflas etmiş olduğu, iflas tasfiye işlemleri İst. Anadolu 3 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden devam ettiğinden iflas masası adına davayı takip etmek üzere iflas masası vekili Av. ...'in vekaletnamesini sunarak yargılamayı iflas masası adına yürüttüğü, davacı müflis şirket tarafından Bakırköy 7 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine 01/02/2011 tarihli ... Sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş hesap alacağından kaynaklanan 300.544,85-TL üzerinden 24/03/2014 tarihinde icra takibi yapıldığı, davalının ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurmuş olduğu, 02/03/2023 tarihli celsede davacı iflas idaresi vekili, asıl davada ıslah dilekçesinde bildirdikleri 5.000-TL'lik alacak talebinin ve birleşen davadaki taleplerinin cari hesap alacağına yönelik olduğunu, taleplerinin itirazın iptali davasına ilişkin olmadığını, cari hesaptan kaynaklanan alacaklarının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bu alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu neden ile birleşen davada takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz talep ettiklerini beyan ettiği, asıl davada; müflis davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde, ticari defterlerde kayıtlı bulunan cari hesap alacağının 5.000 TL'lik kısmının dava konusu yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerde davalıdan 300.545,46-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan davacının talebi ile bağlı kalınarak 5.000-TL'ye, icra takip tarihi itibari ile davalı temerrüde düşmüş olduğundan 24/03/2014 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsili ile müflis şirkete ödenmesine karar vermek gerektiği, Birleşen davada; davacı cari hesap alacağından kaynaklanan Bakırköy 7 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği alacağın asıl davada talep konusu yaptığı 5.000-TL'nin düşümü ile kalan alacağının takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizi ile davalıdan tahsilini talep ettiği, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, alacak, eksik ve kusur sebebiyle tazminat davaları, sözleşme, işin yapıldığı ve dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 147/6 maddesi hükmünce 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, aynı Kanunun 149. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, Borçlar Kanununun 154/2 maddesinde icra takibinin yapılmasıyla zamanaşımının kesileceğinin kabul edildiği, zamanaşımının kesilmesi halinde o tarihten itibaren alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı, somut olayda eserin teslim edildiği ve alacağın muaccel olduğu tarih kesin olarak saptanamamakla birlikte, asıl davadaki, birleşen davadaki ve icra takibindeki alacağın dayanağını oluşturan 300.545,46-TL'lik cari hesap alacak tutarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının cari hesap tutanağında da yer aldığı, icra takibine konu edildiği 24/03/2014 tarihi itibariyle muaccel olduğu, bu tarih itibari ile zamanaşımının kesildiği, BK'nın 147/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başladığı, takip dosyasında zamanaşımını kesen başka bir işlemin yapılmadığı, bakiye alacak için birleşen davanın 24/01/2022 tarihinde 5 yıllık zamanaşımı geçirildikten sonra açıldığı anlaşıldığından birleşen davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermiştir. Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili istinafında, yerel mahkeme tarafından hukuki ilişki eser sözleşmesi olup, eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu gerekçe gösterilerek birleşen davadaki alacak talebimnin reddedilmesinin isabetli olmadığını, zira taraflar arasındaki sözleşmenin Bayındırlık Şartnamesinin ek olduğu eser sözleşmesi olup, 5 yıllık zamanaşımı müddetinin kesin hesap veya kesin kabulün yapılmasıyla işlemeye başladığını, davalı tarafça kesin hesap ve kesin kabul işlemlerinin yapıldığı hakkında bir kanıt gösterilmediğini, taraflar arasında 5 yıllk zamanaşımının işlemeye başlamadığını, Bayındırlık Şartnamesinin sözleşme eki olduğu dikkate alınıp re'sen delil sözleşmesi olarak bütün taraflarca kabulü gerektiğinden, Bayındırlık kuralları nedeniyle zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığının dikkate alınması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/554 Esas, 2023/208 Karar sayılı gerekçeli kararı ile müvekkilinin davalıdan icra yoluyla tahsil etmeye çalıştığı 300.545,38 TL alacağın kesin hüküm olarak mahkeme kararına bağlandığını, müvekkilinin davalıda bulunan alacağı hakkında verilen kesin hüküm nedeniyle icra takibiyle kesilen zamanaşımında uygulanacak yeni süre 10 yıl olup; 10 yıllık yeni sürenin henüz dolmadığını, davalı tarafın müvekkilinin açtığı davaya karşı itiraz ederek, borçlu olduğunu kabul etmediğini, kendisi tarafından 21. numaralı hakediş düzenlendiğini, müvekkiline ceza kesildiğini ve müvekkillerinin borçlu çıktığını belirterek davanın reddini talep ettiğini, bu suretle müvekkilinin alacağı belirsiz ve çekişmeli hale gelmekte olup alacağın varlığı ve miktarı hakkında yargılama yapılmakta olduğunu, karşı tarafın alacak iddiası devam ettiği müddetçe alacağın çekişmeli ve miktarının belirsiz olduğu gözetilerek muacceliyetin başlamadığını, müvekkilinin davalıda bulunan alacağının 5.000,00 TL kısmı dışındaki kalan bölümü için uygulanması gereken zamanaşımı müddetinin 10 yıl olup, davalı tarafından kesin kabulün onay tarihi veya kesin hesabın onay tarihi kanıtlanıp mahkemeye ibraz edilmediğinden zamanaşımının işlemeye başladığının ispat edilemediğini belirterek, birleşen dava bakımından istinaf taleplerinin kabul edilerek 2022/59 Esas sayılı davada verilen zamanaşımından ret kararının kesin olarak kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 09/11/2023 tarihli 2023/1644 E ve 2023/1252 K sayılı kararı ile, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan hakediş bedellerinin tahsili için icra takibi yapıldığı, asıl davada 300.545,46 TL cari hesap alacağının 5.000,00 TL'sinin tahsilinin istendiği, birleşen davada 295.000,00 TL'sinin talep edildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.maddesinde Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğu belirtilmiş ve 31. maddesinde ise taraflar arasında kesin hesap yapılacağının hükme bağlandığı, TBK'nın 147/6. maddesine göre eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğu sözleşmelerde yüklenicinin kesin hesap alacağı, kesin kabulün yapılıp kesin hesabın onaylandığı tarihte muaccel olacağından zamanaşımı kesin hakedişin onaylandığı tarihten başlayacağı, dosya kapsamında taraflar arasında kesin hakediş ve kesin hesap yapıldığına ilişkin deliller bulunmadığı, bu durumda mahkemece, kesin hesap ve kesin hakedişin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, kesin hakediş yapılmış ise zamanaşımının kesin hakedişin onaylandığı tarihten işletilerek davada 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçip geçmediği değerlendirilip zamanaşımı hususunda karar verilmesi, zamanaşamı süresinin geçmediği sonucuna varılması halinde ise işin esası incelenerek, taraflar arasındaki kesin hesap işlemlerinin mahkemece bilirkişi kuruluna yaptırılarak sonucuna göre asıl ve birleşen davada karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle kaldırma kararı verilmiştir. Mahkemece, uyuşmazlığa konu sözleşmede keşif ekinde olmayan birim fiyatların işverene verilecek birim fiyat teklifinin onaylanması ile hakedişe dahil edileceği, iş kalemlerine ait birim faaliyet analizlerinin yüklenici tarafından işverene verileceğinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin sözleşmenin 19. maddesinde belirtilen iş programına göre her ay gerçekleştirdiği iş ilerleme raporlarının her ayın 5'ine kadar işverene vermek ile yükümlü olduğu, yapılacak işler ile ilgili bu sözleşmede yer alan birim fiyatlar ile yerinde yapılacak ölçümlere göre hesaplanacak miktarların çarpılması ile yükleniciye ödenecek tutarın hesaplanacağı hakediş raporunun yüklenici tarafından ay sonunda düzenleneceği, hakedişlerin yüklenicinin dilekçesinden itibaren 15 gün içinde işveren tarafından kontrolü yapılarak onaylanacağı, hak edişin tamamının ödenmesinin işvereninin onayından sonra 15 gün içinde yapılacağının belirtildiği, sözleşmede taraflarca belirlenen bu hükümlere göre keşif ekinde olmayan ek işlere ilişkin birim fiyatların ancak davalının onaylaması ile hakedişe dahil edilebileceği, davacının iş programına göre her ay gerçekleştirdiği iş ilerleme raporlarının her ayın 5'ine kadar davalıya sunulacağı, hakediş raporlarının ay sonunda düzenlenerek davalıya sunulmasının gerektiği, bu süreler içerisinde sunulmayan ve davalının onaylamadığı hakediş ve ek işlerden davalının sorumlu olmayacağı, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan ek işlerin ve bu ek işlere ait birim fiyatları ilişkin hak edişlerin bu sürelere uygun şekilde davalıya sunulduğunun ispatlanamadığı, dava konusu edilen faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davacının sözleşmede belirlenen sürelere rağmen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeden herhangi bir itirazi kayıt ile de ileri sürmeden ticari ilişkiye devam ettiği, bu şekli ile sadece ticari defterlerinde yer alan 300.545,46-TL'lik alacağı talep edebileceği sonucuna varıldığı, davalı taraf işin eksik ve ayıplı yapıldığını, bu nedenle alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de, TBK 474 maddesinde iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları var ise bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunun düzenleme konusu yapıldığı, davalının eserdeki ayıpları ve eksik işleri davacıya bildirdiğine ilişkin herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, bu nedenle iddialarını ispat edemediği sonucuna varıldığı, Asıl davada; davacı ıslah dilekçesi ile ticari defterlerinde kayıtlı bulunan cari hesap alacağının 5.000 TL'lik kısmını dava konusu yapmış olduğundan davacının talebi ile bağlı kalınarak 5.000 TL'nin davalının icra takip tarihi itibari ile temerrüde düşmüş olduğu 24/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müflis şirkete ödenmesine karar vermek gerektiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda kesin hakedişin yapılmadığı tespit edildiğinden, 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği sonucuna varıldığı, birleşen davada, davacının 295.545,38 TL'lik asıl alacağını ve icra takip tarihinden birleşen davanın açıldığı tarihe kadar olan 305.210,00 TL'lik avans faiz alacağının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda cari hesaptan davacının 300.545,46 TL'lik alacaklı olduğunun ticari defterlerde kayıtlı olduğu, bu miktarın 5.000 TL'sinin asıl davada talep edildiği, bakiye 295.545,38 TL'nin de birleşen davada talep edildiği, 295.545,38 TL'ye icra takip tarihi olan 24/03/2014 tarihinden birleşen davanın açıldığı 24/01/2022 tarihine kadar işlemiş avans faiz alacağının 305.174,90 TL olduğu, davacının asıl alacak 295.545,38 TL, 305.174,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 600.720,38 TL alacak talep edebileceği, davanın alacağın tahsili davası olduğu, bu nedenle koşulları bulunmayan %20 tazminat talebinin reddi gerektiği anlaşıldığından; Asıl davada; davanın kabulüne, 5.000 TL'nin takip tarihi olan 24/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, Birleşen davada; Davanın Kabulüne, 295.545,48-TL asıl alacak ve 295.545,48-TL asıl alacağa icra takip tarihi olan 24/03/2014 den birleşen davanın açıldığı 24/01/2022 tarihine kadar işlemiş 305.174,90 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 600.720,38 TL alacağın davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 295.545,48 TL asıl alacağa dava tarihi olan 24/01/2022'den itibaren avans faizi işletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Asıl ve Birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı değerlendirmesiyle taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde “Yapım İşleri Genel Şartnamesinin bulunması nedeniyle alacağın kesin hesabın yapılmasıyla muaccel olacağı ve zamanaşımının bu tarihte işlemeye başlayacağı belirtilerek yerel mahkemenin kararının kaldırıldığı, bu karardaki mezkur değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede muacceliyete ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 479. maddesinde ise eser sözleşmelerinde bedel ödeme borcunun eserin teslimi anında muaccel olacağının düzenlendiği, hal böyleyken istinaf kararında salt taraflar arasındaki sözleşme ekinde “Yapı İşleri Genel Şartnamesi” bulunduğu gerekçesiyle muacceliyetin kesin hesabın onaylanmasına bağlanmasının hukuka aykırı olduğu, yargılamaya konu sözleşme kapsamında taraflar arasında davaların ikame edildiği tarihte kesin hesap hususunda mutabakata varılamadığı, ancak müvekkil tarafından tanzim edilen ve davacı tarafından kesin hesap formları dosyada mevcut olduğu, gerek müvekkil gerekse davacı tarafından tanzim edilen kesin hesap formlarının tarihlerinin 01.05.2013 olup, bu durumda eserin de en geç 01.5.2013 tarihinde teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, ayrıca davacının huzurdaki uyuşmazlıkta alacak taleplerini 2012-2013 dönemindeki faturalara dayandırdığı, davacı tarafından alacağına dayanak gösterilen faturaların düzenlenmesiyle de sözde alacağının muaccel hale geldiğinin ve zamanaşımının işlemeye başladığının kabulünün gerektiği, ancak bir an için sözde alacağın taraflar arasında kesin hesabın onaylanması ile muaccel olacağı kabul edilirse somut olayda kesin hesabın onaylanmamış olması nedeniyle davacının talep ettiği sözde alacağın dava tarihi itibariyle muaccel hale gelmediği, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerekeceği, huzurdaki davaya konu sözde alacaklar bakımından muacceliyet tarihinin en geç icra takibinin başlatıldığı 24.03.2014 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda 19-20-21 numaralı hak ediş cetvel kapaklarının taraflarca imzalanmamış olduğu ve mutabakata varılamadığı, yine 22 ve 23 nolu hak edişlerin dosyada bulunmadığının tespit edildiği, bu halde gerekçeli kararda çelişki bulunduğunun açık olduğu, davacının ticari defterinde yer alan alacağın doğrudan kabulünün mümkün olmadığı, mahkemenin birleşen davaya ilişkin harç ikmali yapılması için ara karar oluşturulduğu ancak davacı tarafın sunduğu dilekçeye dayanarak 10.04.2025 tarihli duruşmada ara karardan döndüğü, bu duruşmada davacının dekontu sunduğu söylenmişse de beyan dilekçesinin ekinde dekont bulunmadığı belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklı olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır. Taraflar arasında 01/02/2011 tarihli ... Tesisat işlerinin yapım sözleşmesi akdedildiği, müflis ... A.Ş nin yüklenici davalı ... A.Ş nin işveren olarak sözleşmede yer aldığı, işin toplam bedelinin KDV hariç 6.601.690-TL olarak belirlendiği, sözleşme ile işverene projede değişiklik yapma hakkı verildiği, keşif ekinde olmayan birim fiyatlarında işverene verilecek birim fiyat teklifinin onaylanması ile hak edişe dahil edileceğinin kararlaştırıldığı, işin süresinin yer tesliminden itibaren 540 gün olduğu, yüklenicinin iş programına göre her ay gerçekleştirdiği iş ilerleme raporlarını her ayın 5 ine kadar işverene vermek ile yükümlü olduğu, yüklenicinin sağladığı malzeme teçhizat ve iş gücünün istenilen ve gerekli miktar kalite ve yeterlilikte olmaması nedeni ile işin sürüncemede kalması veya süresinde bitirilmemesi halinde yüklenicinin durumun işveren tarafından kendisine yazılı ile ihtarından itibaren ihtarda belirtilen süre içinde gerekli tedbirleri almak zorunda olduğu, yapılacak işler ile ilgili sözleşmede yer alan birim fiyatlar ile yerinde yapılacak ölçümlere göre hesaplanacak miktarların çarpılması ile yükleniciye ödenecek tutarın hesaplanacağı hak edişlerin işverenin vereceği tip hak ediş raporu formları üzerinden yapılacağı, hak ediş alacaklarının bir başkasına temlik edilemeyeceği, hak ediş raporunun yüklenici tarafından ay sonunda düzenleneceği, hak edişlerin yüklenici dilekçesinden itibaren 15 gün içinde işveren tarafından kontrolü yapılarak onaylanacağı, hak edişin tamamının ödenmesinin işveren onayından sonra 15 gün içerisinde yapılacağı, işverenin istediği zaman neden göstermeksizin işi askıya alabileceği, durdurabileceği, fesih edebileceği bu durumda taşeronun her hangi bir kar kaybı yada tazminat için talep de bulunamayacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında ilk 20 hak edişin düzenlendiği, cari hesap ilişkisinin doğduğu son düzenlenen hak edişin davalı tarafından kabul edilmediği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmede yer almasa bile davacının sözleşme dışında ek iş yapması durumunda bunun bedelini talep etme hakkı bulunmaktadır. 13/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının incelemeye sunulan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, delil olma vasfını taşıdığı, ticari defterlerindeki kayıtlarda davalıdan 300.545,46 TL alacaklı gözüktüğü, davalının incelemeye ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, sunduğu cari hesap ekstresinde de davacıya 300.545,46 TL borçlu gözüktüğü, 21 ve 22 nolu hakediş tutarlarının ödenmediği konusunda taraflar arasında anlaşmazlık olduğu, bu hususta teknik bilirkişi ile inceleme yapılması gerektiği bildirilmiştir. 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; 01/02/2011 tarihli ... Sözleşmesinin işveren ... A.Ş. ve yüklenici .... Ltd. Şti. olmak üzere ekleri hariç 57 maddeden ibaret sözleşmenin tarafların rızalarına uygun olarak tanzim edildiği ve taraflarca kaşe ve imzalar atılmak suretiyle mutabakata varılmış olduğu; Sözleşmenin 3. maddesinde işin tamamı için toplam tutarın KDV hariç 6.601.690,00 TL olarak belirlendiği, işverenin projede değişiklik yapma hakkına sahip olduğu, keşif ekinde olmayan birim fiyatların işverene verilecek birim fiyat teklifinin onaylanması ile hakedişe dahil edileceği, iş kalemlerine ait birim fiyat analizlerinin yüklenici tarafından işverene verileceğinin belirtildiği, hakedişin tamamının ödenmesinin işveren onayından sonra 15 gün içerisinde yapılacağının sabit olup dava dosyasında davacı tarafından 2012 tarihli takribi 9 yıl öncesine ait yaptığı hakediş işlerinin ne olduğu olmak üzere dava dosyasında yaptığı ve ödenmeyen işleri teknik olarak ispat edebilecek şekilde değişik iş delil tespiti veya uzman raporları bulunmadığı da dikkate alındığında; hakediş ana madde içerikleri itibariyle “(sıhhi, ısıtma soğutma, müşterek, havalandırma, yangın, otomatik kontrol, doğalgaz) tesisatları içeren pek çok detay kalemin teknik olarak kontrolünün mümkün olmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafından sözleşmenin gereği olan işler olarak iddia edilen 19, 20, 21 nolu hakedişlerin hem taraflarca imzasız ve mutabakat alınmamış halleriyle ana sözleşmeye uygun olmamasından dolayı, hem de teknik olarak ispatı dava dosyasında bulunmaması sebebiyle kabul edilemeyeceği, önceki hakedişlerin piyasa rayiç değeri ve sözleşme ile uyumlu olduğu ve karşılıklı mutabakat sağlandığı, 22 ve 23 nolu hakedişlerin dava dosyasında bulunmadığından değerlendirme yapılamadığı, faturanın ve ticari defterlerin ispat kuvveti ve davacının sözleşmedeki sürelere rağmen öngörülen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeden ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ticari ilişkiye devam etmesi hususları da dikkate alındığında, davacının sadece ticari defterlerde yer aldığı şekliyle 300.545,46 TL davalıdan alacaklı olduğu, diğer alacak taleplerinin ispata muhtaç olduğu bildirilmiştir. Dairemizin 09/11/2023 tarihli 2023/1644 E ve 2023/1252 K sayılı kaldırma kararı sonrasında; 16/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava dosyasında bulunan hakediş belgeleri incelendiğinde; dava konusu uyuşmazlık konusu olan 19, 20, 21 nolu hakediş cetvel ve kapaklarının davacı ve davalı tarafından sunulduğu hallerinin imzalanmamış ve mutabakata varılmamış oldukları, 22 nolu ve 23 nolu hakedişlerin dava dosyasında bulunmadığı, dava dosyasında davacı tarafından 2012 tarihli takribi 9 yıl öncesine ait yaptığı hakediş işlerinin ne olduğunu ispat edebilecek şekilde değişik iş delil tespiti veya uzman raporları bulunmadığı, hakediş ana madde içerikleri itibariyle sıhhi, ısıtma soğutma, müşterek, havalandırma, yangın, otomatik kontrol, doğalgaz tesisatları içeren pek çok detay kaleminin teknik olarak kontrolünün mümkün olmadığı, takdir mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafından sözleşmenin gereği olan işler olarak iddia edilen 19, 20, 21 nolu hakedişlerin hem taraflarca imzasız mutabakat alınmamış halleriyle ana sözleşmeye uygun olmamasından dolayı, hem de teknik olarak ispatı dava dosyasında bulunmaması sebebiyle kabul edilemeyeceği, önceki hakedişlerin piyasasız ve rayiç değeri sözleşme ile uyumlu olduğu ve karşılıklı mutabakat sağlandığı kanaatine varıldığı, 22 ve 23 nolu hakedişlerin dava dosyasında bulunmadığından değerlendirmesinin yapılamadığı, taraflar arasında kesin hesaba ve kesin hakedişe dava dosyasında rastlanılmadığı, kesin hakediş sonrası kesin kabule dava dosyasında rastlanılmadığı bildirilmiştir. 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda; birleşen davada davacının 295.545,38 TL talebine 24.03.2014 tarihinden 12.11.2018 tarihine kadar avans faizi hesaplaması yapıldığı, yapılan hesaplamaya göre davacının alacağı ana paranın 295.545,38 TL, avans faiz tutarının 153.307,08 TL olmak üzere toplam tutarın 448.852,46 TL olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında; Her ne kadar asıl ve birleşen davanın davalısı tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de, Dairemizin önceki kaldırma kararlarında da vurguladığı üzere, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.maddesinde Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğu belirtilmiştir. Söz konusu Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 31. maddesine göre, taraflar arasında kesin hesap yapılacağı hükme bağlanmıştır. TBK'nın 147/6. maddesine göre eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olup, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğu sözleşmelerde yüklenicinin kesin hesap alacağı, kesin kabulün yapılıp kesin hesabın onaylandığı tarihte muaccel olacağından zamanaşımı kesin hakedişin onaylandığı tarihten başlayacaktır. Tüm bu ilkeler göz önüne alındığında, davalının zamanaşı def'i yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından, davacının ticari defterinde yer alan alacağın doğrudan kabulünün mümkün olmadığı belirtilmiştir. Nitekim Dairemizin 09/11/2023 tarihli 2023/1644 E ve 2023/1252 K sayılı kaldırma kararında da, işin esası incelenerek, taraflar arasındaki kesin hesap işlemlerinin mahkemece bilirkişi kuruluna yaptırılarak sonucuna göre asıl ve birleşen davada karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, Dairemizin söz konusu kaldırma kararı sonrasında mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda dava dosyasında davacı tarafından 2012 tarihli takribi 9 yıl öncesine ait yaptığı hakediş işlerinin ne olduğunu ispat edebilecek şekilde değişik iş delil tespiti veya uzman raporları bulunmadığı, hakediş ana madde içerikleri itibariyle sıhhi, ısıtma soğutma, müşterek, havalandırma, yangın, otomatik kontrol, doğalgaz tesisatları içeren pek çok detay kaleminin teknik olarak kontrolünün mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu durum karşısında tarafların ticari defterlerine başvurularak tarafların alacak-borç durumunun tespitinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Dairemizin 09/11/2023 tarihli 2023/1644 E ve 2023/1252 K sayılı kaldırma kararı sonrasında düzenlenen 16/10/2024 ve 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların usul ve yasaya uygun olup, mahkeme gerekçesinin yerinde bulunduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/04/2025 tarih ve 2023/838 Esas, 2025/216 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Asıl dosya yönünden, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.846,20 TL harcın mahsubu ile fazla yatan 1.114,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara İADESİNE, 3-Birleşen dosya yönünden alınması gereken 41.035,21 TL nisbi istinaf karar harcından davalılarca peşin olarak yatırılan toplam 30.776,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.258,81 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalılarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.