9. Hukuk Dairesi 2023/19177 E. , 2023/18820 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi DAVA TARİHİ : 17.08.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/378 E., 2017/226 K. Taraflar arasındaki işe iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,…
**9. Hukuk Dairesi 2023/19177 E. , 2023/18820 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi DAVA TARİHİ : 17.08.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/378 E., 2017/226 K. Taraflar arasındaki işe iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.04.2019 tarihli ve 2019/2003 Esas, 2019/8983 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacının bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesince 2019/21346 Başvuru numaralı ve 20.07.2023 tarihli karar ile; davacının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı doğrultusunda Dairemizin 17.04.2019 tarihli ve 2019/2003 Esas, 2019/8983 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 17.01.2013-18.07.2016 tarihleri arasında bilişim teknolojileri uzmanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davalı tarafından yapılan fesihte davacı işçinin hizmetine ihtiyaç duyulmadığının ileri sürüldüğünü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) aradığı anlamda işçinin yeterliliğinden, davranışından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir neden gösterilmediğini, feshin geçersiz olduğunu iddia ederek feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların davacıya ödenmesine, yasal sürede işe başlatılmaması hâlinde davacıya 8 aya kadar ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Anayasa Mahkemesinin almış olduğu yeni genel kurul kararında kişinin meslekten çıkarılmasına yönelik olarak yapılacak değerlendirme sonucunda oluşacak kanaatin yeterli olduğunun kararlaştırıldığını, kanaate varılabilmesi için belli bir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmediğini, davalı Şirketin %73,60 payının Hazineye ait olduğunu, bu pay sahipliğiyle ilgili her türlü işlemin Hazine Müsteşarlığınca yürütüldüğünü, Müsteşarlık ve diğer ortaklar tarafından seçilen yeni borsa yönetiminin borsayı daha ileriye götürecek projeler üzerinde çalışmaya başladığını, dolayısıyla güncellenen hedefler ve iş stratejileri çerçevesinde hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel ile iş ilişkilerinin sonlandırılmaya başlandığını, bu kapsamda 01 Nisan-15 Temmuz 2016 tarihleri arasında her düzeyden toplam 47 kişi ile iş ilişkilerinin sona erdirildiğini, bu sayının 18.07.2016 tarihi itibarıyla 51 kişi olduğunu, daha sonra 05.08.2016 tarihinde 1 kişi ile 11.08.2016 tarihinde de 8 kişinin daha iş ilişkisinin sona erdirildiğini, davacı işçinin bağlı bulunduğu yönetici olan genel müdür yardımcısı tarafından davacı işçinin çalışmalarının verimsiz olduğu bilgisinin Genel Müdürlüğe iletildiğini, değerlendirme sonucu oluşan kanaatle davacı işçinin iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihli işletmesel karar sonucu feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 14.07.2017 tarihli yazısı ile davacının şüpheli olarak kaydının bulunması ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (673 sayılı KHK) birlikte değerlendirildiğinde; davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu, ayrıca 673 sayılı KHK'nın "Kamu iştiraklerindeki işçiler" başlıklı 7 nci maddesi gereğince davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı ve anılan madde gereğince kamu iştiraki olan işveren nezdindeki işine iadesinin mümkün olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle feshedildiğini, fesih bildiriminde başka hiçbir gerekçe gösterilmediğini, davalının cevap dilekçesinde de müvekkilinin FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu yönünde bir iddiada bulunmadığını, davalının, bilirkişi raporu dosyaya sunulduktan sonra, 24.11.2016 ve 20.03.2017 tarihli ek beyanlarında müvekkilinin FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu kanaati ile işten çıkarıldığını, bunun bir şüphe feshi olduğunu iddia ettiğini, davacının iş sözleşmesinin feshinde böyle bir yola gidilmediğini, davacı hakkındaki soruşturmadan bahsedildiğini, soruşturma listesinin zaten işveren tarafından verildiğini, işten çıkarılan kişinin işe iade davasını kazanmaması için bu listeye dâhil edildiğini, Mahkemenin bu konuyu araştırması, elverişli, objektif, olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüpheyi gerektiren bir durum olup olmadığını değerlendirmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/154671 Esas, 2018/68872 Karar sayılı kararı ile 25.09.2018 tarihinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir irtibat ve iltisakının olmadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu ve iş sözleşmesinin de geçerli nedenlerle feshedildiği hususlarının ispat edilememesi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile feshin geçersizliğine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı işverence 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünün olağanüstü şartlar ile yapılan değerlendirme neticesinde; davacı ile beraber iltisakı/irtibatı olduğu kanaatine varılan personele yönelik tedbirler çerçevesinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, işe alınması sırasında davacıya referans olan yöneticinin, FETÖ/PDY iltisaklı/irtibatlı olan kişileri davalıya ait işyerine yoğun bir şekilde istihdam ederek kadrolaşmaya yol açtığının bilindiğini, davacının FETÖ/PDY ile ilgili olarak ceza soruşturması geçirdiğini, bu nedenle feshin şüphe feshinin şartlarını taşıdığını ve geçerli nedene dayandığını, emsal işçinin dosyasında şüphe feshi kabul edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Yargıtay Kararı Dairemizin 17.04.2019 tarihli ve 2019/2003 Esas, 2019/8983 Karar sayılı ilâmı ile; davacının iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması gerekçesiyle feshedildiği, ancak davalı vekilinin cevap dilekçesindeki açıklamalarında davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı tespit edildiğinden iş sözleşmesinin sona erdirildiğinin belirtildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen 2018/154671 Soruşturma numaralı, 2018/68872 Karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda "örgütle üyelik olarak nitelendirilebilecek seviyede ilişki olduğuna dair kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığı"nın belirtildiği, davalı Şirketin savunmasına istinaden, terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair hakkında kanaat edinilen bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, yani iş sözleşmesinin devamının davalı işverenden beklemek mümkün olmadığı gibi iş sözleşmesinin devamının çekilmez hâle geldiğini kabul etmek gerekeceği, davacı işçinin böyle bir şüphe altında iken davalı işverenden işçinin iş sözleşmesinin devamını beklemenin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gibi davalı işverene de bu nedenle iş sözleşmesini fesih yetkisi vermesi gerektiği, feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı ve geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. D. Bireysel Başvuru Kesinleşen karara karşı davacı taraf Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. E. Anayasa Mahkemesi Kararı 1. Anayasa Mahkemesinin 20.07.2023 tarihli ve 2019/21346 Başvuru numaralı kararında; işveren yönünden başvurucu ile işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsılmasına neden olan olay ve olgulara dair yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, başvurucunun yargılamanın esasına tesir eder nitelikteki iddia ve itirazlarının incelenmediği ve bu iddiaların karşılanmadığı, bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. 2. Anayasa Mahkemesince, davacının Anayasa'nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. F. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının iş sözleşmesinin geçerli bir nedenle feshedilip feshedilmediği ve bu bağlamda işe iadesine karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4857 sayılı Kanun'un 18, 19, 21 ve 25 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 25.10.2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 11 inci maddesi ile değiştirilmeden önceki 20 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Dairemizin 17.04.2019 tarihli ve 2019/2003 Esas, 2019/8983 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.