T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/912 Esas KARAR NO : 2026/520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2022 NUMARASI : 2020/406 Esas, 2022/255 Karar DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/912 Esas KARAR NO : 2026/520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/03/2022 NUMARASI : 2020/406 Esas, 2022/255 Karar DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile müflis .... Ltd. Şti. arasında ... ve Kültür Merkezinin ahşap işlerinin yapımı konusunda 26/04/2011 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin söz konusu işleri 2012 yılının sonuna kadar yapıp teslim ettiğini, müvekkilinin, müflis şirket ile uzun yıllar birlikte çalıştıklarından duyduğu güven sebebiyle alacağını almak için uğraşmadığını, ancak işlerin kötü gitmeye başladığını duyan müvekkilinin, müflis şirketten sözleşmeden kaynaklı alacağını istediğinde kendisine 20/04/2018 düzenleme tarihli, 31/07/2018 vade tarihli, 66.000,00 TL bedelli senedin verildiğini, senedin vade tarihinde müflis şirket hakkında iflas erteleme davası devam ettiği için senet bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağının gerçek ve sabit olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 66.000,00 TL'nin iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı iflas idaresi vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın sözleşme şartlarını yerine getirip getirmediği, getirdiyse işin bitirilip bitirilmediğini ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafından sözleşmede yer alan işin bitirildiğinin müflis şirkete fatura dahi edilmediğini, davacının somut bir delil sunamadığını, söz konusu bono akdedilen sözleşmeye istinaden teminat amaçlı verilmiş olsa bile sözleşme ile senet tarihleri arasında uzun zaman (7 yıl) geçtiğinden davacının dürüstlük kuralına uygun hareket etmediğini, müflis şirketin eski yetkilisinin de dinlenerek sözleşme konusu işin yapılıp yapılmadığı, sözleşmenin feshine ilişkin bir durumun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının elinde bulunan sözleşme bedeline ilişkin düzenlendiği iddia edilen bonoya karşılık davalının sözleşmesel edimin yerine getirildiğinin ispat yükü altında olan davacı tarafından ispatlanamadığını ileri sürdüğü, davalı, davacı tarafından üzerine düşen edimin yerine getirilmediği olgusuna dayanarak borcun bulunmadığını savunmasına karşın, davacının dayanak yaptığı bono içeriğinden bu kişisel defi'lerin ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, TBK'nun 207/2 maddesi gereğince, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğu, bu bakımdan bir satışta satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa ettikleri hususunun bir karine olduğu, bu karinenin aksini iddia eden tarafın bunu ispat etmek zorunda olduğu, davacının alacak iddiası kambiyo senedine dayandığından yazılı senete karşı, davalı tarafça varlığı ve geçerliliği inkar edilmeyen sözleşmeye göre, ayrıca sözleşme ile senet tarihi arasındaki sürenin uzunluğuna yönelik dürüst kuralı savunmasının dinlenebilirliğinin bulunmadığı, kambiyo hukukuna göre keşide tarihinin de taraflar arasındaki anlaşma uyarınca belirlendiği dikkate alındığında, dürüstlük kuralına aykırılık savunmasına itibar edilmediği gerekçelerine istinaden kambiyo senedinden kaynaklı alacağının varlığının kabulü ile 66.000,00 TL'nin müflis şirketin İstanbul 2. İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında sıra cetveline kayıt ve kabulüne dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı iflas dairesi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı iflas dairesi vekili istinaf dilekçesinde; senedin vade ve tanzim tarihine göre müflis şirketin tasfiye sürecinde düzenlendiğini, bu süreçte davalı şirketin eski yetkililerinin senet verme, borç altına girme işlemlerinin geçersiz olduğunu, iflas ve tasfiye süreci devam ederken senedin nasıl elde edildiğinin araştırılmadığını, davacı bu senedi müflis şirketin yetkilisinden sonradan aldığını ikrar ettiğinden senedin geçersiz olduğunu, davacı, sözleşme şartlarını yerine getirip getirmediğini, getirdiyse işin bitirilip bitirilmediğini somut deliller ile ispatla yükümlü iken geçersiz bir kambiyo senedine dayanarak alacağın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu senedin davalı ticari defter kayıtlarında olmadığı belirtilmiş ise de, tasfiye sürecinde temin edilmesi sebebiyle senedin İflas Müdürlüğünün izni onayı olmaksızın müflisin ticari defter ve kayıtlarında yer almasının mümkün olmadığını, ayrıca bilirkişi tarafından senedin tarihine göre ticari defter ve kayıtlar incelenmiş ise de, söz konusu senet alacağının 2011 tarihli sözleşmeye ilişkin olduğu iddia edildiğinden 2011 yılı ve davacı tarafından işin bitirildiği zaman belirlenerek o zamanın tarihlerine göre ticari defter ve kayıtların da incelenmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Müflis .... Ltd. Şti. tarafından 19/04/2016 tarihinde açılan iflas erteleme talepli davada İstanbul 11. ATM'nin 03/05/2018 tarih ve 2016/434 Esas 2018/435 Karar sayılı kararı ile, iflas erteleme talebinin reddi ile borca batık olan şirketin iflasına karar verilmiştir. İflas tasfiyesi İstanbul 2. İflas Dairesinin ... İflas dosyasından yürütülürken istinaf edilen karar; Dairemizin 04/10/2018 tarih ve 2018/1563 Esas 2018/1481 Karar sayılı kararı ile, davacı vekiline raporu inceleyip beyanda bulunmak ve varsa itirazlarını değerlendirip, gerek duyulursa yeniden bir ek rapor almak suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği gerekçelerine istinaden kaldırılmıştır. Yeniden yapılan yargılamada mahkemenin 19/12/2019 tarih ve 2018/966 Esas 2019/ 1046 Karar sayılı kararı ile, tekrardan şirketin iflasına karar verildiği, kararın 28/12/2020 tarihinde kesinleştiği, iflas tasfiyesinin ise bu sefer İstanbul 2. İflas Dairesinin ... İflas dosyasından yürütüldüğü anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul 2. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından verilen cevaba göre, davacının 7 kayıt numarası ile 66.000,00 TL alacağın iflas masasına kaydına yönelik talebinin iflas idaresince reddedildiği, sıra cetvelinin, tebliğ için masraf yatıran davacının kendisine 21/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiş olmakla davanın tebliğ tarihinden itibaren yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 30/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı 03/02/2020 tarihli alacak kayıt talepli dilekçesi ile, müflis şirketten olan alacağına karşılık kendisine verilen 31/07/2018 vadeli, 66.000,00 TL bedelli senet alacağının kaydını talep etmiş olup iflas dairesinin 18/06/2020 tarihli kararı ile, alacağın, ... ve ... İşine ilişkin sözleşme bedelini kapsar şekilde düzenlenen 66.000,00 TL bedelli kambiyo senedine dayandığı, ancak sözleşme şartlarının yerine getirildiğine ve iş teslimine ilişkin bir bilgi sunulmadığı gibi sözleşme tarihi ile senet tarihi arasındaki uzun fark göz önüne alındığında ispatın yargılamayı gerektirdiği gerekçeleri ile alacağın tamamı yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 14/12/2020 tarihli raporda; davacıya ait 2017 ve 2018 yılları işletme defterlerinin açılış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kapanış tasdik mecburiyeti olmayan işletme defterinin delil vasfının bulunduğu, ancak işletme hesabı defteri yapısı itibarıyla gerçek borç/alacak ilişkisini tespite imkan vermeyen bir ticari defter olduğundan davacının, müflis şirket ile olan borç/alacak miktarının tespit olunamadığı, müflis şirketin lehine delil niteliği bulunan 2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerinde, 31/12/2018 tarihi itibariyle, davacıya verilen dava konusu senedin kayıtlı olmadığı ve davacı şirkete ilişkin herhangi bir cari hesap kaydına da ulaşılamadığı, davacının ve davalının ticari defterlerine göre borç/alacak tespitinin yapılamadığı, davacının mezkur iş sözleşmesine dayanak teşkil edecek şekilde fatura tanzim etmediği, dosyaya mübrez davacıya ait SGK hizmet listesinde davacının, müflis şirket işyerine 01/02/2012 tarihinde işe girişinin yapıldığı ve 09/02/2015 tarihinde işten çıkış işleminin yapıldığının tespit edildiği, hizmetin yerine getirildiğinin kabulü halinde davacının 66.000,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamında yer alan 26/04/2011 tarihinde akdedilen ... ve ... İşine ilişkin sözleşmesinin taraflarının davacı ile müflis şirket olduğu, sözleşmeye göre işin süresinin 10 ay olduğu ve sözleşme bedelinin de 66.000,00 TL olduğu anlaşılmakla davacı taraf, alacak kayıt talebine konu 20/04/2018 düzenleme tarihli, 31/07/2018 vade tarihli, 66.000,00 TL bedelli bononun bu sözleşmeye dayalı olarak verildiğini iddia etmektedir. Somut olayda, davacının alacak talebi bonoya dayalı olup kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen davacı, alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla dava konusu bononun iddia edildiği üzere bahsi geçen sözleşme nedeniyle verildiği ve alacağın varlığı davacı tarafından kanıtlanmalıdır (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2297 Esas 2024/2382 Karar sayılı ilamı). Bu anlamda sözleşmenin niteliği önemli olmamakla birlikte bahsi geçen sözleşme mahiyeti itibariyle eser sözleşmesi niteliğinde olmasına rağmen mahkemece hatalı şekilde satış sözleşmesine ilişkin TBK'nun 207/2 maddesi esas alınarak bu kapsamda ispat yükünün davalı üzerinde olduğunun kabulü isabetli değildir. Bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, davacının ve müflis şirketin ticari defterlerine göre borç/alacak tespiti yapılamamıştır. Dosyaya mübrez hizmet döküm cetveline göre davacının, müflis şirkette belli bir dönemde sigortalılık kaydının bulunması da sözleşmeye konu işin yapıldığını ve bononun buna karşılık verildiğini göstermez. Buna göre dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacı yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadındaki ilkelere göre ispat yükümlülüğünü yerine getirememiştir. Müflis şirket tarafından 19/04/2016 tarihinde açılan iflas erteleme talepli davada, İstanbul 11. ATM'nin 2016/434 Esas sayılı dosyasında 15/06/2016 tarihli ara karar ile, şirketin, borç altına girmesine tazammun eden çek keşide etmesinin ve senet düzenlemesinin -bu ara kararın ikinci bendindeki istisna dışında- ikinci bir emre kadar önlenmesine dair karar verilmiştir. İstisna olarak belirtilen ara kararın 2. bendinde ise, iflas erteleme talep eden şirketin tensip zaptının 7. maddesi gereği atanan denetçi kayyumu bakımından belirtilen hususlar yanında (Davacı şirketin ve davacıdan alacaklı olanların menfaatlerinin korunması için uygun görülecek iyileştirme projesinin uygulanması, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun kararlarını, şirket ile ilgili şirketi borçlandırıcı tasarruf yönündeki tüm kararlarının onaylanması için İ.İ.K.179/a maddesi gereğince Yeminli Mali Müşavirler ...ve İnşaat Mühendisi...'nın denetim kayyımı olarak atanmasına) mevcut siparişlerin yapılması, üretimi tamamlanan malların sevki, keza üretime devam edilmesi, şirket faaliyetinin sürdürülmesi için ham madde, zorunlu levazımat ve malzemelerin alınması, aynı kapsamda telefon, su, elektrik, doğalgaz vb. giderlerin, işçilik ve SGK ödemelerinin yapılması, üretim ve sevkiyatın gerçekleştirilmesi, bu maksatla ödeme ve tahsilat gibi şirketin ticari faaliyetlerinin sürdürülmesi için zaruri bulunan işlemlerin icrasına ve bu maksatla şirketin blokede bulunan paralarının kullanılmasına, kayyım denetimi ile birlikte izin verilmesine karar verilmiştir. Buna göre, davacı taraf, sözleşmeye konu işi yapıp teslim ettiğinden bahisle dava konusu bononun verildiğini iddia etmiş ise de, söz konusu bononun düzenlendiği tarihte iflas ertelemeye ilişkin tedbirler ayakta olup bu şekilde senet düzenlenmesine ancak kayyım denetimi ile birlikte izin verildiğinden kendi başına tasarruf yetkisi bulunmayan müflis şirketin senet/bono keşide edemeyeceği dikkate alındığında davacının geçersiz senede dayalı alacak talebi bu anlamda da yerinde değildir. Sonuç olarak, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükünün kimde olduğu konusunda yanılgıya düşülerek somut olaya uygun düşmeyen gerekçeler ile davanın kabul edilmesi isabetli olmadığından davalının istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/406 Esas, 2022/255 Karar sayılı ve 28/03/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından yatırılan 301,40 TL istinaf harçları ile yapılan 40,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 341,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.09/04/2026