T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1109 - 2025/2009 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1109 KARAR NO : 2025/2009 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2023/644 Esas - 2024/196 Karar DAVACI : KAPLAN GROUP SANAYİ VE TİCARET LİMİTED…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1109 - 2025/2009 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1109 KARAR NO : 2025/2009 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2023/644 Esas - 2024/196 Karar DAVACI : KAPLAN GROUP SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... : 2- KAPLAN GROUP TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ETİKETTEN AMBALAJ ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLER DIŞ TİCARET SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/11/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket aleyhine Sakarya 2. İcra Dairesinin 2023/15973 Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmış, başlatılan icra takibine dayanak olarak ise alacaklı şirket Kaplan Group Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. tarafından borçlu şirkete düzenlenen 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura Nolu faturalar ve alacaklı şirket Kaplan Group Sanayi ve Ticaret Sanayi Ltd. Şti. tarafından borçlu şirkete düzenlenen 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura No, 08.07.2023 tarih ... Fatura Nolu faturalar dayanak gösterildiğini, ödeme emri borçlu şirkete tebliğ edilmeden borçlu tarafça, müvekkil şirketlere herhangi bir borçları olmadığından bahisle takibe, borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü fer’ilerine haksız olarak itiraz edilmekle, Sakarya 2. İcra Müdürlüğü 2023/15973 Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın usulüne uygun icra takibi bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketlerin aralarında organik bağ bulunmakta olup birlikte hareket ettikleri ortada olup usul ekonomisi gereğince, bu ilkenin unsurları, takip hukukundaki görünümüne göre takibin makul sürede tamamlanması, takibin makul giderle tamamlanması ve takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi olarak ifade edilebileceğini, usul ekonomisi ilkesi takibin her aşamasında gözetilmesi gereken bir ilke olmakla takibin makul sürede ve makul giderle tamamlanabilmesi için takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini, takibin düzenli bir şekilde yürütülmemesi karmaşaya ve gereksiz gider yapılmasına sebep olacağı için aynı zamanda takibin makul sürede tamamlanması ve takibin makul giderle tamamlanması unsurlarının da ihlâl edilmesi sonucunu doğurduğunu, ihtiyarî dava arkadaşlığı hâllerinde zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlayacağı, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştıracağından mahkemece davaların birleştirilerek görülmesi HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesinin gereği olup somut olayda bahsi geçen usul ekonomisi ilkelerine uygun olarak icra takibi yapılmış, borçlu şirketin de bu yönde herhangi bir itirazı bulunmadığını, gerekçeli kararda, davalı vekiline vekalet ücretine hükmedilmiş ise de bu durum da hukuka aykırı bulunduğunu beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 27/03/2024 Tarih - 2023/644 Esas - 2024/196 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davacılar, Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2023/15973 Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. İcra dosyasında iki farklı tüzel kişi olan Kaplan Group Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi İle Kaplan Group Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketinin birlikte başlattıkları takip ile borçlu davalı şirketten faturalardan kaynaklı toplam 4.856.808,73 TL alacak talebinde bulundukları, bu alacaklardan 952.587,95 TL sinin Kaplan Group Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından düzenlenen 3 faturaya ilişkin olduğu, bakiye 3.901.220,78 TL alacağın ise diğer alacaklı şirket olan Kaplan Group Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından düzenlenen 14 faturaya dayandığı, her bir davacının alacağının farklı sebeplerden kaynaklandığı anlaşıldığından İlk derece Mahkemesi tarafından ihtiyari dava arkadaşı olan davacı/takip alacaklılarının birlikte takip başlatması usul ekonomisine aykırı olduğundan, usulüne uygun takip bulunmaması nedeniyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 57 ve 58.maddelerinde ihtiyari dava arkadaşlığı düzenlenmiştir. HMK'nın 57. maddesinde; "Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması", HMK'nın 58. maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca birlikte dava açma hakkına sahip olanların her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi isterlerse birlikte de dava açabilirler ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı doğar. Medeni usul hukukumuzdaki dava arkadaşlığında (HMK m.57 vd) olduğu gibi icra takiplerinde de bazı hallerde takip arkadaşlığı mümkündür; yani alacaklı veya borçlu tarafta birden fazla kişi bulunabilir. (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, İcra Ve İflas Hukuku, 6. Baskı, s.73) Takip arkadaşlığından kasıt, icra takibinin aktif (alacaklı) veya pasif (borçlu) tarafında ya da her iki tarafında, birden fazla kişinin alacaklı yahut borçlu olarak yer almış olması halidir. Eğer, bir takipte alacaklı olarak birden fazla şahıs bulunuyor ise aktif takip arkadaşlığı, borçlu birden fazla ise pasif takip arkadaşlığı söz konusu olur (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukuku, s.159) Alacaklılar arasında takip arkadaşlığı; Birden fazla alacaklının (aynı sebepten doğmuş olsa bile, karş: HMK m.57/c), müstakil alacaklarından dolayı, aynı borçluya karşı birlikte (yani bir tek takip talebi ile) takip yapabilmeleri imkanı, İİK tarafından öngörülmemiştir; mümkün değildir. Buna karşılık maddi hukuka göre, alacaklılar arasında takip arkadaşlığının mümkün olduğu haller vardır. Bu da, mecburi ve ihtiyari olmak üzere iki şekilde olur. (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, İcra Ve İflas Hukuku s.73) 1-Alacaklılar arasında mecburi takip arkadaşlığı; Bu halde, birden fazla alacaklı, borçluya karşı birlikte (bir takip talebi ile) icra takibi yapmaya mecburdur; misal: kira sözleşmesinde birden fazla kiraya veren varsa, ilamsız tahliye takibinin (m.269 vd) kiraya verenlerin tümü tarafından (birlikte) yapılması zorunludur (mecburi dava arkadaşlığı). (s.73) 2-Alacaklılar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı; Burada alacaklılar, bir borçluya karşı ayrı ayrı icra takibi yapabilecekleri gibi, birlikte (bir takip talebi ile) de borçluyu takip edebilirler; mesela, müteselsil alacaklılarda olduğu gibi (BK m.169) (s.74) Takip dosyası ve faturalar incelendiğinde; davacıların alacaklarının kendi faturalarından kaynaklandığı görülmektedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2014 tarihli 2013/8713 E. 2014/2961 K. sayılı kararında; "...Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmasının itirazın iptali davasının ön şartı olduğu, davacı kooperatif, davalı kooperatiften ihraç edilen ortakların iadesi gereken alacaklarını geçerli olarak temlik almış olmakla birlikte, temlik aldığı her bir ortak alacağının tahsili için ayrı bir takip yapması gerekirken, durumları birbirinden farklı olan ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan tüm ortakların alacaklarını birleştirerek tek bir icra takibi ile talepte bulunduğundan, ortada geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmadığı ve dava şartının oluşmadığı, bu nedenle davalı takibe itirazında haklı olmakla birlikte, davacının takipte kötüniyetli olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda da alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişinin yer alması, yani takip arkadaşlığı mümkündür. Ancak, takip arkadaşlığı dava arkadaşlığına nazaran daha sınırlı hallerde söz konusu olur. Birden fazla alacaklının alacağı aynı sebepten doğsa bile borçluya karşı ayrı ayrı takip yapmaları gerekir. İhtiyari dava arkadaşlığının nedeni usul ekonomisidir. İcra hukukunda buna takip ekonomisi denebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının olduğu hallerde ihtiyari bir takip arkadaşlığı takip ekonomisine uygun düşmeyecektir. Örneğin, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan borçlulara karşı birlikte takip yapılması halinde her borçlu farklı şekilde takibe karşı koyabilecek ve bu takipleri birlikte yürütmek mümkün olmayacaktır. Keza birden fazla alacaklının birlikte takip yapması halinde, borçlunun her alacaklıya karşı ayrı itirazı söz konusu olabilir. Bu itirazların her biri ayrı sebeplere göre incelenip sonuca bağlanacağından, takiplerin birlikte yürütülmesinin hiçbir anlamı olmayacak, diğer anlatımla takip ekonomisinden söz edilemeyecektir. İcra hukukunda ihtiyari takip arkadaşlığının olumlu yönleri bulunmamaktadır. Çünkü, her bir takip arkadaşı diğerinden bağımsız hareket edebildiğinden her birinin takibe itirazı ve takibin daha sonraki aşaması birbirinden bağımsız yürüyecek ve çoğu kez ortak bir işlem olmayacaktır.(Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özkan Sungurtekin, Meral/ Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, 11. Baskı, Ankara, 2013, sf.163-164; Kuru/ Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, sf.167) Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 114/2. madde hükmü uyarınca dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan 115/2. madde hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun bir takip yapılmadığından dava şartı oluşmadığı hükmün gerekçe kısmında kabul edilmiş olmasına rağmen davanın usulden reddine karar verilmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması..." yönünde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2014 tarihli 2014/1337 E. 2014/7035 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Somut olayda; davacı alacaklılar arasında zorunlu takip arkadaşlığı olmadığı gibi ihtiyari takip arkadaşlığı dahi mevcut değildir. Tek ortak nokta borçlunun aynı olmasıdır. Davacı/alacaklı şirketlerin aynı grup şirketi olması sonucu değiştirmemektedir. Eldeki itirazın iptali davasının tefrik edilmesi gerektiğinde, icra takibinin bölünmesi söz konusu olamayacağından, telafisi güç sorunlar ortaya çıkabilecektir. Ayrıca icra takibinin infazında da karışıklıklara sebebiyet verebilecektir. Bu durumda davacıların birlikte icra takibi başlatmaları mümkün olmadığından, her bir davacı tarafından ayrı ayrı icra takibi başlatılması gerekmektedir. Ancak birlikte icra takibi başlatmış olmaları karşısında, usulüne uygun başlatılan bir icra takibi olmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80*2=375,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*