9. Hukuk Dairesi 2026/137 E. , 2026/972 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/22 E., 2025/420 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili da…
9. Hukuk Dairesi 2026/137 E. , 2026/972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/22 E., 2025/420 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesinde ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilere de uygulanacağının hüküm altına alındığını, taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacıya her ay brüt asgari ücretin belirli bir oran fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılması gerektiğinin düzenlendiğini, ayrıca davacının ücretine toplu iş sözleşmesi uyarınca 6 aylık dönemlerde %4 oranında zam yapılması gerektiğini ancak davalı tarafça iş sözleşmesi dikkate alınmaksızın davacının ücretinin eksik ödendiğini iddia ederek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye, fark fazla çalışma ücreti, fark hafta tatili ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fark gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, 01.01.2019 tarihinden itibaren ücretlerin Bakanlıktan alınan görüş yazıları doğrultusunda işçilerin 31.12.2018 tarihinde almakta oldukları ücretlerinin %4 zamlı hâli ile ödendiğini, davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, ikramiye ve ilave tediye ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2022 kararına karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli kararı ile; kadroya geçirildiği sırada yapılan bireysel iş sözleşmesinde ücretin, her ay asgari ücretin belli oranda fazlası olacağına dair düzenlemenin mevcut olduğu, ücret bordroları dikkate alındığında tahakkuk ve ödemelerde aylık ücretin eksik belirlendiği ve davacının fark ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davanın temel dayanağını davacının ücretinin hatalı belirlendiği iddiasının oluşturduğu ve dava dilekçesindeki tüm taleplerin ücretin hatalı tespitinden kaynaklanan fark alacak talepleri olduğu, davacı işçinin davanın açıldığı tarihteki ücret miktarının belirlenmesinin mümkün olmasına göre ücretin eksik ödenmesinden kaynaklanan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile gece çalışmasına ilişkin fark alacakların belirlenebilmesinin de mümkün bulunduğu, bu hâlde ise talep edilen fark fazla çalışma ücreti, fark hafta tatili ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fark gece çalışması zammı alacakları alacak bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından koşulları oluşmayan davanın belirtilen fark alacaklar yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiği, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. maddede, kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak Yüksek Hakem Kurulunca karara bağlanan 31.10.2020 tarihine dek yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yararlanılan bir toplu iş sözleşmesi niteliğinde olmadığı ve dolayısıyla art etkisinin de bulunmadığı, bu kapsamda 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem yönünden söz konusu toplu iş sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak fark ikramiye hesaplanmasının ve 31.10.2020 tarihine kadar hesaplanan kısmı için en yüksek işletme kredisi faizi işletilmesine karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyulmak suretiyle yürütülen yargılama neticesinde farklı bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuş ancak gerekçeli karara tashih şerhi düşülerek; uyulmasına karar verilen bozma kararı gereğince fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, gece zammı fark alacaklarının dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken sehven gerçekleşen açık bir maddi yazım hatası nedeniyle bozma öncesindeki hükmün yazılmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle tahsisen hüküm kısmının düzeltildiği belirtilerek söz konusu fark alacakların usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinin 375 sayılı KHK hükümlerine göre belirlendiğini, Bakanlığın genel uygulamasının hukuka uygun olduğunu, davalı Bakanlık tarafından 2021-2022 yıllarında geçerli toplu iş sözleşmesinin 33. maddesine göre işçi ücretlerinin 01.01.2021 tarihinden itibaren 153,07 TL’ye yükseltilerek (2021 asgari ücretinin % 28,36 fazlasına denk düşmek suretiyle) fark bordrolar ile ödenmiş olduğunu, oysa bilirkişi raporunda ise davacının hem asgari ücret artışından, hem bireysel iş sözleşmesindeki orandan hem de toplu iş sözleşmesindeki orandan faydalanması gerekiyor gibi hesaplama yapıldığını, bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumda işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve ücretlerin fahiş bir hâl alacağını, iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bunun üzerine %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmediğini, 2. Davacının ücret bordroları incelendiğinde aylık ücretin yanında ikramiye, ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, bakım tazminatı gibi sürekli nitelikte tahakkuk eden ücret ve ücret ekleri ilave edildiğinde iş sözleşmesinde belirlenen ücretin üstünde bir ücret almaya başladığının, eş deyişle toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olduğunun görülmekte olduğunu, 3. Bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücreti olduğunu, kadroya geçiş ücretinin de davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, toplu iş sözleşmesinde kastedilen ücretin de 2018 yılındaki asgari ücrete göre belirlenen ücret olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.