T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1038 Esas KARAR NO : 2025/1269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI : 2025/93 Esas, 2025/361 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1038 Esas KARAR NO : 2025/1269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI : 2025/93 Esas, 2025/361 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Esentepe Mah. ... Ada, 1 Parsel Kartal/İstanbul adresinde bulunan alanın müvekkili nezdinde İnşaat Tüm ... Sigortası ile 04.03.2022 - 13.11.2026 dönemi için sigortalı ...... Yatırım Ortaklığı A.Ş. lehine sigortalandığını, riziko mahallinde güvenliğin sağlanması için sigortalı şirket tarafından davalı şirket ile sözleşme imzalandığını, 02.09.2023 tarihinde şantiye alanına araçla gelerek içeri giren hırsızlar tarafından, H blok altında bulunan elektrik taşeronuna ait depolardan birinin kapısındaki kilidin kırılarak depo içindeki muhtelif elektrik kablolarının çalındığını, güvenlik hizmetinin kusurlu olarak ifa edilmesi sonucu meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, eksper tarafından ödenmesi gereken tazminat tutarının hesaplanmasından sonra müvekkili tarafından toplam 205.146,22 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalının ödeme yapmaması üzerine zararın rücuen tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ...ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen Güvenlik Hizmet Sözleşmesine göre İstanbul Kartal .... Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi Projesine özel güvenlik hizmeti sağlanmasının kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından hizmet verilen şantiyede 02.09.2023 tarihinde araç ile gelen kişilerin güvenlik görevlisini silahla tehdit ederek içeri girdiğini ve dava dışı ... şirketinin taşeronu olan ... Ltd. Şti.'ye ait olduğu iddia edilen bir takım malları çalarak kaçtığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, hırsızlık olayında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, dava dışı Yıldızlar şirketinin müvekkili tarafından sunulan 3 ayrı risk analiz raporuyla uyarıldığını, dava konusu yargılamaya muhtaç olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, çalındığı iddia edilen malların değerinin afaki ve gerçeğe aykırı olarak belirlendiğini, ayrıca davacının ödeme yaptığı ve çalındığı iddia edilen malların asıl sigortalının yüklenicisinin taşeronun malları olması sebebiyle söz konusu malların sigorta kapsamına dahil olmadığını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; halefiyet ilkesi gereği davacı sigortacının yerine halef olduğu sigorta ettiren ...A.Ş. ile davalı arasındaki hukuki ilişki temel alınarak yetkili ve görevli mahkemelerin belirlenmesinin gerektiği, davacının ödeme ile halefi olduğu sigorta ettiren ile davalı arasında akdedilen güvenlik hizmet sözleşmesinin 13. maddesinde taraflar arasında sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin münhasır yetki şartı ile yetkili kılındığı, HMK'nun 17. ve 18. maddeleri gereğince yetki şartının geçerli olduğu, halefiyet ilkesi gereği yetki şartının davacıyı da bağladığı, davacının münhasır yetki şartı gereğince takibi Ankara İcra Müdürlüğünde yapması gerekirken İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde yaptığı ve davalının da süresinde usulüne uygun yetki itirazında bulunması üzerine takibin durduğu, akabinde açılan işbu eldeki itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin bulunmasının dava şartı olduğu, buna göre icra takibinin taraflar arasında düzenlenen yetki sözleşmesine göre yetkili icra dairesinde başlatılmadığı gerekçelerine istinaden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İİK'da düzenlendiği üzere yetki itirazının takibin varlığına ve geçerliliğine engel teşkil etmediğini, somut olayda icra takibinin haksız fiilden kaynaklanan bir sorumluluğa dayandığını, bu nedenle HMK m.16 gereğince icra dairesinin yetkili olması sebebiyle geçersiz bir takipten söz edilemeyeceğini, ayrıca borçlu tarafın icra takibine yaptığı yetki itirazında herhangi bir yetki sözleşmesinden bahsetmeyerek sadece genel yetkili mahkemelerin (borçlunun yerleşim yeri) yetkili olduğunu ileri sürdüğünü, bir davanın belirli bir yer mahkemesinde açılabileceğine ilişkin sözleşme ile belirlenmiş özel yetki türü olan münhasır yetkinin kesin yetki anlamına gelmediğini, kesin yetkinin, tarafların itirazına bakılmaksızın mahkemenin yetkisiz sayılmasına neden olan, kamu düzenine ilişkin olduğunu, dava kesin yetki kuralına tabi değilse ve davalı taraf süresinde yetki itirazında bulunmamışsa artık yetkisizlik iddiasının dinlenemeyeceğini ve dava açılan mahkemenin yetkili hâle geleceğini, kanunda düzenlenmiş bir kesin yetki kuralı bulunmayan somut olayda davalının cevap dilekçesinde yetki itirazı ileri sürmemesine rağmen Mahkemenin re’sen yetki incelemesi yaparak verdiği yetkisizlik kararının kanuna aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla HMK m.331/2 uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususunda ancak devam eden mahkemece karar verilebileceğinden aleyhlerine vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, 205.146,22 TL asıl alacak ve 24.250,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 229.397,03 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davalı borçlu vekili icra takibine yönelik yasal süresinde yaptığı itirazında, müvekkilinin adresi itibariyle Ankara (Merkez) İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş olup Mahkemece yapılan yargılama neticesinde yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan İnşaat Tüm ... (Car) Sigorta Poliçesinin incelenmesinde, sigorta ettirenin ...ve Ticaret A.Ş. ve/veya tali müteahhit ve taşeronları olduğu, sigortalının ...... Yatırım Ortaklığı A.Ş. olduğu, riziko adresi olan Esentepe Mah. ... Ada, 1 Parsel Kartal/İstanbul adresinde bulunan yerin davacı sigorta nezdinde sigortalandığı, davacı tarafından 02/09/2023 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle 29/12/2023 tarihinde ...ve Ticaret A.Ş. 'ye 205.146,22 TL ödendiği ve ödenen bedelin rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine itiraz üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünce usulüne uygun şekilde ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ve ödeme emrine borçlu tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış itirazın bulunması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu vekili ödeme emrine karşı borca ve icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğinden işbu davada icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın öncelikle incelenmesi gerekir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararı). O halde dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, davacı sigorta şirketinin yetkili icra dairesinde takip başlatıp başlatmadığı hususunda sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.İİK'nun 50. maddesi uyarınca para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Bilindiği üzere tüm davalar için uygulanan yetki kuralı genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir (6100 sayılı HMK m. 6/1). Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki bu da özel yetki kuralıdır.HMK'nun 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü içermektedir. "...HMK'nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. (Yargıtay HGK'nın 2017/(13)3-1991 Esas, 2020/803 Karar sayılı kararı).Dava konusu poliçeye göre sigorta ettiren ve davacı sigorta şirketi tarafından kendisine ödeme yapılan ...ve Ticaret A.Ş. ile davalı şirket arasında poliçede belirtilen riziko adresine ilişkin güvenlik hizmet sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşmenin 13. maddesine göre, sözleşmenin uygulanmasından ve yorumundan doğan uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Anılan maddede aksine bir hüküm bulunmadığından yetki şartında gösterilen icra dairesi münhasır yetkili icra dairesi olarak belirlenmiştir.Somut olayda, davalı borçlu vekili icra dairesinin yetkisine itiraz ederken işbu sözleşmede belirlenen yetki şartına dayanmamış olup müvekkilinin adresinin ..., Çankaya/Ankara" olduğundan bahisle Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürdüğünden münhasır yetki kuralının eldeki somut uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Anılan güvenlik hizmet sözleşmesi kapsamında güvenlik hizmetinin verileceği yer Kartal/İstanbul olup 6100 sayılı HMK'nun 10. maddesi uyarınca, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinden davaya konu icra takibi yetkili icra dairesinde başlatılmıştır. Bu nedenle davalı borçlu vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde yasaya ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile tesis edilen karar isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/93 Esas, 2025/361 Karar sayılı ve 15/05/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2025