9. Hukuk Dairesi 2024/12890 E. , 2024/15002 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ile davalı asıl Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozm…
**9. Hukuk Dairesi 2024/12890 E. , 2024/15002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ile davalı asıl Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait ... Eczanesi isimli işyerinde 15.09.2009 tarihinden haksız olarak iş sözleşmesinin sona erdirildiği 14.04.2016 tarihine kadar eczacı kalfası olarak çalıştığını, davalı işyerinde rutin olarak haftanın 6 günü sabah 08.30 ile akşam 19.00 saatleri arasında ve ayrıca nöbetçi olunan günlerde sabah 08.30'dan ertesi gün akşam 19.00’a kadar olmak üzere çalışmış olmasına karşın fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, haftalık 400,00 TL olan ücretinin dönem dönem ödenmemesi nedeniyle 2013 yılına ait 2.000,00 TL, 2014 yılına ait 3.100,00 TL ve 2016 yılına ait Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait 15 haftalık ücret alacağının bulunduğunu, davalı işverenin davacının bilgisi dışında zaman zaman işten çıkışını verip sonra tekrar giriş yaptığının tespit edildiğini, davalı işverenin tüm bu haksız uygulamalarının düzelmemesi nedeniyle davacı tarafından 08.01.2015 tarihinde noterden gönderilen ihtarname ile ödenmeyen haftalık ücretleri, fazla çalışma ücretleri ile kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak işleyişte bir düzelme olmadığını, sigorta primleri gerçek ücret üzerinden yatırılmayan, fazla çalışma ücretleri ödenmeyen davacının çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle yeniden davalı işverene başvurduğunu, bunun üzerine davalı işverenin 14.04.2016 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini davacıya sözlü olarak bildirdiğini, iş sözleşmesini sona erdirmesine karşın davalı işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna işten çıkış bildirgesi vermemesi üzerine davacının 21.04.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile davalı taraftan işçilik tazminat ve alacaklarını talep ettiğini, yanı sıra henüz çalışma sürerken davalı işverenin talebiyle kendi adına kredi çekerek işverene veren davacının, davalının kredi taksitlerini ödememesi sebebiyle borcu ödemek zorunda kaldığını da ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ödenmeyen aylık ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; davacının 02.12.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, 24.08.2010 tarihinde askerlik nedeniyle ayrıldığını, askerlik dönüşü 25.03.2011 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını, davacının kendi sorunları nedeniyle sayısız kez işten ayrılıp sonra tekrar başladığını, davacının ücretinin Şubat 2016 ayından itibaren haftalık 400,00 TL olduğunu, davacının fazla çalışma ve ücret alacağının bulunmadığını, son haftalığı da dâhil olmak üzere tamamının elden ödendiğini, davacının Eczaneye 900,00 TL borcunun bulunduğunu, davacının yıllık izinlerini düzenli ve eksiksiz kullandığını, Eczanede her dönemde 3-5 kişinin çalıştığını, nöbette kalanların ertesi gün izinli olduğunu ve ayrıca nöbet ücreti aldığını, her sabah, öğle ve ikindi yemek molalarının bulunduğunu, işyerini taşıma işinden bir gün önce 14.04.2016 günü akşamüstü telefonla davacının işten ayrılmak istediğini bildirdiğini, tüm ısrara rağmen işe devam etmeyi reddettiğini, hesaplaşma ve tazminat ödeme teklifini de kabul etmediğini, 22.04.2016 tarihinde çekilen ihtarnameye de yanıt alamadığını, sonuç alamayınca 31.05.2016 tarihinde zorunlu olarak çıkışının yapıldığını, davacının gönderildiğini iddia ettiği 21.04.2016 tarihli ihtarnamesinin eline ulaşmadığını, davacıya kredi çektirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli ve 2016/466 Esas, 2018/283 Karar sayılı kararıyla; toplanan tüm deliller ve yapılan yargılama sonucunda davacının 15.09.2009 ile 24.08.2010 ve 25.03.2011 ile 14.04.2016 tarihleri arasında iki dönem olmak üzere davalı işyerinde kalfa olarak aylık brüt 2.397,89 TL ücretle çalıştığı, toplam 6 yıl 11 ay 10 gün hizmeti olduğu, davacının bir kısım işçilik alacaklarının ve ücretinin ödenmediği, davacının kendi adına davalı için 10.000,00 TL kredi çekmesi ve davalının ödememesi nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık çıktığı ve davalının davacının sigorta çıkışını verdiği, davacının çıkışının davalı işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinde 04 kodu ile belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi olarak bildirildiği, ispat yükü üzerinde olan davalının haklı feshi ispat edemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı, ödendiği davalı işverence ispatlanamayan alacak kalemlerinin tespit ve hesabı yönünden denetime uygun 19.09.2017 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/4253 Esas, 2018/2772 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın davadan haberdar olduğu ve çıkartılan tebligatların usulüne uygun bulunduğu, davacı tarafından çekilen ihtarname, dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı itibarıyla iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği ve feshin haklı nedene dayandığı hususunun ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, bilirkişi tarafından hesaplanan alacakların ödendiğine ilişkin yargılama sırasında herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediği dolayısıyla Mahkemece verilen kararda bir hatanın bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2. Dairemizin 21.01.2021 tarihli ve 2020/4154 Esas, 2021/1823 Karar sayılı kararıı ile; dava dilekçesinde davalı tarafın “... ... Çayırlı (... Eczanesi)” olarak gösterildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava dilekçesi ve tensip zaptının yer aldığı tebligat zarfı üzerine davalı isminin yalnızca “... Eczanesi” olarak yazıldığı ve dava dilekçesinde belirtilen adrese tebliğe çıkartıldığı, tebligatın “... Eczanesi sahibi ...” imzasına tebliğ edildiği, davalının dosyaya el yazısı ile yazılı 03.08.2016 tarihli cevap dilekçesi ve işyeri şahsi sicil dosyasını ibraz ettiği, duruşma gününün aynı adrese gönderildiği ve yetkili olduğu belirtilen E.C. isimli kişiye tebliğ edildiği, bilirkişi raporunun yine aynı adrese gönderildiği, ancak bu defa adresten taşınıldığı gerekçesiyle tebliğ işlemi yapılamayarak İlk Derece Mahkemesine iade olduğu, bunun üzerine daha önce davalıya tebligat yapılmış olan dava dilekçesinde yazılı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre bilirkişi raporunun, ıslah dilekçesinin ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 23.07.2018 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde davalı olarak “... ... Çayırlı” gösterilmesine karşın, gerekçeli kararda “... Eczanesi” şeklinde yazılı olduğu, bu durumun infazda sorun yaratacağı ileri sürülerek tavzih talebinde bulunulduğu, Mahkemece davacının tavzih istemi kabul edilerek,tavzih kararı ve gerekçeli kararın bu defa davacının adres kayıt sisteminde kayıtlı olan adresine tebliğe çıkartıldığı ve 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre 06.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı tarafça bu tarihten sonra vekili aracılığı ile istinaf talebinde bulunulduğu, dosya kapsamına göre; her ne kadar dava dilekçesinin yer aldığı tebligat zarfı üzerinde davalı ismi yerine “... Eczanesi” yazması hatalı bulunmakta ise de dava dilekçesinin bizzat davalı ... ... Çayırlı tarafından tebliğ alındığı ve dosyaya cevap dilekçesi ile şahsi sicil dosyasının sunulmuş olduğu gözetildiğinde, davada taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, ancak bundan sonrasında yapılan tebliğ işlemlerinde de aynı hatanın sürdüğü, gönderilen tebligat zarfları üzerinde davalı isminin yazmadığı ve gönderilerin davalı asıl tarafından bizzat tebliğ alınmadığı gözetildiğinde tebligatların usulüne uygun olmadığının ve davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin adresine usulüne uygun şekilde tebligat çıkartılarak bildirdiği deliller toplandıktan sonra yapılacak yargılamaya göre yeniden bir karar verilmesi için kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda önceki gerekçeli kararda açıklanan gerekçelerle ve bilirkişiden alınan 24.01.2024 tarihli ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı asıl temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalının istinaf başvurusunun süresinde olmadığını, bu nedenle o aşamadan sonraki yargılama sürecinin yapılmamış sayılması gerektiğini, davalının zamanaşımı def'inin mesnetsiz olduğunu, alacağın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükümde ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücretine işleyecek faiz bakımından da hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı asıl; iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiğini ve lehine ihbar tazminatına ve ücret alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,30.04.2024 tarihli duruşmada mazeretinin son defa kabulü ile üç gün sonrasına duruşma günü verildiğini ancak bu arada ek raporun tarafına tebliğ edilmediğini, son duruşmada yokluğunda davanın bitirilerek karara çıkartıldığını, davada reddedilen tutarlar yönünden lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı asılın temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin ve davalı asılın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.