16. Hukuk Dairesi 2014/859 E. , 2014/4382 K. "" MAHKEMESİ : DARENDE KADASTRO MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2013 NUMARASI : 2006/276-2013/25 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında A.Kasabası, B. Mahallesi çalışma alanında bulunan . ada 176 parsel sayılı 44.656.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera …
**16. Hukuk Dairesi 2014/859 E. , 2014/4382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : DARENDE KADASTRO MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2013 NUMARASI : 2006/276-2013/25 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında A.Kasabası, B. Mahallesi çalışma alanında bulunan . ada 176 parsel sayılı 44.656.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera neteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı A.. K.., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne; çekişmeli taşınmazın bahçe niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yapılan keşifte dinlenen komşu köylerden seçilmiş yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve tanıklar taşınmazın aralıksız tarla olarak kullanıldığını yakın zamanda bahçe haline getirildiğini söylemişler, dosya içeriğinde bulunan 02.05.2006 tarihli 3091 sayılı Yasa uyarınca Darende Kaymakamlığı tarafından verilen idari men kararının dayanağı belgelerinde davacı A.. K.. taşınmazın dedelerinden kaldığını, uzun süre ekilip biçilmediğini, üç yıl kadar önce paylaştıklarını 2006 yılında sürerek kayısı fidanı diktiklerini bildirmiştir. Oysa ki; 2013 yılında yapılan keşif sonucunda dosyaya sunulan zirai bilirkişi raporunda ise kayısı ağaçlarının 15-25 yaşları arasında olduğu belirtilmesi karşısında beyanlar ve ağaçların yaşları hususunda ortaya çıkan çelişki giderilmemiştir. Diğer yandan zirai bilirkişi taşınmazın yakınlarında 60-70 yıllık evler bulunduğunu bu evlerin çevredeki taşınmazların uzun yıllardır kullanıldığının bir göstergesi olduğunu belirtmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. madde koşullarının bulunması halinde zilyetlikle taşınmaz iktisap edilebileceği, diğer bir anlatımla taşınmazın yakınında ev bulunmasının o taşınmazın zilyetlikle iktisap edilmesi için yeterli olmadığı kuşkusuzdur. Ne var ki; mahkemece davalıların ekonomik amaca uygun zilyetliğin ne zaman başladığının belirlenmesi amacıyla hava fotoğraflarından yararlanılması düşünülmemiştir. O halde; öncelikle tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait (1990-1980 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının tarihleri açıkça yazılmak suretiyle en az üç tanesi Harita Genel Komutanlığından getirtilmeli, bundan sonra, mahallinde