T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/11/2025 DAVANIN KONUSU:İstirdat (İİK 89/5) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/11/2025 DAVANIN KONUSU:İstirdat (İİK 89/5) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalılardan icra takibinin asıl borçlusu olan ...'nin müvekkili şirket bünyesinde 13/05/2025 tarihinde işe başladığını ve sadece 2-3 haftalık bir çalışma süresinin ardından 31/05/2025 tarihinde işten ayrıldığını, davalının bu kısa çalışma dönemine ilişkin tüm yasal hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, davalılardan alacaklı ...'in, diğer davalı borçlu ... aleyhine, 30/09/2023 vade tarihli 650.000,00TL bedelli bir senede dayanarak Serik İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin Serik İcra Dairesi'ne 29.08.2025 tarihinde tam 1.450.000,00 TL ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, bir kişinin sadece 2-3 haftalık çalıştığı ve üstüne işten ayrıldığı bir iş yerinden 1.5 milyon TL gibi devasa bir alacağı olabileceğinin düşünülemeyeceğini, davanın diğer tarafı olan asıl borçlu ...'nin, müvekkili şirkette bir alacağı olmadığını en iyi bilen kişi olduğunu, buna rağmen alacaklısının bu yolla müvekkili şirketten tahsilat yapmasına sessiz kaldığını, hatta bu duruma zemin hazırlamış olabileceğini, müvekkilinin alacağının dava sonrasında akim kalmasının önlenmesi için davalılara ait menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine, başkalarına devir ve temliki ile üstün bir hak tesisinin önlenmesi için ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak müvekkili şirket tarafından Serik İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına cebri icra tehdidi altında haksız ve gerçeğe aykırı olarak ödenen bedelin şimdilik 280.000,00 TL'sinin (kısmi alacak davasıdır.) ödeme tarihi olan 29.08.2025'ten itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Davacı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine dayalı menfi tespit ve 89/5. maddesine dayalı istirdat istemiyle dava açmıştır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir.Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesine göre açılmış olup davacı takipte haciz ihbarnamelerinin gönderildiği üçüncü kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu özel bir menfi tespit davasıdır. Dava konusu takip dosyasında davalı takip alacaklısı tarafından, diğer davalı borçluya karşı ödenmeyen borçtan dolayı takip başlatıldığı ve davacıya takip dosyasından 2004 sayılı İİK'nın 89/1 ve 89/2 maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiği görülmüş olup davacı borçlu olmadığı iddiası ve ödenen tutarın iadesi istemiyle 2004 sayılı İİK'nın 89/5 maddesi uyarınca eldeki davayı açmıştır. Görüldüğü üzere davacı ile davalı ... arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmamaktadır. Davalı alacaklı ile diğer davalı borçlu arasında senet düzenlendiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 89/3-5 maddesi uyarınca açılan menfi tespit/istirdat davasında davacı ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığından 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari davadan söz edilemeyecektir. Son olarak Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2023 tarih ... E. ... K. sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere; 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü ve beşinci fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit/istirdat davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre bu tür davalarda tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmaması, davacı ile davalı ... arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması, bununla birlikte diğer davalı ... ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunması, davalı ... yönünden talebin işçilik alacağı bulunmadığının tespitine yönelik olması, işçi-işveren ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda özel görevli mahkemenin İş Mahkemesi olması, davalılardan birinin özel mahkemede yargılanmasını gerektirmesi halinde diğer davalıların da aynı mahkemede yargılanmasının gerekmesi, somut olayda davalılardan biri yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi görevli iken diğeri yönünden İş Mahkemesinin görevli olması karşısında uyuşmazlığın özel mahkeme olan İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği" gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Mahkemece verilen 10/12/2025 tarihli ek karar ile; "Davacı vekilinin tashih talebinin incelenmesinde dava dilekçesinde parantez içerisinde Serik yazılı olduğu, davalıların yerleşim yerinin de Serik ilçesi olduğu, yine icra takibinin de Serik ilçesinde yapıldığı, gerekçeli kararda görevli mahkeme olarak Alanya Nöbetçi İş Mahkemesi yazılmasının maddi hata teşkil ettiği anlaşılmakla davacının tashih talebinin kabulüne, 17/11/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararın hüküm kısmının 2. ve 3. Maddelerinde yer alan “Alanya Nöbetçi İş Mahkemesi” yazılı kısımlarının " Serik Nöbetçi İş Mahkemesi" şeklinde tashihine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen asıl karar ve ek karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin vermiş olduğu İş Mahkemesinin bu dava da görevli olduğuna dair kararının son derece hatalı olduğunu, huzurdaki davanın işçilik alacağı davası olmadığını, takip hukukundan kaynaklanan menfi tespit davası olduğunu, davanın işçilik alacağının tahsiline, ücret, kıdem, ihbar, fazla mesai gibi iş hukuku kalemlerine ya da hizmet süresi veya iş sözleşmesinin tespitine ilişkin bir dava olmadığını, davanın bir kambiyo takibinde üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamelerine cevap vermemesi üzerine dosyaya borçlu olarak eklenmesine ilişkin olduğunu, davaya konu tutarın Serik İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında İİK md. 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz etmemesi üzerine borcu ikrar etmesi olgularına dayandığını, bu sebeple uyuşmazlığın iş hukukunun görev alanına giren bir durum olmadığını, tamamen icra hukukuna ilişkin olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin davacı ile takip borçlusu arasında geçmişte bir dönem işçi-işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle uyuşmazlığı işçi-işveren arasındaki alacak uyuşmazlığına indirgediğini ve bu sebeple iş mahkemesini görevli kabul ettiğini, davada uyuşmazlık konusu hususun işçilik alacağı bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olmadığını, İİK m. 89 konusunda bir uyuşmazlığın söz konusu olduğunu, İİK m. 89'a dayalı davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, İİK m. 89 hükümlerine dayalı menfi tespit ya da istirdat davaları bakımından kanunda özel bir görev düzenlemesi bulunmadığını, bu yaklaşımın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, görevli mahkemenin dava konusuna göre belirlendiğini, taraflar arasında geçmişte bir dönem işçi - işveren ilişkisinin kurulmuş olması veya geçmiş hukuki ilişkinin türünün huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığını, davanın konusunun işçilik alacağı olmadığını, bu sebeple mahkemenin dava türünü işçilik alacağına indirgeyerek İş Mahkemesi'nin görev alanına girdiğine dair hükmünün hatalı olduğunu, davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, İİK m. 89/3-5 hükümlerine dayalı menfi tespit ve istirdat davaları bakımından kanunda özel bir görev düzenlemesi bulunmadığını, bu nedenle HMK m. 2 uyarınca genel görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 06.11.2023 tarih ... E. ... K. sayılı kararında açıkça; tarafların tacir olmasının, temel ilişkinin ticari ya da iş ilişkisi olmasının, senedin kambiyo senedi niteliği taşımasının, görev bakımından hiçbir etkisinin bulunmadığının belirtildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; 2004 sayılı İİK'nın 89/5. maddesine dayalı istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir. İİK'nın 89/5. maddesinde; "Üçüncü şahsın, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmünün uygulanacağı ve her hâlde üçüncü şahsın, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebileceği" düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı takip borçlusunun davacı şirkette işçi olarak çalıştığı, davalı asıl borçlu ile davacı şirket arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olması nedeniyle 5521 sayılı kanunun 1. maddesi gereğince görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı bir uyuşmazlık değildir. 2004 sayılı İİK'nın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2023 tarih 2023/5228 E. 2023/6468 K. sayılı ilamı) Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında da re'sen dikkate alınması gerekir. İlk Derece Mahkemesince davaya bakmakta Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle, 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davacı ile takip borçlusu davalı arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak davanın İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Buna göre 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun görev dava şartına aykırılık nedeniyle kabulü ile 353/1-a-3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Serik Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ve 10/12/2025 tarihli ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2025 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararının ve işbu karara ilişkin 10/12/2025 tarihli ek kararının USULDEN KALDIRILMASINA, 3-Kararı veren Mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4-HMK'nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Serik Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin kararın tebliği ile İHTARINA, 5-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dahil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı mahkemece karara BAĞLANMASINA, 6-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, 7-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalı ...'e iadesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-c. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20/02/2026 ...