9. Hukuk Dairesi 2012/24205 E. , 2014/27051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 8. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2012 NUMARASI : 2010/638-2012/220 DAVA :Davacı, asıl dava senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, ayrıca kötüniyetli takip nedeniyle tazminata, birleşen dava ile de fazla mesai ücreti, resmi tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar a
**9. Hukuk Dairesi 2012/24205 E. , 2014/27051 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 8. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2012 NUMARASI : 2010/638-2012/220 DAVA :Davacı, asıl dava senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, ayrıca kötüniyetli takip nedeniyle tazminata, birleşen dava ile de fazla mesai ücreti, resmi tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A)Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, asıl dava ile, senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, ayrıca kötü niyetli takip nedeniyle tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, birleşen dava ile de, fazla mesai, resmi tatil ve yıllık izin alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının bono dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40’ı oranında kötü niyet tazminatının tahsiline, fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar taraflarca temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Davacı işyerinde pazarlama ve satış müdürü olarak 3.000 TL ücretle çalıştığını iddia ile alacak talebinde bulunmuş, yerel mahkemece asgari ücret üzerinden alacakların tahsiline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Mahkemece, karar gerekçesinde emsal ücret araştırması yapılmasına işaret edilmişse de, dosyada bu yönde belgeye rastlanılmamıştır. Ayrıca, dosyada davalı işyerince imzalanmış ve davacının da fesih öncesi tarihte 2.500 TL ücret aldığına dair belge bulunmakta, bu belgenin altında maaş ve prime dair açıklama yer almaktadır. Bunun dışında davacının hesap ekstresinde 2009 Ocak ayı maaşı olarak 1.499,98 TL davalı tarafça yapılmış bir maaş ödeme kaydı görülmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek davacının yaptığı iş, müdürlük görevinde bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenip yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde emsal ücret araştırması yapılarak, dosyada bulunan cari hesap kayıtlarının davacının iddiasına uygunluğu gerekirse mahallinde uzman mali müşavir ile denetlenip elde edilecek sonuca göre alacakların hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. 3-Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesinde çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile bu normal çalışma süresinin, haftanın çalışılan günlerine günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir. Yasanın 41 inci maddesine göre fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olup, 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bir işçinin günde en fazla fiilen 14 saat çalışabileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda 24 saat çalışıp 24 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda bir hafta 3 gün diğer hafta ise 4 gün çalışma yapılacağından, yukarıda bahsedilen 63 üncü madde hükmü gereğince, haftalık normal çalışma süresi dolmamış olsa dahi günlük 11 saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılması nedeniyle, bu çalışma sisteminde işçi ilk bir hafta (3x3=) 9 saat takip eden hafta ise (4x3=) 12 saat fazla çalışma yapmış sayılmalıdır. Çalışma şeklinin 24 saat mesai 48 saat dinlenme şeklinde olduğu durumlarda ise, işçi birinci hafta 3 gün ikinci ve üçüncü haftalar 2 gün dördüncü hafta yine 3 gün çalışacağından, ilk hafta (3x3=) 9 saat, ikinci ve üçüncü haftalarda (2x3=) 6 saat, dördüncü hafta ise yine (3x3=) 9 saat fazla çalışmış sayılacaktır. 1475 sayılı önceki İş Yasasında günlük 11 saati aşan çalışmaların fazla çalışma sayılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, söz konusu Yasanın yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen, 24 saat çalışıp 48 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda, haftalık 45 saatlik normal çalışma süresinden fazla çalışma yapılması mümkün olmadığından, işçinin fazla çalışma yaptığının kabulü mümkün değildir. Ancak değinilen Yasa döneminde gerçekleşen 24 saat mesai 24 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda, 4 gün çalışılan haftalarda (4x14=) 56 saat çalışma yapılacağından, sadece bu haftalarda işçinin haftalık (56‑45=) 11 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir. Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir. Tarafların sözleşmeyle bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır. İşçinin normal çalışma ücretinin sözleşmelerle haftalık kırk beş saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak kırk beş saate kadar olan çalışmaları “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır (İş Kanunu, Md. 41/3). Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde yirmi beş fazlasıdır. 4857 sayılı Yasanın 41 inci maddesinin dördüncü fıkrası, işçiye isterse ücreti yerine serbest zaman kullanma hakkı tanımıştır. Bu süre, fazla çalışma için her saat karşılığı bir saat otuz dakika, fazla süreli çalışmada ise bir saat on beş dakika olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin de sözleşmelerle attırılması mümkündür. Otel, lokanta, eğlence yerleri gibi işyerlerinde müşterilerin hesap pusulalarına belirli bir yüzde olarak eklenen paraların, işverence toplanarak işçilerin katkılarına göre belli bir oranda dağıtımı şeklinde uygulanan ücret sistemine “yüzde usulü ücret” denilmektedir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde fazla çalışma ücreti, 4857 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde öngörülen yönetmelik hükümlerine göre ödenir. İşveren, yüzde usulü toplanan paraları işyerinde çalışan işçiler arasında, Yüzdelerden Toplanan Paraların İşçilere Dağıtılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre eksiksiz olarak dağıtmak zorundadır. Fazla çalışma yapan işçilerin fazla çalışma saatlerine ait puanları normal çalışma puanlarına eklenir (Yönetmelik Md. 4/1.). Yüzdelerden ödenen fazla saatlerde, çalışmanın zamsız karşılığı ile zamlı olarak ödenmesi gereken ücret arasındaki fark ödenir. Zira yüzde usulü ödenen ücret içinde fazla çalışmaların zamsız tutarı ödenmiş olmaktadır. Yapılan bu açıklamalara göre; yüzde usulü ya da parça başı ücret ödemesinin öngörüldüğü çalışma biçiminde fazla çalışmalar, saat ücretinin % 150 zamlı miktarına göre değil, sadece % 50 zam nispetine göre hesaplanmalıdır. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K). Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça ibraz edilen ücret belgesi üzerinde ilgili bankaca yazılan açıklamadan davacının maaş ve ilaveten prim usulü ile çalıştığı izlenimi oluşmaktadır. Bu husus tanıklara yeniden sorulup, prim karşılığı çalıştığının tespiti halinde fazla mesai ücretlerinin buna göre belirlenmesi gerekeceğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir. 4-Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde işyerinde hafta içi 08.30-18.00 saatleri arasında, Cumartesi günü 15.00-16.00 saatlerine kadar, milli bayramlarda ise tüm gün çalışıldığını, öte yandan davacının şehir dışı seyahatleri nedeniyle ayda 5 veya 6 gece Uşak, Muğla, Denizli, Bodrum, Edremit, Ayvalık gibi şehirlerde konaklamak durumunda kaldığını iddia ederek fazla mesai ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, işe başlama saatinin talep aşılacak şekilde 08.00 olarak alındığı anlaşılmakla söz konusu rapora göre de hüküm kurulması hatalıdır. 5-Dosyada mevcut iki ayrı izin formunda davacının bir kısım izinlerini kullandığı anlaşılmaktadır. Bu belgelerdeki imzaların davacıya aidiyetinin tespiti ile kullanıldığının belirlenmesi durumunda hak ettiği izin süresinden düşülmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile toplam hizmet süresine göre izin süresi ve ücretinin hesaplandığı rapora göre karar verilmesi yerinde değildir. F)Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.