9. Hukuk Dairesi 2026/864 E. , 2026/1344 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/794 E., 2025/2329 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/240 E., 2023/556 K. Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi 22.06.2021 tarihinde sona eren davacının hüküm altına alınan ve davalı tarafça 19.11.2025 tarihli temyiz dilekçesi ile temyize konu edilen toplam alacak miktarının, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe g…
9. Hukuk Dairesi 2026/864 E. , 2026/1344 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/794 E., 2025/2329 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/240 E., 2023/556 K. Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi 22.06.2021 tarihinde sona eren davacının hüküm altına alınan ve davalı tarafça 19.11.2025 tarihli temyiz dilekçesi ile temyize konu edilen toplam alacak miktarının, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin 19.11.2025 tarihli temyiz dilekçesinin Dairemizin 17.12.2025 tarihli ve 2025/9510 Esas, 2025/10068 Karar sayılı geri çevirme kararı ile miktardan reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmesi üzerine, davalı vekilince 27.11.2025 tarihinde ibraz edilen temyize cevap dilekçesinin katılma yoluyla temyiz talebi mahiyetinde olup olmadığı yönünde tereddüt hasıl olduğundan, davalı vekiline 27.11.2025 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi mahiyetinde olup olmadığı Dairemizin yukarıda bahsedilen geri çevirme kararı ile sorulmuştur. Davalı vekili tarafından sunulan 16.01.2026 tarihli beyan dilekçesinde; Temyiz kanun yoluna başvuru hakkımız saklı kalmak ile 27/11/2025 tarihli temyize cevap dilekçemiz; katılma yoluyla temyiz başvurusu amacı taşımamakta olup davacı yanın temyiz başvurusuna cevaplarımızda ibarettir" şeklinde açıklama yapılmıştır. Açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.09.2015-22.06.2021 tarihleri arasında uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, sefer primlerinden mazot kesintisi yapılması, yıllık ücretli izinlerini kullanamaması, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması, Kuruma ücretinin düşük gösterilmesi nedenleri ile iş sözleşmesini sözlü olarak 22.06.2021 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, davacının çalışma koşulları daha iyi olan başka firmada işe başlamak istediğini, davacıya çıkış yapılabilmesi ve kıdem tazminatı ödenebilmesi için istifa dilekçesi yazması gerektiğinin belirtildiğini, irade fesadı ile davacıya istifa dilekçesi yazdırıldığını, davacının asgari ücret + sefer prim usulü ile ücret aldığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davacının her seferinde aracının fazla mazot yaktığı gerekçesiyle sefer prim ücretinden 50,00 Euro mazot kesintisi yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, yıllık ücretli izin ve sefer primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 09.09.2015 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesini başka bir firmada çalışacak olması sebebiyle sona erdirmek istediğini, 22.06.2021 tarihli ıslak imzasını içeren dilekçesi ile istifa ettiğini, davacının istifa dilekçesini vererek işten çıkışının hemen ertesi günü 23.06.2021 tarihinde dava dışı başka bir Şirkette sigorta girişinin yapıldığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmakta iken başka bir firmada iş görüşmesine gittiğini, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacının çalışma koşullarına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça 22.06.2021 tarihli ıslak imzalı ve el yazılı istifa dilekçesinde başka bir firmada çalışacağından dolayı işten ayrıldığını beyan ettiği, bu dilekçesinin baskı ile iradesi fesata uğratılarak imzalatıldığının ispatlanamadığı, davacının 1 gün sonra başka bir işyerinde işe başladığı dikkate alındığında kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği, ispatlanamayan yıllık ücretli izin ve hafta tatili ücreti taleplerinin reddi gerektiği, davacının asgari ücret + sefer primi usulüyle çalıştığı, sefer prim alacaklarının tamamı elden ödenmekte olup alacağın tam veya eksik ödendiğine ilişkin dosyada veri bulunmadığından sefer primi talebinin de reddi gerektiği, karşılığı ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücretinin ise hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; reddedilen alacak kalemleri yönünden Mahkeme kabulünün yerinde olduğu, somut olayda davacının ulusal bayram ve genel tatil çalışma iddiasını davalı yanca dosyaya sunulan şoför hesap beyanlarına göre ispatladığı, ek bilirkişi raporunda işverence yapılan ödemelerin ise mahsup edilmediği, İlk Derece Mahkemesince ıslaha karşı zamanaşımı def’i gözetilerek resen yapılan hesaplama sonucu hüküm kurulduğu ne var ki Mahkemece yapılan hesabın denetime elverişli olmadığı, şu hâlde ek rapordaki hesap yöntemi (önce mahsup, sonra istinaf nedeni olarak ileri sürülmemesi sebebi ile %30 indirim) korunarak davalı vekilince süresinde ileri sürülen ıslah zamanaşımı def’i dikkate alınıp dosyadaki 16.06.2023 tarihli ek rapordaki tabloda belirlenen ücret miktarları ve bu tablodaki davalı yanca sunulan şoför hesap beyanları başlıklı belgelerden davacının yurt dışında çalıştığı tespit edilen genel tatil günleri baz alınarak 01.05.2018 tarihinden itibaren raporda hesaplanan toplam 11.312,69 TL + 243,25 TL (Mayıs ayından 1 Mayıs günü için) olmak üzere 11.555,94 TL alacağın bulunduğu, bu tutardan kök bilirkişi raporunda gösterilen ödeme tutarlarının (hesaplamaya konu döneme isabet eden toplam 4.477,40 TL) mahsubu ile bulunan 7.078,54 TL’lik miktara %30 indirim uygulanarak 4.954,99 TL ve bu miktara da dava dilekçesi ile istenen 200,00 TL’nin ilavesiyle neticeten 5.154,98 TL/brüt ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun gerekçe yönünden, davalının istinaf başvurusunun ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, istifa dilekçesinin irade fesadıyla yazdırıldığını, kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiğini, 2. Davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtları ile yıllık izin tarihleri kontrol edilerek davacının yurt dışında olduğu dönemlerde izinli gösterilmişse bu formların geçersiz sayılması gerektiğini, yurt içinde olduğu dönemlerde, vizelerin bittiği dönemlerde davacıya yıllık izin formları imzalatılarak yurt içinde çalıştırıldığını, dijital ehliyet kayıtları ve yurt dışı giriş çıkış kayıtlarının kontrolü ile izin dönemlerine denk gelen tarihlerin izin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, 3. Davacının sefer priminden mazot kesintisi yapıldığını, ücret alacaklarında ispat külfetinin davalıda olduğunu, ispat külfetinin davacıya yüklenemeyeceğini, 100 km için mazot kotası konularak davacının her sefer priminden ortalama 50,00 Euro kesildiğini, davacının aracın yaktığı mazottan sorumlu tutulamayacağını, yapılan kesintinin haksız olduğunu, 4. Davacının yurt dışında olduğu dönemler için ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hesaplanması gerektiğini, davacının ücretinin düşük hesap edildiğini, bordro tahakkuklarının kendi içinde çelişkili olduğunu, tahakkuklar kabul görse dahi sefer primleri gözetilmeden tahakkuk edildiğini, 5. Hafta tatili alacağında yurt dışı giriş çıkış kayıtlarında cumartesi ve pazar gününe denk gelen günlerin hesaplanması gerektiğini, davacının yurda giriş çıkış kayıtları incelenerek davacının seferde geçirdiği 6. günden sonraki 7. gün çalışmasının hafta tatili çalışması olarak kabulüyle hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde son bulup bulmadığı ile dava konusu alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.