T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1847 KARAR NO: 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2022/1130 Esas 2024/706 Karar KARAR TARİHİ: 09/07/2024 DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 KARAR YAZMATARİHİ: 26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içi…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1847 KARAR NO: 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2022/1130 Esas 2024/706 Karar KARAR TARİHİ: 09/07/2024 DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 KARAR YAZMATARİHİ: 26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait .../ Yahyalı ilçesinde kain tarlalarına damlama sulama sistemi yaptırmak için davalı şirket ile sulama sistemi yapılması konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin tarafı olan şirketin sözleşme uyarınca ve müvekkili adına kesmiş olduğu faturanın aksine farklı ve yetersiz malzemeler kullanarak söz konusu sulama sistemini eksik bir şekilde yaptığını, bu eksiklik ve tam olarak yapılmamış olan sulama sisteminden kaynaklanan zararın tespiti için Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/2 D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığını, delil tespiti neticesinde bu eksiklik ve farklı ve yetersiz malzemeler sonucunda doğan zararın toplam 210.460,00-TL olduğunun tespit edildiğini bildirerek, taşınmaz malda eksik ve farkıl malzeme kullanımından kaynaklı meydana gelen zararın karşılığı olarak ve fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Mahkemece; davanın kabulü ile 171.522,50-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır. İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davacı tarafından müvekkili şirketin sulama sistemini sözleşmeye aykırı ve eksik yaptığı iddiasıyla açılan tazminat davasını, müvekkilin bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmediği gerekçesiyle kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya süresinde cevap verilmemiş olmasının davayı inkâr etmek anlamı taşıdığını ve savunma ile delil bildirme hakkını ortadan kaldırmadığını, Mahkeme'nin inkâr mahiyetindeki hiçbir savunma delilini toplamadan karar verdiğini, dava dilekçesine dayanak yapılan tespit bilirkişi raporunun müvekkilinin gıyabında yapılması nedeniyle usul ve yasaya uygun olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi ile Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarının eksik, hatalı, taraflı ve davacının beyanlarına göre hazırlandığını, bu raporların kendi içinde çelişkiler barındırdığını ve bilimsel verilere dayanmadığını, işin esasında dava konusu işin 16.03.2021 tarihli tutanakla çalışır vaziyette ve hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davacı tarafından teslim alındığını, bu durumun davacının müvekkili ibra ettiği ve Türk Borçlar Kanunu'nun 474 ve 477. maddeleri uyarınca eseri kabul etmiş sayıldığı anlamına geldiğini, davacının makul sürede gözden geçirme ve ayıp bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sulama sisteminin projeye uygun ve eksiksiz yapıldığının ... Bankası uzmanları tarafından denetlenerek onaylandığını, teslimden ve uzun süreli kullanımdan sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu, Yerel Mahkeme'nin ayıpların açık veya gizli olup olmadığı, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususlarını eksik incelediğini belirterek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler. İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Tarafların, 11.01.2021 tarihli teklif mektubunda belirtilen malzemeler ve fiyatları ile davacıya ait taşınmazda toplam 681.137,64.-TL işin KDV dahil 620.000.-TL bedelle sulama sistemi kurulması konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmakta olup davacı iş sahibi davalı yüklenicidir. 16/03/2021 tarihli teslim tutanağı ile sistemin çalışır vaziyette ve eksiksiz olarak teslim edildiği belirtilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2010 gün ve 2010/13-26 E., 2010/73 K.günlü kararında da aynen benimsendiği gibi delil tespitine itiraz süreye bağlı değildir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 373.maddesinde yer alan delillerin tespitine itiraza ilişkin maddede itiraz için bir süre öngörülmediğine göre, asıl dava açıldığı sırada da davalı, dava açılmadan önce yapılmış olan delil tespitine itiraz edebilir. Davalının rapor kendisine tebliğ edilmiş olsa bile itiraz etmemekle bu raporu kabul ettiği sonucuna varılamaz. Diğer taraftan, HUMK 275.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur. Buna göre; her ne kadar mahkemece tespit raporuna süresinde itiraz edilmediğinden kesinleştiği belirtilse de, delil tespitine itiraz süresi bulunmadığından raporun kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği gibi mahkemece tespit raporu ile keşif suretiyle aldırılan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmediği alınan rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; 1-Tespit raporunda, kullanılan boruların 8 ve 10 ... olarak karışık kullanıldığı, proforma faturada 90, 110, 125, 160 mm çaplı 10 ve 16 ... borular olmasına rağmen yapılan imalata 60 ve 75 mm çaplı 8 ... boruların da kullanıldığı, borularında ana borular toprak altında olduğundan 10 ... yerine 8 ... ve düşük çapta döşenen boruların miktarının tespitinin mümkün olmadığı, 90 mm çapında olacak olan ana boru miktarı proforma faturada 3400 metre olup bedelinin 74.460,00.-TL olduğu, değiştirilme bedelinin de 50.000,00.-TL olmak üzere 124.460,00.-TL olduğu, Mahkemece keşif suretiyle Makine Mühendisi ve Ziraat Bilirkişiden alınan rapor ve ek raporlarda ise; dava konusu taşınmazlarda ana hat haricinde kalan tüm kısımlarda ... marka 90'lık 10 ... kullanıldığı, ana hattan gelen boruların ise kaç ... olduğunun tespitinin yapılamadığı, borular teklif mektubunda hat borularını 160, 125, 110 ve 90'lık olarak planlandığı ve fiyatlandırıldığı, 125 ve 110'luk borulara rastlanılmadığı, davacı kaybının 90.022,50.-TL olduğu, Davacının şikayeti olan ekim alanındaki tepe noktalarına suyun gelmemesinin proje hatalarından kaynaklandığı, böyle sistemlerde basıncı dengelemek için kuyu çıkışından sonra sistemin sonuna doğru belirli aralıklarda boru çapının düşürülmesi gerektiği, oysa açıkta görülen borularda bu sistemin uygulanmadığı, gidiş dönüş borularının tamamının 90'lık borular olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. 11/01/2021 tarihli teklif mektubunda; 1.250 metre 160*16 ..., 2.800 metre 125*10 ..., 550 metre 110*10 ..., 3400 metre 90*10 ... kullanılacağı belirtilmiş olup tespit raporu ile mahkemece aldırılan bilirkişi raporu arasında kullanılan boruların çapı ve niteliği (...) arasında farklılıklar olduğu, mahkemece bu çelişki giderilmediği, . 2-Yapılan Sulama Sisteminde anlaşılan dört çekvalfın kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili olarak tespit raporunda, motopomp odasında bir adet çekme valf olduğu, bir adet çekme valfın arazinin üst tarafında toprağa gömülü olduğu, talepte bulunanın beyanına göre eksik 2 adet çekme valfın 2*13.500,00.-TL=27.000,00.-TL olduğu, fatura bilgisinde yer alan 2 adet baypas kolektörü olmasına rağmen imalatta 1 adet paypas kolektörü olduğunun tespit edildiği, bedelinin 4.500,00.-TL olduğu, Fatura bilgisinde 2 adet kuyu filtre manifoldu ve otomatik disk filtresi olmasına rağmen imalatta 1 adet kuyu filtre ve bir adet otomatik disk filtresi olduğunun tespit edildiği, bedelinin 40.000,00.-TL olduğu belirtilmiş olup Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da bu hesaplamalara katılındığı belirtilerek ayrıca hesaplama yapılmadığı, taraflarca imzalanan teklif mektup tarihinin 11.02.2021, bilirkişi tespit tarihinin ise 06.04.2022 tarihi olmasına rağmen; teklif mektubunda 1 adet çekme valfın değeri KDV hariç 4.722,00.-TL olmasına rağmen tespitte 2*13.500,00.-TL=27.000,00.-TL değer takdir edildiği, 1 adet baypas kolektörünün değerinin KDV Hariç 1.800,00.-TL belirtilmesine rağmen tespit raporunda 4.500,00.-TL değer takdir edildiği, 1 adet kuyu filtre manifoldu ve otomatik disk filtresi KDV hariç 15.500.-TL olarak belirtilmesine rağmen tespit raporunda 40.000,00.-TL değer takdir edilmiş olup değer farkının neden kaynaklandığı hususunda denetime elverişli rapor düzenlenmemiştir. 3-Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı TBK 470 ve devamı maddelerine göre yüklenici imâl ettiği şeyi özenle ve sözleşmedeki amacına uygun ifa etmekle yükümlüdür. Yine TBK 'nın 477/3. maddesi ''Yapılan şeydeki kusur, sonradan meydana çıkarsa iş sahibi, vakıf olur olmaz keyfiyeti müteahhide haber vermeye mecburdur. Aksi takdirde iş sahibi kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nın 474, gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 474/III). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son) talep edilebilir. Ancak eksikler için bedel hesabında teslimden itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. HMK'nın 281/3. maddesi hükmünce mahkemece maddi gerçeğin ortaya çıkması için tespit raporu ve mahkemece aldırılan bilirkişi raporları arasında açık farklılıklar bulunduğundan bu çelişkiyi gidermek üzere yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, önceki raporlar da değerlendirilmek suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp hangi işlerin eksik iş veya ayıplı olduğu tespit edilerek eksik ve kusurların teslim tarihinden makul süre sonundaki mahalli piyasa rayiçleriyle giderim bedelinin hesaplattırılıp sonucuna karar verilmesi gerekirken raporlar arası çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davanın çözümü için esaslı deliller toplanıp değerlendirilmemiş olmakla mahkeme hükmünün kaldırılması ve yukarıda tespit edilen hususlar doğrultusunda yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler ile, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1130 Esas 2024/706 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın yeniden yargılama yapılması için kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin karar harcı olarak alınan harcın isteği halinde yatıran taraflara İADESİNE, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın temyizi kabil olmaması nedeni ile HMK’nin 359/III. maddesi uyarınca kararın taraflara ilk derece mahkemesince tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a.6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/03/2026